Türkiye, OECD verilerine göre sezaryen doğum oranlarında dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Doğum operasyonlarının bu denli yaygınlaşması, beraberinde tıbbi uygulama hatalarını ve dolayısıyla sezaryen malpraktis davası konusunu tıp hukukunun en kritik gündem maddesi haline getirmiştir.
Sezaryen Malpraktis Davasında Sorumluluk Çeşitleri
Hukuki süreçlerde en çok merak edilen konu, sorumluluğun kime ait olduğudur. Yapılan araştırmalar, sezaryen malpraktis davaları kapsamındaki dosyaların %92,3’ünün doğrudan hekimlere karşı açıldığını göstermektedir. Bu davaların %46,2 gibi ciddi bir oranı ise özel hastanelerde gerçekleşen doğumları kapsamaktadır.
Sezaryen malpraktis davası açılmasına en çok neden olan tıbbi hatalar şunlardır:
-
Hatalı Tedavi Yöntemi Seçimi: Tıbbi endikasyon (gereklilik) olmaksızın veya yanlış teknikle yapılan müdahaleler.
-
Tanı Hataları ve İhmal: Bebeğin veya annenin sağlık durumunun yanlış değerlendirilmesi.
-
Yabancı Cisim Unutulması: Operasyon sahasında gazlı bez, spanç veya cerrahi alet unutulması.
Vaka Örneği: Bir doğum operasyonu sonrasında hastada gelişen şiddetli karın ağrısı ve yüksek ateş neticesinde, hastanın vücudunda yabancı cisim (spanç) unutulduğu tespit edilmiştir. Bu durum, doğrudan “hizmet kusuru” ve “özen yükümlülüğüne aykırılık” teşkil ederek sezaryen malpraktis davaları kapsamında değerlendirilmiş ve mahkemece yüksek tutarlı manevi tazminata hükmedilmiştir.
Doğum Hatalarının Anne ve Bebek Üzerindeki Etkileri
Hukuki açıdan sezaryen malpraktis davası, sadece bir tazminat süreci değil, aynı zamanda taraflar için ağır psikolojik sonuçları olan bir süreçtir. Verilere göre bu davalara konu olan vakaların sonuçları şöyledir:
-
Bebek Ölümü veya Kalıcı Fonksiyon Kaybı: Doğum sırasında yaşanan oksijensiz kalma (hipoksi) gibi durumlar.
-
Anne Ölümü: Kanama kontrolünün sağlanamaması veya anestezi hataları.
-
Üreme Yetisinin Kaybı: Hatalı müdahale sonucu rahmin alınması (histerektomi), sezaryen malpraktis davası içerisinde en yüksek manevi tazminat kalemlerinden birini oluşturur.
Sezaryen Malpraktis Davasında Tazminat Kalemleri ve Cezai Süreç
Yargıtay’ın malpraktis konusundaki yaklaşımı, hekimin “en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu” ilkesine dayanır. Sezaryen malpraktis davası genellikle iki koldan ilerler:
-
Tazminat Davaları: Her tazminat davasında oluşan zarara göre tazminat miktarı artıp azalabilecektir. Maddi tazminatla birlikte manevi tazminat da talep edilebilecektir.
Malpraktisten kaynaklı maddi tazminata yönelik ayrıntılı inceleme için tıklayınız.
Malpraktisten kaynaklı manevi tazminata yönelik ayrıntılı inceleme için tıklayınız.
-
Ceza Davaları: Hekimler, TCK 85 (Taksirle Öldürme) veya TCK 89 (Taksirle Yaralama) uyarınca yargılanabilmektedir.
Hekimlerin cezai sorumluluğuna yönelik ayrıntılı inceleme için tıklayınız.
Vaka Örneği: Bir sezaryen malpraktis davaları dosyasında, doğum sonrası gelişen komplikasyonlara zamanında müdahale etmeyen hekimin kusuru Yüksek Mahkemece onanmıştır. Yargıtay, hekimin sadece tazminat ödemesine değil, aynı zamanda mesleki kusuru nedeniyle cezai yaptırıma tabi tutulması gerektiğine vurgu yapmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular: Sezaryen Malpraktis Davaları Hakkında Bilmeniz Gerekenler
1. Sezaryen malpraktis davası açmak için zamanaşımı süresi nedir?
Sezaryen malpraktis davası için zamanaşımı, davanın açılacağı kuruma göre değişir. Eğer operasyon özel bir hastanede yapıldıysa, kural olarak vekalet sözleşmesine dayalı 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak kamu hastanelerinde gerçekleşen vakalarda, durum “tam yargı davası” kapsamına girer ve zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her halükarda 5 yıl içinde idareye başvuru yapılması zorunludur.
2. Sezaryen malpraktis davası hangi durumlarda kazanılır?
Bir davanın başarıyla sonuçlanması için “tıbbi uygulama hatası” ile “oluşan zarar” arasında bir illiyet bağı kurulmalıdır. Eğer hekim, tıp biliminin güncel verilerine aykırı davranmış, komplikasyon yönetimini yapamamış veya aydınlatılmış onam almamışsa dava hasta lehine sonuçlanır.
3. Doğum sırasında bebekte oluşan her hasar malpraktis kapsamına girer mi?
Hayır, her olumsuz sonuç malpraktis değildir. Tıbbi literatürde “komplikasyon” olarak adlandırılan, her türlü özene rağmen öngörülemeyen veya önlenemeyen durumlar malpraktis dışındadır. Ancak hekimin bu komplikasyonu fark edip yönetememesi durumu malpraktise dönüştürür.
4. Sezaryen malpraktis davası sonucunda ne kadar tazminat alınabilir?
Sezaryen malpraktis davaları neticesinde hükmedilecek tazminat; hastanın iş gücü kaybı, yaşı, ekonomik durumu ve yaşadığı manevi yıkıma göre belirlenir. Özellikle anne veya bebeğin ölümü, kalıcı sakatlık veya üreme yetisinin kaybı gibi durumlarda tazminat miktarları yüksek olacaktır.
5. Sezaryen malpraktis davası kime karşı açılmalıdır?
Eğer hata özel bir hastanede gerçekleştiyse dava hem ilgili hekime hem de işletmeci kuruluşa (hastaneye) karşı açılabilir. Kamu hastanelerinde ise dava doğrudan Sağlık Bakanlığı’na karşı idari yargıda açılır; idare daha sonra kusuru oranında hekime rücu eder.
6. Ameliyatta yabancı cisim unutulması kesin bir malpraktis midir?
Evet, Yargıtay kararlarına göre vücutta gazlı bez, spanç veya cerrahi alet unutulması “açık bir özensizlik” göstergesidir. Bu tür vakalar davalar içerisinde en hızlı sonuçlanan ve hekimin/hastanenin kusurlu bulunduğu olayların başında gelir.
7. Aydınlatılmış onam formunun eksik olması sezaryen malpraktis davaları için yeterli midir?
Aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınmaması, operasyon tıbbi standartlara uygun yapılsa dahi hekimi sorumlu kılar. Hastanın operasyonun riskleri hakkında detaylı bilgilendirilmediği ispatlanırsa, dava sadece bu eksiklik üzerinden dahi kazanılabilir.
