Bir implant ameliyatından çıkan hasta, birkaç ay sonra implantın düştüğünü fark eder. Ya da kanal tedavisinde kırılan alet dişin içinde bırakılmıştır. Belki protezin rengi taahhüt edilenden tamamen farklıdır ya da sinir hasarı nedeniyle çenede kalıcı uyuşukluk gelişmiştir. Tüm bu senaryolar, diş hekimliğinde malpraktis kavramının somutlaştığı noktalardır.
Diş hekimliğinde malpraktis, tıp hukuku içinde kendine özgü hukuki nitelikleriyle öne çıkan bir alandır. Tedavi işlemleri vekillik sözleşmesi, protez ve implant gibi imalat içeren işlemler ise eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Bu ayrım, dava stratejisi ve ispat yükü açısından belirleyici sonuçlar doğurmaktadır.
Diş Hekimliğinde Malpraktis Nedir?
Hatalı tıbbi uygulama (malpraktis); bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi, “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir. Diş doktorları da gerçekleştirdikleri hatalı tıbbi uygulamadan sorumludur. Bir diş doktoru hatalı tıbbi uygulama gerçekleştirdiğinde tazminat sorumluluğu, cezai sorumluluğu ve disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir. Diş hekimliğinde malpraktis; implant uygulaması, kanal tedavisi, diş çekimi, protez, ortodonti ve estetik diş tedavileri başta olmak üzere ağız ve diş sağlığının tüm alanlarını kapsamaktadır.
Diş Hekimi ile Hasta Arasındaki İlişki Vekâlet mi, Eser Sözleşmesi mi?
Diş hekimliğinde malpraktis davalarının temel hukuki zemini, hasta ile hekim arasındaki sözleşmenin niteliğine göre farklılaşmaktadır. Bu ayrım; ispat yükü, zamanaşımı süresi ve sorumluluğun kapsamı bakımından belirleyici sonuçlar doğurduğundan, her davada titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Örneğin diş hekiminin, protez, implant veya kron-köprü gibi imalatların yapımını üstlendiği durumlarda eser sözleşmesi söz konusu olur. Yargıtay da diş tedavisinde hasta ile doktor arasındaki hukuki ilişkinin vekâlet sözleşmesi; diş protezinde ise eser sözleşmesi olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2006/4800, K. 2007/5945)
Vekâlet sözleşmesinde diş hekim, sonucu taahhüt etmez; yalnızca gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Eser sözleşmesinde ise imalatın taahhüt edilen sonuca uygun olması beklenir. Bu nedenle implant düşmesi, protezin ağız yapısına uymaması ya da estetik tedavide kararlaştırılan görünüme ulaşılamaması gibi durumlarda eser sözleşmesi hükümleri devreye girer ve diş hekimliğinde malpraktis davası sonuç sorumluluğu zemininde yürütülebilir.
En Sık Karşılaşılan Diş Hekimliğinde Malpraktis Türleri
İmplant Uygulamalarında Malpraktis
İmplant, cerrahi bir işlemi içerdiğinden diş hekimliğinde malpraktis iddialarının en ciddi biçimlerini barındırmaktadır.
Yapılan implantın düşmesi, protezin çene yapısına uymaması, yapılan diş renginin kararlaştırılan renkle farklılık göstermesi gibi diş estetiği hatalarında da tazminat davalarının açılması gündeme gelmektedir. İmplant uygulamalarında diş hekimliğinde malpraktis kapsamında değerlendirilebilecek başlıca hatalar şunlardır:
- Kemik yoğunluğu ve hacmi yeterli olmayan bölgeye implant yapılması
- Sinüs tabanının veya alt alveol sinirinin zarar görmesi
- Steril olmayan ortamda uygulama sonucu gelişen enfeksiyon
- Yanlış açıyla ya da yanlış boy/çapta implant yerleştirilmesi
- Sistemik hastalıklar (diyabet, osteoporoz) değerlendirilmeden yapılan cerrahi
- Yetersiz osseointegrasyon (kaynaşma) değerlendirmesi ardından üst yapı tamamlanması
Vaka Örneği: Bir hasta, üç adet implant yaptırdıktan altı ay sonra implantların birer birer düştüğünü ve çenesinde kalıcı ağrı geliştiğini ifade etmiştir. Bilirkişi raporunda, implant yerleştirilen bölgede kemik yoğunluğunun yetersiz olduğunun başlangıçta tespit edilmesi gerektiği ve gerekli kemik greftlemesi yapılmadan müdahale edilmesinin standart dışı olduğu saptanmıştır. Diş hekimliğinde malpraktis hükümleri çerçevesinde hem implant bedelinin iadesi hem de ek tedavi masrafları tazminata konu edilmiştir.
Yanlış Diş Çekimi
Yanlış diş çekimi, diş hekimliğinde malpraktis davalarının en belirgin ve ispatı en kolay türlerinden birini oluşturmaktadır.
Yanlış dişin çekilmesi, diş kanalında eğe (kanal aleti) kırılması, çene kemiği erimesi, dolgu yapılması gereken dişe kanal tedavisinin uygulanması yahut yanlış işlem sonucu yüzde şişlik meydana gelmesi gibi diş tedavisi hatalarında tazminat davaları sıklıkla açılmaktadır. Yargıtay tarafından verilen bir kararda, süt dişi yerine esas dişin çekilen hastanın ilerleyen süreçte yaşayacağı acı ve ıstırabın boyutu göz önüne alınarak manevi tazminata hükmedileceği belirtilmiştir. (Yargıtay 15. H.D. 2017/1532 E. ve 2018/2978 K.)
Kanal Tedavisinde Malpraktis
Kanal tedavisi, alet kırılması, kanalın eksik doldurulması, yanlış dişe işlem yapılması ve sinir hasarı gibi riskleri barındıran bir prosedürdür. Hekimin bir komplikasyonun ortaya çıkmasından sorumlu olmaması mutlak bir kural değildir. Hekimin sorumluluğu, komplikasyonun öncesi ve sonrasındaki yönetim sürecinde başlar. Ancak hekimin, kırık aleti çıkarmak için hiçbir çaba göstermemesi, durumu hastaya bildirmemesi ve dosyasına kaydetmemesi malpraktistir.
Kanal tedavisinde en sık karşılaşılan diş hekimliğinde malpraktis türleri: alet kırılması ve hastaya bildirilmemesi, yetersiz kanal dezenfeksiyonu sonucu apsenin nüksetmesi, kanal perforasyonu ve kanamanın kontrol edilememesi, aşırı dolgu materyali yüksekliği nedeniyle çene ağrısı gelişmesi.
Protez Hatalarında Malpraktis
Diş tedavisinde, protez ve estetik uygulamalar gibi bazı tedaviler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, diş hekimi tarafından hastaya taahhüt edilen sonuçların karşılanıp karşılanmadığı dikkate alınacaktır.Protez diş hekimliğinde malpraktis iddialarında en çok karşılaşılan sorunlar: kronik diş eti enfeksiyonuna yol açan yetersiz marjin uyumu, ısırma yüksekliğini bozan yanlış oklüzyon, alerjik reaksiyon tetikleyen uygunsuz malzeme seçimi ve anatomik yapıya uymayan sabit protezlerdir.
Ortodontik Tedavide Malpraktis
Ortodontik tedavide diş hekimliğinde malpraktis iddialarının odağını genellikle tedavinin aşırı uzatılması, yanlış kuvvet uygulaması sonucu oluşan kök rezorpsiyonu ya da braket yerleştirme hataları nedeniyle dişlerde kalıcı hasar oluşması oluşturmaktadır.
Anestezi Hatalarında Sinir Hasarı
Bir Yargıtay kararında, hastanın alt çene sinirinin çekim sırasında zedelenmesi sonucu konuşma bozukluğu ve çiğneme güçlüğü yaşadığı sabit görülmüş; hekimin tedaviye başlamadan önce gerekli tomografiyi almaması, açık kusur olarak değerlendirilmiş ve 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu karar, diş hekimliğinde malpraktis bağlamında son derece önemlidir: Dijital tomografi (CBCT) çekilmeden yapılan cerrahi işlemler, özellikle alt çene bölgesinde sinir hasarı riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Hekimin bu riski önceden tespit edip hastayı bilgilendirmesi zorunludur.
Yargıtay Kararları: Diş Hekimliğinde Malpraktis
Yargıtay 3. HD, E. 2015/19891, K. 2016/13962, T. 06.12.2016
Taraflar arasındaki akdi ilişki, TBK’nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşme ilişkinin eser sözleşmesi olarak konumlandırılması neticesinde; işin uzmanı sayılan yüklenicinin, yapımını yüklendiği işi, özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapması gerekir. Tıbbi bir uygulamanın eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi bakımından sonuç sorumluluğu gündeme gelmektedir. Dergipark
Bu karar, diş hekimliğinde malpraktis değerlendirmesinde belirleyici bir ilkeyi ortaya koymaktadır: İmplant vakalarında hekim salt özen yükümlülüğüyle değil, sonuç taahhüdüyle de bağlıdır.
Yargıtay 15. HD. 2017/1711 E. , 2017/3417 K.
Yargılama sırasında Dişçilik fakültesinden iki profesör bir yardımcı doçent öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan raporda özetle; ….1-Azı dişinin kökünde kist olduğu söylenen hastaya çekimle birlikte sinüs mukozasının perforasyonu nedeniyle greft konduğu, bu işlemin maksiller sinüs enfeksiyonuna neden olduğu, bu sonucun baştan bilinmesi gerektiği, diş çekimi, greftleme, implant ücretinin peşin alındığı, oysa bu yerde implant yapılmasının mümkün olmadığı, tedavinin baştan yanlış planlandığı, ayrıca hastaya periodontal tedavi ile dikişler alınırken her dört segmentte alt, üst, sağ, sol, dolgulu olan dişlerine porselen kron yapılmak üzere kesim yapıldığı, sadece bu açıdan bilgilendirme dışında hatalı işlem olmadığı, hastanın halen geçici dişlerini kullandığı…. bildirilmiştir. Mahkemece diş hekimi bir bilirkişiden alınan hesaplama raporu ile hatalı tıbbi müdahalenin varlığı kabul edilerek, dinlenen tanık beyanları ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle; dişlerin eski hale getirilebilmesi için 6.255,00 TL maddi tazminata, bedensel bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle de 2.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmuş, karar taraflarca temyize getirilmiştir.
Uyuşmazlık tedavi amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmış olup, taraflar arasında vekâlet ilişkisinin mevcut olduğu ve TBK’nın 502 ve devamı maddeleri uyarınca; vekil olan doktorun sadakat ve özen borcunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, tedavinin tıbbi usüllere ve kurallara aykırı yapıldığı anlaşıldığından, doktorun tedavi ücreti ve iş bedeline hak kazanmadığı gibi, yaptığı müdahale sonucu ortaya çıkan zararın giderilmesi için, davacı yeniden tedavi masrafı yapmış olduğundan, davalılara ödediği tedavi bedelinin tamamı ile vekâlet görevinin tam olarak yerine getirilmemiş olması nedeniyle. zararının giderilmesi için yapılması gereken tedavi masraflarını; yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleri ile talep edebilir.
Diş Hekimliğinde Malpraktiste Aydınlatma Yükümlülüğü
Aydınlatılmış onamın geçerli sayılabilmesi için bilgilendirmenin açık, sade ve hasta tarafından anlaşılabilir düzeyde olması gerekir. Bilgilendirme; işlem öncesi, işlem sırası ve işlem sonrası riskleri kapsamalıdır. Ayrıca alternatif tedavi seçenekleri ve bunların avantaj-dezavantajları da belirtilmelidir. Eğer onam eksikse veya hiç alınmamışsa, hekimin sorumluluğu doğrudan kabul edilir ve tazminat yükümlülüğü artırılır. Bu nedenle onam süreci, sadece hukuki bir zorunluluk değil, hekimin kendi mesleki güvencesi açısından da hayati önem taşır. Diş hekimliğinde malpraktis davalarında aydınlatma yükümlülüğü, özellikle implant ve estetik tedavilerde sonuç garantisi verilmesi gibi yanıltıcı beyanlar söz konusu olduğunda bağımsız bir sorumluluk kaynağına dönüşebilmektedir.
Daha detaylı bilgi için Tıbbi Müdahalelerde Rıza ve Onam başlıklı yazımızı okuyabillirsiniz.
Diş Hekimliğinde Malpraktiste Hukuki Başvuru Yolları
Diş hekimi kamu görevlisi ise, başka anlatımla bir kamu hastanesinde görev yapıyorsa, hasta veya yakınları doğrudan hekim aleyhine tazminat davası açamaz. Bu durumda tazminat davası kurum aleyhine (Sağlık Bakanlığı, üniversite gibi) ve idare mahkemesinde açılır. Sonuçta kurum hakkında tazminat ödeme kararı çıkarsa, kurum bunu hastaya ödeyip, daha sonra ise diş hekiminden talep eder.
Özel hastanelerde veya bağımsız çalışan diş doktorlarının gerçekleştirdiği uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamına alınmıştır.
Bu durum diş hekimliğinde malpraktis davalarında görevli mahkeme açısından da sonuç doğurmaktadır: Tüketici mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesi, işlemin gerçekleştiği yere ve sözleşmenin niteliğine göre belirlenir.
