Rakip Firma Kötü Yorum Yaptırıyorsa: Haksız Rekabet, Yorum Kaldırma ve Suç Şikâyeti

Bir işletmenin internet sayfasında kısa sürede art arda olumsuz değerlendirmeler belirebilir. Örneğin yorumların dili birbirine benzer, hesaplar yeni açılmıştır ve yazanların hiçbiri gerçek bir alışveriş kaydına sahip görünmez. Bu tabloda işletme sahibinin aklına gelen ilk soru, rakip firma kötü yorum yazdırıyor olabilir mi sorusudur. Oysa işletmeye kötü yorum yazılması tek başına hukuka aykırı değildir; gerçek müşterinin dürüst eleştirisi ifade özgürlüğünün içinde kalır. Buna karşılık yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla bir işletmeyi kötülemek Türk Ticaret Kanunu’nda haksız rekabet hâli olarak sayılmıştır. Bu yazı kötü yorum silme yollarını, açılabilecek davaları, geçici korumayı ve firmayı kötülemek suç mu sorusunu kanun metni üzerinden ele alıyor.

Son güncelleme: 19.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 19.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, TMK, TBK, HMK, TCK, Anayasa, Harçlar Kanunu, 6325 sayılı Kanun, Noterlik Kanunu ve 5651 sayılı Kanun metinlerini kapsadı.

Rakip Firma Kötü Yorum Yazdırırsa Hangi Kanun Uygulanır?

Haksız rekabet hükümleri TTK m. 54 ile başlar. Kanuna göre bu hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasındaki ya da tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı davranışlar haksız ve hukuka aykırıdır. Ayrıca dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar da aynı niteliktedir. Öte yandan TTK m. 55 saydığı hâlleri haksız rekabetin “başlıcaları” olarak niteler; liste sınırlayıcı değildir.

Yorum yoluyla kötüleme için en yakın hüküm TTK m. 55/1-a-1’dir. Bu bende göre başkalarını ya da onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini kötülemek haksız rekabettir. Ancak kötülemenin yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla yapılması gerekir. Hükmün kurucu şartı budur ve doğru, ölçülü bir eleştiri bu bendin kapsamına girmez. Bu yüzden rakip firma kötü yorum yazdırdığında yorumun içeriği bu üç ölçüte göre ayrı ayrı incelenir.

Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı…

TTK m. 55 güncel kanun metni →

Aynı bendin 2 numaralı alt bendi ters yönlü bir durumu düzenler. Buna göre bir işletmenin kendisi, malları veya faaliyetleri hakkında gerçek dışı ya da yanıltıcı açıklamada bulunması da haksız rekabettir. Örneğin rakibin kendi işletmesi için sahte olumlu değerlendirmeler yazdırması bu alt bent kapsamında ele alınabilir. Karşılaştırma içeren yorumlarda ise m. 55/1-a-5 gündeme gelir. Bu alt bent, rakibi gereksiz yere kötüleyici biçimde yapılan karşılaştırmayı da haksız rekabet sayar.

İşletmeye Kötü Yorum Yazmak Ne Zaman Haksız Rekabet Olur?

Her olumsuz değerlendirme hukuka aykırı değildir. Anayasa m. 26 herkese düşünce ve kanaatlerini söz, yazı ya da başka yollarla açıklama hakkı tanır. Bununla birlikte aynı hüküm bu hürriyetin başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla sınırlanabileceğini de belirtir. İşletmeye kötü yorum yazan gerçek bir müşteri yaşadığı deneyimi anlatıyorsa bu hakkını kullanmaktadır. Gecikmiş teslimat, özensiz hizmet ya da yüksek fiyat yönündeki gerçek bir şikâyet bu nedenle kötüleme sayılmayabilir.

Sınır, açıklamanın niteliğine göre çizilir ve olgu iddiası ile değer yargısı birbirinden ayrılır. Örneğin “ürün bozuk çıktı” ifadesi doğruluğu sınanabilen bir olgu iddiasıdır; gerçeğe aykırıysa m. 55/1-a-1 kapsamına girebilir. Buna karşılık “hizmeti beğenmedim” ifadesi bir kanaattir ve kural olarak eleştiri sınırında kalır. Ancak kanaat ifadesi de hakaret içeren ya da konuyla ilgisiz sözlerle gereksiz yere incitici hâle gelebilir. Bu değerlendirme her yorum için somut olaya göre yapılır.

Yorumu yazanın rakip olmaması haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Nitekim TTK m. 54/2 tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen davranışları da kapsar. Buna karşılık sıradan bir kullanıcının yorumunda haksız rekabet şartlarının bulunup bulunmadığı somut olaya göre değerlendirilir. Ayrıca kanun, rakip olmayan kişinin yorumu için ayrı bir hüküm içermez. Dolayısıyla bu ihtimalde kişilik hakkı hükümleri ikinci bir dayanak olarak önem kazanır.

TMK m. 24’e göre kişilik hakkına yapılan saldırı, rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkiyle haklı kılınmadıkça hukuka aykırıdır. Ayrıca TMK m. 48 tüzel kişileri, insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ehil sayar. Bu nedenle şirketin ticari itibarının da kişilik hakkı olarak korunması gündeme gelebilir. Tüketicilerin bilgilenmesindeki kamusal yarar ise gerçek ve ölçülü eleştiriyi hukuka uygun kılabilir. Hükmün metni TMK m. 24 kişilik hakkının korunması sayfasında yer alır.

Rakip Firma Kötü Yorum Yaptırdığı Nasıl İspatlanır?

Bu tür uyuşmazlıklarda en zor soru, yorumun arkasında rakibin bulunduğunu göstermektir. TMK m. 6’ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür. Dolayısıyla rakip firma kötü yorum yaptırıyor iddiasının ispat yükü davacı işletmeye düşer. Özellikle yorumlar takma adla ya da yeni açılmış hesaplarla yazıldığında açık bir delil çoğu zaman bulunmaz. Bu durumda dolaylı göstergeler bir araya getirilir ve birlikte değerlendirilir.

Yorumların kısa sürede yoğunlaşması, benzer kalıp cümleler taşıması ve rakibin kampanya dönemiyle çakışması bu göstergelere örnektir. Ayrıca yorumlarda okurun rakibin ürününe yönlendirilmesi de önem taşır. Bunun yanında yorumu yazanın rakip işletmede çalıştığının anlaşılması güçlü bir veri olabilir. Hesabın kime ait olduğu ise çoğu zaman yalnız hizmet sağlayıcının kayıtlarından anlaşılır.

İnternet yayınlarını düzenleyen 5651 sayılı Kanundaki bilgi paylaşım hükümleri, bilgilerin adli mercilere ya da yetkili makamlara verilmesini öngörür. Zarar gören işletmeye kullanıcı bilgisinin verilmesini düzenleyen bir hüküm ise kanun metninde görülmemiştir. Bu nedenle yazanın kimliğine ulaşmada çoğu zaman ceza şikâyeti gündeme gelir. IP adresinden kişinin belirlenmesi ve bunun sınırları ayrı bir konudur. Bu konu IP adresi tespiti ve IP adresi sahibinin sorumlulukları yazısında incelenmiştir.

Kötü Yorum Silme Yolları

Kötü yorum silme talebi üç farklı yoldan ileri sürülebilir. Birincisi, yorumun yayımlandığı platformun kendi şikâyet sürecidir. Bu süreç kural olarak platformun kullanım koşullarına dayanır ve sonucu onun değerlendirmesine bağlıdır. Bununla birlikte 5651 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıya bir cevap yükümü getirir. Bu sağlayıcı, 9 ve 9/A maddeleri kapsamındaki içeriklere yönelik başvurulara en geç kırk sekiz saat içinde cevap vermekle yükümlüdür. Ancak 9. madde iptal edildiğinden bu yükümün ticari kötüleme yorumlarına uygulanıp uygulanmayacağı açık değildir. İkincisi, yorumu yazana ya da yazdırana yöneltilen ihtar ve uzlaşma girişimidir. Üçüncüsü ise mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ya da esas hükümdür.

Mahkeme yolunda temel dayanak TTK m. 56/1-c’dir. Bu bentle haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması istenebilir. Ayrıca haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi de talep edilebilir. Kötüleyici yorumun yayından kaldırılması, bu maddi durumun ortadan kaldırılmasının en somut biçimidir. Öte yandan dava sürerken aynı sonuca TTK m. 61’deki ihtiyati tedbirle geçici olarak ulaşılabilir.

Platform İşletmecisinin Durumu: TTK m. 58/4

Yorumların yayımlandığı site ya da uygulamanın işletmecisi kural olarak içeriği üreten kişi değildir. TTK m. 58/4 bu konuda özel bir kural koyar. Hüküm, hizmet sağlayıcının fiilin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş olması hâlini düzenler. Ayrıca kanun metni bunlara “veya” bağlacıyla, içeriği fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemiş olma hâlini ekler. Bu durumda m. 58/1’deki davalar hizmet sağlayıcı aleyhine açılamaz ve ona karşı tedbir kararı verilemez. Ancak olumsuz sonuçların kapsamlı ya da zararın büyük olacağı durumlarda mahkeme farklı bir yol izleyebilir. Bu hâlde hizmet sağlayıcıyı dinleyerek ona karşı da tedbir kararı verebilir. Nitekim kanun, içeriğin geçici olarak kaldırılmasını bu tedbirler arasında açıkça sayar.

5651 Sayılı Kanunun 9. Maddesi İptal Edildi

5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin başlığı “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” idi. 19.10.2026 tarihli resmî metne göre bu madde, Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli, E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Ayrıca metindeki değişiklik tablosuna göre iptal 10/10/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Öte yandan resmî metinde bu maddenin yerine işlenmiş yeni bir düzenleme görünmemektedir. Bu nedenle işletmeye kötü yorum yazılması hâlinde eski 9. madde yolu bugün dayanılabilecek bir yol olarak gösterilemez.

Kanunun 9/A maddesi yürürlüktedir; ancak özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Oysa bir ürün ya da hizmet hakkındaki kötüleyici yorum genellikle özel hayatın gizliliğine dokunmaz. Yorum işletme sahibinin özel hayatına ilişkin bilgiler içeriyorsa bu hüküm ayrıca değerlendirilir. 7578 sayılı Kanunun bu Kanunda yaptığı değişiklikler, 1/5/2026 tarihli yayımından altı ay sonra yürürlüğe girecektir; içerik kaldırma yolları yürürlük tarihinden sonra yeniden kontrol edilmelidir. Kanunun güncel metni 5651 sayılı Kanun resmî metni üzerinden izlenebilir.

Rakip Firma Kötü Yorum Yaptırırsa Açılabilecek Davalar

TTK m. 56/1, haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören kimseye dava hakkı tanır. Ayrıca böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse de aynı davaları açabilir. Kanun bu durumda işletmeye beş ayrı talep imkânı verir. Fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men’i ve maddi durumun ortadan kaldırılması bunların ilk üçüdür. Bunun yanında kusur varsa zararın tazmini, TBK m. 58’deki şartlar varsa manevi tazminat da istenebilir.

Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir…

TTK m. 56 güncel kanun metni →

Tazminat bakımından kanun ayrıca bir imkân tanır. Buna göre hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da tazminat olarak karar verebilir. Örneğin kötü yorumlar yüzünden kaybedilen siparişleri tek tek ispat etmek güç olabilir; bu imkân o güçlüğü kısmen karşılayabilir. Öte yandan maddi tazminat kanunda kusura bağlanmıştır; tespit, men ve ortadan kaldırma bentlerinde böyle bir şart yer almaz. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir (TTK m. 59).

Manevi tazminat için TBK m. 58 kişilik hakkının zedelenmesini arar. Şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat istenip istenemeyeceği somut olaya göre değerlendirilir. Nitekim TBK m. 58, tüzel kişiler bakımından ayrı bir hüküm içermez. Hükmün genel şartları manevi tazminat şartları yazısında ele alınmıştır.

Haksız rekabet davalarının genel çerçevesi; kimlerin dava açabileceği, gümrükte el koyma ve kararın ilanı gibi konular ayrı bir yazıda toplanmıştır. Bu çerçeve haksız rekabet davası ve rakip firmaya karşı haklar yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bu yazı yalnız internet yorumu yoluyla kötüleme hâline odaklanır.

Kişilik Hakkı Davası

Haksız rekabet hükümlerinin yanında kişilik hakkı davaları da gündeme gelebilir. TMK m. 25’e göre davacı saldırı tehlikesinin önlenmesini ve sürmekte olan saldırıya son verilmesini isteyebilir. Ayrıca sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti de istenebilir. Davacı bunlarla birlikte düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini ya da yayımlanmasını talep edebilir. Maddi ve manevi tazminat ile saldırıdan elde edilen kazancın verilmesi istemleri saklıdır. Özellikle yorumu yazan rakip değilse bu yol önem kazanır.

Talep Kalemleri ve Dayanakları

Talepler farklı maddelere ve şartlara bağlıdır. Bu nedenle aşağıdaki tablo dayanağı, şartı, talep sahibini, süreyi ve sonucu birlikte gösterir.

Talep Dayanak Sebep ve şart Kim ileri sürebilir Süre Sonuç
Tespit, men TTK m. 55/1-a-1, 56/1-a ve b Yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamayla kötüleme; kusur aranmaz Ekonomik menfaati zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşabilecek işletme (m. 56/1); m. 56/2 ve 56/3’teki kişiler Öğrenmeden itibaren bir yıl; hakların doğumundan itibaren üç yıl; fiil suçsa daha uzun ceza zamanaşımı (m. 60) Fiilin haksızlığı tespit edilir, tekrarı yasaklanır
Yorumun kaldırılması, düzeltme TTK m. 56/1-c; tedbir için m. 61 Haksız rekabetin sonucu olan maddi durum; yanlış beyan varsa düzeltme Aynı kişiler; hizmet sağlayıcıya karşı yalnız m. 58/4’teki şartlarla tedbir TTK m. 60’taki süreler İçerik yayından kalkar; tedbir hâlinde geçici olarak
Maddi tazminat TTK m. 56/1-d Kusur ve zarar; hâkim davalının elde etmesi mümkün menfaate de hükmedebilir Zarar gören işletme; çalışanın fiilinde çalıştırana karşı TBK hükümleri (m. 57/2) TTK m. 60; dava öncesi arabuluculuk dava şartı (m. 5/A) Para olarak tazminat
Manevi tazminat TTK m. 56/1-e, TBK m. 58 TBK m. 58’deki kişilik hakkı zedelenmesi şartı; tüzel kişi bakımından somut olaya göre Kişilik hakkı zedelenen TTK m. 60; arabuluculuk dava şartı (m. 5/A) Para ya da hâkimin belirlediği başka giderim
Kişilik hakkı davası TMK m. 24, 25 Hukuka aykırı saldırı; rıza, üstün yarar veya kanuni yetki yoksa Kişilik hakkına saldırılan gerçek veya tüzel kişi TMK m. 25’te özel süre öngörülmemiş; tazminat istemi TBK m. 72’ye tabi Saldırının önlenmesi, sona erdirilmesi, tespiti, kararın yayımı
Ceza şikâyeti TTK m. 62, 63; TCK m. 73 m. 55’teki fiilin kasten işlenmesi m. 56’ya göre hukuk davası açma hakkı olanlar Fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay; dava zamanaşımını geçemez İki yıla kadar hapis veya adli para cezası; şirkette organ üyeleri veya ortaklar hakkında

Davalı Sıfatı: Rakip Firma Kötü Yorum Yazdırmışsa Dava Kime Açılır?

Davalının belirlenmesinde yorumu kimin yazdığı ve kimin adına yazdırıldığı ayrı ayrı incelenir. Haksız rekabet fiilini işleyen kişi kural olarak davalıdır. Öte yandan yorum başkasına yazdırılmışsa fiil, yorumu yazdıran işletmeye de yüklenebilir. Birden çok kişi birlikte zarara sebep olmuşsa tazminat yönünden TBK m. 61’deki müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır. Yorumu rakibin çalışanı işini görürken yazmışsa TTK m. 57 devreye girer. Bu durumda tespit, men ve ortadan kaldırma davaları çalıştırana karşı da açılabilir. Çalışanın fiilinden doğan tazminat davalarında ise TBK hükümleri uygulanır.

İnternet yoluyla işlenen haksız rekabet için TTK m. 58 özel bir sıra öngörür. Buna göre tespit, men ve ortadan kaldırma davaları kural olarak ekranda görüntülenen içeriğin sahibi ile ilan veren kişi aleyhine açılır. İçeriğin sahibinin haberi olmadan ya da onayına aykırı yayımı, kimliğinin bildirilmesinden kaçınılması ya da onun meydana çıkarılamaması hâllerinde sıra değişir. Ona karşı bir Türk mahkemesinde dava açılamaması da bu hâllerden biridir. O zaman dava, içeriği bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ile kanunda sayılan sorumlulara yöneltilir. Bunlar da gösterilemiyorsa dava işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir.

Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek…

TTK m. 58 güncel kanun metni →

Bu hâller dışında, sayılan kişilerden birinin kusuru varsa sıraya bakılmaksızın dava açılabilir (m. 58/2). Platform işletmecisi bakımından ise yukarıda anlatılan m. 58/4 sınırı geçerlidir. Öte yandan kişilik hakkı davasında TMK m. 24 korunmayı saldırıda bulunanlara karşı tanır. Ayrıca davalının unvanı ve işletme adı ticaret sicili kayıtlarından doğrulanmalıdır. Unvanın sicildeki yeri ticaret unvanı ve unvanın korunması yazısında anlatılmıştır.

Geçici Koruma: Rakip Firma Kötü Yorum Yazdırıyorsa Tedbir ve Delil Tespiti

Kötüleyici yorumlar yayında kaldıkça zarar büyüyebilir. TTK m. 61 bu nedenle haksız rekabete özgü bir tedbir hükmü içerir. Buna göre dava açma hakkı olan kimsenin talebiyle mahkeme mevcut durumun olduğu gibi korunmasına karar verebilir. Haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve haksız rekabetin önlenmesine de karar verebilir. Ayrıca yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesi de bu tedbirler arasındadır. Mahkeme bu kararları HMK’nın ihtiyati tedbir hükümlerine göre verir.

Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c)…

TTK m. 61 güncel kanun metni →

HMK m. 389’a göre tedbir için hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da ciddi bir zararın doğacağı endişesi gerekir. Ayrıca talep eden, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m. 390/3). Tedbir dava açılmadan önce istenecekse esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeye başvurulur (m. 390/1). Tedbir isteyen kural olarak teminat gösterir. Ancak talep resmî belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyorsa veya durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme teminat alınmamasına da karar verebilir. Mahkeme bu durumda gerekçesini açıkça belirtir (m. 392/1). Özellikle yorumlar art arda yayımlanmaya devam ediyorsa tedbir, dava sonuna kadar zararın büyümesini önleyebilir.

Tedbirden Sonra Kaçırılmaması Gereken Süreler

HMK m. 393/1’e göre tedbir kararının uygulanması, kararın tedbir isteyene tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Aksi hâlde HMK m. 393 gereği tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Dava öncesinde verilen tedbirde esas dava, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m. 397/1). 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16’ya göre bu iki haftalık süre arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlemez. Bu durma, m. 18/A/1 gereği arabuluculuğun dava şartı olduğu davalarda, yani tazminat talebinde geçerlidir. Buna karşılık yorumun kaldırılması talebi dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığından, bu tedbirde iki haftalık süre durmaksızın izlenmelidir. Tazminat ile para dışı talepler birlikte ileri sürülecekse de iki haftalık sürenin esas alınması güvenli olur. İhtiyati tedbir talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a). Bu nedenle iki süre, adli tatilde de işlediği kabul edilerek izlenmelidir.

Delil Tespiti

Delil tespiti ise ayrı bir geçici korumadır. HMK m. 400’e göre ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıa için keşif ya da bilirkişi incelemesi istenebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır. Silinebilen ya da düzenlenebilen internet yorumları bu ihtimale açık bir örnektir. Ayrıca HMK m. 402/1’e göre durum ve koşullar imkân vermediği için karşı taraf gösterilemiyorsa tespit talebi yine geçerli sayılır.

Dava açılmadan önce delil tespiti, esas davaya bakacak mahkemeden ya da tespit konusu şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden istenir (HMK m. 401/1). Aynı hüküm noterlerin Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitlerini saklı tutar. Noterlik Kanunu m. 61’e göre noterler bir şeyin hal ve şeklini tespit eder. Ayrıca HMK m. 103/1-a’ya göre ihtiyati tedbir ve delil tespiti talepleri adli tatilde de görülür.

Firmayı Kötülemek Suç mu?

Firmayı kötülemek suç mu sorusunun cevabı fiilin niteliğine ve kastın varlığına bağlıdır. TTK m. 62/1-a, m. 55’te yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenleri cezalandırır. Bu nedenle yanlış ve kötüleyici yorumları bilerek yazdıran rakip için haksız rekabet suçu gündeme gelebilir. Kanundaki ceza iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ancak fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturuyorsa bu hüküm uygulanmaz.

a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler…

TTK m. 62 güncel kanun metni →

Haksız rekabet suçunun cezalandırılması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı, m. 56 gereğince hukuk davasını açma hakkı olanlardan birine aittir. TCK m. 73’e göre şikâyet, fiili ve failin kim olduğunu öğrenme gününden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Ancak bu süre dava zamanaşımı süresini geçemez. Failin kimliği öğrenilmeden altı aylık süre başlamaz; ancak yorumun yayım tarihini ve öğrenme anını belgelemek önem taşır.

Rakip bir şirketse ceza sorumluluğu şirket adına hareket eden kişilere yönelir. Çünkü TCK m. 20/2’ye göre tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. TTK m. 63’e göre tüzel kişinin işleri görülürken işlenen fiilde m. 62, organ üyeleri veya ortaklar hakkında uygulanır. Ayrıca fiil tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmişse tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine de karar verilebilir. Öte yandan çalışanının cezayı gerektiren fiilini öğrenip önlemeyen çalıştıran da m. 62/1-d kapsamında cezalandırılabilir.

Hakaret Suçu ve Şirketler

Yorum ağır sözler içeriyorsa TCK m. 125’teki hakaret suçu da akla gelir. Hüküm, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnadını ve sövmeyi cezalandırır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılması için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Herkese açık bir yorum sayfasında bu şartın nasıl karşılanacağı somut olaya göre belirlenir. Ayrıca hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. Suçun unsurları TCK m. 125 hakaret suçu sayfasında yer alır.

Tüzel kişinin hakaret suçunun mağduru olup olamayacağı TCK m. 125’in metninde açıkça çözülmüş değildir. Kanun bu konuda ayrı bir hüküm içermez ve sonuç somut olaya göre değerlendirilir. Öte yandan yorum şirket ortağını ya da yöneticisini isim vermeden hedef alıyorsa TCK m. 126 devreye girebilir. Bu hükme göre isnadın mağdurun şahsına yönelik olduğunda duraksanmayacak bir durum varsa isim belirtilmiş sayılır. Hakaret suçu da kural olarak şikâyete bağlıdır (TCK m. 131). Hakarette de şikâyet, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Bu süre her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/1-2).

Rakip Firma Kötü Yorum Davasında Zamanaşımı ve Adli Tatil

TTK m. 60, m. 56’daki davalar için iki ayrı süre öngörür. İlki, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıldır. İkincisi, hakların doğumundan itibaren üç yıldır ve öğrenmeye bakılmaksızın işler. Hangi süre önce dolarsa talep o tarihte zamanaşımına uğrar. Ancak fiil TCK’ya göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bir suçsa o süre hukuk davaları için de geçerlidir. Süreye ilişkin hüküm TTK m. 60 haksız rekabette zamanaşımı sayfasında yer alır.

TTK m. 62’deki suçun cezası iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK m. 66/1-e, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını sekiz yıl olarak belirler. Bu nedenle kasten yapılan kötülemede hukuk davası için de bu sekiz yıllık sürenin uygulanması gündeme gelebilir. Ancak uzun sürenin uygulanması fiilin suç unsurlarını taşımasına bağlıdır. Bunun için şikâyet ya da mahkûmiyet aranıp aranmadığı konusunda kanun ayrı bir hüküm içermez. Dolayısıyla hak kaybı yaşanmaması için bir yıllık sürenin esas alınması güvenli olur.

Tazminat istemi kişilik hakkı hükümlerine dayanıyorsa TBK m. 72 uygulanır. Bu hükme göre süre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıldır. Fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık üst süre de ayrıca işler. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72/1). Öte yandan adli tatil bu maddi hukuk sürelerini uzatmaz. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, adli tatile tabi işlerde HMK’nın tayin ettiği sürelerin tatile rastlaması hâlinde uygulanır.

Rakip Firma Kötü Yorum Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haksız rekabet hükümleri TTK’da düzenlenmiştir. TTK m. 4/1-a’ya göre bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır. TTK m. 5/1’e göre aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Bu nedenle yorumu yazan bir tüketici olsa bile TTK m. 56’ya dayanan dava kural olarak asliye ticaret mahkemesinde açılır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararını gerektirmez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (TTK m. 5/4).

Yalnız TMK m. 24 ve 25’e dayanan kişilik hakkı davasında durum farklı olabilir. HMK m. 2’ye göre şahıs varlığına ilişkin davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ise TTK m. 4/1’in ilk cümlesi gereği ticari dava sayılır. Ancak bir rakip firma kötü yorum yaptırdığında uyuşmazlık çoğu zaman iki işletme arasındadır. Davanın hangi hukuki sebebe dayandığı bu yüzden görev bakımından ayrıca değerlendirilir.

Yetki bakımından HMK m. 6 genel kuralı koyar ve davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bunun yanında HMK m. 16’ya göre haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği ya da zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir. Zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de bu hükümde sayılır. Haksız rekabet bir haksız fiil türü olarak değerlendirildiğinde bu seçenekler kullanılabilir. Aynı şekilde TMK m. 25 de kişilik hakkı davası için davacının veya davalının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar.

Rakip Firma Kötü Yorum Davasında Arabuluculuk Dava Şartı mı?

TTK m. 5/A arabuluculuğu belirli ticari davalar için dava şartı yapar. Bunlar konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıdır. Buna göre haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davası, konusu para olan bir ticari davadır ve bu şarta tabidir. Buna karşılık tespit, men ve yorumun kaldırılması talepleri bir miktar paranın ödenmesine yönelik değildir. Dolayısıyla hüküm bu talepler için arabuluculuk dava şartı öngörmez.

Para talebi ile para dışı talepler aynı davada birleştirilebilir. Ancak kanun, bu durumda dava şartının nasıl uygulanacağına ilişkin ayrı bir hüküm içermez. Dava şartı eksikliği riskini önlemek için tazminat talebi bakımından dava açmadan önce arabulucuya başvurulması güvenli olur. Arabuluculuğun dava şartı olduğu bu talepte, büroya başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A/15). Bu kural m. 18/A/1 gereği dava şartı arabuluculuğa ilişkindir. Bir yıllık süre ise tespit, men ve kaldırma talepleri için ayrıca izlenmelidir. TTK m. 5/A/2’ye göre arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. İhtiyati tedbir istemek için ise arabuluculuk sürecinin bitmesi beklenmez; 6325 sayılı Kanun m. 18/A/16 dava öncesi tedbiri bu süreçle birlikte düzenler.

Kötüleme İddiası Hangi Delillerle İspatlanır?

HMK m. 199 fotoğraf, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Bu nedenle yorumların ekran görüntüleri, yorum sayfasının adresi ve yayım tarihleri delil olarak sunulabilir. Ancak ekran görüntüsünün belge niteliği taşıması, ispat gücünün tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Örneğin karşı taraf görüntünün düzenlendiğini ya da bağlamından koparıldığını ileri sürebilir. Bu yüzden ekran görüntüsünü noter tespiti veya mahkeme eliyle yapılan delil tespitiyle desteklemek yararlıdır.

Noter tespiti, sayfanın belirli bir tarihteki hâlini resmî bir görevli eliyle kayda geçirir. Öte yandan mahkeme eliyle yapılan delil tespitinde bilirkişi sayfanın içeriğini ve teknik verileri inceleyebilir. Bilirkişi teknik görüş verir; yorumun kötüleme sayılıp sayılmadığına ilişkin hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Ayrıca zararın ispatında sipariş, iade ve ciro verileri ile ticari defter kayıtları önem taşır. Yorumların yayımlandığı dönem ile satışlardaki düşüş arasındaki zaman ilişkisi bu kayıtlarla gösterilebilir.

Rakibin müdahalesini gösteren deliller ayrıca toplanmalıdır. Yorum yazan hesapların rakiple bağlantısını gösteren yazışmalar, rakip çalışanlarının beyanları ve tanık anlatımları bu türdendir. Ayrıca rakibin yorumlarda kendi ürününe yönlendirme yaptığı sayfalar da kayda geçirilebilir. Ceza soruşturmasında elde edilen bilgilerin hukuk davasına delil olarak getirilmesi de istenebilir.

Harç ve Dava Değeri

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Buna göre maddi ve manevi tazminat talepleri bir para tutarına yöneldiği için kural olarak değer üzerinden nispi harca tabi olur. Kanunun 16. maddesine göre değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. Buna karşılık tespit, men ve yorumun kaldırılması taleplerinin harç bakımından niteliği tarifedeki karşılığına göre belirlenir. Bu yazıda harç tutarı verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır.

Sonuç

Bir rakip firma kötü yorum yazdırıyorsa ilk dayanak TTK m. 55/1-a-1’deki kötüleme hâlidir. Bu hâl, açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olmasını arar. İşletmeye kötü yorum yazan gerçek müşterinin doğru ve ölçülü eleştirisi ise ifade özgürlüğü içinde kalabilir. Yorumun rakip tarafından yaptırıldığını ispat yükü kural olarak davacı işletmededir.

Kötü yorum silme için platform başvurusu, TTK m. 56/1-c’ye dayanan dava ve m. 61’deki ihtiyati tedbir birlikte değerlendirilebilir. Platform işletmecisine karşı tedbir m. 58/4’teki şartlara bağlıdır. 5651 sayılı Kanunun 9. maddesi iptal edildiğinden bugün o maddeye dayanılamaz. TTK’ya dayanan davalar ticari dava sayılır ve kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür. Tazminat talebi için arabuluculuk dava şartıdır; tespit, men ve kaldırma talepleri hükmün lafzına göre bu şarta tabi değildir. Zamanaşımı öğrenmeden itibaren bir yıl ve hakların doğumundan itibaren üç yıldır; fiil suçsa daha uzun süre gündeme gelebilir. Firmayı kötülemek suç mu sorusunun cevabı ise kasta bağlıdır. Kasten yapılan kötüleme TTK m. 62’deki şikâyete bağlı suçu oluşturabilir. Şikâyet süresi, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 73).

Sık Sorulan Sorular

Rakip firma kötü yorum yaptırırsa hangi dava açılır?

TTK m. 56’ya göre fiilin haksızlığının tespiti, men’i, yorumun kaldırılması ve düzeltilmesi istenebilir. Kusur varsa maddi tazminat, TBK m. 58 şartları varsa manevi tazminat da talep edilebilir. TTK’ya dayanan dava kural olarak asliye ticaret mahkemesinde açılır; tazminat talebi için önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Kötü yorum silme için mahkemeye başvurmak gerekir mi?

Platformun kendi şikâyet sürecine başvurmak mümkündür; ancak sonucu platformun kullanım koşullarına bağlıdır. Mahkeme yolunda TTK m. 61 uyarınca ihtiyati tedbirle yorumun geçici olarak kaldırılması istenebilir. Platform işletmecisine karşı tedbir için TTK m. 58/4’teki şartların bulunması gerekir.

Firmayı kötülemek suç mu?

Yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme kasten yapılmışsa TTK m. 62’deki haksız rekabet suçu oluşabilir. Soruşturma şikâyete bağlıdır ve şikâyet, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla fiil ile failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılır. Şirket adına işlenen fiilde ceza sorumluluğu organ üyeleri veya ortaklara yönelir.

Gerçek müşterinin olumsuz yorumu kaldırılabilir mi?

Gerçek bir deneyime dayanan doğru ve ölçülü eleştiri, ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir ve kural olarak kötüleme sayılmaz. Yorum gerçeğe aykırı olgular ya da gereksiz yere incitici sözler içeriyorsa haksız rekabet veya kişilik hakkı hükümleri uygulanabilir. Değerlendirme her yorum için ayrı yapılır.

Kötü yorum nedeniyle dava açma süresi ne kadardır?

TTK m. 60’a göre süre, hakların doğumunu öğrenmeden itibaren bir yıldır. Öğrenmeye bakılmaksızın hakların doğumundan itibaren üç yıllık süre de işler. Fiil daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre hukuk davası için de geçerlidir. Tazminat talebi için zorunlu arabuluculuğa başvurulursa süreç boyunca zamanaşımı durur. Bu şarta tabi olmayan tespit, men ve kaldırma talepleri için bir yıllık süre ayrıca izlenmelidir.

İşletmeye kötü yorum yazanın kimliği bilinmiyorsa ne yapılabilir?

HMK m. 402/1’e göre karşı taraf gösterilemese de delil tespiti istenebilir. Yorumun noter tespiti ya da mahkeme eliyle delil tespiti yapılabilir. 5651 sayılı Kanundaki bilgi paylaşım hükümleri, hizmet sağlayıcı kayıtlarının adli mercilere ya da yetkili makamlara verilmesini öngörür. Bu nedenle ceza şikâyeti kimliğin belirlenmesinde işlev görebilir; ancak kimliğin tespit edileceği garanti değildir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.