Tıbbi Deontoloji Madde 14
I. Tabip ve diş tabibi, hastanın vaziyetinin icabettirdiği sıhhi ihtimamı gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak ve sıhhatını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmakla mükelleftir.
II. Tabip ve diş tabibi, hastasına ümit vererek teselli eder. Hastanın maneviyatı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimali bulunmadığı takdirde, teşhise göre alınması gereken tedbirlerin hastaya açıkca söylenmesi lazımdır. Ancak, hastalığın, vahim görülen akibet ve seyrinin saklanması uygundur.
III. Meş’um bir pronostik hastanın kendisine çok büyük bir ihtiyatla ihdas edilebilir. Hasta tarafından, böyle bir pronostiğin ailesine açıklanmaması istenilmemiş veya açıklanacağı şahıs tayin olunmamış ise, durum ailesine bildirilir.
Açıklama
TDN Madde 14, hastayı bilgilendirme, manevi bakım ve prognozun iletilmesine ilişkin yükümlülükleri bir arada düzenleyen temel bir hükümdür. Hekim, hastanın durumunun gerektirdiği tüm sağlık tedbirlerini almakla; iyileşme olanaksız olsa bile acıyı hafifletmeye ve ıstırabı dindirmeye çalışmakla yükümlüdür. 1219 sayılı Kanun’un hekimi salt teknik bir müdahaleciyle sınırlandırmayan anlayışı, bu maddede hasta ile bütünleşik bir bakım yükümlülüğüne dönüşmektedir. Aynı zamanda 6023 sayılı TTB Kanunu’nun insan onurunu temel alan meslek etiği anlayışı, bilgilendirme ve tesellinin ayrı yükümlülükler olarak değil, bütünleşik bir bakım standardının parçaları olarak görülmesini desteklemektedir. Madde, prognozun bildirilmesinde hasta onuruyla psikolojik zararlılık arasındaki gerilimi hekimin vicdani takdirine bırakarak salt şeffaflığı da salt paternalizmi de reddeder.
Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, hastaya ümit vererek teselli edilmesi ve maneviyatını bozmayacağı anlaşılan durumlarda tanı ile gerekli tedbirlerin açıkça bildirilmesi yükümlülüğünü içermektedir. Bununla birlikte vahim prognozun hastanın kendisinden gizlenmesi uygun görülmekte; bu bilginin büyük bir ihtiyatla ya aileye ya da hastanın atadığı kişiye iletilmesi öngörülmektedir. Bilgilendirme görüşmelerinin içeriğinin, hastanın tutumunun ve prognoza ilişkin kararın tıbbi kayıtlara işlenmesi, bu yükümlülüğün belgelenmesinde asgari standart oluşturmaktadır. Bu bağlamda hastanın anlayacağı sadelikte, saygılı bir dille ve gerektiğinde yakınlarının da bilgilendirildiği koşulda gerçekleştirilen görüşme, maddenin ruhuna en uygun uygulamayı temsil etmektedir.
Haysiyet Divanı uygulamasında Nizamnamenin 14. maddesi, bilgilendirme eksikliği ve ağır haberin kötü iletilmesine ilişkin şikayetlerde temel referans normdur. Hekimin hastayı gereksiz umutsuzluğa sürükleyen bir dil kullanması ya da gerekli bilgiyi bütünüyle saklaması, her iki yönde de etik ihlal oluşturabilmektedir. Yaptırımlar uyarı ve kınamadan, ağır vakalarda geçici meslekten uzaklaştırmaya kadar uzanabilmekte; ölüm ya da kalıcı zarar koşullarında hukuki tazminat ve cezai kovuşturma yolları da ayrıca açık kalmaktadır. Madde, iletişim etiğinin tıp uygulamasındaki en hassas boyutunu düzenlemesi bakımından Nizamname içinde özgün bir yer tutmaktadır. Bilgilendirme sürecinin hastanın anlayabileceği bir dilde gerçekleştirilmesi, çevirmen gerektiğinde çevirmen sağlanması ve iletişimin belgeli tutulması, maddenin öngördüğü standartta yerine getirilmesinin vazgeçilmez koşullarıdır.
