Hasta Hakları Yönetmeliği 37. Madde
I. Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
II. Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
III. Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.
Açıklama
Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 37. maddesi, sağlık kurum ve kuruluşlarındaki güvenlik hakkını düzenleyerek Yedinci Bölüm’ün “Diğer Haklar” başlığı altındaki ilk maddesini oluşturur. Güvenlik, hasta haklarının görünmez ama kritik bir boyutudur; sağlık hizmetinin kalitesi, güvenli bir ortamda sunulmasıyla anlam kazanır.
Birinci fıkra, güvenlik hakkının öznesini geniş tutar: “Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.” “Herkes” ifadesi, yalnızca hastaları değil; ziyaretçileri, refakatçileri, hatta kurumun çevresinde bulunan herkesi kapsar. Güvenlik hakkı, sağlık alanına giren herkes için geçerlidir.
“Bekleme ve bunu istemek” ifadesi, hakkın iki yönünü vurgular: pasif beklenti (kurumun güvenli olacağı varsayımı) ve aktif talep (güvenlik tedbirlerinin alınmasını isteme hakkı). Hasta veya ziyaretçi, kurumun güvenli olduğuna dair rasyonel bir beklentiye sahiptir; aynı zamanda güvenlik tedbirlerinin yetersizliğini eleştirme ve iyileştirme talep etme hakkına da sahiptir.
İkinci fıkra, kurumlara somut bir yükümlülük yükler: “Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.” Bu, borçlar hukukundaki güvenlik borcu kavramının sağlık hizmeti bağlamındaki yansımasıdır. Kurum, sadece tıbbi bakım sunmakla değil, bu bakımı güvenli bir ortamda sunmakla yükümlüdür.
“Can güvenliği” kapsamında başlıca şu alanlar sayılabilir: fiziksel saldırı ve şiddete karşı koruma; hastane enfeksiyonlarından (nosokomiyal enfeksiyonlar) korunma; yangın, deprem, su baskını gibi doğal afetlere karşı tedbirler; medikal hata riskinin minimize edilmesi; tıbbi ekipman ve cihazların güvenliği; ilaç karışması ve yanlış hasta işlemlerinin önlenmesi.
“Mal güvenliği” kapsamında ise şahsi eşyaların çalınmasına karşı koruma, kıymetli eşyaların emanete alınması, hastanın dosyasının korunması, elektronik cihazların güvenliği gibi konular yer alır. Sağlık kuruluşları, hastanın kıymetli eşyalarının korunması için emanet hizmeti sunmakla yükümlüdür; emanete alınan eşyaların kaybı, kurumun sorumluluğunu doğurur.
Hastane enfeksiyonları özellikle önemli bir güvenlik alanıdır. Türkiye’de yıllık on binlerce hasta, tedavisinin bir parçası olarak hastaneye yatar ve hastane enfeksiyonu kaynaklı komplikasyonlara maruz kalır. “Enfeksiyon Kontrol Komitesi” zorunluluğu, el hijyeni uygulamaları, temas önlemleri ve antibiyotik yönetimi bu alandaki temel güvenlik mekanizmalarıdır. Yargıtay kararları, önlenebilir hastane enfeksiyonlarında hastaneyi sorumlu tutmaktadır.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet de bu madde kapsamında değerlendirilir. Son yıllarda Türkiye’de hekim ve hemşirelere yönelik sözel ve fiziksel şiddet arttıkça, sağlık kurumlarının güvenlik görevlisi istihdamı, panik butonu uygulamaları, kamera sistemleri ve acil durum protokolleri zorunlu hâle gelmiştir. 6514 sayılı Kanun ile TCK’ya eklenen özel hükümler, sağlık çalışanına yönelik şiddeti ağırlaştırıcı suç olarak düzenlemiştir.
Üçüncü fıkra, tutuklu ve hükümlülerin durumunu özel mevzuata bırakır: “Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.” Bu ifade, ceza infaz kurumlarından hastaneye sevk edilen tutuklu ve hükümlülerin muhafaza tedbirlerine atıftır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler bu alanı düzenler.
Uygulamada 37. madde, çeşitli somut olaylarda gündeme gelir. Hastanede yaşanan saldırı, kapkaç, yangın, yüksekten düşme gibi olaylarda hasta veya yakınlarının tazminat talepleri bu madde kapsamında değerlendirilir. Yargıtay, hastanelerin sorumluluğunu “kusurlu sorumluluk” değil “sonuç yükümlülüğü” olarak kabul eden içtihadıyla, güvenlik tedbirlerinin yetersizliğinde hastaneyi objektif sorumluluk çerçevesinde tutmaktadır.
Pandemi dönemi, 37. maddenin güncel bir uygulama alanı olmuştur. COVID-19 döneminde hastanelerin bulaş riskini kontrol etmek için alması gereken tedbirler, güvenlik yükümlülüğünün kapsamında değerlendirilmiştir. Triage sistemleri, izolasyon odaları, PPE (kişisel koruyucu ekipman) uygulamaları ve ziyaretçi kısıtlamaları bu çerçevede şekillenmiştir.
Avukat perspektifinden 37. madde, hasta veya ziyaretçi güvenlik ihlallerinden doğan zararların temel dayanağıdır. Hastane içi saldırı, hastane enfeksiyonu, yanlış hasta işlemi ve güvenlik yetersizliği iddialarında bu madde ile 43. maddeyi (kurumsal sorumluluk) birlikte kullanarak tazminat davaları güçlendirilebilir. Kurumun güvenlik protokollerini belgeleyememesi, kusur karinesini davacı lehine yaratır.
