Konut yapı kooperatifine yıllarca aidat ve inşaat taksiti ödeyen ortak, inşaat uzayınca kooperatiften ayrılmak isteyebilir. Bu noktada yönetim kurulu istifayı kabul etmeyebilir ya da ödemeleri yeni ortak bulununca iade edeceğini söyleyebilir. Oysa kooperatiften istifa, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun “çıkma” adıyla düzenlediği ve her ortağa tanıdığı bir haktır. Çıkışın hangi tarihte gerçekleşeceğini Kanundaki bildirim süresi ve anasözleşme hükümleri belirler. Ödemelerin hesabı ise ortağın ayrıldığı yılın bilançosuna dayanır; genel kurul belirli şartlarla iadeyi geciktirebilir. Bu yazı, kooperatiften istifa sürecini, iade hesabını ve iade yapılmazsa izlenecek yolları ele alır. Kooperatiften ihraç ayrı kurallara bağlıdır; bu yazının konusu ortağın kendi isteğiyle çıkışıdır.
Son güncelleme: 02.11.2026. Mevzuat kontrolü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun mevzuat.gov.tr’deki güncel metni üzerinden yapılmıştır. Bu metne işlenmiş son değişiklik, 7/5/2026 tarihli ve 7579 sayılı Kanunla eklenen ek 6. maddedir. Türk Medeni, Türk Ticaret, Hukuk Muhakemeleri, Türk Borçlar ve İcra ve İflas kanunlarının yürürlükteki metinleri de esas alınmıştır.
Kooperatiften İstifa Hakkı ve Sınırları
Kooperatifler Kanununun 10. maddesine göre her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Kanun bu hakkı “çıkma” olarak adlandırır; 13. madde ise aynı işlem için “istifa” sözcüğünü kullanır. Dolayısıyla günlük dildeki kooperatiften istifa ile Kanundaki çıkma aynı işlemi ifade eder. Kooperatif, değişir ortaklı ve değişir sermayeli bir ortaklıktır (m. 1). Bu yapı, ortakların girip çıkabilmesini kooperatifin doğal bir özelliği hâline getirir.
Kanunun güncel metni ve değişiklik notları mevzuat.gov.tr’de yer alır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu sayfası, bu yazıda anılan maddelerin resmî metnini içerir.
Çıkma hakkı sınırsız değildir. Anasözleşme, bu hakkın kullanılmasını en çok beş yıl için sınırlandırabilir (m. 11/1). Aynı anasözleşme, haklı ve önemli sebeplerle bu süreden önce çıkılabileceğine dair hüküm de içerebilir (m. 11/2). Buna karşılık bir ortağın “hiçbir suretle” çıkamayacağına dair bağlamalar hükümsüzdür (m. 11/3). Bu nedenle çıkışı tamamen yasaklayan bir anasözleşme hükmü, Kanun karşısında sonuç doğurmaz.
Kanun ayrıca bir tazminat ihtimaline yer verir. Çıkma kooperatifin varlığını tehlikeye düşürüyorsa, anasözleşmeye ayrılan ortağın muhik bir tazminat ödemesine dair hüküm konulabilir (m. 10). Böyle bir yükümlülük iki şarta bağlıdır: anasözleşmede hüküm bulunmalı ve çıkış kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürmelidir. Kanun, hangi tutarın muhik sayılacağına dair bir ölçüt koymaz; uyuşmazlıkta bunu somut olaya göre mahkeme değerlendirir.
Ortaklıktan çıkma, sermaye şirketlerinde farklı kurallara bağlıdır. Limited şirketten çıkma ve ayrılma akçesi yazısı, bu farklı rejimi ayrıca ele alır.
Kooperatiften İstifa Ne Zaman Hüküm Doğurur?
Kanuna göre çıkış, ancak bir hesap senesi sonu için ve en az altı ay önceden haber verilerek yapılır (m. 12). Anasözleşme daha kısa bir süre belirleyebilir ve hesap senesi içinde çıkışa da izin verebilir. Örneğin anasözleşmesinde farklı hüküm bulunmayan ve hesap yılı takvim yılı olan bir kooperatifte ortak, Mart ayında yazılı istifa verirse çıkış o yılın sonunda hüküm doğurur. Aynı ortak istifayı Ekim ayında verirse altı aylık süre o yıl sonuna yetişmez. Bu durumda anasözleşmede daha kısa süre yoksa çıkış, bir sonraki hesap senesi sonuna kalabilir.
Yayımlanmış örnek metinler de daha kısa bir süre öngörebilir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Sakarya İl Müdürlüğü sayfasındaki konut yapı kooperatifi örnek anasözleşmesi buna bir örnektir. Bu yazıda o belgeye kısaca “örnek metin” denir. Örnek metne göre ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazıyla başvurarak ortaklıktan çıkabilir (örnek metin m. 13). Aynı metinde hesap dönemi takvim yılıdır (örnek metin m. 68). Ancak bağlayıcı olan, ortağın üye olduğu kooperatifin tescilli anasözleşmesidir.
Konut yapı kooperatifi örnek anasözleşmesi metni, kendi kooperatifinin anasözleşmesiyle karşılaştırma yapmak isteyen ortak için yararlı bir başlangıçtır.
Çıkış gerçekleşinceye kadar ortaklık sürer. Bu nedenle ortak istifa dilekçesini verdikten sonra da anasözleşmeye göre doğan ödeme yükümlülükleri, çıkış tarihine kadar gündeme gelebilir. Ortağın istifa tarihini ve çıkışın hüküm doğuracağı tarihi baştan hesaplaması, sonraki uyuşmazlıkları azaltır.
Kooperatiften istifa kabul edilmezse: noter bildirimi
Kanunun 13. maddesi bu durumu ayrıca düzenler. Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun isteğe rağmen istifayı kabulden kaçınırsa, ortak çıkma dileğini noter aracılığıyla kooperatife bildirir. Madde, çıkmanın bildiri tarihinden itibaren gerçekleşeceğini öngörür. Örnek metin de yönetim kurulunun bir ay içinde kabulden kaçınması hâlinde noter yolunu gösterir (örnek metin m. 13).
Maddenin uygulanması için ilk istifanın anasözleşmeye uygun olması gerekir. Dolayısıyla ortağın, noter bildiriminden önceki yazılı başvurusunu bildirim süresine ve hesap senesi koşuluna uygun vermesi önem taşır. İlk çıkma isteği 12. maddeye ve anasözleşmeye uygunsa, yönetim kurulunun kabulden kaçınması hâlinde çıkma noter bildiriminin tarihinde gerçekleşir (m. 13). Noter bildirimi, aynı zamanda istifanın tarihini ve içeriğini ispatlayan bir belgedir.
Anasözleşmeye uygun bir istifada yönetim kurulunun reddetmesi ya da anasözleşmedeki süre içinde kabul etmemesi, ortağın çıkma hakkını ortadan kaldırmaz. Örnek metinde bu süre, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir aydır. Çünkü Kanun, onay vermeyen kurula karşı ortağa noter yoluyla çıkma imkânı tanır. Kısacası yönetim kurulu kararı, çıkışın tek belirleyicisi değildir.
Ek ödeme kararı sonrasında çıkış
Kanun, ortakların yükünü artıran bazı kararlar için ayrı bir çıkış imkânı tanır. Şahsi sorumluluğu ağırlaştıran veya ek ödeme yükümü getiren genel kurul kararları için bütün ortakların dörtte üçünün rızası gerekir (m. 52/1). Kamu kuruluşlarından kredi alan kooperatiflerin kredi artırımından yararlanmak için aldığı kararlarda bu nisap aranmaz; bu kararlarda 51. maddenin birinci fıkrası uygulanır (m. 52/2). Bu kararlara katılmayan ortak, ilandan başlayarak üç ay içinde çıktığını bildirirse karar onu bağlamaz (m. 52/3). Çıkma beyanı bu hâlde kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Ayrıca bu yoldan çıkış, bir ayrılma tazminatı ödenmesine bağlanamaz (m. 52/4).
Buradaki ek ödeme, Kanunun 31. maddesinde düzenlenen ve bilanço açıklarını kapatmaya yönelik yükümlülüktür. Genel kurulun inşaat gider taksitlerini artırması ise her durumda bu kavrama girmeyebilir. Bu yüzden genel kurul kararının niteliği, 52. maddedeki özel çıkış yolunun açılıp açılmadığını belirler.
Kooperatiften İstifa Eden Ortağa Ne Kadar İade Edilir?
Hesaplaşmanın temel kuralı 17. maddededir. Çıkan ortağın kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığını ve bu hakların nelerden ibaret olduğunu anasözleşme gösterir (m. 17/1). Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Dolayısıyla hesap, ortağın ödediği tutarların basit toplamından farklı bir sonuç verebilir.
Konut yapı kooperatiflerinde ortağın ödemeleri, ortaklık payı ile genel kurulca belirlenen gider taksitlerinden oluşabilir. Örnek metin bu ayrımı açıkça yapar; arsa, altyapı ve inşaat gider taksitlerini ortaklık payından ayrı düzenler (örnek metin m. 21). Aynı metne göre kooperatif, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacaklarını o yılın bilançosuna göre hesaplar. Kooperatif bu alacakları, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verir (örnek metin m. 15). Öte yandan ayrılan ortaklar, kooperatifin yedek akçeleri üzerinde hak iddia edemez.
Kanun, iadenin ödendiği günkü tutar üzerinden mi yoksa güncel değer üzerinden mi yapılacağını açıkça belirtmez. Bilançoya yansıyan arsa, inşaat ve yönetim giderleri de hesabı etkileyebilir. Bu nedenle uyuşmazlıkta kooperatifin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi gündeme gelebilir. Bilirkişi teknik hesabı yapar; hesabın hangi hukuki ölçüte göre kurulacağına ise mahkeme karar verir.
Ödemelerden kesinti yapılacağına dair şartlar
Bazı anasözleşmeler, çıkan ortağın ödemelerinden belirli bir kısmın kesileceğini öngörür. Kanun bu konuda bir sınır koyar: çıkan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağına dair şartlar hükümsüzdür (m. 17/3). Hüküm “sermaye veya mevduat” ifadesini kullanır. Gider taksitlerine ilişkin bir kesinti şartının bu kapsama girip girmediğini, şartın içeriği ve anasözleşmenin bütünü belirler. Ayrıca 10. maddedeki muhik tazminat, ancak o maddenin şartları varsa gündeme gelebilir.
“Yeni ortak bulunca öderiz” cevabı
Ortağa verilen cevaplardan biri, iadenin yeni ortak bulunmasına bağlanmasıdır. Kooperatifler Kanununda iadeyi yeni ortak bulunması şartına bağlayan bir hüküm yer almaz. Kanun, iadenin zamanını ayrılış yılı bilançosuna, anasözleşmeye ve 17. maddedeki geciktirme imkânına bağlar. Örnek metinde ise yeni ortak alınması, iadeyi geciktiren değil öne çeken bir durumdur.
Bu metne göre ayrılanın yerine yeni ortak alınırsa, eski ortağın ödediği gider taksitleri derhal geri verilir (örnek metin m. 15). Kooperatifin kendi anasözleşmesinde farklı bir hüküm varsa, uyuşmazlıkta mahkeme bu hükmün 17. madde ile uyumunu ayrıca inceler. Özellikle iadeyi belirsiz bir tarihe bırakan hüküm, Kanundaki geciktirme sınırları karşısında tartışmalı hâle gelebilir.
Genel kurulun iadeyi geciktirmesi
Kanun, kooperatifi korumak için bir erteleme imkânı da tanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeleri genel kurul, üç yılı aşmamak üzere geciktirebilir (m. 17/2). Anasözleşme daha kısa bir süre öngörse bile bu imkân vardır. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı da saklıdır.
Bu hükmün iki sınırı vardır. Birincisi, kararı yönetim kurulu değil genel kurul verir. İkincisi, geciktirme ancak iadenin kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olması hâlinde mümkündür. Bu şartın varlığını uyuşmazlıkta mahkeme, bilanço ve mali tablolara bakarak değerlendirir.
Genel kurul kararlarına karşı iptal yolunu ise 53. madde düzenler. Geciktirme kararı da bir genel kurul kararı olduğundan, bu yol onun için de gündeme gelir. Maddede sayılan kişiler bu yolu, toplantıyı izleyen günden başlayarak bir aylık hak düşürücü süre içinde kullanabilir. Çıkmış bir ortağın bu kişiler arasında yer alıp almadığı ise karar tarihindeki ortaklık durumuna bağlıdır. Kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda ise anonim şirketlere ait hükümler uygulanır (m. 98).
Anonim şirketlerdeki karşılaştırma için anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali ve butlanı yazısı yardımcı olur.
Ayrıldıktan Sonra Kalan Sorumluluk ve Aidat Talepleri
Kooperatiften istifa, ortağın bütün yükümlülüklerini aynı anda sona erdirmeyebilir. Kanuna göre ayrılışın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl içinde kooperatif iflas ederse, ortak ayrılmasından önce doğan borçlar için sorumluluktan kurtulamaz (m. 36/1). Anasözleşme bu süreyi uzatabilir. Hüküm, anasözleşmeyle şahsen sınırsız veya sınırlı sorumlu tutulan ortaklara ilişkindir (m. 29, 30). Örnek metinde ise ortağın sorumluluğu taahhüt ettiği pay tutarıyla sınırlıdır ve ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam eder (örnek metin m. 20).
Ödemeleri durdurmak, kooperatiften istifa yerine geçmez. Kooperatif, borcunu ödemeyen ortaktan yazılı olarak, bu mümkün olmazsa ilanla ve uygun bir süre vererek yükümlülüğünü yerine getirmesini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemden sonra da bir ay içinde ödeme yapmayan ortağın ortaklığı düşer (m. 27). Ancak ortaklığın düşmesi, ortağın doğmuş borçlarını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle çıkmak isteyen ortak için güvenli yol, ödemeyi kesmek değil, istifayı yazılı ve belgelenebilir biçimde yapmaktır.
Çıkıştan sonra kooperatif, ortaktan aidat veya taksit için icra takibi başlatabilir. Bu durumda ortak, ödeme emrine süresi içinde itiraz edebilir. Ödeme emrine itiraz süresi ve dilekçenin verileceği yer yazısı bu adımı anlatır.
Ortak, borçlu olmadığını tespit ettirmek için dava da açabilir. Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir (İİK m. 72/1). Çıkış tarihinden sonraki dönem için istenen aidat, böyle bir davanın konusu olabilir. Buna karşılık çıkıştan önceki döneme ait borçlar, kural olarak ortaklık süresinin yükümlülükleri arasında kalır.
İİK m. 72 güncel kanun metni →
Ortaklığın Devri: İstifaya Alternatif Bir Yol
Kooperatiften istifa dışında bir yol daha vardır: ortaklığın devri. Kanuna göre ortaklık devredilebilir; yönetim kurulu, devralan kişi ortaklık niteliklerini taşıyorsa onu ortaklığa kabul eder (m. 14/3). Devirde ortak, ödemelerinin karşılığını kooperatiften değil, kural olarak devralanla kararlaştırdığı bedel üzerinden alır.
Örnek metne göre devirde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer (örnek metin m. 17). Aynı metin, kooperatifin bu devir nedeniyle taraflardan ayrıca ödeme isteyemeyeceğini belirtir. Yasal bir sebep olmaksızın devralanı kabul etmeyen yönetim kurulu üyeleri de tarafların zararından müteselsilen sorumludur.
Devir, iade için ayrılış yılı bilançosunu beklemek istemeyen ortak açısından daha hızlı bir yol olabilir. Bununla birlikte devir bedeli ve ödeme güvencesi, devreden ile devralan arasındaki sözleşmeye bağlıdır. Devreden ortağın kooperatife yaptığı ödemelerin dökümü ile devrin yönetim kuruluna bildirim tarihi, bu sözleşmede açıkça yer almalıdır.
Kooperatiften ayrılma yolları: karşılaştırma
Aşağıdaki tablo, Kanundaki çıkış ve ortaklığın sona erme yollarını yan yana gösterir. Tablo genel çerçeveyi verir; kooperatifin anasözleşmesi ve somut olay sonucu değiştirebilir.
| Yol | Dayanak | Kim başlatır | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Olağan istifa | 1163 s. Kanun m. 10, 11, 12 | Ortak, bildirimle (biçimi anasözleşmede gösterilir) | Hesap senesi sonu için en az altı ay önce; anasözleşme kısaltabilir. Çıkış hakkı anasözleşmeyle en çok beş yıl sınırlanabilir | Hesaplaşma m. 17’ye göre, yedek akçeler hariç, ayrılış yılı bilançosu üzerinden |
| Yönetim kurulu kabulden kaçınırsa | m. 13 | Ortak, noter aracılığıyla | Önceki istek anasözleşmeye uygun yapılmış olmalı | Çıkma bildiri tarihinden itibaren gerçekleşir; hesaplaşma m. 17’ye göre |
| Ek ödeme veya sorumluluğu ağırlaştıran genel kurul kararı | m. 52/3, 52/4 | Karara katılmayan ortak | İlandan başlayarak üç ay | Karar ortağı bağlamaz; çıkma kararın yürürlük tarihinden hüküm ifade eder; ayrılma tazminatı şartı konulamaz |
| Ortaklığın devri | m. 14/3 | Ortak ve devralan | Kanunda ayrı süre yok; bildirim anasözleşmeye göre | Ortaklık niteliklerini taşıyan devralan kabul edilir; ödemelerin karşılığı devir sözleşmesindeki bedele bağlıdır |
| Ödeme yapmama | m. 27 | Kooperatif, iki istemle (yazılı; mümkün olmazsa ilanla) | İkinci istemden sonra bir ay | Ortaklık düşer; doğmuş borçlar ortadan kalkmaz |
Kooperatiften İstifa Sonrası İade Davası
Görevli ve yetkili mahkeme
Kooperatifler Kanununda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (m. 99/1). Bu davalarda basit yargılama usulü uygulanır (m. 99/2). Ticari davalarda görevli mahkeme ise aksine hüküm bulunmadıkça asliye ticaret mahkemesidir (TTK m. 5/1).
TTK m. 5 güncel kanun metni →
Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde açılan ticari davada asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (TTK m. 5/4). Yetki bakımından genel kural, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6/1). Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa işlerinin yönetildiği yerdir (TMK m. 51). Bu nedenle genel yetki kuralı da kooperatifin merkezini gösterir. Ayrıca özel hukuk tüzel kişileri ile ortakları arasındaki, ortaklık ilişkisiyle sınırlı davalar için özel bir kural vardır. Bu davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m. 14/2). İade talebi ortaklık ilişkisinden doğduğundan, bu kesin yetki kuralı da gündeme gelebilir.
Arabuluculuk dava şartı mı?
Kooperatifler Kanunundan doğan davalar ticari dava sayıldığından, Türk Ticaret Kanunundaki arabuluculuk kuralı da gündeme gelir. Kanunda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A-1). Kooperatiften istifa eden ortağın iade talebi bir para alacağı olduğundan, ortak dava açmadan önce arabulucuya başvurmalıdır.
TTK m. 5/A güncel kanun metni →
Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre en çok iki hafta uzatılabilir (TTK m. 5/A-2). Taraflar görüşmelerde anlaşamazsa ortak dava açabilir. Çıkış sonrası istenen aidat için ortağın açacağı menfi tespit davası da aynı hükmün kapsamına girer.
Dava kime karşı açılır?
İade davasında davalı, tüzel kişiliği bulunan kooperatiftir. Kooperatif, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır (m. 7). Yönetim kurulu ise kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır (m. 55/1). Dolayısıyla iade borcunun tarafı yönetim kurulu üyeleri değil, kooperatifin kendisidir. Yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğu, ayrı şartlara bağlı ayrı bir meseledir.
Davacı, kooperatiften istifa eden ortaktır. Ortak ölmüşse, 17. madde mirasçıların alacak ve haklarını da ayrıca anar. Ortaklığını devretmiş kişi bakımından ise sonuç farklıdır. Örnek metindeki düzenlemeye göre devirde hak ve yükümlülükler devralana geçer; bu nedenle devreden kişinin kooperatife karşı iade talebi kural olarak gündeme gelmez. Kooperatif tasfiye ya da iflas sürecindeyse izlenecek yol değişir; bu yazı faaliyetini sürdüren kooperatifi esas alır.
Kooperatiften istifa eden ortağın alacağında zamanaşımı
Çıkan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları, bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m. 17/2). Süre çıkış tarihinden değil, alacağın istenebileceği günden başlar. Bu günü ayrılış yılı bilançosu ve anasözleşmedeki ödeme hükmü belirler. Örnek metinde kooperatif iadeyi bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde yapar; sürenin başlangıcını bu hükümle birlikte ele almak gerekir. Ayrılış yılı bilançosunun genel kurulca onaylandığı tarih de bu hesapta ayrıca dikkate alınmalıdır.
Beş yıllık süre bir zamanaşımı süresidir. Buna karşılık genel kurul kararının iptali için 53. maddedeki bir aylık süre hak düşürücü süredir. İki süre farklı sonuçlar doğurur. Zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi ve takibi yazısı, zamanaşımı savunmasının sonuçlarını ele alır.
Temerrüt ve faiz
Kooperatif iade borcunu vadesinde ödemezse temerrüt gündeme gelir. Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m. 117/1). İfa günü birlikte ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, bu günün geçmesiyle de temerrüt oluşur (TBK m. 117/2). Anasözleşmedeki ödeme süresinin bu anlamda belirlenmiş bir gün sayılıp sayılmayacağı tartışmaya açık olabilir. Bu nedenle ödeme süresi geçince kooperatife noter aracılığıyla ihtar göndermek, temerrüt tarihini netleştirir.
Davanın ticari dava sayılması ile uygulanacak faiz türü ayrı meselelerdir. Ticari faiz, geç ödeme faizi ve avans faizi yazısı bu ayrımı açıklar.
Harç, dava değeri ve icra takibi
Dava değeri, kural olarak talep edilen iade tutarıdır. Bu yazı harç ve yargılama giderleri için tutar vermez; dava tarihindeki güncel tarifeye bakmak gerekir. İade tutarı bilançoya ve bilirkişi hesabına bağlı olduğundan, talebin baştan nasıl belirleneceği de dava hazırlığının bir parçasıdır.
Ortak, dava yerine ilamsız icra takibi de başlatabilir. Kooperatif ödeme emrine itiraz ederse, ortak itirazın iptali davası yoluna gidebilir. Bu dava da TTK m. 5/A’da sayıldığından arabuluculuk şartı burada da gündeme gelir. İtirazın iptali davası süresi ve açma şartları yazısı bu davayı ayrıntılı olarak anlatır.
Kooperatiften İstifa Uyuşmazlığında Hangi Deliller Kullanılır?
İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190/1). Ortak bu nedenle istifasını, çıkış tarihini ve yaptığı ödemeleri ortaya koymalıdır. Kooperatif ise kesinti, geciktirme ya da tazminat ileri sürüyorsa bunların şartlarını ispat etmek durumunda kalabilir. Başlıca deliller şunlardır:
- Kooperatifin tescilli anasözleşmesi ve değişiklikleri.
- Yazılı istifa dilekçesi, alındı kaydı ve noter aracılığıyla yapılan bildirim.
- Ortaklık senedi veya ortaklık cüzdanı; Kanuna göre ortağın yatırdığı paralar bu senede tarih sırasıyla kaydedilir ve imzalı senet makbuz hükmündedir (m. 18).
- Banka dekontları; örnek metin ödemelerin bankada kooperatif adına açılan özel bir hesaba yatırılmasını öngörür (örnek metin m. 21).
- Ayrılış yılının bilançosu, gelir-gider hesapları ve denetçi raporları.
- Gider taksitlerini ve varsa geciktirme kararını içeren genel kurul tutanakları.
- Yönetim kurulu kararları ve kooperatifle yapılan yazışmalar.
Ortaklık devam ederken ortaklar, yıllık faaliyet raporunu, bilançoyu ve denetçi raporlarını inceleme hakkına sahiptir. Bu belgeler, genel kurulun yıllık toplantısından en az 15 gün öncesinden itibaren bir yıl süreyle kooperatif merkezinde ve KOOPBİS’te ortakların incelemesine açıktır (m. 24/1). Bu nedenle ortağın, istifadan önce ödemelerinin dökümünü ve son bilançoyu edinmesi yararlı olabilir. Bilirkişi de gerektiğinde incelemesini bu belgeler üzerinden yapar.
İade sırasında kooperatif, ortaktan “hiçbir alacağım kalmamıştır” anlamına gelen bir belge imzalamasını isteyebilir. Böyle bir beyanın sonucunu, belgenin metni ve imzalandığı koşullar belirler. İbra sözleşmesinin hangi hâllerde geçersiz sayıldığı yazısı bu konuyu ayrıca ele alır.
İade Alacağı İçin Geçici Koruma
Kooperatifler Kanununun çıkma ve hesaplaşma hükümleri (m. 10–17), çıkan ortağın iade alacağı için özel bir geçici koruma önlemi öngörmez. Bu nedenle genel hükümler devreye girer. İade talebi bir para alacağı olduğundan, İcra ve İflas Kanunundaki ihtiyati haciz yolu öne çıkar. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebilir (İİK m. 257/1).
İİK m. 257 güncel kanun metni →
Vadesi gelmemiş borç için ihtiyati haciz, ancak maddede sayılan istisnai hâllerde istenebilir (İİK m. 257/2). İade alacağının vadesi ayrılış yılı bilançosuna ve anasözleşmeye bağlı olduğundan, bu tarih ihtiyati haciz talebinde önem taşır. İhtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısı teminat ve itiraz yönlerini anlatır.
Kooperatif çıkıştan sonraki dönem için aidat istiyorsa, ortağın açacağı menfi tespit davasında da geçici koruma gündeme gelir. Takipten önce açılan davada mahkeme, talep üzerine ve teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbirle karar verebilir (İİK m. 72/2). Teminat, alacağın yüzde on beşinden aşağı olamaz. Takipten sonra açılan davada ise takip tedbirle durdurulamaz. Bu hâlde borçlu, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bunun için gecikmeden doğan zararları karşılamak üzere, alacağın yüzde on beşinden az olmayan teminat göstermelidir (İİK m. 72/3).
Sonuç
Kooperatiften istifa, 1163 sayılı Kanunun 10. maddesinde her ortağa tanınan çıkma hakkının kullanılmasıdır. Anasözleşme bu hakkı en çok beş yıl sınırlandırabilir; çıkışı tamamen yasaklayan bağlamalar ise hükümsüzdür. Çıkış, kural olarak hesap senesi sonu için ve en az altı ay önceden bildirimle yapılır; anasözleşme bu süreyi kısaltabilir. Yönetim kurulu anasözleşmeye uygun istifayı kabul etmezse ortak, çıkma dileğini noter aracılığıyla bildirir. Ödemeleri kesmek istifa yerine geçmez; ortaklığın devri ise ayrı bir çıkış yoludur.
Ödemelerin iadesi, anasözleşmeye ve ayrılış yılı bilançosuna göre, yedek akçeler hariç tutularak hesaplanır. Kanun, çıkan ortağı sermaye veya mevduatından yoksun bırakan şartları hükümsüz sayar. İadeyi yeni ortak bulunmasına bağlayan bir kanun hükmü yoktur. Genel kurul ise iade kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecekse ödemeyi en çok üç yıl geciktirebilir.
Kooperatiften istifa sonrası iade yapılmazsa dava kooperatife karşı açılır. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; bu mahkemenin bulunmadığı yerde davaya asliye hukuk mahkemesi bakar. Bu davalarda basit yargılama usulü uygulanır. İade talebi bir para alacağı olduğundan, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Alacak, istenebileceği günden başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. İstifa dilekçesi, noter bildirimi, ortaklık senedi, dekontlar ve bilanço temel delillerdir.
Sık Sorulan Sorular
Kooperatiften istifa eden ortağa para ne zaman ödenir?
Çıkan ortağın hakları ayrıldığı yılın bilançosuna göre hesaplanır; ödeme zamanını anasözleşme gösterir. Örnek metinde kooperatif, iadeyi bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde yapar. İade kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecekse genel kurul ödemeyi en çok üç yıl geciktirebilir.
Yönetim kurulu istifayı kabul etmezse ne yapılır?
İstifa anasözleşmeye uygun yapılmışsa ortak, çıkma dileğini noter aracılığıyla kooperatife bildirir. Kanunun 13. maddesine göre çıkma, bu bildiri tarihinden itibaren gerçekleşir. Bildirim süresi ve hesap senesi koşulunu yine de anasözleşmeyle birlikte değerlendirmek gerekir.
Kooperatif yeni ortak bulmadan ödeme yapmam diyebilir mi?
Kooperatifler Kanununda iadeyi yeni ortak bulunmasına bağlayan bir hüküm yoktur. İade zamanı bilançoya, anasözleşmeye ve genel kurulun üç yılla sınırlı geciktirme yetkisine bağlıdır. Örnek metinde yeni ortak alınması, gider taksitlerinin derhal iadesini gerektiren bir durumdur. Kooperatifin kendi anasözleşmesindeki farklı bir hükmün 17. madde ile uyumu ise ayrıca incelenir.
Kooperatiften ayrılınca ödenen paranın tamamı geri verilir mi?
Sonucu anasözleşme ve ayrılış yılı bilançosu belirler; yedek akçeler hesaba katılmaz. Kanun, çıkan ortağın sermaye veya mevduatından yoksun kalacağına dair şartları hükümsüz sayar. Gider taksitlerindeki kesinti şartları ile iadenin güncel değerle yapılıp yapılmayacağı ise somut olaya göre değerlendirilir.
Kooperatiften istifa sonrası iade davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Kooperatifler Kanunundan doğan davalar ticari dava sayılır. Konusu bir miktar para olan ticari alacak davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A). Anlaşma sağlanamazsa ortak, asliye ticaret mahkemesinde, bu mahkemenin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemesinde dava açabilir.
İade alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Çıkan ortak ile mirasçılarının alacak ve hakları, bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yılda zamanaşımına uğrar. Başlangıç, çıkış tarihi değil alacağın istenebileceği gündür. Bu günü bilanço ve anasözleşmedeki ödeme hükmü belirler.
