TBK ▸ Madde 260
Madde 259
MADDE 260

Sözleşmeden dönme

Madde Listesi
Madde 261

TBK 260. Madde

I. Satıcı, alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi sebebiyle satılanın alıcıya devrinden sonra sözleşmeden dönerse, her iki taraf aldığını geri vermekle yükümlüdür. Satıcı, ayrıca hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli ve satılanın olağandışı kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde tazminat da isteyebilir. Ancak satıcı, sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı elde edecek olduğundan fazlasını isteyemez.

II. Satıcı, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden satılanın devrinden önce sözleşmeden dönerse, alıcıdan sadece ödenmeyen peşinat üzerinden, sözleşmeden döndüğü tarihe kadar işleyecek yasal faiz ile sözleşmenin kurulmasından sonra, satılanın uğramış olduğu değer kaybı sebebiyle tazminat isteyebilir. Ceza koşulu kararlaştırılmışsa, peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz.

TBK 260. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 259 uncu maddesinde, alıcının temerrüdü nedeniyle satıcının sözleşmeden dönmesi düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, taksitle satışta satıcının alıcıya devrinden sonra, satıcının alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmeden dönmesinin hukukî sonuçları, 818 sayılı Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle uyumludur. 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan “münasip bir kira bedeli” şeklindeki ibare, Tasarıda “hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli”; “satılan bozulmuş ise” şeklindeki ibare de, “satılanın olağandışı kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “değer azalması” ifadesi satılanın eskimesini ve bozulmasını kapsamak üzere bir üst kavram olarak kullanılmıştır.

Maddenin 818 sayılı Borçlar Kanununda karşılığı bulunmayan ikinci fıkrasında ise, satıcının, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden, satılanın devrinden önce sözleşmeden dönmesinin hukukî sonuçları düzenlenmektedir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 260. maddesi, taksitle satışta satıcının sözleşmeden dönmesinin hukuki sonuçlarını detaylı biçimde düzenleyen kritik bir hükümdür. Bu madde, dönmenin taraflar arasındaki ekonomik etkilerini adil biçimde düzenler. 818 sayılı Kanun’un 223. maddesini kısmen karşılamaktadır.

Maddenin birinci fıkrası malın teslim edildikten sonra sözleşmeden dönmeyi düzenler: satıcı, alıcının taksitleri ödemede temerrüde düşmesi sebebiyle satılanın alıcıya devrinden sonra sözleşmeden dönerse, her iki taraf aldığını geri vermekle yükümlüdür.

Bu hüküm, dönmenin karşılıklı iade prensibini ortaya koyar. Alıcı malı geri verir; satıcı aldığı ödemeleri geri öder. Bu, sözleşmenin sanki hiç kurulmamış gibi durum yaratma amacı taşır.

Ancak satıcı yalnız bununla yetinmez; ek taleplerde bulunabilir. Satıcı, ayrıca hakkaniyete uygun bir kullanım bedeli ve satılanın olağandışı kullanılması sebebiyle değerinin azalması hâlinde tazminat da isteyebilir.

Kullanım bedeli, alıcının malı kullandığı süre için makul bir karşılıktır. Alıcı, malı aylarca veya yıllarca kullanmış olabilir; bu kullanım ekonomik bir yarar sağlamıştır. Satıcı, bu yararın karşılığını talep edebilir. "Hakkaniyete uygun" ifadesi, makul bir miktarın belirlenmesini gerektirir; genellikle kira bedeline benzer hesaplamalar yapılır.

Olağandışı kullanım nedeniyle değer azalması, malın normal yıpranma dışında zarara uğraması durumunda talep edilebilir. Örneğin alıcı aracı kaza yapmış, ihmali kullanma sonucu mekanik arızaya yol açmış, iç donanımı tahrip etmişse, satıcı bu değer kaybını talep edebilir. Normal kullanım sonucu yıpranma ise tazmin edilmez.

Fıkranın son cümlesi önemli bir sınırlama getirir: ancak satıcı, sözleşme zamanında ifa edilmiş olsaydı elde edecek olduğundan fazlasını isteyemez. Bu hüküm, satıcının dönme sonucunda sözleşmeden daha fazla kazanç sağlamasını engeller.

Bu sınırlama adalet ilkesine uygundur. Dönme, sözleşmenin ortadan kaldırılması içindir; satıcı için ek bir kazanç kaynağı olmamalıdır. Eğer satıcı, dönme sonucunda normal ifadan elde edeceği kazançtan fazlasını alırsa, bu haksız zenginleşme olur. Örneğin sözleşme ifa edilseydi 100.000 TL kazanacak olan satıcı, dönme sonucunda bu miktarı aşamaz.

İkinci fıkra, malın teslim edilmeden önce dönmeyi düzenler: satıcı, alıcının peşinatı ödemede temerrüde düşmesi yüzünden satılanın devrinden önce sözleşmeden dönerse, alıcıdan sadece ödenmeyen peşinat üzerinden, sözleşmeden döndüğü tarihe kadar işleyecek yasal faiz ile sözleşmenin kurulmasından sonra, satılanın uğramış olduğu değer kaybı sebebiyle tazminat isteyebilir.

Bu hüküm, mal henüz teslim edilmediği için daha sınırlı bir tazminat düzeni getirir. Satıcı üç kalemi isteyebilir: ödenmeyen peşinat için yasal faiz; sözleşmeden dönene kadar geçen süredeki faiz; malın değer kaybı için tazminat.

Yasal faiz, peşinatın ödenmesi gereken tarihten satıcının sözleşmeden döndüğü tarihe kadar işler. Bu, satıcının para kaybının karşılığıdır. Faiz oranı yasal temerrüt faizi oranına göre hesaplanır.

Malın değer kaybı tazminatı, satıcının malı başka bir alıcıya daha düşük fiyata satmak zorunda kalması durumunu karşılar. Sözleşme kurulduktan sonra malın piyasa fiyatı düşmüşse, satıcı bu farkı alıcıdan talep edebilir. Bu, alıcının temerrüdünün ekonomik sonucudur.

Fıkranın son cümlesi, ceza koşulu için özel bir sınırlama getirir: ceza koşulu kararlaştırılmışsa, peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz. Bu hüküm, aşırı ceza koşulları ile tüketicinin aşırı yükümlülüğe girmesini önler.

Ceza koşulu, alıcının temerrüdü durumunda ödemesi gereken önceden kararlaştırılmış tazminattır. Genel hukukta ceza koşulu serbest biçimde belirlenebilir (TBK m. 182); ancak taksitle satışta özel sınırlama getirilmiştir. En fazla peşin satış bedelinin %10’u olabilir.

Bu sınırlama, büyük miktarlarda ceza koşulları ile tüketicinin zorluklar yaşamasını önler. Örneğin 100.000 TL peşin bedelli bir araç satışında ceza koşulu en fazla 10.000 TL olabilir; daha yüksek düzenlemeler geçersizdir.

Doktrinde bu madde, "tüketici korumasıyla satıcı menfaatinin dengelenmesi" olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay kararları, kullanım bedeli ve değer azalması hesaplarında hakkaniyet kriterini uygulamakta; ceza koşulu sınırını titizlikle denetlemektedir.

Uygulamada bu madde, otomobil geri alımlarında, büyük ev aletleri sözleşmeden dönmelerinde, mobilya iadelerinde önemli sonuçlar doğurur. Bu düzenleme, taksitle satışın sonlandırılması durumunda tarafların menfaatlerini adil biçimde koruyan kritik bir kuraldır.

Madde 259
MADDE 260

Sözleşmeden dönme

Madde Listesi
Madde 261
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-260/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık