Gemiye yakıt, kumanya, yedek parça ya da teknik hizmet veren bir işletme, faturası ödenmeden gemi limandan ayrılırsa alacağını nasıl güvenceye alacağını sorar. Türk Ticaret Kanunu bu ihtiyaca özel bir yol açar: gemi ihtiyati haciz kararı. Halk arasında ve sektörde bu karara gemi tutuklama kararı da denir. Yol, ancak alacak kanundaki listede yer alan bir deniz alacağı ise açılır. Gemiye mal veya hizmet sağlamak bu listede açıkça sayılmıştır. Buna karşılık tedarikçinin alacağı, gemi adamı ücreti gibi gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar arasında yer almaz. Bu fark, hangi geminin haczedilebileceğini ve teminat yükünü doğrudan etkiler. Bu yazı, alacaklı tedarikçinin gözünden şartları, yetkili mahkemeyi, kaçırılmaması gereken süreleri ve esas davayı ele alıyor.
Son güncelleme: 20.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, İİK, TBK, HMK, Harçlar Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu metinlerini kapsadı.
Gemiye Mal ve Hizmet Vermek Deniz Alacağı Doğurur mu?
TTK m. 1352/1, deniz alacağını tek tek sayılan hususlardan doğan istem olarak tanımlar. Listenin (l) bendi, geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan eşya, malzeme, kumanya ve yakıtı kapsar. Aynı bent, konteynerler dâhil teçhizatı ve bu amaçlarla verilen hizmetleri de sayar. Böylece gemiye yakıt ikmali yapan, kumanya getiren, halat veya boya satan, teknik servis veren işletmenin alacağı kural olarak deniz alacağıdır.
TTK m. 1352 güncel kanun metni →
Listede tedarikçiyi ilgilendiren başka bentler de vardır. Geminin yapımı, onarımı, donatılması veya niteliğinin değiştirilmesi (m) bendinde yer alır; bu, tersanenin ve onarım atölyesinin alacağını kapsar. Gemi maliki tarafından veya onun hesabına ödenecek komisyon, brokaj veya acente ücretleri (s) bendindedir. Liman, dok, iskele ve rıhtım için ödenecek resimler ve diğer paralar (n) bendinde sayılır. Bir alacağın hangi bende girdiği, faturadaki kalemden değil, edimin gemiyle bağlantısından anlaşılır.
Bu nitelendirme sonuç doğurur, çünkü TTK m. 1353/3’e göre deniz alacağı olmayan bir alacak için gemi hakkında ihtiyati haciz kararı verilemez. Örneğin bir işletmenin aynı şirkete ait karadaki bir tesise sattığı malın bedeli deniz alacağı değildir. Bu alacak için o şirketin gemisi hakkında genel hükümlere dayanılarak da ihtiyati haciz kararı verilemez. TTK metninin tamamı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu resmî metni içinde yer alır.
Tedarikçinin Gemi Alacaklısı Hakkı Yoktur
Deniz alacağı ile gemi alacağı farklı kurumlardır. TTK m. 1320/1, gemi alacaklısı hakkı veren alacakları ayrı ve kapalı bir listede sayar. Bunlar gemi adamlarının ücretleri, can kaybı ve bedensel zararlar, kurtarma ücreti, liman ve kılavuzluk resimleri, haksız fiilden doğan bazı maddi zararlar ve müşterek avarya payıdır. Gemiye yakıt, malzeme veya onarım sağlamaktan doğan alacak bu listede yer almaz.
Gemi alacaklısı hakkı, sahibine gemi ve eklentisi üzerinde kanuni rehin hakkı verir (TTK m. 1321/1). Bu rehin, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir. Tedarikçi bu imkândan yararlanamaz; alacağı gemiye değil, borçlu kişiye bağlıdır. Bu yüzden gemi satılırsa ya da borçlu gemiyi işletmeyi bırakırsa tedarikçinin haciz imkânı daralabilir. Gemiyi satın alan kişinin karşılaşabileceği gemi alacakları tekne satışında sicil sorgusu ve gemi alacakları yazısında alıcı açısından ele alınmıştır.
