TMK ▸ Madde 24

TMK 24. Madde

(1) Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

(2) Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

TMK 24. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 24 üncü maddesini karşılamaktadır. Bu madde ile bir sonraki madde kişilik haklarının “saldırıya karşı” korunmasını düzenlemekte olduğundan, “II. Tecavüz hâ linde” biçimindeki konu başlığı “II. Saldırıya karşı” şeklinde değiştirilmiş ve bu maddenin kenar başlığı “1. İlke”, 25 inci maddenin kenar başlığı ise “2. Davalar” şeklinde kaleme alınmıştır. Yakın bir tarihte 3444 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme daha anlaşılır biçimde yeniden kaleme alınmıştır.

Açıklama

Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi, kişilik haklarının dış saldırılara karşı korunmasının temel ilkesini koyan ve Türk özel hukukunun kişilik hukuku sisteminin çekirdeğini oluşturan hükümdür. Madde, hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısına uğrayan kişinin hâkimden koruma talep edebileceğini ve kişilik haklarına yapılan her saldırının — haklı nedenler bulunmadıkça — hukuka aykırı sayılacağını düzenler. Böylece Türk hukukunda “kişilik haklarının her türlü saldırısına karşı geniş korumacı” bir yaklaşım benimsenmiştir.

Maddenin birinci fıkrası, korunma talebinin hukuki temelini oluşturur. Hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısına uğrayan herkes, saldırıda bulunana karşı hâkimden korunma isteyebilir. Bu talep, TMK 25’te sayılan davalar (saldırının önlenmesi, sona erdirilmesi, tespiti; maddi-manevi tazminat; kazanç iadesi) yoluyla ileri sürülür. Kişilik hakkı kavramı geniş bir yelpazedir: isim hakkı, onur ve saygınlık, özel hayatın gizliliği, hususi ilişki alanı, kişisel veriler, resim üzerindeki hak, ses ve görüntü, bedensel bütünlük, psikolojik bütünlük, cinsel dokunulmazlık, ekonomik itibar, mesleki onur gibi değerlerin tümünü içerir. Tüzel kişilerin de sınırlı ölçüde kişilik hakları vardır ve bu koruma onlara da uygulanır (TMK 48 ile birlikte okunur).

Maddenin ikinci fıkrası, “hukuka aykırılık karinesi” kurar: Kişilik hakkına yapılan her saldırı, bir haklı neden bulunmadıkça hukuka aykırıdır. Bu ters ispat yükü, kişilik haklarının korunmasında saldırıya uğrayan kişinin lehine önemli bir güvence sağlar. Davacı saldırıyı ve bunun kişilik hakkını zedelediğini ispatlar; hukuka aykırılığı ayrıca ispatlamak zorunda değildir. Davalı ise saldırının hukuka uygun olduğunu gösteren bir haklı nedenin bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Bu yaklaşım, Alman ve İsviçre hukukundaki “hukuka aykırılık karinesi” doktrinine paraleldir.

Madde, üç tür haklı neden sayar. İlk olarak “kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası” hukuka aykırılığı ortadan kaldırır; ancak bu rıza geçerli olmalıdır, TMK 23 çerçevesinde özgürlüklerden vazgeçme yasağına aykırı olmamalıdır. Tıbbi müdahalelerde “aydınlatılmış onam” (informed consent), resim yayınlanmasında izin, özel yaşamın açıklanmasında rıza hukuka aykırılığı kaldırır. İkinci haklı neden “daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar”dır. Örneğin basın özgürlüğü çerçevesinde kamuoyunu ilgilendiren bir konunun açıklanması, zorunlu aşı uygulaması sırasında beden bütünlüğüne müdahale, bilimsel araştırma kamu yararına dayandığı ölçüde hukuka uygun sayılabilir. Bu dengelemede Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları yol göstericidir. Üçüncü haklı neden “kanunun verdiği yetkinin kullanılması”dır; arama-elkoyma, gözaltı, gözetleme gibi yasal yetkilerin sınırları içinde kalan müdahaleler hukuka uygundur.

Uygulamada TMK 24, özellikle medya ve basın davalarında, sosyal medya kaynaklı hakaret ve iftira davalarında, kişisel veri ihlallerinde, çalışan gözetimi uyuşmazlıklarında, özel yaşamın gizliliğine müdahale iddialarında temel dayanaktır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kişilik haklarıyla bağlantısı TMK 24 üzerinden kurulur. Yargıtay kararlarında özellikle basın yoluyla kişilik hakkı saldırısı davalarında, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki denge AİHM içtihatları ışığında kurulmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında Anayasa m.17 kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı, m.20 özel hayatın gizliliği, m.26 ifade özgürlüğü, m.28 basın özgürlüğü birlikte değerlendirilmektedir. TMK 24, bu anayasal hakların özel hukukta somut davalara yansıyan uygulama kapısıdır ve Türk kişilik hukuku sisteminin temel kale taşını oluşturur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tmk-madde/madde-24/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık