Deniz Yoluyla Gelen Mal Hasarlı Çıktı: Yük Hasarı İhbar Süresi ve Dava

Gümrükten çekilen konteyner açıldığında makineler kırık, çuvallar ıslak ya da koliler eksik çıkabilir. İthalatçının ilk sözü çoğu zaman şudur: ithalat malı hasarlı geldi, şimdi kime ve ne zamana kadar başvurulacak? Deniz taşımasında bu sorunun cevabı çok kısa sürelere bağlıdır. Yük hasarı ihbar süresi bazı hâllerde teslim anıyla, bazı hâllerde üç günle sınırlıdır. Hasarın bildirilmemesi hakkı düşürmez, ancak ispat yükü alıcının aleyhine döner. Dava açma süresi ise ayrı bir hak düşürücü süredir. Konteyner hasarı kim öder sorusunun cevabı da konteyneri kimin doldurduğuna ve zararın nerede doğduğuna göre değişir. Bu yazı taşıyanın sorumluluğu, bildirim ve dava süreleri, davalı sıfatı ve deliller konusunu Türk Ticaret Kanunu metni üzerinden anlatıyor.

Son güncelleme: 20.10.2026 · Mevzuat kontrolü: 20.10.2026 tarihli mevzuat.gov.tr metinlerine göre yapıldı. Kontrol; TTK, HMK, TBK, İİK, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Harçlar Kanunu metinlerini kapsadı.

Yük Hasarı İhbar Süresi Hangi Taşımalarda Uygulanır?

Denizdeki bildirim kuralları, Türk Ticaret Kanunu’nun deniz ticaretine ayrılan beşinci kitabında, navlun sözleşmesi hükümleri arasında yer alır. TTK m. 1138’e göre taşıyan, navlun karşılığında eşyayı denizde taşımayı üstlenir. Bu sözleşme yolculuk çarteri ya da kırkambar sözleşmesi biçiminde kurulabilir. Ayırt edilmiş belirli eşyanın taşınması üstlenilmişse kırkambar sözleşmesi gündeme gelir; konteyner taşımaları da bu nitelikte olabilir. Nitelendirme sözleşmenin içeriğine göre yapılır ve sonucu doğrudan etkiler.

İthalatçı çoğu zaman navlun sözleşmesinin tarafı değildir. Satış şartlarına göre taşımayı satıcı ayarlamış olabilir; alıcı ise konişmentoyu devralarak eşyayı teslim almaya yetkili hâle gelir. TTK m. 1237/1’e göre taşıyan ile konişmento hamili arasındaki ilişkide konişmento esas alınır. Taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesine bağlı kalır. Bu ayrım, hangi kayıtların ithalatçıya karşı ileri sürülebileceğini belirler.

Taşımayı bir taşıma işleri komisyoncusu örgütlemiş de olabilir. TTK m. 917’ye göre bu kişi, taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesiyle eşya taşıtmayı üstlenir. Komisyoncu taşımayı bizzat üstlenirse, tek bedel kararlaştırırsa ya da toplama yük oluşturursa taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olabilir (m. 921, 926, 927). Kapıdan kapıya taşımada deniz ve kara bölümleri tek sözleşmeye bağlanmışsa ve m. 902’deki şartların tamamı varsa değişik tür araçlarla taşıma hükümleri devreye girebilir. Bu hâlde bildirim süresi, aşağıda anlatılan karşılaştırma bölümündeki kara taşıması kuralına göre belirlenebilir.

Yabancı bayraklı gemi, yabancı taşıyan ve yurt dışında düzenlenen konişmento uyuşmazlığa uluslararası bir unsur katar. Konişmentodaki yetki, tahkim ve hukuk seçimi şartları, davanın nerede görüleceğini ve hangi hukukun uygulanacağını değiştirebilir. Lahey-Visby ve Hamburg Kuralları gibi uluslararası düzenlemelerin somut taşımaya uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenmelidir. Bu yazı, Türk hukukunun uygulandığı varsayımıyla TTK hükümlerini esas alır.

Taşıyanın Sorumluluğu: Kusur Karinesi ve Hâkimiyet Dönemi

TTK m. 1178/1, taşıyandan eşyanın yüklenmesi, istifi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın özenini bekler. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre sorumluluk, zıya, hasar veya gecikmenin eşya taşıyanın hâkimiyetindeyken doğmasına bağlıdır. Hâkimiyet, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığı anda başlar. Eşya gönderilene teslim edildiğinde, onun emrine hazır tutulduğunda ya da boşaltma limanındaki mevzuat gereği yetkili makama veya üçüncü kişiye teslim edildiğinde sona erer (m. 1178/3).

Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında…

TTK m. 1178 güncel kanun metni →

Bu dönem ithalatçı için önemlidir. Hasar, eşya liman sahasında ya da gümrük denetiminde beklerken doğmuş olabilir. Böyle bir durumda zararın taşıyanın hâkimiyeti sırasında doğduğu ayrıca gösterilmelidir; aksi hâlde talebin muhatabı başka bir kişi olabilir. Teslimde gecikme ise kararlaştırılan sürede, böyle bir süre yoksa makul sürede teslim yapılmadığında var sayılır (m. 1178/4). Teslim süresi dolduktan sonra aralıksız altmış gün içinde teslim edilmeyen eşyayı hak sahibi zayi olmuş sayabilir (m. 1178/5).

TTK m. 1179 sorumluluğu kusura bağlar, ancak kusursuzluğu ispat yükünü taşıyana yükler. Zarar taşıyanın ya da adamlarının kastından veya ihmalinden doğmamışsa taşıyan sorumlu olmaz; bunu ispat etmek ise taşıyana düşer. Yükle ilgili kişi bu nedenle kusuru değil, zararın taşıyanın hâkimiyeti sırasında doğduğunu göstermeye odaklanır. Taşıyanın sorumluluğu, geminin denize, yola ve yüke elverişsizliğinden doğan zararları da kapsar (m. 1141/2). Eksiklik, gereken özene rağmen yolculuğun başlangıcına kadar keşfedilemeyecek nitelikteyse bu sorumluluk doğmaz.

Taşıyanın Kurtulma Sebepleri

Kanun bazı hâllerde taşıyanı ve adamlarını kusursuz sayar. TTK m. 1182/1 bu sebepleri sayar: deniz tehlike ve kazaları, harp olayları, mahkemelerin el koyma kararları, grev ve lokavt. Yükletenin, taşıtanın ve eşya malikinin fiil veya ihmalleri de listededir. Hacim veya tartıda doğal eksilme, eşyanın gizli ayıbı, ambalajın ve işaretlerin yetersizliği de aynı fıkrada sayılır. Zararın bu sebeplerden birinden ileri gelmesi muhtemelse o sebepten doğduğu varsayılır; ancak aksi ispat edilebilir (m. 1182/3).

Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: a) Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer…

TTK m. 1182 güncel kanun metni →

Bu sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa taşıyan sorumluluktan kurtulamaz (m. 1182/2). Bu ispat, kural olarak taşıyandan tazminat isteyen yükle ilgili kişiye düşer. Geminin sevkine veya teknik yönetimine ilişkin hareketler ile yangında ise farklı bir kural vardır. TTK m. 1180’e göre bu hâllerde taşıyan yalnız kendi kusurundan sorumludur. Yükün menfaati için alınan önlemler teknik yönetime dâhil sayılmaz; tereddüt hâlinde zararın teknik yönetimden doğmadığı kabul edilir. Kusur başka bir sebeple birleşmişse taşıyan, zararın kusuruna bağlanabilen kısmından sorumludur (m. 1183). Kusura bağlanamayan kısmı ispat yükü yine taşıyandadır.

Teslim Almadan Önce İnceleme Hakkı

Hasar şüphesi bulunan yük, teslim alınmadan önce resmî bir incelemeye konu edilebilir. TTK m. 1184/1’e göre gönderilen eşyayı teslim almadan önce taşıyan, kaptan veya gönderilen bu yola başvurabilir. Eşyanın hâli, ölçüsü, sayısı veya tartısı mahkemeye, yetkili makamlara ya da bu konuda yetkili uzmanlara inceletilebilir. Mümkün oldukça diğer taraf da incelemede hazır bulundurulur. Hükmün tam metni TTK m. 1184 eşyanın teslimden önce incelenmesi sayfasında yer alır.

İnceleme giderleri kural olarak başvurana aittir. Ancak başvuruyu gönderilen yapmışsa ve taşıyanın tazminat vermesi gereken bir zıya ya da hasar belirlenmişse giderler taşıyana ait olur (m. 1184/2). Bu incelemenin bir yararı daha vardır. Tarafların katılımıyla yapılan resmî inceleme, bir sonraki bölümde görüleceği gibi yazılı bildirimin yerini tutabilir.

Yük Hasarı İhbar Süresi: Teslim Anı ve Üç Gün

TTK m. 1185/1 iki ayrı ihtimal öngörür. Zıya veya hasar dışarıdan belli ise en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmelidir. Bu hâlde yük hasarı ihbar süresi teslim anıyla sınırlıdır; teslimden sonraki gün yapılan bildirim bu şartı karşılamaz. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin teslim tarihinden itibaren aralıksız hesaplanan üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğu genel olarak belirtilmelidir.

Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır…

TTK m. 1185 güncel kanun metni →

Aralıksız ifadesi, sürenin kesintisiz işlediğini gösterir; hafta sonu ve resmî tatil günleri süreyi durdurmaz. Örneğin cuma günü teslim alınan konteynerdeki gizli ıslanma ancak pazartesi fark edilirse, sürenin büyük kısmı hafta sonunda geçmiş olur. Kanun bu süre için ayrı bir uzama öngörmez. Son günün tatile rastladığı durumda TBK m. 93’e güvenmek yerine bildirimi tatilden önce göndermek güvenli yoldur. Kanun bildirimin süre içinde gönderilmesini yeterli saydığı için gönderme tarihini ispatlayan bir yöntem seçilmelidir.

Sürenin başlangıcı olan teslim tarihi her olayda aynı biçimde belirlenmeyebilir. Eşya önce liman işletmesine ya da gümrük denetimindeki bir alana bırakılır, alıcı ise onu günler sonra eline alabilir. Kanun bu süreyi gönderilene teslimden başlatır; taşıyanın hâkimiyetinin sona ermesi ise m. 1178/3’e göre makama veya üçüncü kişiye teslimle de gerçekleşebilir. Kanun, liman işletmesine bırakma ile alıcının eşyayı fiilen teslim alması arasındaki farkı bu süre bakımından ayrıca düzenlemez. Bu belirsizlik karşısında güvenli yol, eşyanın limana boşaltıldığı tarihi esas alıp bildirimi buna göre yapmaktır.

Bildirimin Şekli, İçeriği ve Muhatabı

Kanun yazılı şekil arar, ancak noter ihtarnamesini şart koşmaz. TTK m. 18/3’teki noter, taahhütlü mektup, telgraf ve kayıtlı elektronik posta yolları; temerrüt, fesih ve sözleşmeden dönme ihbarları için öngörülmüştür. Yine de gönderme tarihini ve içeriğini ispatlayan bir yol seçmek sonraki tartışmayı azaltır. Bildirimde hangi konteynerin, hangi kolilerin ve ne tür bir zararın söz konusu olduğu genel hatlarıyla yazılmalıdır.

Bildirimin muhatabı taşıyandır. Eşyayı fiilî taşıyan teslim etmişse, ona yapılan bildirim taşıyana yapılmış gibi hüküm doğurur; bunun tersi de geçerlidir (m. 1185/6). Kaptana, sorumlu gemi zabitine ya da taşıyan adına hareket eden bir kişiye yapılan bildirim de taşıyana yapılmış sayılır. Teslim sırasında taşıyan adına hareket eden kişinin imzaladığı belgeye düşülen yazılı çekince de bu işlevi görebilir.

Birlikte Tespit Varsa Yük Hasarı İhbar Süresi Aranmaz

TTK m. 1185/2’ye göre eşyanın incelemesi tarafların katılımıyla mahkeme, yetkili makam ya da resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur. Böyle bir inceleme varsa yük hasarı ihbar süresi kaçırılmış olsa bile karine doğmaz. İncelemeye taraflardan biri katılmamışsa ya da incelemeyi alıcının kendi seçtiği bir eksper yapmışsa bu istisna uygulanmayabilir. Kanun ayrıca taşıyan ve gönderilene, gerçek veya muhtemel zararda eşyanın incelenmesi ve koli sayımı için karşılıklı kolaylık gösterme yükümlülüğü yükler (m. 1185/3).

Yük Hasarı İhbar Süresi Kaçırılırsa Hak Düşer mi?

Bildirimin yapılmaması, zıya ve hasar bakımından kanunda hakkın düşmesine bağlanmamıştır. TTK m. 1185/4’e göre zıya veya hasar ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmişse iki karine doğar. Birincisine göre taşıyan, eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim etmiş sayılır. İkincisine göre, eşyada sonradan bir zarar belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğu kabul edilir. Kanun her iki karinenin de aksinin ispat edilebileceğini açıkça belirtir.

Bu nedenle bildirim süresi geçtikten sonra da tazminat istenebilir, ancak ispat yükü yer değiştirir. Normalde kusursuzluğunu ispat etmesi gereken taşıyan, bildirim yapılmamışsa karinenin korumasından yararlanır. Bildirim yapmadan haftalar sonra ithalat malı hasarlı geldi diye başvuran alıcı, zararın taşıyanın hâkimiyeti sırasında doğduğunu kanıtlamak zorunda kalabilir. Aradan geçen her gün, hasarın limanda mı yoksa alıcının deposunda mı doğduğu sorusunu daha tartışmalı hâle getirir.

Gecikme zararında ise sonuç farklıdır. TTK m. 1185/5’e göre teslimdeki gecikme, gönderilen tarafından teslim tarihinden itibaren aralıksız altmış gün içinde taşıyana yazılı olarak bildirilmelidir. Süresinde bildirilmeyen gecikme zararları için tazminat ödenmez. Gecikmede bildirim, ispat kolaylığı değil tazminatın şartıdır; bu kural zıya ve hasardaki karine kuralıyla karıştırılmamalıdır.

Konteyner Hasarı Kim Öder? Tam ve Parsiyel Yükte Ayrım

Konteyner hasarı kim öder sorusu iki ayrı durumu anlatabilir. Birincisi konteynerin içindeki eşyanın zarar görmesidir; ikincisi konteynerin kendisinin hasara uğramasıdır. Her iki durumda cevap, konteyneri kimin doldurduğuna ve zararın taşımanın hangi aşamasında doğduğuna göre değişir. Teknik dilde FCL olarak anılan yükte konteyner tek bir gönderene ayrılır. LCL olarak anılan parsiyel yükte ise farklı gönderenlerin eşyası aynı konteynerde birleştirilir. Bu terimler kanuni kavram değildir; hukuki sonuç eşyanın taşıyana hangi hâlde teslim edildiğine ve konişmento kayıtlarına bağlıdır.

İçerideki eşya hasar görmüşse inceleme taşıyanın sorumluluğu ile başlar. Ancak konteyneri gönderen doldurmuşsa, yetersiz istif ya da sağlam olmayan ambalaj m. 1182/1 kapsamında taşıyanı koruyabilir. Bu durum yükletenin fiili veya ambalaj yetersizliği sayılabilir. Taşıyan, kolilerin sayısını ve içeriğini kontrol imkânı yoksa konişmentoya bunu açıklayan bir çekince koymak zorundadır (m. 1239/1). Çekince konulan beyanlar, konişmentonun taşıyan aleyhine oluşturduğu karinenin dışında kalır (m. 1239/3). Mühürlü konteynerin sağlam mühürle teslim edilmesinin ispata etkisi kanunda ayrıca düzenlenmemiştir; somut olaya göre değerlendirilir. Konteynerin dışında belirgin bir darbe izi, delik ya da mühür farkı varsa zararın taşıma sırasında doğduğunu ileri sürmek kolaylaşır.

Konteynerin kendisi zarar görmüşse taraflar yer değiştirebilir. Konteyner taşıyana aitse, taşıyan zararı için gönderene ya da alıcıya başvurmak isteyebilir. TTK m. 1208/1’e göre taşıtan ve yükleten, kendilerinin veya adamlarının kusurundan kaynaklanmadıkça taşıyanın uğradığı zarardan sorumlu değildir. Eşya hakkında yanlış beyan ya da tehlikeli eşyanın bildirilmemesi hâlinde m. 1145 ve 1148’deki daha ağır sorumluluk gündeme gelebilir. Konteynerin alıcının elindeyken uğradığı hasar ise taşıma sözleşmesine ve konteyner kullanım şartlarına göre değerlendirilir. Konteynerin geç iadesinden doğan ücret talepleri ise ayrı bir yazının konusudur.

Satıcı ile alıcı arasındaki satış sözleşmesi de zarara kimin katlanacağını etkiler. Hasarın satış sözleşmesine göre hangi anda alıcıya geçtiği, alıcının satıcıya başvurup başvuramayacağını belirler. Bu ilişki taşıma hukukundan ayrıdır ve satış sözleşmesinin teslim şartlarına göre incelenir.

Tazminat Nasıl Hesaplanır? Sorumluluk Sınırları

TTK m. 1186/2’ye göre tazminat, eşyanın navlun sözleşmesine uygun olarak boşaltıldığı ya da boşaltılması gereken yerdeki ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Değer borsa fiyatına, yoksa cari piyasa fiyatına, ikisi de yoksa aynı nitelikteki eşyanın olağan değerine göre belirlenir. Taşıyanın tazminat borcu ayrıca bir üst sınıra bağlıdır. Birinci fıkraya göre sınır, koli veya ünite başına 666,67 Özel Çekme Hakkı (ÖÇH) ile brüt kilogram başına 2 ÖÇH karşılığından yüksek olanıdır.

Eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeniyle taşıyan, her hâlde, hangi sınır daha yüksek ise o sınırın uygulanması…

TTK m. 1186 güncel kanun metni →

Konteynerde Koli Sayımı ve Sınırın Uygulanmadığı Hâller

Konteyner bu hesapta belirleyici rol oynayabilir. Konişmentoda konteynerin içeriği kolilere göre tek tek yazılmışsa her koli ayrı birim sayılır; yazılmamışsa konteyner tek koli sayılır (m. 1186/3). Konteynerin kendisi zarar görmüşse, taşıyana ait olmadıkça ya da onun tarafından sağlanmış olmadıkça ayrı bir koli sayılır. Bu nedenle konişmentodaki içerik tanımı tazminat tutarını önemli ölçüde değiştirebilir. Yükletenin eşyanın cinsini ve değerini yüklemeden önce bildirmesi ve bunun senede yazılması hâlinde bu sınır uygulanmaz. Buna karşılık m. 1186/5’e göre yükleten cinsi veya değeri kasten gerçeğe aykırı bildirmişse taşıyan zıya veya hasardan sorumlu olmaz. Gecikme zararında sınır, geciken eşyanın navlununun iki buçuk katıdır ve toplam navlunu aşamaz (m. 1186/6).

Taşıyan, zarara kasten ya da pervasızca ve zararın doğması ihtimalinin bilinciyle yol açmışsa sınırlardan yararlanamaz (m. 1187). TTK m. 1243 ise taşıyanın kanuni borç ve sorumluluklarını önceden kaldıran veya daraltan kayıtları geçersiz sayar. Sigortadan doğan hakların taşıyana devrini öngören kayıtlar da bu kapsamdadır. TTK m. 1244, m. 1243’ün birinci fıkrasına bazı istisnalar tanır. Canlı hayvanlar ve senette güvertede taşınacağı yazılı olup fiilen öyle taşınan eşya bunlar arasındadır. Yüklemeden önceki ve boşaltmadan sonraki yükümlülükler de istisna kapsamındadır. Yolculuk çarterinde m. 1243 uygulanmaz; taşıtan olmayan konişmento hamili bakımından ise uygulanır (m. 1245). Emredici hükümlerin listesi TTK m. 1243 emredici hükümler sayfasında yer alır.

Yük Hasarı İhbar Süresi ile Dava Açma Süresi Farklıdır

Bildirim süresi ile dava süresi ayrı kurumlardır. TTK m. 1188/1’e göre zıya, hasar veya geç teslim nedeniyle taşıyana karşı her türlü tazminat istemi, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Süre, taşıyanın eşyayı ya da bir kısmını teslim ettiği tarihte işlemeye başlar. Eşya hiç teslim edilmemişse, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işler (m. 1188/2). Teslimin liman işletmesine bırakmayla mı, fiilî teslim almayla mı gerçekleştiği tartışılabilir. Sürenin kaçırılmaması için bir yılı eşyanın limana boşaltıldığı tarihten hesaplamak güvenli olur.

Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı…

TTK m. 1188 güncel kanun metni →

Bu süre, dava sebebi doğduktan sonra yapılacak bir anlaşmayla uzatılabilir (m. 1188/4). Taşıyan, zarar göreni dava açma süresini kaçıracak biçimde oyalamışsa süre itirazından yararlanamaz; bu hâlde süre, zarar görenin durumu öğrendiği tarihte başlar (m. 1189). Konişmentoda taşıyanın kimliği yanlış ya da geç bildirilmişse, doğru bildirime kadar süre taşıyana yöneltilecek istemler bakımından işlemez (m. 1238/4).

Rücu davası için ayrı bir kural vardır. Sorumlu tutulan kişi, bir yıllık süre dolduktan sonra da rücu davası açabilir. Bu hak, tazminatın ödendiği ya da aleyhine açılan davada dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmazsa düşer (m. 1188/3). Navlun sözleşmesinden ve konişmentodan doğan diğer alacaklar ise m. 1188 saklı kalmak üzere bir yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla başlar (m. 1246).

Arabuluculuk ve Adli Tatil Süreyi Nasıl Etkiler?

Tazminat davasından önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin on beşinci fıkrasına göre başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu koruma, başvurunun bir yıllık süre dolmadan yapılmasını gerektirir. Kanun son tutanaktan sonra ek bir süre tanımaz; kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Başvuru sürenin sonuna yakın yapıldıysa dava son tutanaktan hemen sonra açılmalıdır. Delil tespiti ya da ihtiyati haciz başvurusunun bu süreyi korumaya yetip yetmediği kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Güvenli yol, süre içinde arabuluculuğa başvurmak ve ardından davayı açmaktır.

