TBK 120. Madde
I. Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
II. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
III. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.
TBK 120. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 119 uncu maddesinde, genel olarak temerrüt faizi düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Geçmiş günler faizi / a. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “2. Temerrüt faizi / a. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun iki fıkradan oluşan 103 üncü maddesi, Tasarının 119 uncu maddesinde üç fıkra hâlinde, tamamen farklı bir hüküm olarak düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmaması durumunda, bu oranın, Tasarısının 87 nci maddesinde olduğu gibi, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği öngörülmektedir. Faiz oranının, ekonomik koşullara göre, zaman içinde sıkça değiştirilebildiği göz önünde tutularak, temel bir kanun olan Türk Borçlar Kanununda, sabit bir oranın belirtilmesi uygun görülmemiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık ortalama faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı kabul edilmiştir. Bu emredici hükümle, temerrüde düşmüş olsa bile, Anayasanın 2 nci maddesinde ifadesini bulan sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, uygulamada örnekleri sıkça görülen olağanüstü faiz oranları karşısında, borçluların korunmaları amaçlanmıştır.
Maddenin son fıkrasına göre, taraflarca akdî faiz oranı kararlaştırıldığı hâlde sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamış ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı olarak akdî faiz oranı uygulanır. Böylece, temerrüde düşen borçlunun, sözleşmede temerrüt faizi oranına ilişkin bir düzenleme yapılmadığı gerekçesiyle, akdî faizden daha düşük bir temerrüt faizi ödemek suretiyle, temerrüdünden yarar sağlamasının önlenmesi amaçlanmıştır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesi, temerrüt faizi oranının belirlenmesi ve sözleşme ile kararlaştırılabilecek temerrüt faizi oranının üst sınırı gibi para borçlarının temerrüdüne ilişkin temel kuralları düzenleyen hükümdür. Temerrüt faizi, para borçlarının geç ödenmesi durumunda borçlunun alacaklıya ödemek zorunda olduğu yasal bir tazminattır ve Türk ekonomik hayatının merkezi bir unsurunu oluşturur. Madde, 818 sayılı eski Kanun’un 104. maddesini karşılamakta; ancak sözleşme serbestisine önemli sınırlar getiren yeni hükümler eklenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Bu kural, Türkiye’nin yüksek enflasyon ortamında sabit yasal bir oran belirlemenin sakıncalarına çözüm getirmektedir. Yasal temerrüt faizi oranı, 3095 sayılı Kanun uyarınca belirlenir ve Merkez Bankası’nın kısa vadeli reeskont oranı baz alınarak her yıl güncellenir. Ticari işlerde ise avans faizi oranı uygulanır. Bu esnek sistem, ekonomik şartlara uyum sağlamak ve alacaklıyı enflasyona karşı korumak amacını taşır.
İkinci fıkra, sözleşme ile kararlaştırılacak temerrüt faizi oranının üst sınırını belirlemektedir: yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını (yani iki katını) aşamaz. Bu emredici hüküm, 818 sayılı Kanun’da bulunmayan yeni bir düzenlemedir ve Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal devlet ilkesinin somut bir yansımasıdır. Olağan dönemlerde dahi borçluların aşırı yüksek temerrüt faizleriyle karşılaşmaması için getirilmiştir. Örneğin yasal temerrüt faizi %15 ise, sözleşme ile kararlaştırılabilecek maksimum oran %30’dur.
Üçüncü fıkra, sözleşmede akdî faiz kararlaştırılmış ancak temerrüt faizi düzenlenmemiş olan duruma özgüdür. Eğer akdî faiz oranı, yasal temerrüt faizi oranından yüksekse, temerrüt faizi oranı olarak akdî faiz oranı uygulanır. Bu hüküm, borçlunun temerrüde düşerek sözleşme faizinden daha düşük bir temerrüt faizi ödeyerek kendisinden yararlanmasını önlemeyi amaçlar. Aksi halde borçlu, yüksek akdî faiz ödemektense borcu geciktirip düşük yasal temerrüt faizi ödemeyi seçebilirdi.
Doktrinde bu madde, "faiz özgürlüğü ile borçlu koruması arasında denge kurma" amacı güden bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay, sözleşme ile kararlaştırılan temerrüt faizi oranlarını bu madde çerçevesinde sıkı bir denetime tâbi tutmakta; sınırı aşan oranları kendiliğinden üst sınıra indirmektedir. Uygulamada banka kredilerinde, tüketici kredilerinde, ticari satım sözleşmelerinde, kira sözleşmelerinde temerrüt faizi bu hükümler çerçevesinde belirlenir. Özellikle tüketici hukuku alanında, bu madde kapsamındaki sınırlamalar güçlü bir tüketici koruma aracı oluşturmakta; aşırı faiz uygulayan kredi kuruluşlarına karşı tüketicilere önemli haklar sağlamaktadır.
