Tababet Kanunu 26. Madde
Bu Kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanat salahiyeti olmayan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip sanatını icra ederse, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Sadeleştirilmiş Hali
Bu Kanun hükümlerine göre meslek yapma yetkisine sahip olmayan ya da herhangi bir şekilde mesleği yapmaktan men edilmiş bulunan bir hekim, mesleğini yaparsa beş yüz Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Açıklama
Tababet Kanunu’nun 26. maddesi, meslek icra yetkisine sahip olmayan veya mesleği yapmaktan men edilmiş bir hekimin meslek icra etmesi hâlinde beş yüz Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası uygulanmasını öngörmektedir. Madde, 25. maddedeki cezai yaptırımla paralel çalışan bir idari yaptırım hükmüdür.
İki farklı fiili kapsar: (i) hekim diploması olmasına rağmen 2. maddedeki tescil şartlarını yerine getirmemiş olan kişinin meslek yapması, (ii) disiplin cezasıyla meslekten men edilmiş hekimin bu süre içinde meslek icra etmesi. 25. madde diplomasız kişileri cezalandırırken, 26. madde diplomalı ancak formel yetkiden yoksun hekimleri idari yaptırıma bağlar.
İdari para cezası miktarı 2011 ve sonrasında artırılmış; güncel yeniden değerleme oranları dikkate alınarak her yıl güncellenmektedir. Ceza, mahallin en büyük mülki amiri tarafından 70. madde kapsamında verilir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun genel hükümleri, verilen idari para cezasının itiraz ve infazında uygulanır.
Madde; 22. madde (meslek men cezasının infazı), 2. madde (diploma tescili) ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile birlikte yorumlanır. Men süresi içinde SGK sözleşmelerinin askıya alınmaması veya fiilen reçete düzenleme faaliyetinin sürdürülmesi, 26. madde kapsamında yaptırıma konu olmaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 26. madde kapsamında verilen idari para cezalarının idari yargı denetimine tâbi olduğunu; ancak cezanın niteliğinin cezai değil idari olduğunu ve ispat yükünün idareye ait olduğunu belirtmiştir. Mülki amirin takdir yetkisi, cezanın alt-üst sınırları arasında ölçülü biçimde kullanılmalıdır.
26. madde ile 25. maddenin farkı, suçun işleniş tarzında yatar: diplomasız kişi kasten hekim gibi davrandığında 25. madde uygulanır; ancak diplomalı hekimin usul eksikliği nedeniyle yetkisiz sayılması hâlinde 26. madde idari yaptırımla yetinir. Bu durum, mesleğin iç disiplininin cezai hukuka dönüştürülmeden idari rejim içinde kalmasını sağlar.
Yargıtay, mesleğin icrasının yasal çerçevede olması için hem diploma tescili hem de disiplin cezası bulunmaması gerektiğini vurgulamakta; bu iki şartın birisinin eksikliğinin meslek icra yetkisini ortadan kaldırdığını belirtmektedir.
Uygulamada 26. madde en sık karşılaşılan fiil, disiplin kararı ile meslekten men edilmiş hekimin muayenehaneyi kapatmadan hasta kabul etmeyi sürdürmesidir. Bu durumda hem 26. madde kapsamında idari para cezası hem de disiplin soruşturmasının ağırlaşması söz konusu olmaktadır.
Sağlık Bakanlığı, meslek men cezası verilen hekimlerin SGK ve MEDULA sistemlerinde fiilen erişimini bloke ederek 26. maddenin önleyici uygulamasını da kurumsal düzeyde yürütmektedir.
1928’de idari yaptırım ile cezai yaptırım arasındaki ayrımın erken bir örneği olan 26. madde, bugün Türk idari yaptırım hukukunun sağlık alanındaki temel referans hükümlerinden biri olarak işlevini sürdürmektedir.
