Tekneme Tekne Çarptı: Tekne Çarpması Sonrası Kusur, Tazminat ve Süre

Marinada bağlı tekne bir başkasının manevra hatasıyla hasar görebilir, koyda demirliyken bordaya sürat teknesi vurabilir. Kiralık bir araçla jet ski kazası yaşanması da aynı soruyu doğurur: tekne çarpması sonrası zararı kim öder? Türk Ticaret Kanunu gemilerin çarpışmasını çatma adıyla ayrıca düzenler. Bu hükümler kusurun ispatı, ortak kusurda paylaşım ve iki yıllık zamanaşımı bakımından genel haksız fiil kurallarından ayrılır. Tekne kazası tazminat talebinde ilk adım, olayın çatma sayılıp sayılmadığını belirlemektir. Ardından tekne sahibinin sorumluluğu, tekneyi kullanan kişinin ve işletmenin durumu ayrı ayrı incelenir. Aşağıda çatma hükümleri, haksız fiil kuralları, delil tespiti, ihtiyati haciz, görevli mahkeme ve ceza boyutu kanun metinleri üzerinden anlatılıyor.

Son güncelleme: 20.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 20.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, TBK, HMK, TCK, İİK, 6325 sayılı Kanun ve Harçlar Kanunu metinlerini kapsadı.

Tekne Çarpması Hukuken Çatma mıdır?

TTK m. 1286/1, iki veya daha çok geminin çarpışmasını çatma olarak adlandırır. Çatma hükümleri, bu çarpışma sonucu gemilere ve gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararın tazmininde uygulanır. Dolayısıyla bir tekne çarpması, iki tarafın da kanun anlamında gemi sayılması hâlinde çatma hükümlerine tabi olur. Kanun, çatma hükümlerinin uygulanmasını geminin sicile kayıtlı olmasına bağlamaz.

Bu Bölüm hükümleri, iki veya daha çok geminin çarpışması “çatma” sonucu gemilere ve gemilerde bulunan insanlara veya eşyaya verilen zararın tazmini…

TTK m. 1286 güncel kanun metni →

Gezinti teknesi sahipleri için önemli bir hüküm TTK m. 935/2-a’dır. Kanunun deniz ticaretine ilişkin hükümleri kural olarak ticaret gemilerine uygulanır. Ancak çatma bölümü, sorumluluğun sınırlanması hükümleri ve m. 1062, yatlar gibi sadece gezinti, spor, eğitim, öğretim ve bilim amaçlarına tahsis edilmiş gemilere de uygulanır. Böylece ticari amaç taşımayan bir gezinti teknesinin karıştığı tekne çarpması da çatma hükümlerine girebilir. Çatma bölümünün tamamı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Aksini öngören kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun deniz ticaretiyle ilgili hükümleri ticaret gemileri hakkında uygulanır…

TTK m. 935 güncel kanun metni →

Küçük Tekne, Yat ve Jet Ski Gemi Sayılır mı?

TTK m. 931/1 gemiyi geniş tanımlar. Tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendi gücüyle hareket edemese bile gemi sayılır. Kanun “pek küçük olmayan” ölçütü için boy veya tonaj sınırı vermez. Motoryat, yelkenli ve gezi teknesi bu tanıma kural olarak girer. Teknenin gemi sayılması ve sicil işlemleri tekne satışında teknenin hukuken gemi sayılması başlığında ayrıca anlatılmıştır.

Jet ski gibi küçük deniz motosikletleri için kanun ayrı bir hüküm içermez. Aracın pek küçük sayılıp sayılmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Jet ski gemi sayılmazsa, karıştığı jet ski kazası çatma değil, genel haksız fiil hükümlerine tabi bir zarar olarak ele alınır. Bu ayrım zamanaşımı, ortak kusurda paylaşım, görevli mahkeme ve arabuluculuk sonucunu değiştirebilir.

Çarpışma Olmadan Verilen Zarar ve Yüzücüye Çarpma

Zarar her zaman temasla doğmaz. TTK m. 1286/2’ye göre bir gemi, manevra yaparak veya yapmayarak ya da seyir kurallarına uymayarak başka bir gemiye zarar verirse de çatma hükümleri uygulanır. Hızla geçen bir teknenin dalgasıyla iskeledeki teknenin hasar görmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Hükmün uygulanması için zararın başka bir gemiye veya gemide bulunan insanlara ya da eşyaya verilmesi gerekir.

Denizde yüzen bir kişiye teknenin çarpması ise çatma tanımına girmez, çünkü zarar gören gemide bulunmamaktadır. Bu durumda tekneyi kullanan kişinin sorumluluğu TBK m. 49’daki haksız fiil hükmüne göre incelenir. Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat eder (TBK m. 50). Öte yandan geminin işletilmesiyle ilgili olarak suda meydana gelen bedensel zarar TTK m. 1352/1-b anlamında deniz alacağıdır; bu durum gemiye ihtiyati haciz bakımından önem taşır.

Tekne Çarpmasında Kusur Kime Ait?

Çatmada sorumluluk kusura dayanır. TTK m. 1288’e göre çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse zararı o geminin donatanı tazmin eder. Kusurun ispatında kanun özel bir kural koyar: TTK m. 1294 uyarınca çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate alınmaz. Örneğin demirli tekneye çarpan teknenin kusurlu olduğu kendiliğinden varsayılmaz; kusur somut delillerle ortaya konur.

Çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan ileri gelmişse, zararı o geminin donatanı tazmin etmek zorundadır…

TTK m. 1288 güncel kanun metni →

Kusurun belirlenmesinde seyir kurallarına uyulup uyulmadığı, hız, gözcülük, ışık ve işaretler ile manevra kararları birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme teknik bilgi gerektirdiği için mahkeme çoğu zaman bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi teknik görüş verir; kusurun hukuki değerlendirmesi ve oranlarının belirlenmesi mahkemeye aittir.

Kılavuz kaptanın kusuru ayrıca düzenlenmiştir. TTK m. 1291’e göre gemi, zorunlu danışman kılavuz veya isteğe bağlı kılavuz tarafından sevk edilirken onun kusurundan doğan çatmadan geminin donatanı sorumludur. Zorunlu sevk kılavuzunun kusurundan doğan çatmada ise donatan sorumlu değildir. Bu ayrım, kılavuz alınarak yapılan liman manevralarında önem taşır.

Kusursuz Çatma ve Nedeni Anlaşılamayan Kaza

TTK m. 1287/1, çatmanın umulmayan bir hâl veya mücbir sebep yüzünden meydana gelmesi durumunu düzenler. Çatmanın nedeni anlaşılamamışsa da aynı kural uygulanır. Bu hâllerde gemilerin ve gemilerdeki insan ya da eşyanın uğradığı zararı, zarara uğrayan kişi kendisi üstlenir. Kanun, gemilerden biri veya hepsi kaza anında demirdeyken de bu kuralı uygular (m. 1287/2). Dolayısıyla kusur ispat edilemezse tekne kazası tazminat talebi karşılıksız kalabilir.

Ortak Kusur: Eşya Zararı ile Bedensel Zarar Ayrımı

İki teknenin de kusurlu olduğu durumda kanun eşya zararı ile bedensel zararı farklı düzenler. TTK m. 1289/1’e göre gemilerin veya gemideki eşyanın uğradığı zarardan donatanlar kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur. Oran saptanamazsa veya taraflar aynı derecede kusurluysa eşit oranda sorumluluk doğar. Bu eşya zararları bakımından donatanların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu müteselsil değildir. Bu nedenle bir teknedeki eşyası zarar gören kişi, çatma hükümlerine göre her donatandan ancak onun kusur oranındaki payı isteyebilir. Çatma hükümleri sözleşmeden doğan borçları etkilemez (m. 1296/1). Çatma, gemi adamlarının sevk veya teknik yönetime ilişkin bir hareketinden doğmuşsa ayrı bir kural vardır. Bu hâlde donatan, kendi gemisinde taşınan yükün ilgililerine karşı m. 1062/1 ikinci cümle ve m. 1180/1 uyarınca sorumlu olmaz (m. 1289/2).

Bedensel zararda kural farklıdır. TTK m. 1290/1’e göre gemilerde bulunan kişilerin ölümü, yaralanması veya sağlığının bozulmasından doğan zararlardan kusurlu donatanlar müteselsilen sorumludur. Yaralanan kişi zararın tamamını kusurlu donatanlardan herhangi birinden isteyebilir. Ödeme yapan donatan ise diğerine, kendi kusur oranını aşan kısım için rücu eder (m. 1290/2).

Tekne Sahibinin Sorumluluğu: Donatan, Malik ve Tekneyi Kullanan

Çatma hükümleri tazminat yükümlüsü olarak donatanı gösterir. TTK m. 1061/1’e göre donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir. Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla kendi adına kullanan kişi de üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayılır (m. 1061/2). TTK m. 1062/1 ise donatanı, gemi adamlarının görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurla üçüncü kişilere verdikleri zarardan sorumlu tutar. Ancak donatan, yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur (m. 1062/1, ikinci cümle). Tekne sahibinin sorumluluğu bu nedenle kaptanın veya mürettebatın kusurunu da kapsar.

Donatan, gemi adamlarının, zorunlu danışman kılavuzun veya isteğe bağlı kılavuzun görevlerini yerine getirirken işledikleri kusur sonucunda üçüncü…

TTK m. 1062 güncel kanun metni →

Ticari amaç taşımayan bir gezinti teknesinin maliki, teknesini kural olarak menfaat sağlamak amacıyla kullanmaz. TTK m. 935/2-a çatma hükümlerini ve m. 1062’yi bu teknelere de uygular. Ancak bu teknelerde donatan sıfatının kime ait olacağı konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Sorumlunun kim olduğu bu nedenle somut olaya göre değerlendirilir. Malik tekneyi kendisi kullanıyorsa kendi kusurundan TBK m. 49 uyarınca da sorumlu olabilir. Tekneyi bir kaptan sevk ediyorsa tekne sahibinin sorumluluğu, m. 1062 ve TBK m. 66 çerçevesinde değerlendirilebilir.

TBK m. 66’ya göre adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanı seçerken, talimat verirken ve denetlerken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Kaptanın kendi kusuru ise ayrıca TBK m. 49 uyarınca kişisel sorumluluk doğurabilir.

Kiralık Tekne ve Jet Ski Kazası

Kiralık teknede sorumlunun kim olduğu kiralamanın türüne göre değişir. Tekne kaptansız kiralanmış ve kiracı tarafından menfaat sağlamak amacıyla kendi adına kullanılıyorsa kiracı, m. 1061/2 uyarınca üçüncü kişilere karşı donatan sayılabilir. Bu şart yoksa kiracı, kendi kusurundan TBK m. 49 uyarınca sorumlu olabilir. Kaptanlı kiralamada tekneyi sevk eden kaptan ve onu çalıştıran işletme ön plana çıkar. Tekne kiralama sözleşmesinin iptali ve kapora iadesi ise ayrı bir yazının konusudur.

Kiralık bir jet ski kazası çoğu zaman üç kişiyi ilgilendirir: aracı kullanan kiracı, aracı kiraya veren işletme ve zarar gören. Kullanan kişi kendi kusurundan TBK m. 49 uyarınca sorumludur. İşletmenin sorumluluğu ise kendi kusuruna, çalışanının kusuruna (TBK m. 66) veya aracın bakımsızlığına göre ayrıca incelenir. TBK m. 71, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zararda işletme sahibini ve işleteni müteselsilen sorumlu tutar. Hüküm tehlikeli işletmeleri tek tek saymaz; ölçütünü m. 71/2’de verir. Bu hükmün jet ski kiralama işletmesine uygulanıp uygulanmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.

Tekne Çarpması Sonrası İstenebilecek Tazminat Kalemleri

Çatma hükümleri sorumluluğun kime ve hangi oranda ait olduğunu belirler. Zararın kalemlerine ve hesabına ilişkin ayrı bir hüküm ise içermez; bu nedenle TBK’nın genel hükümleri gündeme gelir. Maddi zararda teknenin onarım bedeli, çekme ve kurtarma giderleri ile teknedeki eşyanın zararı istenebilir. Ticari kullanılan bir teknede onarım süresince kaybedilen kira geliri gibi kazanç kaybı da ispat edildiği ölçüde talep konusu olabilir.

Bedensel zararda TBK m. 54 tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları sayar. Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde hâkim, TBK m. 56 uyarınca manevi tazminata da hükmedebilir. Ölüm hâlinde yakınların talepleri destekten yoksun kalma tazminatı yazısında ayrıca anlatılmıştır. Zarar görenin kusuru zararın doğmasında veya artmasında etkiliyse hâkim, TBK m. 52 uyarınca tazminatı indirebilir.

Karşı tarafa yöneltilen tekne kazası tazminat talebi ile kendi tekne sigortasına başvurmak ayrı yollardır; sigortacıyla yaşanan uyuşmazlıklar ayrı bir yazının konusudur. Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının bildirim yükümlülükleri sigorta sözleşmesinde riziko gerçekleşmesi yazısında ele alınmıştır.

Teknedeki Yolcunun Yaralanması

Ücret karşılığı tur yapan bir teknede yaralanan yolcunun durumu ayrıdır. TTK m. 1256/1’e göre taşıyan, taşıma sırasında yolcunun gemi kazası yüzünden ölmesi veya yaralanmasından doğan zarardan sorumludur ve çatma da gemi kazası sayılır (m. 1256/5-a). Kanun bu sorumluluğu belirli kurtuluş sebepleri ve sınırlarla düzenler; taşıyan kusurluysa ilk sınırı aşan zarardan da sorumlu olur. Bununla birlikte sorumluluk, m. 1262/1 uyarınca her olay için yolcu başına kanundaki üst sınırı geçemez. Zarara kastla ya da pervasızca ve zararın doğması ihtimalinin bilinciyle sebep olan taşıyan bu sınırdan yararlanamaz (m. 1267/1).

Yolcu, kendi taşıyanına veya fiilî taşıyana karşı sadece yolcu taşımasına ilişkin bölüm hükümleri uyarınca dava açabilir (m. 1268). Bu bölümde yolcunun ölümü ve bedensel zararından doğan istemler on yılda zamanaşımına uğrar (m. 1270/1). Karşı teknenin donatanına yöneltilecek talep ise çatma hükümlerine ve iki yıllık süreye tabidir. Tur teknesinin bu bölüm kapsamındaki bir yolcu taşıması yapıp yapmadığı ayrıca değerlendirilir. Yolcu tüketiciyse görevli mahkeme ve arabuluculuk, TKHK m. 73 ve 73/A hükümlerine göre de değerlendirilir.

Sorumluluğun Sınırlandırılması

TTK m. 1296, donatanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin hükümleri saklı tutar. TTK m. 1328’e göre deniz alacaklarından doğan sorumluluk, 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve 1996 tarihli Protokol uyarınca sınırlanabilir. Küçük gemiler için m. 1332 ayrı bir sınır öngörür; bazı alacaklarda ise sorumluluk sınırlandırılamaz (m. 1331). Sınırlandırmanın somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı ve tutarı, geminin niteliğine ve alacağın türüne göre ayrıca belirlenir. Bu yazıda sınırların tutarı verilmemiştir.

Talepler ve Dayanakları

Aşağıdaki tablo, olayın niteliğine göre başvurulabilecek yolları özetler.

Yol Dayanak Sebep ve şart Kim, kime karşı Süre Sonuç
Çatma tazminatı TTK m. 1286, 1288, 1289, 1290 İki gemi arasında çarpışma veya m. 1286/2 zararı; ispatlanan kusur Tekne maliki, eşya sahibi, yaralanan; kusurlu geminin donatanına Çatma gününden itibaren iki yıl (m. 1297) Eşya zararında kusur oranında; bedensel zararda müteselsil
Haksız fiil tazminatı TBK m. 49, 66, 72; tekne gemi sayılıyorsa TTK m. 1062, 1327 Çatma dışı olay (yüzücüye çarpma; gemi sayılmayan araç); kusur ve zarar Zarar gören; kullanana ve adam çalıştırana, tekne gemi sayılıyorsa donatana Öğrenmeden itibaren iki, fiilden itibaren on yıl; suçta daha uzun ceza zamanaşımı (TBK m. 72). Zarar gemi sayılan teknenin işletilmesinden doğmuş ve alacak gemi alacaklısı hakkı veriyorsa alacağın doğumundan itibaren bir yıllık süre de gündeme gelebilir (TTK m. 1326, 1327) Maddi ve manevi tazminat
Yolcunun taşıyana talebi TTK m. 1256, 1268 Yolcu taşıma sözleşmesi ve gemi kazası Yolcu veya yakını; taşıyana ya da fiilî taşıyana Ölüm ve bedensel zararda on yıl (m. 1270/1) Kanundaki sınırlar içinde tazminat; kusurda ilk sınır aşılabilir, üst sınır ayrıca uygulanır (m. 1262, 1267)
Gemiye ihtiyati haciz TTK m. 1352/1-a ve b, 1353, 1363/1, 1364, 1376; İİK m. 264 Deniz alacağı; teminat yatırılması Zarar gören; çarpan gemi hakkında Karardan itibaren üç iş günü içinde infaz talebi; haczin uygulanmasından itibaren bir ay içinde dava veya takip Gemi seferden menedilir; teminat karşılığı serbest bırakılabilir

Tekne Çarpmasında Zamanaşımı ve Süreler

Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, TTK m. 1297/1 uyarınca çatmanın meydana geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre, zarar görenin zararı veya sorumluyu öğrenmesine bağlı değildir; olay günüyle başlar. Ortak kusurda ödeme yapan donatanın diğerine rücu hakkı ise ödeme tarihinden başlayarak bir yılda zamanaşımına uğrar (m. 1297/2).

Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi, çatmanın meydana geldiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar…

TTK m. 1297 güncel kanun metni →

Çatma dışındaki olaylarda TBK m. 72 uygulanır. Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Her durumda fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçince de istem zamanaşımına uğrar. Fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. TTK m. 1297 ise çatma istemleri için ceza zamanaşımına ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Hak kaybı yaşanmaması için çatma gününden itibaren iki yıl içinde harekete geçilmesi güvenli yoldur. Dava şartı arabuluculuk sürecinde, başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A/15).

Gemi Alacaklısı Hakkı ve Bir Yıllık Süre

Gemi üzerinde güvence bakımından ayrı bir süre daha vardır. Geminin işletilmesiyle ilgili bedensel zarardan doğan alacaklar TTK m. 1320/1-b uyarınca gemi alacaklısı hakkı verir. Haksız fiile dayanan ve geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi hasar da m. 1320/1-e kapsamındadır; gemide taşınan eşya ve yolcu eşyasının zararı bu bentten hariçtir. Bu hakkın sağladığı kanuni rehin, m. 1326/1 uyarınca alacağın doğduğu tarihten itibaren bir yıl içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebrî icra yoluyla satılmazsa düşer. Geminin ihtiyati haczinin hukuken caiz olmadığı süre hesaba katılmaz; bunun dışında bu süre durmaz veya kesilmez (m. 1326/3).

Bu bir yıllık süre, kişisel talepler bakımından da önem taşır. TTK m. 1327’ye göre özel hükümler saklı kalmak kaydıyla bu süre, alacaklının borçluya yönelik kişisel istem haklarına da uygulanır. Alacak m. 1320/1 uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa ve talep malike, kiracıya, yöneticiye veya işletene yöneltiliyorsa bu süre gündeme gelebilir. Yüzücüye çarpma gibi çatma dışı hâllerde TBK m. 72 ile m. 1327 arasındaki ilişki somut olaya göre değerlendirilir. Sürenin kaçırılmaması için en kısa sürenin esas alınması, yani alacağın doğumundan itibaren bir yıl içinde harekete geçilmesi güvenli olur.

Geçici Koruma: Delil Tespiti ve Çarpan Tekneye İhtiyati Haciz

Bir tekne çarpması sonrasında tekneler onarıma alındığında hasarın izi ve kaza anındaki konumlar kaybolabilir. Bu nedenle delil tespiti çatma davalarında belirleyici olabilir. TTK m. 1292/1, dava öncesi delil tespitinde özel bir yetki kuralı koyar. Tespit, çatmanın meydana geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesinden istenir. Böyle bir mahkeme yoksa asliye ticaret mahkemesi, o da yoksa ticaret davalarına bakan asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.

Dava öncesi yaptırılacak delil tespitlerinde, çatmanın meydana geldiği yerde deniz ticareti işlerine bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi…

TTK m. 1292 güncel kanun metni →

Çatmaya karışan her geminin kaptanına veya temsilcisine tespit yapılacağı bildirilir (m. 1292/2). Tespit raporunda gemilerin kusur oranları belirtilmez (m. 1292/3); oranı esas davada mahkeme belirler. Genel kural olan HMK m. 400, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinde hukuki yararı var sayar. Delil tespiti talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a). Çatma davası açmadan önce ihtar çekmek veya başka bir şekil şartını yerine getirmek gerekmez (TTK m. 1293).

Çarpan Tekneye İhtiyati Haciz ve Süreler

Çarpan tekne yabancı bir limana gitmek üzereyse ihtiyati haciz gündeme gelir. Geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasar TTK m. 1352/1-a uyarınca deniz alacağıdır. Bedensel zararlar da m. 1352/1-b kapsamındadır. Deniz alacakları için geminin sadece ihtiyati haczine karar verilebilir; ihtiyati tedbirle seferden men istenemez (m. 1353/1). Bu talepte alacaklı, gemi adamı ücretlerindeki istisna dışında, m. 1363/1 uyarınca kanundaki tutarda teminat yatırır.

Türk bayraklı gemide karar, geminin bulunduğu yer mahkemesinden istenebilir. Sicile kayıtlı gemide sicil yeri, kayıtlı olmayan gemide malikin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m. 1354). Yabancı bayraklı gemide sadece geminin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (m. 1355). Kararın üç iş günü içinde infazı istenmezse karar kalkar (m. 1364). Haciz uygulandıktan, gıyabında uygulanmışsa haciz tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde dava açılmalı veya takip başlatılmalıdır (TTK m. 1376, İİK m. 264/1). Bu süre geçirilirse ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264/4). Arabuluculuk sürecinde bu dava açma süresi, başvurudan son tutanağa kadar işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A/16). Gemi ihtiyati haczinin ayrıntıları ayrı bir yazının konusudur. Genel usul ise ihtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısında anlatılmıştır.

Tekne Çarpması Hangi Delillerle İspatlanır?

Çatmada kusur karinesi bulunmadığından tekne kazası tazminat davasında ispat, olayın teknik olarak yeniden kurulmasına dayanır. Kaza anına ait fotoğraf ve videolar, teknelerdeki hasarın görüntüleri ve taraflar arasındaki yazışmalar HMK m. 199 anlamında belgedir. Gemilerin konum, hız ve rota bilgisini gösteren otomatik tanımlama sistemi (AIS) kayıtları, varsa olayın teknik çözümlemesinde önem taşır. Marina görevlileri, diğer tekne kullanıcıları ve yolcular tanık olarak dinlenebilir.

Kazadan sonra idari makamlarca tutulan kayıtlar da mahkemeden istenebilir; bu kayıtların içeriği ve ispat gücü somut olaya göre değerlendirilir. Tarafların kendi yaptırdığı ekspertiz raporları, hasarın niteliğini ve onarım bedelini göstermeye yardımcı olur. Mahkeme, HMK m. 266 uyarınca çözümü teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi seyir kurallarına uyumu ve hasarın kaynağını teknik yönden açıklar; kusurun hukuki değerlendirmesini mahkeme yapar.

Tekne Çarpması Davası Kime Karşı Açılır?

Çatmada tazminat yükümlüsü, kusurlu geminin donatanıdır (TTK m. 1288). Kiralık teknede kiracı, tekneyi menfaat sağlamak amacıyla kendi adına kullanıyorsa m. 1061/2 uyarınca donatan sayılabileceği için davalı olabilir. Tekneyi sevk eden kaptanın kişisel kusuru varsa ona karşı TBK m. 49 uyarınca da talepte bulunulabilir. Bedensel zararda birden çok kusurlu donatan varsa yaralanan kişi m. 1290/1 uyarınca bunlardan herhangi birine karşı zararın tamamı için dava açabilir. Eşya zararında ise her donatana karşı ancak onun kusur oranındaki pay istenebilir.

Olay çatma sayılmıyorsa davalı, TBK hükümlerine göre belirlenir. Jet ski kazası yaşayan bir yüzücü, aracı kullanan kişiye TBK m. 49 uyarınca başvurabilir. Aracı kiraya veren işletmeye ise TBK m. 66 veya koşulları varsa m. 71 uyarınca başvurulabilir. Tekne gemi sayılıyor ve zarar gemi adamlarının kusurundan doğmuşsa zarar gören, donatana TTK m. 1062/1 uyarınca da başvurabilir. Bu durumda dava TTK m. 4/1-a uyarınca ticari sayılabilir ve arabuluculuk dava şartı gündeme gelebilir. Birden çok kişi aynı zarardan sorumluysa TBK m. 61 müteselsil sorumluluk hükümlerini uygular. Hakkın varlığı ile kime yöneltileceği ayrı meselelerdir; her davalı bakımından sorumluluk sebebi ayrıca kurulmalıdır.