Komplikasyon/Malpraktis Ayrımı
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, komplikasyonun kendisi bir hekim hatası olmasa bile, bu risk hakkında hastayı aydınlatmamak başlı başına bir kusurdur ve tazminat sorumluluğunu doğurur. Yani hasta “Bu riskin varlığını bilseydim bu işleme onay vermezdim” diyebiliyorsa, hekim sorumlu olur. Bu içtihat, diş hekimliğinde malpraktis değerlendirmesinde kritik bir dönüm noktasını işaret etmektedir: Komplikasyon, bildirilmemiş bir risk kapsamında gerçekleşmişse, teknik olarak komplikasyon niteliği taşısa bile hekimin sorumluluğu doğabilmektedir. Komplikasyon ve Malpraktis Arasındaki Farklar yazısında bu ayrım derinlemesine ele alınmaktadır.
Zamanaşımı Süreleri
Hatalı diş tedavisi yahut hatalı diş estetiği (malpraktis) nedeniyle maddi manevi tazminat davası zamanaşımı süresi, işlemin bizzat hekim kliniğinde gerçekleştirilmesi halinde, zararın hasta tarafından öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. Hekimin ağır kusurunun bulunduğu hallerde bu süre 20 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süreler, diş hekimliğinde malpraktis davalarında özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Zararın fark edilmesinin geciktiği vakalarda zamanaşımının ne zaman işlemeye başladığının belirlenmesi için tıp hukuku avukatına başvurulması büyük önem taşımaktadır.
Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri
Maddi Tazminat:
- Hatalı tedavinin ücreti ve iadesi
- Düzeltici tedavi masrafları (yurtiçi veya yurtdışı)
- Sinir hasarı gibi kalıcı durumlar nedeniyle çalışma gücü kaybı
- Ek ilaç, kontrol ve tedavi masrafları
- Ulaşım ve bakım giderleri
Manevi Tazminat:
- Gereksiz yere dişin kesilmesi veya çekilmesinden kaynaklanan acı ve elem
- Kalıcı uyuşukluk, konuşma ve çiğneme bozukluğu
- Estetik bozukluk nedeniyle sosyal yaşamdan çekilme ve özgüven kaybı
- Uzun süren ağrı ve tedavi sürecinden kaynaklanan psikolojik zarar
Mahkemeler, tazminat miktarını belirlerken sadece o anki zararı değil, zararın gelecekteki fiziksel ve psikolojik etkilerini de göz önünde bulundurmaktadır. Özellikle çocuk hastalarda yapılan hataların sonuçları, çok daha ağır ve uzun vadeli olarak değerlendirilmektedir. Manevi Tazminat ve Malpraktis Maddi Tazminat Davası yazılarında bu kalemler kapsamlı biçimde açıklanmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İmplantım düştü, dava açabilir miyim?
Evet. İmplant uygulamaları eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, implantın düşmesi kural olarak hekimin sonuç taahhüdünü yerine getirmediği anlamına gelir ve diş hekimliğinde malpraktis davası açılabilir.
Yanlış dişim çekildi, ne yapmalıyım?
Tüm tıbbi belgelerinizi güvence altına alın ve tıp hukuku avukatına başvurun. Yanlış diş çekimi, diş hekimliğinde malpraktis kapsamında hem maddi hem manevi tazminat talebine zemin hazırlar.
Kanal tedavisinde alet kırıldı, hekim söyledi mi söylemedim mi belli değil, ne yapabilirim?
Alet kırılması tek başına malpraktis değildir; ancak hekimin bunu hastaya bildirmemesi ve hasta dosyasına kaydetmemesi malpraktis oluşturur.
Protezim taahhüt edilen renge hiç benzemiyor, dava yolum var mı?
Evet. Eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde hem ücret iadesi hem de ek zarar tazminatı talep edilebilir.
Diş hekimliğinde malpraktis davası öncesinde arabuluculuk zorunlu mu?
Özel kliniklerde arabuluculuk zorunludur. Kamu hastanelerinde ise arabuluculuk değil, önce idareye başvuru ve ardından tam yargı davası yolu izlenir.
Hem diş hekimine hem kliniğe dava açılabilir mi?
Klinikte görev yapan diş hekiminin ayrıca şahsi kusuru varsa, hem kliniğe hem hekime ayrı ayrı dava açılabilir.
Diş hekimliğinde malpraktis davasında hangi belgeleri toplamam gerekir?
Fatura ve ödeme belgeleri, röntgenler ve tomografiler, tedavi planı, rıza formları, sonraki klinikten alınan raporlar ve yazışmalar temel belgelerdir.






