TBK 187. Madde
I. Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur.
II. Borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.
III. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir.
TBK 187. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 166 ncı maddesini karşılamaktadır.
Tasarının üç fıkradan oluşan 186 ncı maddesinde, çekişmeli bir alacağın devri durumunda, borçlunun borcunu ifadan kaçınması ve tevdii düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 166 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Tediyeden imtina ve tevdi” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. İfadan kaçınma ve tevdi” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin ilk iki fıkrasında, borçlunun, alacağın birden çok alacaklı arasında çekişmeli olması durumunda, borcunu onlardan her hangi birine ifa etmek suretiyle borcundan kurtulamaması riskine katlanmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Böyle bir durumda borçlunun, çekişmeli alacağı gerçek alacaklı olmadığı sonradan anlaşılan bir kişiye ifa etmesi kendisini borçtan kurtarmayacak, yani aynı borcu yeniden gerçek alacaklıya ifa etmek zorunda kalacaktır.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 187. maddesi, alacağın gerçek sahibinin kim olduğu konusunda tartışma bulunan durumlarda borçlunun hukuki konumunu düzenleyen koruyucu bir hükümdür. Bu madde, birden fazla kişinin aynı alacak üzerinde hak iddia ettiği veya alacağın geçerliliği tartışmalı olduğu hâllerde borçluya ifa yapmaktan kaçınma ve tevdi etme hakkı tanıyarak ikinci kez ödeme riskinden korur. 818 sayılı Kanun’un 166. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Bu hüküm, alacağın gerçek sahibinin belirsiz olduğu durumlarda borçluya pratik bir çözüm sunar. Çekişme, alacağın birden fazla devirle farklı kişilere gittiğinin iddia edildiği, alacağın miras ihtilafıyla değişik mirasçılara iddia edildiği, icra takiplerinde aynı alacağa farklı tarafların hak iddia ettiği durumları kapsayabilir.
Borçlunun ifadan kaçınma hakkı, onu gereksiz ödeme riskinden korur. Eğer borçlu ihtilaflı durumlarda "rastgele birine" ödeme yapsa, gerçek alacaklı sonradan ortaya çıktığında borçlu ona da ödemek zorunda kalır. Bu sorunu çözmek için kanun koyucu, borçluya tevdi yoluyla borçtan kurtulma imkânı tanımıştır. Tevdi yeri hakim tarafından belirlenir; genellikle noter, banka veya mahkeme veznesi tevdi yeri olarak gösterilir.
İkinci fıkra, borçlunun kötü niyetle hareket etmesinin sonucunu düzenler: borçlu, alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunursa, bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. Bu hüküm, borçluyu ifadan kaçınma hakkını kullanmaya zorlar. Eğer borçlu alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde riskli tarafa ödeme yaparsa, sonuçlarına kendi katlanmak zorundadır. Gerçek alacaklı ortaya çıktığında ona da ödemek zorunda kalabilir.
Bu düzenlemenin pratik sonucu, borçluya dikkatli davranma sorumluluğu yüklemesidir. Borçlu, alacağının çekişmeli olduğunu öğrendiği anda ödeme yapmaktan kaçınmalı ve tevdi yoluna başvurmalıdır. Eğer tartışmalı durumu görmezden gelerek ödeme yaparsa, bu bilinçli bir risk alma sayılır ve sonuçlarından sorumlu olur.
Üçüncü fıkra, alacaklılara tevdi talebi hakkı tanır: dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir. Bu hüküm, dava sürecinde alacaklıların tarafları korumak için borçluyu tevdi etmeye mecbur edebileceğini gösterir. Özellikle uzun süren davalarda borçlunun rastgele tarafa ödeme yapma riskini engeller.
Tevdi, gerçek alacaklı tespit edildiğinde ona yapılmak üzere edimi güvenceye alır. Tevdi edilen miktar üzerinde işleyebilecek faizler de sonradan tespit edilecek hak sahibine aittir. Tevdi işlemi, borçluyu borcundan kurtaran kesin bir işlem niteliğindedir; borçlu tevdi ettiği miktarı artık geri alamaz.
Doktrinde bu madde, "çekişmeli alacak hukukunun özel düzenlemesi" olarak değerlendirilmektedir. Alacağın çekişmeli olup olmadığının belirlenmesi objektif kriterlere göre yapılır; sadece borçlunun zihinsel bir şüphesi yeterli değildir, ortada dava, icra itirazı, resmi ihtilaf belgesi gibi somut unsurlar bulunmalıdır. Yargıtay kararları, çekişmenin ciddiyeti ve hakim gözetiminde tevdinin önemini vurgulamaktadır.
Uygulamada bu madde, özellikle miras ihtilafları yaşayan ailelerin alacaklarında, factoring işlemlerinde farklı devralanların hak iddia ettiği durumlarda, icra takiplerinde hacizli alacaklarda, şirketler arası alacak devir anlaşmazlıklarında sıkça uygulanır. Örneğin bir kişinin ölümünden sonra mirasçıları arasında anlaşmazlık varsa, onun borçluları tevdi yoluna başvurarak güvenle borçtan kurtulabilir. Bu düzenleme, alacak ilişkilerindeki belirsizliklerin borçluyu haksız yere etkilemesini engelleyen kritik bir koruma aracıdır.