Tekne Çarpması Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çatmaya dayanan tazminat davası TTK’da düzenlenen bir hususa ilişkindir. TTK m. 4/1-a uyarınca bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda görevli mahkeme, TTK m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesidir. TTK m. 5/2, deniz ticaretine ilişkin davalara bakmak üzere bazı asliye ticaret mahkemelerinin görevlendirilebileceğini öngörür. İhtisas mahkemesi bulunan yerlerde bu görevlendirme gözetilir.

Çatma dışındaki bir olayda TBK m. 49’a dayanan davada görevli mahkeme, tarafların tacir olup olmadığına ve olayın ticari işletmeyle ilgisine göre belirlenir. Taraflar arasında ticari bir ilişki yoksa genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Dava donatana TTK m. 1062 uyarınca yöneltiliyorsa TTK m. 4/1-a gereği ticari dava sayılabilir. Görev konusunda tereddüt varsa dava açmadan önce bu nokta ayrıca değerlendirilmelidir. Yetki bakımından HMK m. 6 davalının yerleşim yeri mahkemesini genel yetkili kılar. HMK m. 16 ise haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemesini de yetkili sayar. Donatana karşı açılan davalarda TTK m. 1063 uyarınca geminin bağlama limanının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Arabuluculuk: Tekne Çarpması Davasında Dava Şartı mı?

Çatma tazminatı davası bakımından evet. TTK m. 5/A/1 uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Çatma tazminatı TTK m. 4 uyarınca ticari dava sayıldığından bu kurala tabidir. Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (m. 5/A/2).

Olay çatma sayılmaz ve dava ticari nitelik taşımazsa sonuç değişir. 6325 sayılı Kanun m. 18/B, dava şartı olan uyuşmazlıkları kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı ile sınırlı olarak sayar. Bu listede haksız fiilden doğan tazminat bulunmadığından, ticari olmayan bir haksız fiil davasında arabuluculuk kural olarak dava şartı değildir. Olay her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava TTK m. 4/1 uyarınca ticari sayılabilir ve m. 5/A gündeme gelir. Tekne gemi sayılıyor ve dava donatana TTK m. 1062 uyarınca açılıyorsa da dava ticari sayılabilir. Bu ihtimalde arabulucuya başvurmadan dava açmak, dava şartı yokluğundan ret riskini doğurur. Delil tespiti ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumalar dava niteliği taşımadığından arabuluculuk beklenmeden istenebilir.

Tekne Çarpması ve Ceza Boyutu: Taksirle Yaralama

Kazada bir kişi yaralanmışsa ceza hukuku da devreye girebilir. TCK m. 89/1, taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişiyi cezalandırır. Yaralanmanın ağırlığına göre ceza artırılır (m. 89/2 ve 3). TCK m. 89/5’e göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra dışındaki yaralamalarda suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Hükmün tamamı TCK m. 89 taksirle yaralama sayfasında yer alır.

Şikâyet süresi TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır. Dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar (m. 73/2). Tekne çarpması nedeniyle başlayan ceza soruşturması tazminat davasının yerine geçmez; tazminat ayrıca hukuk mahkemesinde istenir. Kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüşse ve vazgeçen kişi şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, TCK m. 73/7 uyarınca hukuk mahkemesinde de dava açılamaz. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu ve ifadeler ise hukuk davasında delil olarak değerlendirilebilir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15 uyarınca yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Tekne hasarı ve bedensel zarar için istenen tazminat bir para alacağı olduğundan kural olarak nispi harca tabidir. Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi m. 16 uyarınca zorunludur. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Sonuç

Bir tekne çarpması, iki taraf da kanun anlamında gemiyse TTK’daki çatma hükümlerine tabidir. Bu hükümler, TTK m. 935/2-a uyarınca ticari amaç taşımayan gezinti teknelerine de uygulanır. Jet ski gibi küçük araçlarda gemi niteliği somut olaya göre belirlenir; gemi sayılmayan araçta ve yüzücüye çarpmada TBK’nın haksız fiil hükümleri uygulanır. Çatmada kusur karinesi yoktur; zarar gören, karşı teknenin kusurunu delillerle ortaya koymalıdır. Kusur ispat edilemezse veya kaza umulmayan bir hâlden doğmuşsa herkes kendi zararına katlanır.

Ortak kusurda eşya zararı kusur oranında paylaşılır, bedensel zararda ise donatanlar müteselsilen sorumludur. Donatan sayılan tekne sahibinin sorumluluğu, TTK m. 1062/1 uyarınca kaptan ve mürettebatın kusurunu da kapsayabilir; kiralık teknede kiracının sorumluluğu ayrıca incelenir. Çatma tazminatı için iki yıllık süre olay günüyle başlar; haksız fiilde ise TBK m. 72 uygulanır. Gemi sayılan teknenin işletilmesinden doğan ve gemi alacaklısı hakkı veren alacakta TTK m. 1327’deki bir yıllık süre de gündeme gelebilir. Delil tespiti, TTK m. 1292’de sayılan ve çatmanın meydana geldiği yerdeki mahkemeden istenir. Çarpan tekneye teminat karşılığında ihtiyati haciz konulabilir; haczin ardından bir ay içinde dava veya takip gerekir. Çatmaya dayanan tekne kazası tazminat davası ticari dava sayıldığından kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Bu davadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tekne çarpması sonrası zararı kim öder?

Çatma, gemilerden birinin donatanının veya gemi adamlarının kusurundan doğmuşsa zararı o geminin donatanı öder (TTK m. 1288). İki taraf da kusurluysa eşya zararı kusur oranında paylaşılır, bedensel zararda donatanlar müteselsilen sorumludur. Kaza umulmayan bir hâlden doğmuşsa veya nedeni anlaşılamıyorsa herkes kendi zararına katlanır.

Jet ski kazası çatma hükümlerine tabi midir?

Kanun jet ski için ayrı bir hüküm içermez; jet skinin TTK m. 931 anlamında gemi sayılıp sayılmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Gemi sayılırsa başka bir gemiyle çarpışması çatma hükümlerine tabi olur. Gemi sayılmazsa veya zarar bir yüzücüye verilmişse TBK m. 49 ve devamındaki haksız fiil hükümleri uygulanır.

Tekne çarpmasında tazminat davası ne kadar sürede açılır?

Çatmaya dayanan tazminat istemleri, TTK m. 1297/1 uyarınca çatmanın meydana geldiği günden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Olay çatma sayılmazsa TBK m. 72 uygulanır: öğrenmeden itibaren iki yıl ve her durumda fiilden itibaren on yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanır. Teknedeki yolcunun kendi taşıyanına karşı bedensel zarar istemi ise on yıllık süreye tabidir. Zarar gemi sayılan teknenin işletilmesinden doğmuş ve gemi alacaklısı hakkı veriyorsa TTK m. 1327 uyarınca bir yıllık süre de gündeme gelebilir. Bu nedenle bir yıl içinde harekete geçmek güvenli olur.

Tekne sahibi kaptanın kusurundan sorumlu mudur?

TTK m. 1062/1 uyarınca donatan, gemi adamlarının görevlerini yaparken işledikleri kusurla üçüncü kişilere verdikleri zarardan sorumludur. Yolculara ve yük ilgililerine karşı ise taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. TTK m. 1062, m. 935/2-a uyarınca gezinti teknelerine de uygulanır. Kanun, ticari amaç taşımayan teknede donatan sıfatının kime ait olduğunu ayrıca düzenlemez; TBK m. 66’daki adam çalıştıranın sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Tekne çarpması davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Çatma tazminatı davası TTK m. 4 uyarınca ticari dava sayıldığından, TTK m. 5/A gereği dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Olay çatma sayılmaz ve dava ticari nitelik taşımazsa haksız fiil tazminatı için arabuluculuk dava şartı değildir. Ancak tekne gemi sayılıyor ve dava donatana TTK m. 1062 uyarınca açılıyorsa dava ticari sayılabilir; bu ihtimalde arabulucuya başvurmak güvenli olur. Delil tespiti ve ihtiyati haciz için arabuluculuk beklenmez.

Çarpan tekneye haciz konulabilir mi?

Geminin işletilmesinin sebep olduğu hasar ve bedensel zarar TTK m. 1352/1-a ve b uyarınca deniz alacağıdır. Bu nedenle çarpan gemi hakkında ihtiyati haciz istenebilir; ihtiyati tedbirle seferden men istenemez. Alacaklı m. 1363/1 uyarınca teminat yatırır ve kararın infazını üç iş günü içinde istemelidir. Haciz uygulandıktan sonra bir ay içinde dava açılmalı veya takip başlatılmalıdır (TTK m. 1376).

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.