TBK 239. Madde
I. Aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım hakları devredilemez, ancak miras yoluyla geçer.
II. Bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
TBK 239. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “II. Devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının iki fıkradan oluşan 238 inci maddesinde, sözleşmeden doğan önalım, geri alım ve alım haklarının devredilmesi ve miras yoluyla geçmesi konuları düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım haklarının devredilemeyeceği, ancak miras yoluyla geçeceği belirtilmektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, bu hakların devrine ilişkin sözleşmelerin geçerliliğinin, hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmasına bağlı olduğu ifade edilmektedir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 239. maddesi, 818 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir hüküm olup sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım haklarının taraflar arasında devredilebilirliğini ve miras yoluyla geçişini düzenlemektedir. Bu haklar kişiye özgü nitelik gösterdiği için devredilmeleri kural olarak sınırlanmıştır.
Maddenin birinci fıkrasına göre aksine anlaşma olmadıkça, sözleşmeden doğan önalım, alım ve geri alım hakları devredilemez, ancak miras yoluyla geçer. Bu hüküm iki önemli kural içerir: kural olarak devir yasağı ve miras yoluyla geçiş imkânı.
Devir yasağının temel nedeni, bu hakların kişiye özgü niteliğidir. Önalım, alım ve geri alım hakları, belirli bir taşınmaz üzerinde belirli bir kişiye tanınan ayrıcalıklı pozisyonlardır. Bu haklar genellikle özel güven ilişkisi, aile ilişkisi, iş ortaklığı gibi kişisel bağlara dayalı olarak kurulur. Bu hakların serbestçe devredilmesi, kuruluş amacına aykırı olur.
Örneğin bir anne-baba, çocuğuna taşınmaz satarken, bu taşınmaza karşı önalım hakkı ayırabilir. Bu hak aile bağından kaynaklanır ve çocuğun ekonomik çevresinde kalmak içindir. Eğer çocuk bu hakkı başkasına devredebilseydi, anne-babanın amacı bozulur; aile dışı kişiler taşınmaz üzerinde hak sahibi olurdu.
"Aksine anlaşma olmadıkça" ifadesi, tarafların sözleşme özgürlüğüne saygı gösterir. Taraflar isterse bu hakların devredilebilirliğini kararlaştırabilirler. Açık sözleşme hükmü ile hakkı devredilebilir niteliğe sokabilirler. Ancak bu istisna açık ve kesin olmalıdır; örtülü anlaşmalar yeterli değildir.
Miras yoluyla geçiş ise otomatik olarak kabul edilmiştir. Hak sahibinin ölümü hâlinde önalım, alım veya geri alım hakları mirasçılara geçer. Bu istisnanın mantığı, hakların sadece hak sahibi kişinin yaşamıyla sınırlı olmamasıdır. Mirasçılar, genellikle hak sahibi ile aynı aile çevresinde veya benzer ekonomik pozisyonda oldukları için, hakkın amacına aykırı bir durum oluşmaz.
Miras yoluyla geçişin pratik önemi büyüktür. Örneğin aile bağlarına dayalı bir önalım hakkı olan birey ölünce, mirasçıları aynı hakka sahip olurlar. Böylece ailenin taşınmaz üzerindeki koruyucu pozisyonu korunur. Mirasçılar, orijinal hak sahibinin kaldığı yerden hakkı kullanabilirler.
Ancak miras geçişi de sınırsız değildir. Önalım, alım ve geri alım haklarının on yıllık süre sınırı (TBK m. 238) mirasçılar için de geçerlidir. Hak sahibi öldüğünde, kalan süre boyunca mirasçılar hakkı kullanabilir; sürenin dolması durumunda hak sona erer.
İkinci fıkra, hakların devredilebilirliği kararlaştırılmışsa şekil şartı getirir: bu hakların devredilebileceği sözleşmeyle kararlaştırılmışsa, devir işlemi hakkın kurulması için öngörülen şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Bu hüküm, devir işleminin kuruluştaki şekille aynı olmasını gerektirir.
Hakkın kuruluşu için aranan şekil, devir işlemi için de gereklidir. Önalım hakkı yazılı şekille kurulmuş ise (TBK m. 237/3), devir de yazılı olmalıdır. Alım veya geri alım hakları resmî şekille kurulmuş ise, devir de resmi şekle uygun olmalıdır. Bu paralellik, şekil şartlarının kuralına uygun biçimde korunmasını sağlar.
Bu paralel şekil şartı, önemli bir güvenlik düzeyi getirir. Hakkın kuruluşu aşamasındaki düşünme süresi, bilinçli karar verme, resmî kontrol gibi unsurlar, devir aşamasında da korunur. Haklar kolayca ve baştan savma devredilemez.
Pratikte bu düzenleme çeşitli sonuçlar doğurur. Aile şirketlerinde önalım haklarının mirasçılar arasında otomatik geçişi, kuşaklar arası taşınmaz düzenlemelerinin sürdürülmesini sağlar. Ticari ortaklıklarda taahhüt edilen alım haklarının devri, açık sözleşme hükmü ile mümkündür ve uygun şekilde yapılmalıdır.
Alacağın devri (TBK m. 183-194) ile bu maddedeki düzenleme arasında önemli farklar vardır. Normal alacakların devri serbesttir ve yazılı şekil yeterlidir. Ancak önalım, alım ve geri alım haklarının devri, kural olarak yasak; istisnai olarak mümkün ve hakkın kuruluş şekliyle aynı şekil şartına tâbidir.
Doktrinde bu madde, "kişiye özgü hakların korunması" prensibinin ifadesidir. Yargıtay kararları, devir kararlaştırılmış olsa bile şekil şartlarının uyulmasını; miras yoluyla geçişin on yıllık süre sınırı içinde gerçekleştiğini aramaktadır.
Uygulamada bu madde, aile içi taşınmaz düzenlemelerinde, miras planlamasında, ticari ortaklık sözleşmelerinde önemli sonuçlar doğurur. Aile büyüklerinin torunlar veya çocuklar için kurduğu taşınmaz korumaları bu madde çerçevesinde değerlendirilir. Bu düzenleme, özel nitelikli hakların kişisel karakterini korurken makul esneklik sağlayan önemli bir kuraldır.
