TBK 435. Madde
I. Taraflardan her biri, haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Sözleşmeyi fesheden taraf, fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır.
II. Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır.
TBK 435. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 344 üncü maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 434 üncü maddesinde, haklı sebeple derhâl fesih koşulları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 344 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Fesih / 1. Muhik sebeplerden dolayı / a. Salâhiyet” şeklindeki ibareler, Tasarıda, “IV. Derhâl fesih / 1. Koşulları / a. Haklı sebepler” şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre: “Taraflardan her biri haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Sözleşmeyi fesheden taraf, diğer tarafın istemi üzerine fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorundadır.”
Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşmeyi fesheden taraftan dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşulların haklı sebep sayılacağı belirtilmiştir. Hizmet ilişkisini sürdürmenin dürüstlük kurallarına göre mümkün olup olmadığı her somut olaya göre değerlendirilecektir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 337 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 435. maddesi, hizmet sözleşmesinin haklı sebeple derhâl feshi kurumunun temelini oluşturur ve sözleşmenin bildirim süresine gerek olmaksızın, anında sonlandırılabileceği istisnai halleri düzenler. İki fıkradan oluşan madde, haklı fesih kurumunu hem şekil hem içerik yönünden çerçeveler.
Birinci fıkra, taraflardan her birinin haklı sebeplerle sözleşmeyi derhâl feshedebileceğini düzenler. "Derhâl" ifadesi, fesih bildirim süresine uyma zorunluluğunun bu durumda kalkacağını gösterir. Fesih süresiz anlık hüküm doğurur ve sözleşme o anda sona erer. "Taraflardan her biri" ifadesi, haklı fesih hakkının çift yönlü olduğunu; hem işçi hem işveren tarafından kullanılabileceğini açıkça belirtir.
Aynı fıkra, sözleşmeyi fesheden tarafın fesih sebebini yazılı olarak bildirmek zorunda olduğunu düzenler. Yazılılık şekil şartı, fesih sebebinin sonradan değiştirilmesini veya ek sebepler eklenmesini önlemek; yargısal denetim için sağlam bir zemin oluşturmak amacıyla getirilmiştir. Sebebin yazılı bildirilmemesi, feshi geçersiz kılmaz ancak fesih sebebini ispatlama yükünü ağırlaştırır; sonradan eklenen sebeplerin dikkate alınması riskini doğurur. Uygulamada noter aracılığıyla yazılı bildirim veya tebellüğ belgesi yoluyla ispat güvencesi sağlanır.
İkinci fıkra, haklı sebebin tanımını verir: "Sözleşmeyi fesheden taraftan, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen bütün durum ve koşullar, haklı sebep sayılır." Bu tanım, soyut ve kapsayıcı bir ölçüt sunarak hâkime her somut olayı bütün koşulları içinde değerlendirme imkânı tanır. Haklı sebep katı bir liste değil; durum ve koşulların TMK m.2’deki dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirildiği esnek bir kavramdır.
İşçi açısından haklı sebep örnekleri şunlardır: Ücretin zamanında ödenmemesi; iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulmaması; cinsel, fiziksel veya psikolojik tacize maruz kalma (mobbing dahil); sözleşmede kararlaştırılan işin tek taraflı olarak esaslı biçimde değiştirilmesi; işverenin işçinin kişilik haklarını ihlâl etmesi. İşveren açısından haklı sebep örnekleri ise: İşçinin hırsızlık, emniyeti suiistimal, işin yürütümünü etkileyen bir suçla mahkûmiyeti; iş güvenliğini tehlikeye sokan davranışlar; uzun süreli mazeretsiz devamsızlık; işverene, aile bireylerine veya müşteriye karşı ağır hakaret; işyeri sırlarının ifşası. Bu örneklerin ortak özelliği, ilişkinin sürdürülmesinin fesheden taraf için katlanılamaz hâle gelmiş olmasıdır.
Haklı fesihte bildirim süresine uyma yükümlülüğü ortadan kalkar, ihbar tazminatı doğmaz; ancak kıdem tazminatı şartları tartışmalı olup, İş Kanunu m.24-25 bağlamında işçi haklı feshinde kıdem tazminatı hakkı saklıdır. Fesih hakkı, haklı sebebin öğrenilmesinden itibaren makul süre içinde kullanılmalıdır; geciken kullanım, haktan vazgeçme olarak yorumlanabilir. İş Kanunu m.26’daki altı iş günü hak düşürücü süresi örnek alınarak TBK uygulamasında da süreden sonra yapılan feshin haklılığı tartışmaya açıktır.