Gemi İhtiyati Haciz Öncesi: Borçlu Kim?
Gemi ihtiyati haciz talebinden önce, alacağın kime karşı doğduğu belirlenmelidir. Çünkü TTK m. 1369, hangi geminin haczedilebileceğini borçlu ile gemi arasındaki ilişkiye bağlar. Siparişi gemi maliki, gemiyi kiralayan kişi, zaman çarterinde geminin ticari yönetimini üstlenen kişi ya da bir acente vermiş olabilir. Her ihtimalde borçlu ve haczedilebilecek gemi değişebilir.
Kaptanın Verdiği Sipariş
TTK m. 1104/1’e göre gemi bağlama limanı dışındayken kaptan, geminin yakıt ve kumanyasına ilişkin işlemleri üçüncü kişilerle donatan adına yapmaya yetkilidir. Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir (TTK m. 1061/1). Başkasının gemisini kendi adına işleten kişi de, örneğin gemi kiracısı, üçüncü kişilere karşı donatan sayılır (m. 1061/2). Kaptanın bu yetki içinde yaptığı işlemden bu donatan borç altına girer (TTK m. 1109/1). Kiralanmış gemide kaptanın siparişi bu nedenle kural olarak kiracıyı borçlandırır, malik kendiliğinden borçlu olmaz. Kaptan ise ifayı ayrıca üstlenmedikçe veya yetkisini aşmadıkça şahsen borçlanmaz.
TTK m. 1104 güncel kanun metni →
Gemi bağlama limanındayken durum farklıdır. TTK m. 1103/1’e göre kaptanın orada yaptığı işlemler, özel bir yetkiye dayanmadıkça veya borç başka bir özel borçlandırıcı sebepten doğmadıkça donatanı bağlamaz. Veresiye mal alımı gibi kredi işlemlerinde kaptanın yetkisi, gemiyi korumak veya yolculuğu yapmak için zorunluluk bulunmasına bağlıdır. Yetki, bu ihtiyaç için gerekli miktarla da sınırlıdır (TTK m. 1105/1). Tedarikçi, yetkisizliği bilir veya ağır ihmalle bilmezse işlem donatanı bağlamaz (m. 1105/2). Bu nedenle siparişin kimden, hangi limanda ve hangi yetkiyle geldiği yazılı tutulmalıdır.
Kiracının veya Zaman Çartererinin Verdiği Sipariş
Gemi kira sözleşmesinde geminin işletilmesinden doğan giderler kiracıya aittir (TTK m. 1124/3). Zaman çarterinde ise yakıt giderleri dâhil geminin ticari işletilmesinden doğan giderlere tahsis olunan katlanır (TTK m. 1135/1). Bu durumlarda siparişi veren kişi çoğu zaman gemi maliki değildir. Tedarikçinin sözleşme ilişkisi de bu kişiyle kurulmuş olabilir. Bu tespit, sonraki bölümde anlatılan haciz kurallarında belirleyici olur.
Hangi Gemiye Gemi İhtiyati Haciz Konulabilir?
TTK m. 1369/1, hakkında deniz alacağı ileri sürülen geminin haczini belirli hâllere bağlar. Birinci hâlde alacak doğduğunda geminin maliki olan kişi, haciz sırasında hem borçtan sorumlu hem de geminin malikidir. İkinci hâlde alacak doğduğunda geminin kiracısı olan kişi, haciz sırasında bu borçtan sorumludur ve artık geminin malikidir. Diğer bentler rehinle güvenceli alacakları, mülkiyet ve zilyetlik uyuşmazlıklarını ve gemi alacaklısı hakkı veren alacakları kapsar.
TTK m. 1369 güncel kanun metni →
Tedarikçinin alacağı gemi alacaklısı hakkı vermediği için (e) bendinden yararlanamaz. Sonuç olarak yakıtı malik istediyse ve gemi hâlâ ona aitse, o gemi hakkında gemi ihtiyati haciz yolu kural olarak açıktır. Yakıtı zaman çarterinde tahsis olunan istediyse ve malik borçtan sorumlu değilse, aynı gemi için bu yol kapanabilir. Malikin sorumluluğu ise sözleşmenin içeriğine ve kaptanın yetkisine göre ayrıca incelenir.
