TBK 157. Madde
I. Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
II. Zamanaşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar.
III. Zamanaşımı, iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.
TBK 157. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 136 ncı maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 156 ncı maddesinde, alacaklının dava açması, def’i ileri sürmesi, icra takibi yapması ve iflâs masasına başvurması şeklindeki fiillerinden biriyle zamanaşımının kesilmesi durumunda, yeni zamanaşımı süresinin hangi anda başlayacağı düzenlenmektedir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 157. maddesi, alacaklının aktif hukuki faaliyetleri (dava, icra takibi, iflâs başvurusu) ile kesilen zamanaşımının nasıl ve ne zaman tekrar işlemeye başlayacağını düzenleyen detaylı bir hükümdür. Bu madde, süreç içindeki zamanaşımı dinamiğini açıklığa kavuşturarak alacaklıların haklarını koruyan teknik bir düzenleme getirmektedir. 818 sayılı Kanun’un 137. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrası, dava veya def’i yoluyla kesilmiş zamanaşımının durumunu düzenler: bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. Bu hüküm, uzun süren davalarda zamanaşımının sürekli yenilenmesini sağlayan kritik bir kuraldır. Dava açıldığında zamanaşımı bir kez kesilir; ancak dava yıllarca sürebilir. Her bir usul işlemi (dilekçe, yanıt, duruşma, keşif, bilirkişi raporu) ve her hakim kararı zamanaşımını yeniden işlemeye başlatır.
Bu kural, alacaklının dava süresinde pasif kalmaması ve süreci aktif olarak takip etmesini teşvik eder. Alacaklının veya onun temsilcisinin (avukat) her işlemi, davanın ilerlemesine katkıda bulunur ve zamanaşımı saatini sıfırlar. Örneğin 2015’te açılmış bir davada 2020’de bilirkişi raporu alınmışsa, zamanaşımı bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Hakimin ara kararları, talimat yazıları, tensip kararları da aynı etkiyi yaratır.
İkinci fıkra, icra takibi ile kesilen zamanaşımını düzenler: zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. İcra takip süreci de uzun sürebilir; haciz işlemi, satış, paylaştırma gibi aşamalar yıllara yayılabilir. Her bir icra işlemi zamanaşımını yeniler. Bu sayede alacaklı, icra aşamasında uzun süre geçse bile zamanaşımına uğrama riskinden korunur.
Üçüncü fıkra, iflâs masasına başvurma ile ilgili özel durumu düzenler: zamanaşımı iflâs masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflâsa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar. Bu hüküm, iflâs süreçlerinin özel niteliğini yansıtır. İflâs sürecinde alacaklar masaya bildirilir ve belirli bir prosedürle değerlendirilir. Eğer bu süreçte alacak tam olarak tahsil edilemez ve alacaklının iflâs sonrası talep imkânı doğarsa, zamanaşımı bu imkânın doğduğu andan itibaren yeniden işlemeye başlar.
Doktrinde bu hüküm, "süreç içi zamanaşımı yenilenmesi" prensibinin ayrıntılı uygulaması olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, her usul işleminin zamanaşımını yenilediğini, dolayısıyla uzun süren davalarda alacaklının zamanaşımı kaygısı taşımasının gerekmediğini vurgulamaktadır. Ancak davanın uzun süre hareketsiz kalması (yenileme kararı almadan dosyanın kapatılması) durumunda kesme etkisi sona erebilir.
Uygulamada bu madde, uzun süren dava ve takiplerde büyük önem taşır. Özellikle tazminat davaları, boşanma sonrası mali talepler, şirket uyuşmazlıkları yıllarca sürebilir. Avukatların, dava sürecinde düzenli olarak işlem yapması ve dosyanın takipsizliğe düşmemesini sağlaması hem müvekkillerinin menfaatlerini korur hem de zamanaşımı riskini ortadan kaldırır. İcra takiplerinde haciz yenileme, sıralama cetveli çıkarılması gibi işlemler aktif takibi gösterir ve zamanaşımını yeniler.