Adli tatilin etkisi de sınırlıdır. HMK m. 104’teki bir haftalık uzama, adli tatile tabi işlerde HMK’nın belirlediği süreler için öngörülmüştür. TTK’daki bildirim süresi ve bir yıllık hak düşürücü süre maddi hukuk süreleri olduğundan bu uzamaya güvenilmemelidir. Uzamanın kapsamı HMK m. 104 adli tatilin sürelere etkisi sayfasında görülebilir.

Deniz ve Kara Taşımasında Yük Hasarı İhbar Süresi

Kara taşımasındaki süreler denizdekinden farklıdır ve bunları karıştırmak hak kaybına yol açabilir. TTK m. 889/1’e göre kara taşımasında açıkça görülen zarar en geç teslim anında bildirilmelidir. Görünmeyen zararda süre teslimden sonra yedi gündür (m. 889/2). Teslim süresinin aşılması ise teslimden itibaren yirmi bir gün içinde bildirilmezse gecikmeden doğan haklar sona erer (m. 889/3). Kara taşımasındaki bildirim kuralının metni TTK m. 889 kara taşımasında bildirim sayfasındadır.

Kapıdan Kapıya Taşımada Yük Hasarı İhbar Süresi

Değişik tür araçlarla taşımada TTK m. 904/1 özel bir kural koyar. Zarar yeri bilinsin ya da bilinmesin, bildirim için m. 889 uygulanır. Son kısım için ayrı bir sözleşme yapılmış olsaydı ona uygulanacak hükümlere uygun bir bildirim de yeterli sayılır. Bu kural, taşımanın m. 902’deki şartların tamamını taşımasına bağlıdır. Konteyner limandan alıcının deposuna aynı taşıyanca götürülmüşse bu şartların varlığı ayrıca incelenmelidir. Hükmün ayrıntısı TTK m. 904 değişik tür araçlarla taşımada bildirim sayfasında yer alır.

Kara taşımasındaki sorumluluk sınırı da farklıdır; TTK m. 882’ye göre sınır brüt kilogram başına 8,33 Özel Çekme Hakkıdır. Evden eve taşımadaki ayrı bildirim süreleri nakliyeci eşyamı kırdı yazısında anlatılmıştır. Kargo gönderilerindeki sorumluluk ve süreler ise kayıp kargoda taşıyıcının sorumluluğu yazısında incelenmiştir.

Üç Taşıma Türünün Karşılaştırması

Taşıma türü Dayanak Uygulama şartı Kim bildirir Bildirim süresi Bildirimsizliğin sonucu Dava süresi
Deniz yoluyla eşya taşıma TTK m. 1185, 1188 Navlun sözleşmesi; konişmento hamili bakımından konişmento esas alınır (m. 1237) Gönderilen; bildirim taşıyana, fiilî taşıyana veya onlar adına hareket eden kişiye yapılır Haricen belli zarar en geç teslim sırasında; belli olmayan zarar teslimden itibaren aralıksız üç gün; gecikme aralıksız altmış gün; hepsi yazılı Zıya ve hasarda karine doğar, aksi ispat edilebilir; tarafların katılımıyla resmî inceleme varsa bildirim gerekmez; gecikmede tazminat ödenmez Teslimden, hiç teslim edilmemişse teslim edilmesi gereken tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre; dava sebebi doğduktan sonra anlaşmayla uzatılabilir
Kara yoluyla eşya taşıma TTK m. 889, 855 Kara taşıma sözleşmesi; taşınma eşyasında ayrı süreler vardır Zıya ve hasarda gönderen veya gönderilen; gecikmede gönderilen Açıkça görülen zarar en geç teslim anında; görünmeyen zarar teslimden sonra yedi gün; gecikme teslimden itibaren yirmi bir gün; teslimden sonraki bildirim yazılı Zıya ve hasarda eşyanın sözleşmeye uygun teslim edildiği varsayılır; gecikmede gecikmeden doğan haklar sona erer Bir yıllık zamanaşımı; kast veya pervasızlıkta üç yıl
Değişik tür araçlarla taşıma TTK m. 902, 903, 904 Bütünlük gösteren tek sözleşme ve m. 902’deki diğer şartların birlikte varlığı Kara taşıması kuralındaki kişiler Zarar yeri bilinse de m. 889’daki süreler; son kısma uygulanacak hükümlere uygun bildirim de yeterli m. 889’daki karine ve hak kaybı Teslim tarihine göre; zarar yeri belli olsa da istem en erken m. 855’teki sürede zamanaşımına uğrar

Dava Kime Karşı Açılır?

İthalat malı hasarlı geldi diyen alıcının ilk muhatabı, kural olarak navlun sözleşmesindeki taşıyandır. TTK m. 1238/1’e göre konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan ya da konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi taşıyan sayılır. Konişmentoda taşıyanın adı ve işletme merkezi gösterilmemişse donatan taşıyan sayılır. Donatan, hamilin açık istemi üzerine taşıyanın kimliğini bildirip belgelendirirse bu sonuçtan kurtulur (m. 1238/2). Kaptan ya da başka bir temsilcinin düzenlediği böyle bir konişmentoda temsilci de donatanla birlikte taşıyan sayılabilir (m. 1238/3).

Taşıma fiilen başka bir kişiye bırakılmışsa taşıyan, taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder (m. 1191/1). Fiilî taşıyan da kendi gerçekleştirdiği taşımadan aynı hükümlere göre sorumludur. İkisi aynı zarardan sorumlu olduklarında sorumlulukları müteselsildir (m. 1191/4). Zarar fiilî taşıyanın hâkimiyetinde doğmuşsa dava ikisine birlikte yöneltilebilir. Ödenecek toplam tazminat kanundaki sınırları aşamaz (m. 1191/5). Taşıyanın kanunun öngördüğünden fazla üstlendiği borçlar, fiilî taşıyanın açık ve yazılı onayı olmadıkça onu bağlamaz (m. 1191/3). Fiilî taşıyanın konumu TTK m. 1191 fiilî taşıyanın sorumluluğu sayfasında düzenlenmiştir.

Navlun sözleşmesinde belirli bir kısmın fiilî taşıyanca yapılacağı öngörülmüşse, taşıyanın o kısımdaki zarardan sorumsuzluğu kararlaştırılabilir (m. 1192). Bu şartın geçerliliği, fiilî taşıyanın adının, unvanının ve işyeri adresinin sözleşmeden anlaşılmasına bağlıdır. Fiilî taşıyan sonradan belirlenirse bu bilgiler en geç eşyanın ona tesliminden sonra derhâl gönderilene bildirilir; bildirilmezse taşıyanın sorumluluğu sürer. Yetkili Türk mahkemesinde fiilî taşıyan aleyhine dava açılamıyorsa böyle bir şart geçersizdir. Zararın fiilî taşıyanın hâkimiyetinde doğduğunu ispat yükü taşıyandadır.

Taşıma işleri komisyoncusunda sonuç, üstlendiği işe göre değişir. Komisyoncu taşımayı bizzat üstlenmiş, tek bedel almış ya da toplama yük oluşturmuşsa taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Aksi hâlde zilyetliğindeki eşyanın zararından ve m. 918’deki yükümlülüklerini ihlalinden sorumludur (m. 928). Komisyoncuya karşı istemler m. 930’a göre bir yılda zamanaşımına uğrar. Komisyoncu konişmento nedeniyle m. 1238/1 uyarınca taşıyan sayılıyorsa m. 1188’in mi, m. 930’un mu uygulanacağını kanun ayrıca düzenlemez. Erken dolan süreyi esas almak güvenlidir.

Davayı Kim Açabilir?

Davacı tarafta da ayrım gerekir. Konişmento düzenlenmişse eşyayı teslim almaya konişmentonun meşru hamili yetkilidir (m. 1230/1). Konişmento hamili ile zarara katlanan kişi farklıysa davayı kimin açabileceğini kanun ayrıca düzenlemez. Bu nokta somut olaya göre değerlendirilir ve dava açmadan önce ayrıca incelenmelidir. Zararı ödeyen sigortacı, TTK m. 1472 uyarınca ödediği bedel kadar sigortalının yerine geçerek taşıyana başvurabilir; sigortacıya başvuru ayrı bir yazının konusudur. Dava taşıyanın adamlarından birine karşı açılırsa, o da kurtulma ve sınırlama hükümlerinden yararlanabilir (m. 1190/2). Bunun için görevi veya yetkisi sınırları içinde hareket ettiğini ispat etmesi gerekir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Davanın kaynağı TTK’da düzenlenen navlun sözleşmesidir. TTK m. 4/1-a’ya göre bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır. Aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalarda görevli mahkeme, TTK m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, HSK kararıyla bazı asliye ticaret mahkemelerinin deniz ticareti davalarına özgülenebileceğini öngörür. Böyle bir ihtisas mahkemesi bulunan yerlerde dava o mahkemede görülür. Görev kuralının metni TTK m. 5 ticari davalarda görevli mahkeme sayfasındadır.

Miktar veya değeri kanundaki parasal sınırı aşmayan ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu sınır, HMK ek m. 1’in birinci fıkrasına göre artırılır (TTK m. 4/2). Gönderilen tüketici ise tüketici mahkemesinin görevi gündeme gelebilir; bu yazı ticari ithalatı esas alır.

Yetki bakımından genel kural, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6). Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m. 10). Davalının şubesinin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 14/1). Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan taşıyan için HMK m. 9’daki kurallar gündeme gelir. Tacirler arasında yazılı yetki sözleşmesi yapılmışsa, aksi kararlaştırılmadıkça dava sözleşmede gösterilen mahkemede açılır (HMK m. 17, 18).

Konişmentodaki yetki ya da tahkim şartının konişmento hamiline karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. Geçerli bir tahkim sözleşmesi varsa karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir ve mahkeme davayı usulden reddedebilir (HMK m. 413). Yabancı mahkemeyi yetkili kılan şartlar da davanın Türkiye’de görülüp görülemeyeceğini etkileyebilir.

Arabuluculuk Dava Şartı mı?

Taşıyana karşı açılacak tazminat davasında cevap kural olarak evettir. TTK m. 5/A’ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Taşıyandan zıya veya hasar tazminatı istenmesi bu kapsama girer. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en çok iki hafta uzatılabilir (m. 5/A/2). Taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunan hâllerde dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz (6325 sayılı Kanun m. 18/A/18).

Delil tespiti ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma talepleri, m. 5/A’da sayılan dava türleri arasında yer almaz. 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin on altıncı fıkrası da dava açılmadan önce ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı alınabileceğini kabul eder. Bu fıkraya göre ihtiyati haciz veya tedbir kararından sonraki dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlemez. İİK m. 264/1’e göre ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, yedi gün içinde takip talebinde bulunmalı ya da dava açmalıdır. Bu süre haczin uygulanmasından, gıyapta yapılmışsa haciz tutanağının tebliğinden itibaren işler. Gemilerin ihtiyati haczinde bu süre bir ay olarak uygulanır (TTK m. 1376).

Geçici Koruma: İnceleme, Delil Tespiti ve İhtiyati Haciz

Deniz taşımasında önce özel hükme bakılır. TTK m. 1184’teki inceleme, eşya teslim alınmadan önce mahkeme ya da yetkili makam eliyle yapılabilir. Tarafların katılımıyla yapılan resmî inceleme, m. 1185/2 uyarınca bildirimin yerini de tutar. Genel kural ise HMK m. 400’deki delil tespitidir. Delil hemen tespit edilmezse kaybolacak ya da ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa hukuki yarar var sayılır.

Dava açılmadan önce delil tespiti, esas davaya bakacak mahkemeden ya da incelenecek şeyin bulunduğu yer sulh mahkemesinden istenir (HMK m. 401/1). Konteyner limanda ya da antrepoda bekliyorsa o yerin sulh mahkemesi pratik bir seçenek olabilir. Zorunluluk bulunan hâllerde karşı tarafa tebligat yapılmadan da tespit yapılabilir (HMK m. 403). Taşıyanın katılmadığı böyle bir tespit, m. 1185/2’deki şartı karşılamayabilir. Bu durumda yazılı bildirim ayrıca süresinde gönderilmelidir. Geçici hukuki koruma talepleri adli tatilde de görülür (HMK m. 103/1-a). Yetkili merciin ayrıntısı HMK m. 401 delil tespitinde görev ve yetki sayfasında yer alır.

Tazminat alacağını güvenceye almak için ihtiyati haciz de gündeme gelebilir. Gemide taşınan eşyaya gelen zıya veya hasar, TTK m. 1352/1-h uyarınca deniz alacağıdır. Deniz alacakları için gemi hakkında yalnız ihtiyati haciz istenebilir; ihtiyati tedbirle geminin seferden menedilmesi istenemez (m. 1353/1). Alacaklı, kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat vermek zorundadır (m. 1363/1). Gemiye ihtiyati haczin usulü ve hangi geminin haczedilebileceği ayrı bir yazının konusudur.

Taşıyanın gemi dışındaki malvarlığı için İİK m. 257 ve devamındaki genel ihtiyati haciz hükümleri uygulanır. Bu yolun koşulları ve itiraz imkânı ihtiyati haciz şartları ve itiraz süreleri yazısında anlatılmıştır.

Yük Hasarı İhbar Süresi İçinde Toplanacak Deliller

İspatta belge, tanık ve bilirkişi birlikte değerlendirilir. HMK m. 199, yazılı metinlerin yanında fotoğraf, görüntü ve elektronik ortamdaki verileri de belge sayar. Konişmento, çekince konmamış beyanlar bakımından taşıyanın eşyayı senette yazıldığı gibi teslim aldığına karine oluşturur (m. 1239/3). Bu karinenin aksi, konişmentoyu eşya tanımına güvenerek iyiniyetle devralan gönderilene karşı ispatlanamaz. Konişmentoda eşyanın dış görünüşüne ilişkin bir beyan yoksa eşya haricen iyi hâlde teslim alınmış sayılır (m. 1239/2). Konişmentonun ispat gücü TTK m. 1239 konişmentonun ispat işlevi sayfasında düzenlenmiştir.

Teslim sırasında düzenlenen tutanak, konteynerin mühür numarası, dış görünüşünü gösteren tarihli fotoğraflar ve liman kayıtları hasarın zamanını gösterir. Alıcının ithalat malı hasarlı geldi iddiası, ancak bu kayıtlarla taşıyanın hâkimiyet dönemine bağlanabilir. Taşıyanın yük listesi ve gümrük beyannamesi, miktar ve ağırlık tartışmasında önem taşır. Bu belgelerin hukuki niteliği farklıdır: bir kısmı resmî kayıt, bir kısmı tarafların kendi düzenlediği belgedir. Hangisinin ne ölçüde ispat gücü taşıdığına mahkeme somut olaya göre karar verir.

Sörvey raporu, çoğu zaman alıcının ya da sigortacının görevlendirdiği eksper tarafından hazırlanır. Böyle bir rapor mahkemenin atadığı bilirkişinin raporu değildir; taraflar uzman görüşünü HMK m. 293 uyarınca dosyaya sunabilir. Teknik konularda mahkeme HMK m. 266 uyarınca bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi zararın nedeni ve miktarı hakkında teknik görüş verir; taşıyanın sorumlu olup olmadığına ilişkin hukuki nitelendirme mahkemeye aittir. Bu yüzden yük hasarı ihbar süresi dolmadan hem yazılı bildirim göndermek hem de tespit yaptırmak, ispat yükünün yer değiştirmesini önlemenin başlıca yoludur.

Talep Kalemleri, Harç ve Dava Değeri

İthalatçının taşıyandan isteyebileceği kalemler farklı hükümlere dayanır ve farklı sınırlara bağlıdır. Aşağıdaki tablo her talebin dayanağını, şartını ve sınırını birlikte gösterir.

Talep Dayanak Şart Sınır ve süre
Zıya veya hasar tazminatı TTK m. 1178, 1179, 1186/2 Zararın taşıyanın hâkimiyetinde doğması; taşıyanın kusursuzluğunu ya da m. 1180 ve 1182’deki bir sebebi ispat edememesi m. 1186/1 sınırı; m. 1187 hâlinde sınır uygulanmaz; bir yıllık hak düşürücü süre (m. 1188)
Gecikme tazminatı TTK m. 1178/4, 1186/6 Kararlaştırılan ya da makul sürede teslim edilmemesi; teslimden itibaren aralıksız altmış gün içinde yazılı bildirim (m. 1185/5) Geciken eşyanın navlununun iki buçuk katı; toplam navlunu aşamaz
Zıya sayılan eşya için tazminat TTK m. 1178/5 Teslim süresinin dolmasından itibaren aralıksız altmış gün içinde teslim yapılmaması m. 1186 sınırları; süre, teslim edilmesi gereken tarihten işler (m. 1188/2)
İnceleme giderleri TTK m. 1184/2 İncelemeye gönderilenin başvurması ve taşıyanın tazminat vermesi gereken bir zararın belirlenmesi Bu şartlar yoksa gider başvurana kalır

Tazminat alacağına uygulanacak faizin türü ve başlangıcı genel hükümlere göre belirlenir. Ticari işlerdeki faiz türleri ticari faiz ve avans faizi yazısında ele alınmıştır.

Harçlar Kanunu m. 15’e göre yargı harçları, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır. Taşıyandan istenen tazminat bir para alacağıdır ve kural olarak nispi harca tabidir. Değer tayini mümkün olan hâllerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur (Harçlar Kanunu m. 16). Sorumluluk sınırının Türk Lirasına çevrilmesinde fiilî ödeme günündeki ya da kararlaştırılan tarihteki Merkez Bankası değeri esas alınır (TTK m. 1186/1). Harç tutarı bu yazıda verilmemiştir; dava açılırken güncel tarifeye bakılmalıdır. Deniz ticaretine ilişkin hükümlerin tamamı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu resmî metni içinde yer alır.

Deniz ticaretinin başka yönleri de ithalatçıyı ilgilendirebilir. Gemi alacaklarının sicil dışında doğurduğu riskler tekne satışı nasıl yapılır yazısında, alıcı açısından anlatılmıştır.

Sonuç

Deniz yoluyla gelen malın hasarlı çıkmasında ilk iş, ilişkinin nitelendirilmesidir: navlun sözleşmesi mi, komisyonculuk mu, kapıdan kapıya tek sözleşme mi? Navlun sözleşmesinde yük hasarı ihbar süresi, görünür zararda teslim anı, görünmeyen zararda teslimden itibaren aralıksız üç gündür. Bildirim yazılı yapılır ve taşıyana, fiilî taşıyana ya da onlar adına hareket eden kişiye yöneltilebilir. Zıya ve hasarda bildirimin yapılmaması hakkı düşürmez; aksi ispatlanabilir bir karine doğurur ve ispat yükünü alıcıya yükler. Gecikmede ise altmış günlük bildirim süresi kaçırılırsa tazminat ödenmez.

Taşıyanın sorumluluğu, zararın onun hâkimiyetinde doğmasına bağlıdır ve kanundaki sınırlarla çevrilidir. Alıcının konteyner hasarı kim öder sorusuna bulacağı cevap da konteyneri kimin doldurduğuna, konişmento kayıtlarına ve zararın doğduğu aşamaya göre değişir. Davalı, kural olarak konişmentoda taşıyan olarak görünen kişidir; fiilî taşıyan da müteselsilen sorumlu olabilir. Dava için bir yıllık hak düşürücü süre ayrıca işler; süre dolmadan yapılan arabuluculuk başvurusu, son tutanağa kadar bu sürenin işlemesini engeller. Son tutanaktan sonra kalan süre işlemeye devam eder. Kapıdan kapıya tek sözleşmeli taşımada ise kara taşımasının yedi günlük bildirim süresi gündeme gelebilir. Görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Tahkim sözleşmesi yoksa dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

Sık Sorulan Sorular

Yük hasarı ihbar süresi kaç gündür?

Navlun sözleşmesinde dışarıdan belli olan zarar en geç teslim sırasında yazılı olarak bildirilir. Haricen belli olmayan zararda bildirim, teslimden itibaren aralıksız üç gün içinde gönderilmelidir. Gecikme için süre altmış gündür (TTK m. 1185). Kapıdan kapıya tek sözleşmeli taşımada m. 902’deki şartlar varsa m. 904 uyarınca kara taşımasındaki süreler uygulanabilir.

Yük hasarı ihbar süresi geçerse tazminat istenemez mi?

Zıya ve hasarda bildirimsizlik hakkı düşürmez. Bu durumda eşyanın senette yazıldığı gibi teslim edildiği ve zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten doğduğu karinesi doğar; aksi ispat edilebilir. Gecikme zararı altmış gün içinde bildirilmezse tazminat ödenmez. Dava için bir yıllık hak düşürücü süre ayrıca işler.

İthalat malı hasarlı geldi, dava kime açılır?

Dava kural olarak konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan ya da adına imzalanan taşıyana açılır. Taşımayı fiilen başka biri yapmışsa fiilî taşıyan da kendi gerçekleştirdiği bölümden sorumludur ve aynı zarardan taşıyanla müteselsilen sorumlu olur. Konişmentoda taşıyan belirtilmemişse donatan taşıyan sayılabilir. Taşıma işleri komisyoncusunun sorumluluğu ise üstlendiği işe göre değişir.

Konteyner hasarı kim öder?

Konteynerdeki eşyanın zararında taşıyan, zarar kendi hâkimiyetindeyken doğmuşsa ve kusursuzluğunu ispat edemezse sorumludur. Konteyneri gönderen doldurmuşsa, onun yaptığı yetersiz istif ya da ambalaj yetersizliği taşıyanı sorumluluktan kurtarabilir (TTK m. 1182). Konteynerin kendisinin zararında taşıtan ve yükleten, kural olarak ancak kendi kusurları varsa taşıyana karşı sorumludur.

Taşıyana karşı dava açma süresi ne kadardır?

Zıya, hasar veya geç teslim nedeniyle taşıyana karşı tazminat istemi, teslimden itibaren bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmazsa düşer. Eşya hiç teslim edilmemişse süre teslim edilmesi gereken tarihte başlar. Teslim tarihi tartışmalı olabileceğinden süreyi boşaltma tarihinden hesaplamak güvenli olur. Bu süre hak düşürücüdür ve dava sebebi doğduktan sonra yapılan anlaşmayla uzatılabilir.

Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Kural olarak evet. TTK m. 5/A’ya göre konusu bir miktar para olan ticari tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Tahkim sözleşmesi varsa bu şart aranmaz. Arabuluculuk süresince hak düşürücü süre işlemez, ancak başvuru bir yıllık süre dolmadan yapılmalıdır. Son tutanaktan sonra süre kaldığı yerden işler; başvuru sürenin sonuna yakın yapıldıysa dava hemen açılmalıdır.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Mobil sürümden çık