Borçlunun Diğer Gemileri
TTK m. 1369/2, alacağın doğduğu gemi dışındaki gemilerin haczine de imkân tanır. Bunun için haciz sırasında gemi, deniz alacağından sorumlu bir kişiye ait olmalıdır. Ayrıca bu kişi, alacak doğduğunda alacağın doğduğu geminin maliki, kiracısı, tahsis olunanı ya da taşıtanı olmalıdır. Örneğin yakıtı kendi gemisi olmayan bir gemi için isteyen işletmeci, başka bir gemiye malikse, o gemi haczedilebilir. Mülkiyet ve zilyetlik uyuşmazlıklarında ise yalnız uyuşmazlık konusu gemi haczedilebilir (m. 1369/3).
Gemi İhtiyati Haciz Şartları
TTK m. 1353/1’e göre deniz alacağının teminat altına alınması için geminin yalnız ihtiyati haczine karar verilebilir. Aynı hüküm, bu alacaklar için gemi üzerine ihtiyati tedbir konulmasını veya geminin başka bir surette seferden menedilmesini yasaklar. Böylece gemi tutuklama kararı tek bir yola, ihtiyati hacze bağlanmıştır. Bu kural, akdî veya kanuni rehinle güvenceli deniz alacaklarına da uygulanır (m. 1353/2).
TTK m. 1353 güncel kanun metni →
Genel ihtiyati hacizde alacaklı, alacağı ve gerekiyorsa haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil gösterir (İİK m. 258/1). Gemide ise alacağın TTK m. 1352’de sayılan bir deniz alacağı olması başlı başına ihtiyati haciz sebebidir (m. 1353/4). Vadesi gelmemiş bir deniz alacağı için ise İİK m. 257/2’deki şartlar aranır (m. 1353/5). Bu şartlar, borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığı gibi hâllerdir. Genel rejim, ihtiyati haciz şartları, teminat ve itiraz yazısında anlatılmıştır.
Yatlar ve gezinti tekneleri de bu kuralların dışında kalmaz. TTK m. 935/2-a, Kanunun cebrî icraya ilişkin özel hükümlerini sadece gezinti ve spor amacına tahsis edilmiş gemilere de uygular. Bu nedenle bir yat bakım atölyesinin ödenmeyen onarım bedeli de deniz alacağı olarak bu yola konu olabilir.
Gemi İhtiyati Haciz Talebinde Deliller
TTK m. 1362’ye göre alacaklının, alacağının deniz alacağı olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil göstermesi yeterlidir. Kesin ispat bu aşamada aranmaz; ancak mahkemenin kanaati somut belgeye dayanmalıdır. Tedarikçi için uygun deliller şunlardır: sipariş yazışması, gemi adına düzenlenen fatura, kaptan veya gemi zabitinin imzasını taşıyan teslim belgesi, acentenin talimatı ve cari hesap dökümü. Teslim belgesinde geminin adı, teslim yeri, tarih ve miktar açıkça yazılmalıdır. Yakıt ikmalinde numune ve analiz kayıtları, miktar uyuşmazlığına karşı ek bir delil olur.
Gemi İhtiyati Haciz Teminatı
TTK m. 1363/1’e göre gemi ihtiyati haciz isteyen alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermek zorundadır. Özel Çekme Hakkının Türk lirası karşılığı kura göre değiştiği için güncel tutar talep tarihinde ayrıca hesaplanmalıdır. Karşı taraf her aşamada teminatın artırılmasını isteyebilir. Mahkeme bu istemde geminin seferden alıkonulduğu süredeki günlük işletme giderlerini ve yoksun kalınan kazancı dikkate alır. TTK m. 1363/2 uyarınca ek teminat süresinde yatırılmazsa ihtiyati haciz kararı başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkar.
