Rakibin Kullanmadığı Marka Önümü Kesiyor: TÜRKPATENT’te Marka İptali

Yeni bir marka için başvuru yapan marka sahibi, bazen yıllardır piyasada görülmeyen eski bir tescille karşılaşır. Rakibin sicilde duran kullanılmayan marka kaydı, başvurunun reddine ya da itirazla durdurulmasına yol açabilir. Sınai Mülkiyet Kanunu bu durumda kullanmama nedeniyle iptal imkânı tanır. Ancak bu yolda önemli bir değişiklik yaşandı. Kanunun 26. maddesi yürürlüğe girene kadar marka iptal davası mahkemede görülüyordu. Bugün ise iptal talebi Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır ve kararı Kurum verir. Bu yazı marka iptali şartlarını, Kurum önündeki usulü, kararın etkisini, itiraz yollarını ve dava aşamasını ele alır.

Son güncelleme: 02.11.2026. Mevzuat kontrolü, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunla yapılan değişikliği işlenmiş güncel metni üzerinden yapılmıştır. Uygulama Yönetmeliğinin 15/3/2025 tarihli ve 32842 sayılı Resmî Gazete’deki değişikliği ile TTK ve HMK’nın yürürlükteki metinleri de esas alınmıştır. Kanunun resmî metni Mevzuat Bilgi Sistemi sitesinde yer alır.

Kullanılmayan Marka Başvurunuzu Nasıl Engeller?

Marka koruması tescil yoluyla elde edilir ve tescilden doğan haklar marka sahibine aittir (SMK m. 7/1, 7/2). Kullanmama, bu hakları kendi başına sona erdirmez. Kanun bunun için ayrıca bir talep ve iptal kararı arar (m. 26/1). Dolayısıyla kullanılmayan marka, sicilde kaldığı sürece yeni başvurular karşısında engel olarak ileri sürülebilir.

Engel iki yoldan gelebilir. Birincisinde Kurum, başvuruyu kendi incelemesinde reddeder. Bir işaret, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler için tescilli bir markayla aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olabilir. Önceki tarihli başvuruya konu markalar da bu kapsamdadır. Kanuna göre böyle işaretler tescil edilmez (m. 5/1-ç). Kurum bu incelemeyi şeklî incelemeden sonra yapar (m. 16/1).

İkincisinde ise başvuru Bültende yayımlanır ve eski marka sahibi itiraz eder. Markalar ile kapsadıkları mal veya hizmetler aynı ya da benzerse ve bu nedenle karıştırılma ihtimali doğuyorsa, Kurum itiraz üzerine başvuruyu reddeder (m. 6/1). Yayıma itiraz, yayımdan itibaren iki ay içinde yapılır (m. 18/1). Hangi yolla engellendiğinizi bilmek, izlenecek yolu belirler. Çünkü resen ret ile itiraz üzerine ret, farklı savunma imkânları sunar.

Marka, ticaret unvanı ve işletme adı birbirinden farklı kurumlardır. Bu kurumlar arasındaki fark ticaret unvanı, unvan değişikliği ve unvanın korunması yazısında anlatılır.

SMK m. 9: Kullanmama Nedeniyle İptal Şartları

Kanunun 9. maddesi markanın kullanılmasını düzenler. Buna göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan ciddi biçimde kullanılmayan markanın iptaline karar verilir. Aynı sonuç, kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka için de geçerlidir (m. 9/1).

Hükmün unsurları birlikte aranır. Öncelikle kullanım Türkiye’de olmalı ve ciddi nitelik taşımalıdır. Ayrıca kullanım, markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından gerçekleşmelidir. Bunun yanında kullanım marka sahibi tarafından ya da onun izniyle yapılmalıdır. Son olarak kullanmamayı haklı kılan bir sebep bulunmamalıdır.

Marka iptali için beş yıllık süre ne zaman başlar?

Süre tescil tarihinden başlar. Buna karşılık markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır (m. 23/1). Bu iki tarihi birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü itiraz süreci yaşanan dosyalarda tescil tarihi, başvuru tarihinden epey sonraya kalabilir.

Kanun ikinci bir durumu da düzenler. Marka bir süre kullanılmış, sonra kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmiş olabilir. Bu hâlde de kullanmama nedeniyle iptal gündeme gelir. Örneğin 2015’te tescil edilen ve 2019’dan beri hiç kullanılmayan bir marka, 2024’ten sonra bu kapsama girebilir.

Hangi kullanımlar kullanım sayılır?

Kanun bazı durumları açıkça kullanım sayar. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması bunlardan biridir (m. 9/2-a). Bunun yanında markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması da kullanım kabul edilir (m. 9/2-b). Ayrıca marka sahibinin izniyle yapılan kullanım, marka sahibinin kullanımı sayılır (m. 9/3).

Bu nedenle rakibin markası Türkiye’de raflarda görünmese bile ihraç ürünlerinde kullanılıyor olabilir. Aynı şekilde marka, lisans alan bir şirket tarafından kullanılıyor olabilir. Lisans, tescilli mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için verilebilir (m. 24/1). Bu yüzden talepten önce yapılacak piyasa araştırması bu ihtimalleri de kapsamalıdır.

Kanun ciddi kullanımı tanımlamaz. Kullanımın ciddi olup olmadığı, sunulan delillerin bütününe ve somut olayın şartlarına göre değerlendirilir. Örneğin yalnız sicili korumaya yönelik, göstermelik nitelikteki kullanımın ciddi sayılıp sayılmayacağı tartışma konusu olabilir.

Haklı sebep ve marka iptali

Marka sahibi, kullanmamasının haklı bir sebebe dayandığını ileri sürebilir. Kanun haklı sebebi tanımlamaz ve örnek de vermez. Dolayısıyla marka sahibi bu sebebi ve delilini savunmasında ortaya koyar. Kurum da sebebin haklı olup olmadığını somut olayın şartlarına göre değerlendirir.

Marka İptali Artık Mahkemede Değil: TÜRKPATENT Yetkisi

Kanunun 26. maddesine göre markanın iptaline, talep üzerine Kurum karar verir (m. 26/1). Kanunda Kurum, Türk Patent ve Marka Kurumunu ifade eder (m. 2/1-e). İlgili kişiler, markanın iptalini Kurumdan isteyebilir (m. 26/2). Böylece marka iptali bugün idari bir başvuru süreci olarak başlar.

Bu yetki Kanunun yürürlüğüyle aynı anda başlamadı. Yürürlük maddesi, 26. maddenin yayım tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe gireceğini öngörür (m. 192/1-a). Kanun ise Resmî Gazetede 10/1/2017 tarihinde yayımlanmıştır. Bu hesapla 26. madde 10 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

O tarihe kadar iptal yetkisi, 26. maddedeki usul ve esaslara göre mahkemelerce kullanıldı (geçici m. 4/1). Ayrıca 26. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemelerde görülmekte olan iptal davaları mahkemelerce sonuçlandırılır (geçici m. 4/2). Mahkemeler bu kararları kesinleşmesinden sonra Kuruma resen gönderir (geçici m. 4/3).

Marka iptal davası ifadesi bugün ne anlama gelir?

Gündelik dilde marka iptal davası ifadesi hâlâ yaygın olarak kullanılır. Ancak 10 Ocak 2024’ten sonra kullanmamaya dayalı iptal talebi mahkemeye değil Kuruma yapılır. Kurumun bu talep hakkındaki kararına önce Kurum nezdinde itiraz edilir. İtirazı Kurul inceler ve Kurumun nihai kararını verir (m. 20, m. 21). Mahkeme ise Kurul kararına karşı açılan davayla sürece girer (m. 156/2).

Dolayısıyla bugün marka iptal davası denildiğinde iki durum kastedilebilir. Birincisi, 10 Ocak 2024’te mahkemede görülmekte olan ve mahkemece sonuçlandırılacak eski davalardır. İkincisi ise Kurul kararının iptali istemiyle açılan davadır. Öte yandan hükümsüzlük ayrı bir kurumdur ve markanın hükümsüzlüğüne hâlâ mahkeme karar verir (m. 25/1).

TÜRKPATENT’e Marka İptali Talebi Nasıl Yapılır?

Talep kim tarafından, kime karşı yapılır?

Kanun talep hakkını ilgili kişilere tanır, fakat bu kavramı ayrıca tanımlamaz (m. 26/2). Başvurusu eski marka nedeniyle engellenen işletme, bu kapsamda değerlendirilebilecek kişilerin başında gelir. Yine de talep edenin bu markayla ilgisinin dilekçede açıkça ortaya konması yararlı olur.

Marka iptali talebi, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür (m. 26/3). İnceleme sırasında hak sahibi değişirse, Kurum sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam eder (m. 26/6). Bu nedenle talep edenin, talepten önce sicil kaydını güncel hâliyle incelemesi gerekir.

Gerçek veya tüzel kişiler ile bunların yetkilendirdiği sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Kurum nezdinde işlem yapabilir (m. 160/1). Buna karşılık yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir (m. 160/3).

Talebin şekli Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte düzenlenir. Bu hükümler 15/3/2025 tarihli değişiklikle Yönetmeliğe eklenmiştir. Her iptal talebi tek bir tescilli marka için yapılır ve imzalı iptal talep formuyla Kuruma sunulur (Yön. m. 30/A/3). Formda markanın tescil numarası, iptali istenen mallar veya hizmetler ve talep sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri yer alır. Talep vekille yapılıyorsa vekilin bilgileri de yazılır. Gerekçeler ilgili madde, fıkra ve bentleriyle gösterilir ve ücretin ödendiğine ilişkin bilgi eklenir (Yön. m. 30/A/4). Eksik talepte bir aylık tamamlama süresi verilir; eksiklik giderilmezse talep reddedilir ve alınan ücret iade edilmez (Yön. m. 30/A/5). Ancak iptal ücretinin emanet hesapta tutulan kısmı, talep sahibinin istemi üzerine kendisine iade edilir (Yön. m. 30/B/4).

Bir aylık savunma süresi ve tebligat

İptal talebi, markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Bu bir aylık süre içinde talep ederse Kurum bir aya kadar ek süre verir (m. 26/7).

Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi, belge veya açıklama için taraflara bir aylık süre verebilir; bunlar sunulmazsa talep mevcut belgelerle değerlendirilir (Yön. m. 30/A/8). Ardından iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir (m. 26/7). Süresinde sunulmayan cevap ve deliller dikkate alınmaz (Yön. m. 30/A/7).

Kullanmamaya dayalı talepte marka, talep tarihinde en az beş yıldır tescilli değilse Kurum talebi bildirim yapmadan reddeder (Yön. m. 30/A/9). Kararın daha önceki bir tarihten etkili olması istenmişse, bu ret sebebi uygulanırken markanın o tarihte tescilli olup olmadığına bakılır. Beş yılı dolduran markada ise marka sahibinden ciddi kullanımı veya haklı sebebi gösteren delil istenir. Delil sunulmaz ya da yetersiz kalırsa Kurum talebi kabul eder; ancak benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez (Yön. m. 30/A/10). Kurum dosya üzerinden karar verdiği için talep edenin dilekçeyi ve eklerini ilk aşamada eksiksiz hazırlaması gerekir.

Kanun kapsamındaki tebligatlar, kişinin onayı alınmak şartıyla Kurumun tahsis ettiği elektronik posta kutusuna konularak yapılır. Bu tebligat, muhatabın kutuya ilk giriş yaptığı tarihte yapılmış sayılır. Muhatap kutuya girmese de belgenin kutuya konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda tebligat gerçekleşmiş sayılır (m. 160/6). İlanen tebligat ise Bülten üzerinden yapılır ve yayımdan yedi gün sonra yapılmış sayılır (m. 160/7).

Marka iptali talebinden önceki üç ay kuralı

Beş yıllık sürenin dolması ile talebin Kuruma sunulması arasında marka, tescilli mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olabilir. Bu hâlde Kurum kullanmamaya dayalı iptal talebini reddeder (m. 26/4). Dolayısıyla geç başlayan ama ciddi olan kullanım, marka sahibini koruyabilir.

Kanun bu imkânı kötüye kullanıma karşı sınırlar. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse, talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içindeki kullanım dikkate alınmaz (m. 26/4). Örneğin talep eden önce rakibe yazıyla ulaşıp markayı satın almayı teklif edebilir. Rakip bundan sonra aceleyle satışa başlarsa, bu kullanım üç ay kuralı karşısında tartışılır.

Bununla birlikte üç aylık dönem talep tarihinden geriye doğru hesaplanır. Görüşmeler uzar ve talep geç sunulursa, aradaki kullanımın bir kısmı bu dönemin dışında kalabilir. Bu yüzden talep eden, rakiple temastan sonra kullanmama nedeniyle iptal talebinin zamanlamasını ayrıca planlamalıdır.

Kısmi marka iptali ve diğer iptal sebepleri

İptal hâlleri markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkinse, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez (m. 26/5). Örneğin marka hazır giyim ve ayakkabı için tescilli, ancak yalnız ayakkabıda kullanılıyor olabilir. Bu durumda hazır giyim yönünden kısmi marka iptali istenebilir.

Bu nedenle talep eden, iptalini istediği mal ve hizmetleri talepte açıkça göstermelidir. Öte yandan 26. madde kullanmama dışında başka iptal sebepleri de sayar. Markanın, sahibinin fiilleri veya gerekli önlemleri almaması sonucu yaygın bir ad hâline gelmesi bunlardan biridir (m. 26/1-b). Halkı yanıltan kullanım ve 32. maddeye aykırı kullanım da iptal sebebidir (m. 26/1-c, ç). Bu yazı kullanmamaya dayalı ilk hâli ele alır.

Marka İptali Kararı Ne Zamandan İtibaren Etkili Olur?

Kural olarak 26. madde gereğince verilen iptal kararı, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak iptal hâlleri daha önce doğmuşsa, talep üzerine kararın bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir (m. 27/2). Bu durumda kararın etkili olması istenen tarih iptal talebinde açıkça belirtilir (Yön. m. 30/A/6). Buna karşılık hükümsüzlük kararı başvuru tarihinden itibaren etkilidir ve koruma hiç doğmamış sayılır (m. 27/1).

Kurum iptalin daha önceki bir tarihten etkili olmasına karar verirse, bu geriye dönük etkinin sınırları vardır. Bu etki, karardan önce tecavüz davasında verilmiş kesinleşmiş ve uygulanmış kararları etkilemez. Aynı şekilde karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler de etkilenmez (m. 27/3). Bununla birlikte bu sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin hakkaniyet gereği kısmen ya da tamamen iadesi istenebilir (m. 27/4).

Marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli davranışı nedeniyle zarar görenlerin tazminat talepleri ise saklıdır (m. 27/3). Kurum bu tazminat talebi hakkında karar vermez; talep, Kanunda öngörülen davalara bakan mahkemede ileri sürülür (m. 156/1). Ayrıca bu talep, iptal talebinden ayrı şartlara bağlıdır.

Kesinleşmiş iptal kararı herkese karşı hüküm doğurur (m. 27/5). Kararın kesinleşmesinden sonra marka sicilden terkin edilir ve durum Bültende yayımlanır (m. 27/7). Dolayısıyla Kurumun ilk kararı ile sicilden terkin arasında itiraz ve dava aşamaları geçebilir.

Başvurunuz Engellendiyse: İtirazda Kullanım İspatı ve Muvafakat

Eski marka sahibi, yeni başvuruya 6. maddenin birinci fıkrasına dayanarak itiraz etmiş olabilir. Bu durumda başvuru sahibi, itiraz sahibinden kullanım ispatı isteyebilir. Bunun şartı, itiraz gerekçesi markanın başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olmasıdır (m. 19/2). Talep, yayıma itiraza ilişkin görüşün sunulması gereken süre içinde açıkça ve yazılı olarak Kuruma bildirilir. Talep açık, net ve koşulsuz olmalı ve kullanımın ispatı istenen markaların tescil numaralarını göstermelidir. Bu koşulları taşımayan veya süresinde yapılmayan talep yapılmamış sayılır (Yön. m. 29/1-2).

Talep hâlinde itiraz sahibi, başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıl içinde markasını ciddi biçimde kullandığına dair delil sunar. Bunun yerine kullanmamaya dair haklı sebeplerini de ortaya koyabilir. Bu hususlar ispatlanamazsa itiraz reddedilir. Kullanım bir kısım mal veya hizmet için ispatlanırsa, itiraz sadece bu mal veya hizmetler esas alınarak incelenir (m. 19/2).

Bu yol, kullanmama nedeniyle iptal talebinden farklıdır. Kullanım ispatı talebi itirazı düşürebilir; ancak marka iptali sonucunu doğurmaz. Bu durumda kullanılmayan marka sicilde kalmaya devam eder ve ileride başka bir başvuruya da engel oluşturabilir. Bu yüzden iki yolun birlikte kullanılması değerlendirilebilir.

Resen ret ve muvafakatname

Başvuru 5. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre Kurumca reddedilmişse durum farklıdır. Çünkü 19. maddedeki kullanım ispatı imkânı, 6. maddenin birinci fıkrasına dayanan itirazlarla ilgilidir. Bu hâlde ret kararına karşı Kurum nezdinde itiraz yolu açıktır. İtiraz, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak yapılır (m. 20/2). Eski markanın kullanılmadığı iddiası ise Kuruma yapılacak iptal talebiyle ileri sürülebilir (m. 26/1-a).

Önceki marka sahibiyle anlaşmak da bir seçenektir. Önceki marka sahibinin tescile açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belge Kuruma sunulursa, başvuru (ç) bendine göre reddedilemez (m. 5/3). Bu hüküm resen ret sebebi olan (ç) bendiyle ilgilidir. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar ise yönetmelikle belirlenir.

Rakip bazen sicildeki markaya dayanarak işletmenin müşterilerine veya satış kanallarına yanıltıcı açıklamalar yapabilir. Başkalarını veya mallarını yanlış ya da yanıltıcı açıklamalarla kötülemek, haksız rekabet hâlleri arasında sayılır (TTK m. 55/1-a-1). Bu taleplerin şartları haksız rekabet davası ve rakip firmaya karşı haklar yazısında anlatılır.

Kurum Kararına İtiraz ve Kurul Kararına Karşı Dava

Kanunun marka hükümleri kapsamında Kurumca alınan kararlardan zarar gören taraflar, kararlara karşı Kurum nezdinde itiraz edebilir (m. 20/1). Bu imkân iptal talebinin her iki tarafı için de geçerlidir. Örneğin talebi reddedilen kişi de iptal kararı verilen marka sahibi de itiraz edebilir.

İtiraz, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır. Gerekçeler bu süre içinde sunulmazsa itiraz yapılmamış sayılır. Ayrıca itirazın incelenmesi için ücretin itiraz süresi içinde ödenmesi ve bunun Kuruma bildirilmesi gerekir. İtiraz süresinden sonra gerekçeler değiştirilemez ve yeni gerekçe eklenemez (m. 20/2).

Şeklî eksiklik içermeyen itirazları Kurul inceler (m. 21/1). Kanunda Kurul, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı bünyesinde yer alan kurulu ifade eder (m. 2/1-f). Kurul tarafların görüşlerini ister ve inceleme sonunda Kurumun nihai kararını verir (m. 21/2, 21/4).

Görevli ve yetkili mahkeme

Kurumun Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir (m. 156/2). Hüküm, Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacağı davaları da kapsar. Buna karşılık Kanunda öngörülen diğer davalarda görev ve yetki, 156. maddenin diğer fıkralarına göre belirlenir.

Dava açma süresi SMK’da değil, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunda yer alır. Bu hükme göre Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir (5000 s.K. m. 15/C). Süre kaçırılırsa dava hakkı kaybedilebileceğinden, kararın bildirim tarihi kayda alınmalıdır.

Kurul kararlarının iptali istemli davalarda verilen kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez (m. 162/1). Dolayısıyla mahkeme Kurul kararını iptal etse bile, bu kararın sonuçları kesinleşmeden uygulanmaz.

Dava kime karşı açılır?

Bu dava, Kurumun kararına yöneliktir ve kararı veren Kurum davalı olarak gösterilir. Bu durum, Kurumun taraf gösterilmediği hükümsüzlük davasından farklıdır (m. 25/3). Kurum önündeki karşı tarafın davadaki konumu ise Kanunun okunan hükümlerinde ayrıca düzenlenmemiştir. Kararın sonucu onun sicil kaydını doğrudan etkileyeceği için, davacının taraf teşkilini dava açmadan önce ayrıca değerlendirmesi gerekir.

Mahkemede görülmekte olan eski davalar bakımından ise geçiş hükmü uygulanır. Bu davalar 26. madde yürürlüğe girdikten sonra da mahkemece sonuçlandırılır (geçici m. 4/2). Kurum önündeki yeni taleplerde ise talep, sicildeki marka sahibine veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür (m. 26/3).

Arabuluculuk dava şartı mı?

Kurum önündeki iptal talebi bir dava değildir; bu nedenle bu aşamada dava şartı olarak arabuluculuk gündeme gelmez. Dava aşamasında ise önce uyuşmazlığın ticari dava olup olmadığına bakılır. Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (TTK m. 4/1-d).

Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına…

TTK m. 4 güncel kanun metni →

Ticari davalardan bazılarında ise arabuluculuk dava şartıdır. Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları bu kapsamdadır. Bu davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir (TTK m. 5/A).

Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali…

TTK m. 5/A güncel kanun metni →

Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava, konusu bir miktar para olan bu dava türlerinden değildir. Bu nedenle TTK m. 5/A bu dava bakımından uygulanmaz. Buna karşılık marka sahibinden tazminat istenen bir davada durum farklıdır. Bu dava, konusu para olan bir ticari dava niteliği taşıyorsa arabuluculuk dava şartı olabilir.

Marka iptali sürecinde hangi deliller kullanılır?

İptal sürecinde iki tarafın delilleri farklıdır. Talep eden, markanın piyasada görülmediğini gösteren araştırmalara dayanabilir. Buna karşılık marka sahibi, Kanunun öngördüğü bir aylık süre içinde kullanım delillerini sunar (m. 26/7). Başlıca deliller şunlardır:

  • Markayı taşıyan ürünlere ait faturalar, irsaliyeler ve satış kayıtları.
  • Katalog, broşür, ambalaj örnekleri ve reklam harcamalarını gösteren belgeler.
  • İnternet sitesi, pazaryeri ve sosyal medya kayıtları ile tarihi belirli ekran görüntüleri.
  • İhracat beyannameleri ve ihraç edilen ürünlerin ambalajları (m. 9/2-b).
  • Lisans sözleşmesi ve lisans alanın kullanımını gösteren belgeler (m. 9/3).
  • Talep eden yönünden piyasa araştırması raporları, ticaret sicili kayıtları ve faaliyetin sona erdiğini gösteren belgeler.

Belgelerin tarihi belirleyicidir. Kullanımın beş yıllık süre içinde ve tescilli mal veya hizmetler bakımından gerçekleştiği belgelerden anlaşılmalıdır. Dava aşamasında ise ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan sonuçtan lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m. 190/1).

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir…

HMK m. 190 güncel kanun metni →

Mahkeme gerektiğinde bilirkişiden teknik görüş alabilir. Örneğin satış kayıtlarının ve ticari defterlerin incelenmesi bu kapsamda kalabilir. Ancak kullanımın ciddi sayılıp sayılmadığı ve iptal şartlarının oluşup oluşmadığı mahkemenin hukuki değerlendirmesidir.

Ücret, harç ve dava değeri

Kurum nezdindeki işlemler ücrete bağlıdır. Sicile kayıtlı hakla ilgili işlemlerde ücretin ödendiğine ilişkin bilgi süresi içinde Kuruma sunulmazsa, ilgili talep yapılmamış sayılır (m. 161/2). Ücret tutarları Kurumun güncel tarifesine bağlı olduğundan bu yazıda verilmemiştir. Aynı şekilde Kurul kararına karşı açılacak davanın harcı ve dava değeri de doğrulanamadığı için yazılmamıştır.

Geçici Koruma ve Tecavüz Davasında Kullanmama Savunması

Kanunun 26. maddesi, Kurum önündeki iptal süreci için özel bir geçici koruma önlemi öngörmez. Kanunun 159. maddesindeki ihtiyati tedbir ise sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden kullanımın önlenmesine yöneliktir (m. 159/1). Dolayısıyla bu hüküm, iptal talebinde bulunan kişiye yönelik bir koruma olarak düzenlenmemiştir.

Kurul kararına karşı açılan davada ise genel hükümlere göre ihtiyati tedbir istenebilir. Mevcut durumdaki bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından endişe edilebilir. Gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edilen hâller de buna eklenir. Bu hâllerde mahkeme ihtiyati tedbir kararı verebilir (HMK m. 389/1).

Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle…

HMK m. 389 güncel kanun metni →

Tedbir isteyen taraf, dayandığı sebebi ve tedbir türünü açıkça belirtir. Bunun yanında davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat eder (HMK m. 390/3). Örneğin dava sürerken markanın üçüncü kişiye devredilmesi endişesi bu bakımdan değerlendirilebilir. Bununla birlikte tedbirin kabulü somut olayın şartlarına bağlıdır.

Rakip size tecavüz davası açarsa

Kullanılmayan marka sahibi, işletmenin kullandığı işaret nedeniyle marka hakkına tecavüz davası açabilir. Bu davada 19. maddenin ikinci fıkrası def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık süre dava tarihine göre belirlenir (m. 29/2). Hüküm 19/2’ye yollama yaptığından, oradaki beş yıllık tescil şartının da dava tarihine göre aranıp aranmadığı ayrıca değerlendirilir. Aynı savunma, 6. maddenin birinci fıkrasına dayanan hükümsüzlük davalarında da ileri sürülebilir (m. 25/7). Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde davacının markası en az beş yıldır tescilliyse, davacı o tarihte de 19/2’deki şartları yerine getirdiğini ispatlar (m. 25/7).

Kanun, dava açma hakkı olanların tecavüz iddiasıyla ihtiyati tedbir isteyebileceğini de düzenler (m. 159/1). Bu nedenle tecavüz iddiasıyla karşılaşan işletme, kullanmama savunmasını tedbir aşamasında da gündeme getirebilir. Savunmanın sonucu, davacının kullanımı ispat edip edemediğine ve davanın diğer şartlarına göre belirlenir. Ayrıca kullanmama savunması markayı sicilden silmez; bunun için Kuruma ayrı bir marka iptali talebi gerekir.

Kullanmama iddiasının ileri sürüldüğü yollar

Aşağıdaki tablo, kullanmama iddiasının ileri sürülebildiği başlıca yolları yan yana gösterir. Tablo genel çerçeveyi verir; somut dosyanın özellikleri sonucu değiştirebilir.

Yol Dayanak Sebep Kim, kime karşı Süre Sonuç
Kurumdan iptal talebi SMK m. 9/1, m. 26, m. 27 Tescilden itibaren beş yıl içinde haklı sebep olmadan ciddi kullanmama veya kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi İlgili kişi; talep tarihinde sicilde kayıtlı marka sahibine veya hukuki haleflerine karşı 26. madde talep için süre öngörmez; marka sahibi bir ay içinde savunma verir, talep ederse bir aya kadar ek süre alır Tamamen veya kısmen iptal; kural olarak talep tarihinden, talep üzerine daha önceki bir tarihten etkili; terkin kesinleşmeden sonra
Yayıma itirazda kullanım ispatı SMK m. 19/2 İtiraz gerekçesi markanın başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yılda ciddi kullanılmaması Başvuru sahibi, itiraz sahibine karşı; itiraz gerekçesi marka o tarihte en az beş yıldır tescilli olmalı İtiraz incelemesi sırasında; usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir (m. 19/5) Kullanım ya da haklı sebep ispatlanamazsa itiraz reddedilir; eski marka sicilde kalır
Tecavüz veya hükümsüzlük davasında def’i SMK m. 29/2, m. 25/7 Davacının dayandığı markayı ciddi biçimde kullanmaması Davalı, davacı marka sahibine karşı Beş yıllık süre dava tarihine göre belirlenir Davacının markaya dayanan iddiası bu yönden değerlendirilir; marka sicilden silinmez
Kurum kararına itiraz ve dava SMK m. 20, m. 21, m. 156/2, m. 162 İptal talebine ilişkin Kurum kararının hatalı olduğu iddiası Karardan zarar gören taraf; itiraz Kuruma, dava Kurul kararına karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde İtiraz bildirimden itibaren iki ay; dava açma süresi bu yazıda verilmemiştir Kurulun nihai kararı; mahkeme kararı kesinleşmedikçe icra edilemez

Sonuç

Kullanılmayan bir markanın sicilden silinmesi için talep gerekir; kullanmama hakkı kendi başına sona erdirmez. Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı sebep olmadan ciddi biçimde kullanılmayan marka için iptal istenebilir. Kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka için de aynı imkân vardır. Ancak Kanun, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajda yer almasını da kullanım sayar. Ayırt edici karakteri bozmayan farklı unsurlarla ya da marka sahibinin izniyle yapılan kullanım da bu kapsamdadır.

Kanunun 26. maddesi 10 Ocak 2024’te yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra marka iptali talebi mahkemeye değil Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır. Marka sahibi bir ay içinde savunma verir ve talep ederse bir aya kadar ek süre alır. Beş yıl dolduktan sonra başlayan ciddi kullanım talebin reddine yol açabilir. Buna karşılık talep düşünülerek talepten önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.

İptal kararı kural olarak talep tarihinden etkilidir ve kesinleşince marka sicilden terkin edilir. Kurum kararına iki ay içinde Kurum nezdinde itiraz edilir. Kurul kararına karşı dava da bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılır. Başvurusu itirazla engellenen kişi, itiraza dayanak marka en az beş yıldır tescilliyse kullanım ispatı da isteyebilir. Tecavüz davasında da kullanmama savunması ileri sürülebilir; ancak bu yollar markayı sicilden silmez.

Sık Sorulan Sorular

Kullanılmayan marka için iptal talebi nereye yapılır?

Kullanmamaya dayalı iptal talebi, 10 Ocak 2024’ten bu yana Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır (SMK m. 26). Bu tarihte mahkemede görülmekte olan eski davalar ise mahkemece sonuçlandırılır. Kurum kararına karşı önce Kurum nezdinde itiraz edilir; Kurul kararına karşı dava, bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılır.

Marka kaç yıl kullanılmazsa iptal edilebilir?

Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan marka iptal edilebilir. Kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen marka için de aynı kural geçerlidir. Süre, başvuru tarihinden değil tescil tarihinden başlar.

Marka iptal davası hâlâ mahkemede açılabilir mi?

Kullanmamaya dayalı iptal talebi artık mahkemeye değil Kuruma yapılır. Mahkeme, Kurul kararına karşı açılan davada devreye girer. 10 Ocak 2024’te mahkemede görülmekte olan marka iptal davası ise mahkemece sonuçlandırılır. Hükümsüzlük davaları ise ayrı bir kurum olarak mahkemede görülmeye devam eder.

Marka sahibi iptal talebine ne kadar sürede cevap verir?

İptal talebi marka sahibine tebliğ edilir ve marka sahibi bir ay içinde delillerini ve cevabını Kuruma sunar. Bu süre içinde talep ederse Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum, sunulan iddia, savunma ve deliller çerçevesinde dosya üzerinden karar verir.

Talepten hemen önce başlayan kullanım iptali engeller mi?

Beş yıl dolduktan sonra ve talepten önce başlayan ciddi kullanım, kural olarak kullanmama nedeniyle iptal talebinin reddine yol açar. Ancak kullanım iptal talebi düşünülerek başlamışsa, talepten önceki üç ay içindeki kullanım dikkate alınmaz. Üç ay talep tarihinden geriye doğru hesaplanır.

TÜRKPATENT’in marka iptali kararına nasıl itiraz edilir?

Karardan zarar gören taraf, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma itiraz eder. İtiraz ücretinin de bu süre içinde ödenmesi gerekir. İtirazı Kurul inceler ve Kurumun nihai kararını verir. Bu karara karşı dava, bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılır.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık