TBK ▸ Madde 158
Madde 157
MADDE 158

Davanın reddinde ek süre

Madde Listesi
Madde 159

TBK 158. Madde

Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

TBK 158. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 157 nci maddesinde, bir alacaklı tarafından açılan davanın, yetkisizlik veya görevsizlik nedeniyle reddedilmesi ve bu arada zamanaşımı süresinin dolması durumunda, alacaklıya, borçluya karşı olan haklarını kullanabilmesi için tanınan ek süre düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “V. Davanın reddi hâlinde munzam müddet” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. Davanın reddinde ek süre” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 137 nci maddesinin sonunda kullanılan “altmış günlük munzam bir müddetten istifade eder.” şeklindeki ibare, Tasarıda “altmış günlük ek süre işlemeye başlar.” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesi, alacaklının açtığı davanın usul sebepleriyle reddedilmesi durumunda zamanaşımı ve hak düşürücü süre ile ilgili koruyucu bir hüküm getirmektedir. Bu madde, alacaklının usul hatası veya yetki sorunu nedeniyle hakkını kaybetmesini önleyen ek süre düzenlemesi niteliğindedir. 818 sayılı Kanun’un 138. maddesini karşılamaktadır.

Madde, davanın reddedilebileceği dört özel durumu saymaktadır ve bu durumlarda alacaklıya altmış günlük ek süre tanımaktadır. Birinci durum, mahkemenin yetkili olmamasıdır. Alacaklı, alacağına ilişkin davayı açarken yetki bakımından hata yapmış olabilir. Örneğin davayı kendi ikametgahındaki mahkemede açmış, ancak yetki kuralına göre borçlunun ikametgahındaki mahkeme yetkili olabilir. Bu durumda dava yetkisizlik nedeniyle reddedilir.

İkinci durum, mahkemenin görevli olmamasıdır. Davanın yanlış mahkeme türünde (örneğin hukuk mahkemesi yerine ticaret mahkemesinde) açılması durumunda görevsizlik kararı verilir. Üçüncü durum, düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılmasıdır; harç eksikliği, eksik belge, hatalı taraf göstermesi gibi usul hatalarını kapsar. Dördüncü durum ise vaktinden önce dava açılmasıdır; örneğin alacak henüz muaccel olmamışken dava açılmışsa ret kararı verilir.

Bu dört sebepten biriyle dava reddedilmiş ve o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir. Bu ek süre, alacaklının davanın ret kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Bu altmış gün içinde alacaklı, doğru mahkemeye veya doğru biçimde yeni dava açabilir, takip başlatabilir veya diğer hukuki araçları kullanabilir.

Bu düzenlemenin arkasındaki temel düşünce, alacaklının "mahkemeye gitti ama prosedürel sebeplerle kaybetti" durumunda hukuki korumadan yararlanmasıdır. Alacaklı aslında alacağını takip etme iradesini göstermiş, sadece usul hatası yapmıştır. Kanun koyucu, bu iradeyi değerlendirerek ek süre tanımaktadır. Ancak bu hüküm, usulüne uygun olmayan dava açmayı teşvik etmek için değil, gerçek alacaklıyı prosedürel sorunlardan korumak içindir.

Doktrinde altmış günlük süre, "toleranslı hukuki koruma" olarak değerlendirilmektedir. Süre oldukça kısa tutulmuştur; çünkü alacaklının artık ne yapması gerektiğini bilmesi ve hızla harekete geçmesi beklenir. Yargıtay kararları, altmış günlük sürenin başlangıcını ret kararının kesinleşmesi değil, tebliğ edildiği tarih olarak kabul etmektedir. Alacaklının temyiz aşamasındayken süreyi beklemek zorunda olmadığı, ret kararının tebliğinden itibaren hemen harekete geçebileceği vurgulanmaktadır.

Uygulamada bu madde, usul hatalarıyla karşılaşan alacaklılar için hayat kurtarıcı bir hüküm niteliği taşır. Özellikle iş hukukunda, tazminat davalarında, kira uyuşmazlıklarında, boşanma sonrası mali taleplerde alacaklıların görev veya yetki konusunda yaptıkları hatalar nedeniyle davanın reddi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu durumlarda altmış günlük ek süre, alacakın tamamen kaybedilmesini önler. Avukatların bu süreyi takip etmesi ve yeni dava açma planını hızlıca yapması kritik önem taşır. Ancak alacaklı, esasa ilişkin ret (örneğin davanın ispat edilmemesi nedeniyle ret) durumunda bu süreden yararlanamaz; çünkü esasta mağlup olmuş sayılır.

Madde 157
MADDE 158

Davanın reddinde ek süre

Madde Listesi
Madde 159
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-158/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık