Göz Ameliyatında Malpraktis

Gözlüklerden kurtulmak umuduyla girilen ameliyathane, bazı hastalar için kalıcı görme bozukluğunun başlangıcına dönüşebilir. Yanlış göze uygulanan lazer, endikasyon taşımayan bir korneaya yapılan LASIK işlemi, katarakt ameliyatında seçilen uygunsuz mercek ya da retina cerrahisindeki gecikmeli tanı; bunların her biri göz ameliyatında malpraktis iddiasının somutlaştığı noktalardır.

Göz Ameliyatında Malpraktis Nedir?

Göz ameliyatında malpraktis, bir göz hekiminin (oftalmolog) tıbbi standartlara uygun davranmaması sonucunda hastanın zarar görmesi durumudur. Bu tanım; salt cerrahi müdahaledeki hatayı değil, endikasyon değerlendirmesindeki eksikliği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesini ve ameliyat sonrası takip hatalarını da kapsar.

Malpraktis kavramıyla örtüşen tıbbi hata, hekimin tıp mesleğini icra etmesi ve bilimin kural ile geleneklerine uymaması sebebiyle hatasının insan sağlığına veya hastanın hayatına zarar vermesidir. Tıbbi hata bilgisizlik, deneyim veya beceri eksikliği, dikkatsizlik veya ilgisizlik sebebiyle oluşmuş olabilir; aydınlatma kurallarının ihlalinde, teşhiste veya tedavi yönteminin belirlenmesinde ya da belirlenen yöntemin uygulanmasında ortaya çıkabilmektedir.

Göz ameliyatında malpraktis iddiasının güçlü biçimde yürütülmesi için üç unsur birlikte bulunmalıdır: tıbbi standarttan sapma, bu sapmaya bağlı bir zarar ve zarar ile sapma arasında nedensellik bağı. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, davayı olumsuz etkileyebilir.

En Sık Karşılaşılan Göz Ameliyatında Malpraktis Türleri

LASIK ve Refraktif Cerrahide Malpraktis

LASIK (Lazer İn Situ Keratomileusis), günümüzde en yaygın uygulanan refraktif cerrahi yöntemidir. Miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde kullanılan bu yöntem; doğru hasta seçimi ve titiz uygulama gerektirmektedir.

Refraktif cerrahinin uygulanması için hastanın uygun göz yapısını haiz olması gerekmektedir. Uygun göz yapısına sahip olmayan hastaya refraktif cerrahi uygulandığında tedavide endikasyon koşulunun yer almaması ve hatalı teşhis nedeniyle bu tıbbi müdahale malpraktis konusu olabilmektedir.

Göz ameliyatında malpraktis açısından LASIK’te en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • İnce kornea tespiti yapılmadan operasyon gerçekleştirilmesi
  • Keratokonus (kornea erimesi) riski taşıyan göze lazer uygulanması
  • Yanlış numaranın hesaplanması ya da aşırı/yetersiz lazer uygulanması
  • Flep (kornea kapakçığı) komplikasyonlarının yönetilememesi
  • Kuru göz riski konusunda hastanın yeterince uyarılmaması

Göz lazer tedavilerinde yanlış göze muamelede bulunulduğu dahi görülmektedir. Bu nedenle hasta öyküsü iyi alınmalı ve tedavi öncesi göz problemi ve tanımlaması, hastanın sağ ya da sol olarak nitelendirdiği gözün hekim ve sağlık çalışanı tarafından doğru anlaşılması ve kastedilen gözde mutabık kalınarak hata olmaksızın tıbbi müdahalenin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Vaka Örneği: Sağ gözündeki astigmatı için başvuran bir hasta, preoperatif değerlendirmede yeterli inceleme yapılmadan sol gözüne de LASIK uygulanmıştır. Operasyon sonrasında sol gözde kalıcı bulanık görme gelişen hasta, göz ameliyatında malpraktis iddiasıyla tazminat davası açmıştır. Bilirkişi incelemesinde sol gözün ameliyata uygun olmadığı ve endikasyon koşulunun oluşmadığı saptanmış; hem maddi hem manevi tazminata hükmedilmiştir.

Katarakt Ameliyatında Malpraktis

Katarakt ameliyatı, yaşlı nüfusta en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Kataraktlı doğal lensin çıkarılarak yerine yapay göz içi merceği yerleştirilmesini içeren bu operasyonda göz ameliyatında malpraktis çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilmektedir:

  • Yanlış güçte mercek seçimi (biometri hataları)
  • Kapsül yırtılması ve ardından gelen cam cisim komplikasyonları
  • Ameliyat sırasında enfeksiyon önleme protokollerinin ihlali (endoftalmit gelişimi)
  • Ameliyat sonrası retina dekolmanının geç tanınması
  • Yetersiz postoperatif takip

Katarakt ameliyatında göz ameliyatında malpraktis iddialarının önemli bir kısmı, merkezlik hesaplamasındaki hatalardan kaynaklanmaktadır. Önceden lazer refraktif cerrahi geçirmiş hastalarda mercek hesaplamalarının özel teknikler gerektirdiği bilinmesine karşın standart formüllerin kullanılması, bu alanda ciddi bir sorumluluk kaynağı oluşturmaktadır.

Retina Cerrahisinde Malpraktis

Retina dekolmanı ve diyabetik retinopati gibi durumlarda yapılan retina cerrahisi, göz ameliyatında malpraktis açısından en yüksek risk taşıyan alanlardan birini oluşturmaktadır. Gecikmiş tanı, bu alanda en sık karşılaşılan hata tipidir.

Vaka Örneği: Ani görme kaybıyla acile başvuran bir hastaya, nöbet hekiminin “göz yorgunluğu” tanısı koyarak günler sonrasına randevu vermesi ve bu süre zarfında total retina dekolmanı gelişmesi, göz ameliyatında malpraktis davası konusu olmuştur. Mahkeme, gecikmenin kalıcı görme kaybına yol açtığını ve teşhis hatasının malpraktis oluşturduğunu tespit etmiştir.

Glokom Tedavisinde Malpraktis

Glokomda göz içi basıncının yeterince kontrol edilememesi ya da uygunsuz ilaç seçimi sonucu görme alanı kaybının ilerlemesi, göz ameliyatında malpraktis iddiasına zemin hazırlayabilir. Glokom cerrahisinde filtrasyonun yanlış yönetimi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Göz İçi Enjeksiyonlarda Malpraktis

Yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi hastalıklarda uygulanan intravitreal enjeksiyonlar, steril teknik gerektiren işlemlerdir. Sterilizasyon protokollerine uyulmaması sonucu gelişen endoftalmit, göz ameliyatında malpraktis iddialarının kayda değer bir bölümünü oluşturmaktadır.

Yargıtay Kararları: Göz Ameliyatında Malpraktis

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/4758, K. 2014/1897, T. 27.01.2014:

“Davacı, göz ameliyatı neticesinde görme bozukluğunun daha da arttığından bahis ile uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır… Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir.”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/23372, K. 2019/12469, T. 12.12.2019:

Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu karar, göz ameliyatında malpraktis değerlendirmesinde “kuşku anında araştırma yükümlülüğü”nü açıkça ortaya koymaktadır. Göz hekiminin ameliyat uygunluğuna dair en küçük bir tereddüdü, ek tetkik ve değerlendirme yükümlülüğünü doğurur.

Endikasyon Sorunu: Uygunsuz Hasta Seçimi

Göz ameliyatında malpraktis davalarının önemli bir kısmı, endikasyon yokluğuna dayanmaktadır. Ameliyata uygun olmayan bir hastaya müdahale yapılması, sonuç başarılı görünse de tıp hukuku açısından hatalı bir başlangıç noktasını temsil eder.

LASIK için uygunsuz endikasyon örnekleri şunlardır: 18 yaş altı hasta (göz numarası henüz sabit değil), ince kornea (500 mikronun altı), keratokonus, ileri kuru göz, otoimmün hastalık varlığı ve hamilelik.

Endikasyon Nedir? başlıklı yazıda bu kavram ayrıntılı ele alınmaktadır. Göz ameliyatında malpraktis davalarında endikasyon eksikliğinin ispatlanması, sorumluluğun kurulmasında belirleyici bir etken olmaktadır.

Endikasyon nedir?

 

Aydınlatma Yükümlülüğü ve Göz Ameliyatında Malpraktis

Göz ameliyatında malpraktis iddialarının önemli bir bölümü, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü eksik yerine getirmesine dayanmaktadır. Hastanın şu konularda açık, anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi zorunludur:

  • Ameliyatın garantisiz olduğu, her hastada farklı sonuç verebileceği
  • Kuru göz, halo (ışık çevresinde hale), starbursts (ışık yayılması) gibi yaygın yan etkiler
  • Aşırı veya yetersiz düzeltme ihtimali
  • Kalıcı gözlük ihtiyacı olmaya devam edilebileceği
  • Nadiren de olsa görme kaybı ihtimali

Hasta, göz lazer tedavisi öncesi hem muhtemel komplikasyonlar hem de tedavi süreci hakkında kapsamlı olarak aydınlatılmalıdır. Matbu “okudum anladım” formları, göz ameliyatında malpraktis davalarında aydınlatmanın gerçekleştiğini kanıtlamak için tek başına yeterli değildir. Tıbbi Müdahalelerde Rıza ve Onam yazısında bu sürecin hukuki boyutu kapsamlı biçimde aktarılmaktadır.

Tıbbi Müdahalelerde Rıza ve Onam

 

Komplikasyon mu, Malpraktis mi? Sınırı Belirlemek

Göz ameliyatında malpraktis davalarının en kritik sorusu şudur: Ortaya çıkan olumsuz sonuç, öngörülebilir ve önlenemez bir komplikasyon mudur; yoksa hekimin hatasından kaynaklanan bir zarar mıdır? Komplikasyon, tıbbi standartlara uygun bir müdahalenin olası olumsuz sonucudur ve bu durumda doktor sorumlu tutulamaz. Malpraktis ise tıp biliminin gereklerinin yerine getirilmemesinden doğan zarardır.

Göz ameliyatında malpraktis değerlendirmesinde şu sorular belirleyicidir: Hasta ameliyata uygun muydu? Gerekli ön incelemeler yapıldı mı? Komplikasyon ortaya çıktığında müdahale gecikmeli mi kalındı? Hasta bu komplikasyon konusunda önceden bilgilendirilmiş miydi?

Komplikasyon ve Malpraktis Arasındaki Farklar başlıklı yazı bu ayrımı derinlemesine incelemektedir.

Komplikasyon ve Malpraktis Arasındaki Farklar

 

İspat Süreci ve Bilirkişi Raporu

Göz ameliyatında malpraktis davalarında ispat yükü, prensip olarak davacı hastaya aittir. Ancak Yargıtay içtihadında bazı durumlarda ispat yükü yer değiştirmekte; özellikle sağlık kayıtlarının eksik tutulduğu ya da hastanın bilgilendirilmediğinin anlaşıldığı hallerde ispat yükü hekime geçmektedir.

Bu davalarda bilirkişi heyetinin önemi büyüktür. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği ve kayıtların tam olarak tutulmadığı, komplikasyon konusunda aydınlatılmanın yetersiz olduğu gibi komplikasyon yönetiminin de yeterli olmadığı durumlarda Adli Tıp Kurumu’nun yeterli gerekçe içermeyen raporuna dayanılması hatalı bulunmaktadır. Bu nedenle göz ameliyatında malpraktis davalarında akademik kariyere sahip, alanında uzman, üç kişilik bağımsız bilirkişi kurulundan alınan rapor belirleyici olmaktadır.


Kamu ve Özel Hastanede Göz Ameliyatında Malpraktis: Farklı Dava Yolları

Göz ameliyatında malpraktis iddiasının hangi mahkemede yürütüleceği, müdahalenin kamu ya da özel sağlık kuruluşunda gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değişmektedir:

Kamu hastanesi: İdare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Dava süreci önce hastane idaresine yazılı başvuruyla başlar; başvurunun reddi ya da cevapsız bırakılması üzerine dava açılır.

Özel hastane: Adli yargıda (asliye hukuk mahkemesi) tazminat davası açılır. 7155 Sayılı Kanun kapsamında dava öncesinde arabuluculuk zorunludur.

Hastaneler, Hasta Üzerinde Gerçekleşen Zararlarda Kusuru İspatlanamasa Dahi Sorumlu Olur mu? başlıklı yazı bu sorumluluğun çerçevesini ortaya koymaktadır.

Hastaneler, Hasta Üzerinde Gerçekleşen Zararlarda Kusuru İspatlanamasa Dahi Sorumlu Olur mu?

 

Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

Göz ameliyatında malpraktis nedeniyle açılan davalarda talep edilebilecek başlıca tazminat kalemleri şunlardır:

Maddi Tazminat:

  • Başarısız ameliyatın ücreti ve geri iadesi
  • Düzeltici operasyon masrafları (yurt içi veya yurt dışı)
  • Sürekli kullanılması gereken ilaç, damla ve lens maliyetleri
  • Kalıcı görme kaybı nedeniyle çalışma gücü kaybı
  • Bakım ve yardımcı kişi giderleri

Manevi Tazminat:

  • Görme bozukluğu nedeniyle günlük yaşam kalitesinin düşmesinden kaynaklanan acı ve elem
  • Kalıcı hasar; görme kaybı, diplopi (çift görme), ışık hassasiyeti
  • Mesleki ve sosyal yaşama yansıyan kısıtlamalar

Destekten Yoksun Kalma: Çift taraflı tam körlükle sonuçlanan vakalarda çalışma kapasitesi tamamen ortadan kalkmışsa, destekten yoksun kalan yakınlar ayrıca tazminat talep edebilir. Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir? yazısında bu kalem ayrıntılı incelenmektedir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

 

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Göz ameliyatından sonra görme keskinliğim düştü, dava açabilir miyim?

Görme düşüşünün komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun belirlenmesi gerekir. Tıp hukuku alanında uzman bir avukatla birlikte tıbbi belgelerinizi değerlendirmeniz ilk adım olmalıdır.

LASIK sonrası kuru göz gelişti, bu malpraktis midir?

Kuru göz, LASIK’in bilinen olası yan etkilerinden biridir. Ancak risk faktörleri önceden saptanmışsa ve hasta bilgilendirilmemişse, göz ameliyatında malpraktis iddiası doğabilir.

Yanlış göze ameliyat yapıldı, ne yapmalıyım?

Bu durum ağır bir malpraktis oluşturur. Tüm tıbbi kayıtları acilen güvence altına alın ve tıp hukuku avukatına başvurun.

Katarakt ameliyatı sonrası enfeksiyon kapıp görme kaybı yaşadım, sorumlu kim?

Endoftalmit (göz içi enfeksiyonu), sterilizasyon protokollerinin ihlaliyle ilişkilendirilebilir. Bilirkişi incelemesiyle nedensellik bağı kurulabilirse dava yürütülebilir.

Ameliyat öncesinde risk hakkında hiç bilgi verilmedi, bu önemli mi?

Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali, bağımsız bir tazminat nedeni oluşturur. Hatta operasyonun sonucu başarılı olsa dahi rıza ihlali için tazminat talep edilebilir.

Göz ameliyatında malpraktis davası ne kadar sürer?

Arabuluculuk dahil yargılama süreci genellikle 2-4 yıl arasında sürmektedir; bilirkişi sürecinin uzaması bu süreyi etkileyebilir.

Göz ameliyatı malpraktis davasında zamanaşımı ne kadardır?

Özel hastane için zararı ve faili öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl; kamu hastanesi için ise 1 yıl ve her hâlde 5 yıl olarak belirlenmiştir.

SON YAZILAR

Zorla Tedavi, Madde ve Alkol Bağımlığına Zorla Tedavi

Bir kişinin kendi iradesi dışında tıbbi müdahaleye tabi tutulması; kişi özgürlüğü, kamu sağlığının korunması ve tedavi hakkı arasında son derece hassas bir denge gerektirmektedir. Zorla tedavi uygulamaları; psikiyatrik zorla yatış, madde bağımlısı zorla tedavi ve alkol bağımlısı zorla tedavi senaryoları dahil olmak üzere Türk hukukunda özenle kurgulanmış istisnai hükümlerle düzenlenmiştir. Bu kararlar; psikiyatri kurumlarından bağımlılık…

Devamı için…

Darp Raporu Nasıl Alınır, Nedir ve Hukuki Önemi

Bir kavga, aile içi şiddet ya da herhangi bir fiziksel saldırı sonrasında darp raporu nasıl alınır sorusu, mağdurların aklına ilk gelen sorulardan biridir. Darp raporu nerede alınır, darp raporu geçerlilik süresi ne kadardır ve darp raporu tazminat davalarında nasıl kullanılır soruları bu makalede ayrıntılı biçimde yanıtlanmaktadır. Darp raporu nasıl alınır sorusuna doğru yanıt vermek; hem…

Devamı için…

Huzurevinde İhmal: Yaşlı Bakım Kuruluşlarında Hukuki Sorumluluk ve Hasta Hakları

Huzurevinde ihmal, Türkiye’de yaşlı nüfusun hızla artmasıyla birlikte giderek daha fazla gündeme gelen ciddi bir hukuki sorundur. Yaşlı bakım ihmali tazminat talepleri her yıl artmakta; huzurevi hukuki sorumluluk davaları mahkeme gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bakım evi ihmal davası açmak isteyen aileler ise çoğu zaman nereye başvuracağını, hangi delilleri toplayacağını ve hangi tazminat haklarına sahip…

Devamı için…

Kanser Geç Tanı Tazminat: Tanı Gecikmesinde Hasta Hakları ve Dava Süreci

Kanser geç tanı tazminat davası, kanser hastalığının zamanında teşhis edilmemesi nedeniyle hastanın tedavi şansını kaybetmesi veya hastalığın ilerlemiş evreye ulaşması sonucu açılan tazminat davasıdır. Kanser tanısı gecikti dava süreçleri son yıllarda belirgin biçimde artmaktadır. Tedavi şansı kaybı tazminat talepleri kanser davalarının en tartışmalı alanlarından birini oluşturur. Kanser teşhis hatası sorumluluk kapsamında hekimlerin tanı sürecindeki kusurları…

Devamı için…

Kemoterapi Hatası Tazminat Davası: Kanser Tedavisinde Malpraktis

Kemoterapi hatası tazminat davası, kanser tedavisi sürecinde yapılan tıbbi hatalar sonucu hastanın zarar görmesi hâlinde açılan davadır. Kanser tedavisi malpraktis kapsamında kemoterapi dozunun yanlış hesaplanması, yanlış ilacın verilmesi veya gereksiz kemoterapi uygulanması ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Yanlış kemoterapi dozu dava konusu olan vakalar son yıllarda artmaktadır. Kanser yanlış teşhis tazminat talepleri de bu alanın…

Devamı için…

Epilepsi Hastası Ehliyet Alabilir mi? Epilepsi Araç Kullanma Yasağı ve Hukuki Haklar

Epilepsi hastası ehliyet alabilir mi sorusu, Türkiye’de bu hastalıkla yaşayan yüz binlerce kişiyi ve yakınlarını doğrudan ilgilendirmektedir. 2021 yılında yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğiyle epilepsi araç kullanma yasağı mutlak olmaktan çıkmış; sürücü belgesi şartları nöbet tipine ve nöbetsizlik süresine göre bireysel değerlendirmeye bırakılmıştır. Nöbet sonrası ehliyet iptali ise artık otomatik değil, belirli kriterlere dayalı bir karardır.…

Devamı için…

Bir yanlışlık oldu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.

Exit mobile version