Tıbbi Deontoloji Madde 10
I. Araştırma yapmakta olan tabip ve diş tabibi, bulduğu teşhis ve tedavi usulünü, yeter derecede tecrübe ederek faydalı olduğuna veya zararlı neticeler tevlit etmiyeceğine kanaat getirmedikçe, tatbik veya tavsiye edemez. Ancak, yeter derecede tecrübe edilmemiş olan yeni bir keşfin tatbikatı sırasında alınacak tedbirler hakkında ilgililerin dikkatini celbetmek ve henüz tecrübe safhasında olduğunu ilave etmek şartı ile, bu keşfi tavsiye edebilir.
II. Bir keşif hakkında yanlış kanaat uyandıracak ifadeler kullanılması yasaktır.
Açıklama
TDN Madde 10, tıbbi araştırma ve keşiflerin uygulanması ile kamuoyuyla paylaşılmasına ilişkin sorumluluk standartlarını düzenleyen temel etik normdur. Araştırmacı hekim, bulduğu teşhis veya tedavi yöntemini yeterli ölçüde deneyip yararlı olduğuna ya da zararlı sonuçlar doğurmayacağına kanaat getirmeden uygulayamaz veya tavsiye edemez. Henüz deneme aşamasındaki bir keşfin paylaşılmasına ise, uyarı yapılması ve bu aşamada olduğunun açıkça belirtilmesi koşuluyla cevaz verilmektedir. Bir keşif hakkında yanlış kanaat uyandıracak ifade kullanılmasının da yasak kapsamında olduğu düzenlenmekte; bu hüküm bilimsel iletişimin dürüstlük standardını doğrudan belirlemektedir. 1219 sayılı Kanun’un hekime yüklediği genel özen yükümlülüğü araştırma aşamasındaki her adımı da kapsar; 6023 sayılı TTB Kanunu’nun meslek onurunu koruma amacı ise yanıltıcı bilimsel iletişimi açıkça dışlamaktadır.
Bu hüküm, araştırma bulgularının kamuoyuna sunulmasında spekülatif iddiaların kesinmiş gibi yansıtılmasını önlemeye yönelik normatif bir çerçeve kurar. Günümüzde sosyal medya ve dijital sağlık platformları aracılığıyla yayılan yanıltıcı tıbbi içerikler bu madde çerçevesinde değerlendirilebilir. Hekimin henüz denenmemiş bir yöntemi kesin tedavi gibi sunması hem bu maddeyi hem de 13. maddedeki aldatıcı teşhis ve tedavi yasağını ihlal eder. Bilimsel yayınlarda çarpıtılmış veri kullanımı ise maddenin kapsamını doğrudan akademik etik alanına taşımaktadır. Hekimin bilimsel bulguları aktarırken kanıt düzeyini net biçimde belirtmesi, henüz deneysel aşamadaki bir yöntemin olası risklerini de açıklaması bu maddenin pratik gerekliliğidir.
Nizamnamenin 10. maddesi, 11. maddeyle birlikte değerlendirildiğinde insanlar üzerindeki deneysel uygulamalara getirilen kısıtlamalar ile araştırma özgürlüğü arasındaki dengeyi ortaya koyar. Haysiyet Divanları, bilimsel bulgu abartısı ve yanıltıcı tedavi tanıtımı vakalarında bu maddeyi temel referans olarak uygulamaktadır. Hekimin araştırma bulgularını hasta beklentilerini yönetme amacıyla abartması, 8. maddenin reklam yasağıyla birlikte çifte ihlal oluşturabilmekte; kınama ile geçici meslekten uzaklaştırma arasında değişen yaptırımlar gündeme gelmektedir. Maddi ve psikolojik zarara yol açtığı kanıtlanan vakalarda hukuki sorumluluk da ayrıca doğmaktadır. Bu nedenle araştırmacı hekimin, paylaştığı bulguların güncel bilimsel kaynaklar ışığında yeterli deneysel destekten yoksun olup olmadığını her yayından önce titizlikle gözden geçirmesi gerekmektedir.