TTK m. 1363 güncel kanun metni →
Teminattan muafiyet yalnız TTK m. 1320/1-a’daki gemi adamı alacakları için öngörülmüştür (m. 1363/3). Tedarikçi bu muafiyetten yararlanamaz. Alacaklı da aynı mahkemeden teminatın azaltılmasını isteyebilir (m. 1363/4). Küçük tutarlı bir kumanya alacağında bu teminat yükü, yolun ekonomik olup olmadığını belirleyen ölçüt hâline gelebilir.
Gemi Tutuklama Talebinde Yetkili ve Görevli Mahkeme
Dava açılmadan önce Türk bayraklı gemi için karar, geminin demir attığı, şamandıraya bağlandığı, yanaştığı veya kızağa alındığı yer mahkemesinden istenebilir (TTK m. 1354/1). Sicile kayıtlı gemide sicil yeri mahkemesi, sicile kayıtlı olmayan gemide malikin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. TTK m. 941/3 uyarınca tutulan özel sicile kayıtlı gemilerde ise kiracının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yabancı bayraklı gemide ise yalnız geminin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (TTK m. 1355/1). Uygulamada bu nedenle gemi tutuklama kararı, gemi limandayken hızla istenir.
Tedarik sözleşmesinde yabancı mahkeme yetkisi, tahkim kaydı veya yabancı hukuk seçimi bulunabilir. TTK m. 1356, bu durumda bile Türk mahkemesinin teminat elde edilmesi için ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olduğunu öngörür. Türkiye’de esas dava açıldıktan sonra ise karar yalnız davayı gören mahkemeden istenebilir (TTK m. 1357/1). Esas hakkında hakem önünde veya yurt dışında dava açılmışsa, kesin hükme kadar m. 1354 ve 1355’teki mahkemeler yetkilidir (m. 1357/2).
Görev bakımından, tedarikçi ile gemi işletmecisi tacirse tedarik bedeli davası her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğundan ticari davadır (TTK m. 4/1). Gezinti yatının sahibi ticari olmayan amaçla hareket ediyorsa işlem tüketici işlemi olabilir. Bu durumda tüketici mahkemesi görevlidir; konunun başka kanunda düzenlenmiş olması bunu engellemez (TKHK m. 73/1, 83/2). Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakar (TTK m. 5/1). Hâkimler ve Savcılar Kurulu, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde bir veya birkaç asliye ticaret mahkemesini deniz ticareti davalarına özgüleyebilir (m. 5/2). Talepten önce o yerde böyle bir görevlendirme olup olmadığı denetlenmelidir.
Gemi İhtiyati Haciz Kararından Sonra Süreler
Gemi ihtiyati haciz kararı alınması işin yarısıdır; karar süresinde uygulanmazsa düşer. TTK m. 1364’e göre alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde icra dairesinden infazı istemek zorundadır. TTK m. 1364 uyarınca bu süre geçirilirse karar başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkar. Süre, genel ihtiyati hacizdeki İİK m. 261/1 uyarınca öngörülen on günden belirgin biçimde kısadır. İcra dairesi istem üzerine haczi derhâl uygular; haciz gece ve resmî tatil sayılan zamanlarda da yapılır (TTK m. 1365).
Haczi uygulayan icra müdürü gemiyi seferden meneder ve muhafaza altına alır (TTK m. 1366/1). Gemi, tebligat yapılan kaptana, malike, donatana veya temsilcisine yediemin sıfatıyla bırakılır. İcra müdürü kararı sahil güvenlik veya emniyet birimine, liman başkanlığına ve gümrük idaresine derhâl bildirir (m. 1366/3). Gemi fiilen hareket etmişse Türk bayraklı gemiler için on günlük teminat ihtarı yapılır (m. 1367/1-a).
Bir Aylık Takip ve Dava Süresi
Dava açmadan veya takip başlatmadan ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, İİK m. 264/1 uyarınca belirli süre içinde takip talebinde bulunmak ya da dava açmak zorundadır. Bu süre, haczin uygulanmasından, haciz alacaklının yokluğunda yapılmışsa tutanağın tebliğinden itibaren işler. TTK m. 1376, İİK m. 264’ün birinci ve ikinci fıkralarındaki süreleri gemilerin ihtiyati haczinde bir ay olarak uygular. Böylece genel hükümdeki yedi günlük süre, gemide bir aya çıkar.
TTK m. 1376 güncel kanun metni →
Takip yolu seçilir ve borçlu ödeme emrine itiraz ederse süre yeniden önem kazanır. Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir ay içinde itirazın kaldırılmasını istemeli ya da dava açmalıdır (İİK m. 264/2, TTK m. 1376). İcra mahkemesi itirazın kaldırılması istemini reddederse, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır. Bu süreler geçirilirse ya da dava veya takipten vazgeçilirse ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264/4). İtirazdan sonra açılacak dava için itirazın iptali davasının şartları ve süresi yazısı ayrıntılı olarak işlemiştir.
Gemi İhtiyati Haciz Sürelerinin Toplu Görünümü
Aşağıdaki tablo, tedarikçinin karşılaşacağı süreleri birlikte gösterir.
| Dayanak | Süreyi başlatan olay | Kimi bağlar | Süre | Kaçırılırsa sonuç |
|---|---|---|---|---|
| TTK m. 1364 | İhtiyati haciz kararının verilmesi | Alacaklı | Üç iş günü içinde infaz istemi | Karar kendiliğinden kalkar |
| TTK m. 1376, İİK m. 264/1 | Haczin uygulanması ya da yoklukta yapılmışsa tutanağın tebliği | Alacaklı | Bir ay içinde takip talebi veya dava | İhtiyati haciz hükümsüz kalır |
| TTK m. 1376, İİK m. 264/2 | Ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliği | Alacaklı | Bir ay içinde itirazın kaldırılması istemi veya dava | İhtiyati haciz hükümsüz kalır |
| TTK m. 1376, İİK m. 264/2 | İtirazın kaldırılması isteminin reddi kararının tefhimi veya tebliği | Alacaklı | Bir ay içinde dava | İhtiyati haciz hükümsüz kalır |
| İİK m. 264/3 | Esas hükmün mahkemece tebliği | Alacaklı | Bir ay içinde takip talebi | İhtiyati haciz hükümsüz kalır |
| TTK m. 1363/2 | Teminatın artırılması kararı | Alacaklı | Mahkemenin belirlediği süre | Karar kendiliğinden kalkar |
| İİK m. 265/1 | Haczin uygulanması ya da tutanağın borçluya tebliği | Borçlu | Yedi gün içinde itiraz | İtiraz yolu kapanır |
Arabuluculuğa Başvurunun Süreye Etkisi
Tedarik bedeli için açılacak alacak davası, ticari davada konusu bir miktar para olan alacak davasıdır. TTK m. 5/A’ya göre bu davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar İİK m. 264/1’deki dava açma süresinin işlemeyeceğini öngörür. Hüküm, itirazdan sonraki İİK m. 264/2 süresini ayrıca anmaz. Aynı maddenin 15. fıkrası arabuluculuk süresince hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini öngörür. Ancak bu kuralın İİK m. 264/2’deki süreye uygulanıp uygulanmadığı metinden kesin olarak çıkmaz. Bu nedenle itiraz tebliğ edilince, bir ay içinde ya icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenmeli ya da arabulucuya hemen başvurulmalıdır. Sürenin işlediği varsayılarak hareket etmek hak kaybı riskini azaltır.
Gemi İhtiyati Haciz Kararına İtiraz ve Serbest Bırakma
Kendisi dinlenmeden aleyhine karar verilen borçlu, kararın dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir (İİK m. 265/1). Süre, huzurunda yapılan hacizde haczin uygulanmasından, aksi hâlde tutanağın tebliğinden itibaren yedi gündür. Menfaati ihlal edilen üçüncü kişi de öğrenmeden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Gemide itirazı inceleyecek mahkeme TTK m. 1358’de ayrıca belirlenmiştir. Dava açılmadan önce kararı veren mahkeme, Türkiye’de esas dava açılmışsa o mahkeme yetkilidir. Esas hakkında hakem önünde veya yurt dışında dava açılmışsa itirazı kararı veren mahkeme inceler (m. 1358/1-c).
Gemi, istenildiğinde icra dairesine teslim edilmek üzere borçluya bırakılabilir (TTK m. 1370/1). Bunun şartı, geminin değerinin depo edilmesi ya da icra memurunun kabul edeceği taşınmaz rehni, gemi ipoteği veya itibarlı bir banka kefaletinin gösterilmesidir. Bu hâlde haciz devam eder ve sicildeki kayıt korunur. Malik veya borçlu, geminin değerini geçmemek kaydıyla alacağın tamamı, faizi ve giderler için yeterli teminat göstererek haczin kaldırılmasını da isteyebilir (TTK m. 1371/1). Teminatın tür ve miktarı taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir (TTK m. 1372). Tedarikçi açısından bu, alacağı ödeyecek güçlü bir teminat elde etmenin en sık görülen yoludur.
Gemi serbest bırakıldıktan sonra aynı alacak için yeniden haciz istisnadır. TTK m. 1375/1, bunu ilk teminatın yetersizliği veya teminat verenin borcunu ödememesi gibi sınırlı hâllere bağlar. Bu nedenle teminat pazarlığında tutarın alacağın tamamını, faizi ve giderleri karşılaması gözetilmelidir.
Haksız Gemi İhtiyati Haciz ve Tazminat
İhtiyati haciz isteyen alacaklı, hacizde haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacağı zararlardan sorumludur (İİK m. 259/1). Gemide bu zarar yüksek olabilir; seferden alıkonulan bir geminin günlük işletme gideri ve kaçırılan seferleri hesaba girer. Tazminat davasını ihtiyati haciz kararını veren mahkeme görmeye de yetkilidir (TTK m. 1361/1). Bu risk, alacağın gerçekten deniz alacağı olduğunun ve borçlu ile gemi arasındaki bağın önceden sınanmasını gerektirir.
Esas Dava, İcra Takibi ve Davalı Sıfatı
Deniz alacağının esasına ilişkin bir yetki veya tahkim sözleşmesi yoksa, ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkeme esas dava için de yetkilidir (TTK m. 1359/1). Haczi uygulayan icra dairesi de icra takibi bakımından yetkili olur. Genel kural olarak dava davalının yerleşim yerinde açılabilir (HMK m. 6/1). Sözleşmeden doğan dava, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10/1). Tahkim kaydı bulunuyorsa esas uyuşmazlık hakem önünde görülür. Kanun bu hâlde bir aylık sürenin nasıl karşılanacağını ayrıca düzenlemez; haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde hakem önünde veya yetkili mahkemede dava açılması güvenli yoldur. Yabancı mahkeme veya yabancı hakem kararının tenfizinde ise TTK m. 1360’taki yetki kuralı devreye girer.
Dava Kime Karşı Açılır?
Alacak davası, tedarik sözleşmesinin tarafı olan ve borçtan sorumlu kişiye karşı açılır. Bu kişi; donatan, kaptanın temsil ettiği malik, gemiyi kiralayan kişi veya zaman çarterinde tahsis olunan olabilir. Haczedilen geminin maliki borçtan sorumlu değilse ona karşı alacak davası açılmaz; bu durum haczin baştan hukuka uygunluğunu da tartışmalı hâle getirir. Yabancı bayraklı gemilerde malike veya kiracıya açılacak dava veya takip, onlar hakkında geçerli olmak üzere kaptana da yöneltilebilir (TTK m. 1104/3).
Takip Yolları ve Rehin Meselesi
Tedarikçinin gemi üzerinde kanuni rehin hakkı bulunmadığı için rehnin paraya çevrilmesi yolu ona açık değildir. Alacaklı, ihtiyati haczi tamamlamak için genel haciz yoluyla ya da şartları varsa iflas yoluyla takip yapabilir. Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz etmezse, itiraz icra mahkemesince kesin olarak kaldırılırsa ya da mahkemece iptal edilirse ihtiyati haciz kesin hacze dönüşür (İİK m. 264/5). Ticari işlerde uygulanacak faiz için ticari faiz ve avans faizi yazısına bakılabilir.
Talep Kalemleri ve Dayanakları
Esas talep, tedarik edilen mal veya hizmetin sözleşmedeki bedelidir; dayanağı satış, eser veya hizmet sözleşmesinin kendisidir. Bedele temerrüt tarihinden itibaren faiz eklenebilir. Ticari işletmeler arasındaki tedarikte, kararlaştırılan ödeme günü geçince borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer (TTK m. 1530/2). Ödeme günü belirlenmemişse bu sonuç, kural olarak faturanın alınmasından itibaren otuz günün sonunda doğar (m. 1530/4-a). Diğer hâllerde temerrüt kural olarak ihtarla gerçekleşir (TBK m. 117). Haciz ve takip giderleri, icra takibinin giderleri olarak borçluya yükletilir. Haksız hacizden doğan tazminat ise borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği ayrı bir taleptir. Bu kalemler birbirine karıştırılmamalıdır.
Zamanaşımı, Harç ve Dava Değeri
Tedarik alacağının zamanaşımı sözleşmenin niteliğine ve uygulanacak hukuka bağlıdır. Türk hukuku uygulanıyorsa, satış niteliğindeki yakıt veya malzeme tedarikinde TBK m. 146’daki on yıllık genel süre gündeme gelir. Küçük çapta perakende satış niteliğindeki kumanya tedarikinde ise beş yıllık süre uygulanabilir (TBK m. 147/3). Onarım gibi eser sözleşmesi niteliğindeki işlerde TBK m. 147/6 beş yıllık süre öngörür; yüklenicinin ağır kusuruyla ifa etmemesi bu kuralın dışındadır. Acentelik sözleşmesinden doğan alacaklarda da beş yıllık süre uygulanır (TBK m. 147/5). Sözleşmede yabancı hukuk seçilmişse süre o hukuka göre belirlenebilir.
İhtiyati haciz talebinde başvurma harcı ve karar harcı Harçlar Kanunu’nun (1) sayılı tarifesine göre alınır. Tutarlar her yıl yeniden belirlendiği için talep tarihindeki tarife esas alınmalıdır. Alacak davası konusu belli bir para olduğundan nispi harca tabidir. Dava değeri, talep edilen alacak tutarıdır. Gemi tutuklama kararı istenirken ayrıca TTK m. 1363’teki teminat, icra dairesinin muhafaza ve yediemin giderleri de hesaba katılmalıdır.
Sonuç
Gemiye yakıt, kumanya, malzeme veya teknik hizmet sağlayan işletmenin alacağı TTK m. 1352/1-l kapsamında kural olarak deniz alacağıdır. Onarım ve yapım alacakları ise (m) bendine girer. Bu nitelik, alacaklıya gemi ihtiyati haciz yolunu açar; bu yolda deniz alacağının varlığı başlı başına haciz sebebidir. Buna karşılık tedarikçinin gemi alacaklısı hakkı ve kanuni rehni yoktur. Bu nedenle haczedilebilecek gemi, TTK m. 1369’a göre borçlu ile gemi arasındaki bağa göre belirlenir. Siparişi malik değil de kiracı veya zaman çarterinde tahsis olunan verdiyse, aynı geminin haczi kapanabilir. Borçluya ait diğer gemiler ise m. 1369/2’deki şartlarla haczedilebilir. Gemi tutuklama kararı için alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat yatırır ve infazı üç iş günü içinde ister. Haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde takip veya dava yoluna gidilmelidir. Ticari alacak davasından önce arabuluculuk dava şartıdır. Haksız çıkan alacaklı, geminin alıkonulmasından doğan zarardan sorumlu olabilir. Bu yüzden talepten önce alacağın niteliği, borçlu ve gemi arasındaki bağ ve deliller birlikte sınanmalıdır. Sözleşmede yabancı yetki veya tahkim kaydı bulunması, Türk mahkemesinden teminat amaçlı haciz istenmesine kural olarak engel olmaz.
Sık Sorulan Sorular
Gemiye yakıt veren tedarikçi gemiyi haczettirebilir mi?
Yakıt tedariki TTK m. 1352/1-l’de sayılan bir deniz alacağıdır ve kural olarak gemi ihtiyati haczine konu olabilir. Ancak haczedilecek gemi TTK m. 1369’a uymalıdır. Alacak doğduğunda malik olan kişi haciz sırasında hem borçtan sorumlu hem de hâlâ malik değilse, o gemi için bu yol kural olarak kapanır. Borçtan sorumlu kişiye haciz sırasında ait olan diğer gemiler ise TTK m. 1369/2’deki şartlarla haczedilebilir.
Tedarikçi gemi alacaklısı hakkına sahip midir?
Hayır. TTK m. 1320/1, gemi alacaklısı hakkı veren alacakları kapalı bir listede sayar ve gemiye mal veya hizmet sağlamak bu listede yer almaz. Bu nedenle tedarikçinin gemi üzerinde kanuni rehin hakkı yoktur. Alacağı deniz alacağıdır; ihtiyati haciz yolu açıktır, ancak rehnin paraya çevrilmesi yolu kullanılamaz.
Gemi tutuklama kararı için ne kadar teminat yatırılır?
TTK m. 1363/1’e göre alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermek zorundadır. Türk lirası karşılığı kura göre değişir. Borçlu, geminin alıkonulmasından doğan günlük işletme giderleri ve kazanç kaybı gerekçesiyle teminatın artırılmasını isteyebilir. TTK m. 1363/2 uyarınca ek teminat süresinde yatırılmazsa karar başka bir işleme gerek kalmadan ortadan kalkar.
İhtiyati haciz kararı alındıktan sonra hangi süreler işler?
Alacaklı kararın verildiği tarihten itibaren üç iş günü içinde icra dairesinden infazı istemelidir (TTK m. 1364). Haczin uygulanmasından ya da yoklukta yapılmışsa tutanağın tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunulmalı veya dava açılmalıdır (TTK m. 1376, İİK m. 264/1). Ödeme emrine itiraz edilirse de itirazın tebliğinden itibaren bir aylık süre işler (İİK m. 264/2). Bu süreler kaçırılırsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır.
Sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim kaydı varsa Türkiye’de haciz istenebilir mi?
İstenebilir. Esas uyuşmazlık için yabancı mahkeme veya hakem yetkili olabilir ya da yabancı hukuk uygulanabilir. TTK m. 1356’ya göre bu durumda bile m. 1354 ve 1355’e göre yetkili Türk mahkemesi teminat amacıyla ihtiyati haciz kararı verebilir. Esas uyuşmazlık ise kural olarak yetkili kılınan mahkemede veya hakem önünde görülür.
Gemi tutuklama yerine geminin seferden men edilmesi için tedbir istenebilir mi?
İstenemez. TTK m. 1353/1’e göre deniz alacakları için geminin yalnız ihtiyati haczine karar verilebilir; ihtiyati tedbir veya başka bir surette seferden menetme istenemez. Gemiyi seferden menetme sonucu, ihtiyati haciz kararının icra müdürü tarafından uygulanmasıyla doğar (TTK m. 1366/1).
İlgili Yazılar
- Gemi Adamı Maaş Alamıyor: Gemiye Haciz, Gemi Alacaklısı Hakkı ve Süreler
- Tekneme Tekne Çarptı: Tekne Çarpması Sonrası Kusur, Tazminat ve Süre
- Navlun Ödendi, Yük Gelmedi: Navlun İadesi ve Zamanaşımı
- İhtiyati Haciz Şartları: Karar, Teminat, İtiraz ve Süreler
- Tekne Satışı Nasıl Yapılır? Noter, Gemi Sicili, Vekalet ve Ayıplı Tekne



