TBK 203. Madde
I. Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler.
II. Bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır.
TBK 203. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 202 nci maddesinde, işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. Bir işletmenin diğerleriyle birleşmesi ve şeklini değiştirmesi” şeklindeki ibare, Tasarıda “G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi” şeklinde ifade edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin birinci fıkrasında, sadece iki işletmenin karşılıklı olarak aktif ve pasifleriyle birlikte devralınması suretiyle birleştirilmesi düzenlendiği hâlde, Tasarının 202 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu tür birleştirme yanında, bir işletmenin diğer bir işletmeye katılması yoluyla birleştirme de düzenlenmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 180 inci maddesinin son fıkrasında kullanılan “hakikî veya hükmî tek bir şahsa ait olup da” şeklindeki ibare, “kişi” kavramının hem gerçek hem de tüzel kişiyi belirttiği göz önünde tutularak, Tasarıda “Bir tek kişiye ait olup da” şeklinde kısaltılmıştır.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 203. maddesi, işletmelerin birleşmesi veya şekil değiştirmesi hâllerinde borçların akıbetini düzenleyen özel bir hükümdür. Modern ekonomik hayatta sıkça karşılaşılan şirket birleşmeleri, birbirine katılımlar ve hukuki yapı değişiklikleri açısından alacaklıların korunmasını sağlayan önemli bir düzenlemedir. 818 sayılı Kanun’un 180. maddesini karşılamaktadır.
Maddenin birinci fıkrasına göre bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler. Bu hüküm, birleşme sonrası ortaya çıkan yeni işletmenin her iki eski işletmenin tüm borçlarından sorumlu olmasını garanti eder.
İşletme birleşmesi iki temel şekilde gerçekleşebilir. Birincisi, aktif ve pasiflerin karşılıklı devralınması (füzyon): iki işletme bir araya gelerek tek bir yeni işletme oluşturur; her iki işletmenin hukuki varlığı sona erer ve yeni bir tüzel kişilik doğar. İkincisi, bir işletmenin diğerine katılması (edinim birleşmesi): bir işletme, diğerinin içine katılarak hukuki varlığını yitirir; diğer işletme devam eder ve katılan işletmenin tüm aktiflerini ve borçlarını alır.
Her iki durumda da alacaklılar "malvarlığının devralınmasından doğan haklara" sahiptirler. Bu ifade, TBK m. 202’deki hükümlere atıfta bulunur. Alacaklılar, bildirme veya ilan yolu ile bilgilendirilmelidir; iki yıllık müteselsil sorumluluk süresi uygulanır; tüm güvenceler TBK m. 202 kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
Hükmün önemli bir özelliği, "bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler" ifadesidir. Bu, birleşme sonrası oluşan yeni işletmenin (veya katılan işletmeyi bünyesine alan işletmenin) eski işletmelerin tüm borçlarından tam sorumlu olduğunu gösterir. Alacaklılar açısından birleşme, güvencenin güçlenmesi anlamına gelebilir; yeni işletme genellikle daha büyük ekonomik kapasiteye sahiptir.
İkinci fıkra, özel bir hukuki dönüşüm durumunu düzenler: bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır. Bu hüküm, bireysel işletmelerin ortaklık formuna dönüşmesi hâlinde borçların akıbetini belirler.
Bireysel bir işletme, sahibinin kişisel sorumluluğu altındadır. Bu işletme kollektif veya komandit ortaklığa dönüştürüldüğünde, ortaklık tüzel kişiliği doğar. Eski bireysel işletmenin borçları, yeni ortaklığa geçer; alacaklılar yeni ortaklığa başvurabilir. Ancak eski işletme sahibi de iki yıl boyunca müteselsil sorumluluk altında kalır. Bu kural, dönüşüm esnasında alacaklıların korunmasını sağlar.
Dönüşüm, şirketler hukukunda da düzenlenmiş olup Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri ile TBK m. 203 birlikte değerlendirilir. TTK, şirket birleşmeleri için detaylı prosedürler getirmiştir; bu prosedürler öncelikle uygulanır. TBK m. 203 ise daha genel bir çerçeve sağlar ve TTK hükümleri ile uyumlu biçimde yorumlanır.
Doktrinde bu madde, "şirket birleşmelerinde alacaklı koruması" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, birleşme işleminin her aşamasında alacaklı haklarının korunmasını; özellikle bildirim ve ilan yükümlülüklerinin titizlikle yerine getirilmesini aramaktadır.
Uygulamada bu madde, büyük şirket birleşmelerinde (holding şirketlerinin birleştirilmesi gibi), aile şirketlerinin büyümesi sürecinde (bireysel işletmenin limited şirkete dönüşmesi), bankaların birleşmesi işlemlerinde (bankacılık sektöründeki konsolidasyonlar), franchising zincirlerinin birleşmesinde çok önemli sonuçlar doğurur. Her birleşmede alacaklılar TBK m. 202-203 kuralları çerçevesinde korunur ve yeni işletmeye başvurma hakkına sahip olurlar. Bu düzenleme, şirketler hukuku ile borçlar hukukunun kesiştiği kritik bir noktada alacaklı menfaatlerini koruyan ve büyük ekonomik işlemlerin düzenli biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan temel bir kuraldır.
