Tıbbi Deontoloji Madde 32
Tabip ve diş tabibinin, kendi meslekdaşları ile bunların bakmakla mükellef oldukları usul ve furuunun ve karı veya kocalarının muayene ve tedavileri için ücret almaması uygundur. Bu hallerde, zaruri masraflarını istiyebilir.
Açıklama
TDN Madde 32, hekimlik mesleğinin köklü dayanışma geleneğini hukuki bir norm düzeyinde tescil etmektedir. Tabip ve diş tabibinin, kendi meslektaşlarını, onların bakmakla yükümlü olduğu usul ve furuunu ile eşlerini muayene ve tedavi için ücret almaksızın hizmet etmesi uygun addedilmektedir; yalnızca zaruri masrafların istenmesi mümkündür. Düzenleme, 6023 sayılı TTB Kanunu ile 1219 sayılı Kanun’un öngördüğü mesleki dayanışma ilkesinin somut bir yansımasıdır. “Uygundur” ifadesinin bilinçli olarak tercih edilmesi, bu yükümlülüğün zorlayıcı bir kural değil etik bir yönelim niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Tarihsel perspektiften bakıldığında bu gelenek, hekimlerin kendi toplulukları içinde sağlık güvencesini kolektif olarak ürettiği yüzyıllık bir pratikten beslenmekte; söz konusu geleneğin deontoloji normuna dönüşmesi, mesleğin sadece hastaya değil meslek camiasına karşı da yükümlülükler öngördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Meslek dayanışmasının salt bireysel bir iyilik değil kurumsal bir norm olarak düzenlenmesi, TTB çatısı altındaki kolektif kimliğin sürdürülmesi bakımından da işlevsel bir anlam taşımaktadır.
Uygulama sürecinde hekimin muayene öncesinde meslektaşlık ilişkisini teyit etmesi ve bunu tıbbi kayıtlarına düzenli biçimde yansıtması tavsiye edilir. Ücretsiz hizmetin kapsamı, Nizamname’nin öngördüğü sınırlar içinde değerlendirilmeli; meslektaşın birinci derece yakınları kapsama dahilken daha uzak akrabalık bağlarının bu güvenceden otomatik yararlanamayacağı göz önünde tutulmalıdır. Bilgilendirme ve onam süreci bu vakalar için de eksiksiz işletilmeli, tıbbi kayıtlar standart titizlikte tutulmalıdır. Masraflar talep edilmek isteniyorsa bunların makul, gerçek ve belgelenebilir nitelikte olması zorunludur; soyut ya da şişirilmiş masraf kalemlerinin öne sürülmesi maddenin ruhuna aykırıdır. Kendi kliniğinde çalışan bir meslektaşına hizmet veren hekimin olası çıkar çatışması risklerini de gözetmesi hem etik hem idari bir gereklilik olmaktadır.
Yaptırım açısından ücretsizlik ilkesinin açık biçimde ihlali ve meslektaştan haksız kazanç sağlandığının kanıtlanması, uyarı ya da kınama kararıyla sonuçlanabilecek bir disiplin sürecini başlatabilir. Tek başına ağır cezalara konu olmak yerine bu maddenin asıl önemi, mesleki itibarı ve güveni koruma işlevinde yatmaktadır. Meslektaşa verilen hatalı tıbbi hizmetin yol açtığı zararlar ise Türk Borçlar Kanunu’nun genel vekâlet sorumluluğu ve tazminat hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir. Tazminat davası başlatılmasından bağımsız disiplin soruşturmasının yürütülebileceği göz önünde tutulduğunda, ücretsiz hizmet sunumunda da standart mesleki özen seviyesinden taviz verilmemelidir.
