TBK ▸ Madde 166
Madde 165
MADDE 166

Borcun sona ermesi

Madde Listesi
Madde 167

TBK 166. Madde

I. Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.

II. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.

III. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.

TBK 166. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 165 inci maddesinde, borcun müteselsil borçlular bakımından sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Müteselsil borcun sukutu” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Borcun sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 145 inci maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, Tasarıda üç fıkra olarak düzenlenmiştir. Tasarının 165 inci maddesine eklenen ve 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen son fıkrasında, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesinin, diğer borçluları da sınırlı olarak borçtan kurtaracağı kabul edilmiştir. Buna göre, bu durumda diğer borçlular, ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtulacaklardır. Aslında, maddenin son fıkrasında öngörülen durumda da, alacaklının, müteselsil borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi sonucunda, o müteselsil borçlunun, aynı maddenin ikinci fıkrası anlamında, ifada bulunmaksızın borcundan kurtulması söz konusu olmakla birlikte, ibranın diğer müteselsil borçlulara etkisinin öğretide de tartışmalı olduğu göz önünde tutularak, yasal bir çözüme bağlanması uygun görülmüştür.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 166. maddesi, müteselsil borçluluk ilişkisinde borcun sona ermesinin diğer borçlular üzerindeki etkilerini düzenleyen kapsamlı bir hükümdür. Bu madde, borcun farklı sona erme biçimlerinin nasıl yayılacağını detaylı biçimde belirlemekte ve müteselsil borçluluk hukukunun iç dinamiklerini düzenlemektedir. 818 sayılı Kanun’un 146. maddesini karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrasına göre borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Bu hüküm, ifa ve takasın ortak etkisini düzenler. Borcun ifası veya takasla sona erdirilmesi, alacaklının tatmin edilmesi anlamına geldiğinden tüm borçluları aynı ölçüde rahatlatır. Örneğin üç müteselsil borçludan biri 100 bin TL’nin tamamını ödemişse diğerleri de alacaklıya karşı borçtan kurtulmuş olur; iç ilişkide ödeyen borçlu diğerlerinden rücu isteyebilir. Kısmî ifa halinde de aynı oranda kurtulma gerçekleşir: örneğin 40 bin TL ödenmişse kalan 60 bin TL için tüm borçlular müteselsilen sorumludur.

İkinci fıkra, ifa olmaksızın borçtan kurtulma durumunu düzenler: borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa diğer borçlular bundan ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Bu hüküm, karmaşık ve takdire bağlı bir değerlendirme gerektirir. İfa olmaksızın kurtulma; ibra, zamanaşımı, ifa imkânsızlığı, kişisel ehliyetsizlik gibi durumlarla gerçekleşebilir. Bu durumlardan hangisinin ne ölçüde yayılacağı, borcun niteliğine ve somut olgulara göre belirlenir.

Örneğin zamanaşımı kişisel bir savunma olmakla birlikte ortak nitelik taşıyorsa tüm borçluları etkiler (m. 155 çerçevesinde). Alacaklının bir borçluya yönelik sadece onu ibra eden bir beyanda bulunmuşsa, durumun niteliği gereği bu sadece o borçluyu kurtarır. Ancak eğer ibra, borcun kendisinin varlığını ortadan kaldırıyorsa (yani alacağın artık var olmadığını kabul eden bir içerikteyse), diğer borçluları da etkiler.

Üçüncü fıkra, ibra konusunda özel bir düzenleme getirmektedir: alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. Bu hüküm, doktrindeki tartışmalı bir konuyu netleştirmiştir. İbra, alacaklı ile bir borçlu arasındaki sözleşme olup diğer borçluları tam olarak etkilemez; ancak ibra edilen borçlunun iç ilişkideki payı kadar diğerlerini de kurtarır.

Örneğin üç müteselsil borçlu 300 bin TL’den eşit paylı (iç ilişkide her biri 100 bin TL’den sorumlu) sorumluysa ve alacaklı bir borçluyu ibra etmişse, bu ibra sonucu diğer iki borçlunun alacaklıya karşı yükümlülüğü 300 bin TL’den 200 bin TL’ye düşer. Böylece alacaklı, ibra ettiği borçludan tahsil edemeyeceği payı diğerlerine yükleyemez; ibranın mali yükü alacaklının kendi sırtında kalır.

Doktrinde bu madde, "müteselsil borçluluğun sona erme dinamikleri" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, bu fıkralar arasındaki ayrımı titizlikle yapmakta ve özellikle ibranın iç etkisini somut duruma göre değerlendirmektedir.

Uygulamada bu hüküm bankacılık ibralarında, sulh sözleşmelerinde, konkordato süreçlerinde, inşaat konsorsiyumlarının anlaşmalarında önemli sonuçlar doğurur. Alacaklıların bir borçluyu ibra ederken diğerlerine karşı hangi ölçüde haklarını yitireceklerini doğru hesaplamaları gereklidir. Bu düzenleme, müteselsil borçluluğun adil ve dengeli biçimde sona erdirilmesini sağlayan kritik bir çerçeve sunar.

Madde 165
MADDE 166

Borcun sona ermesi

Madde Listesi
Madde 167
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-166/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık