TBK 434. Madde
Hizmet sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür.
TBK 434. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “III. Feshe karşı koruma” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının tek fıkradan oluşan 433 üncü maddesinde, fesih hakkının kötüye kullanılması durumunda işçinin feshe karşı korunması düzenlenmektedir.
Maddede, hizmet sözleşmesini fesih hakkını kötüye kullanılarak sona erdiren işverenin, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Benzer bir düzenlemeye, 4857 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında da yer verilmiştir.
Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 336 ve 336a maddeleri göz önünde tutulmuştur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 434. maddesi, fesih hakkının kötüye kullanılmasına karşı işçiyi koruyan özel bir tazminat hükmü içerir. Tek fıkradan oluşan düzenleme kısa ama işlevi itibarıyla büyük önem taşır; fesih özgürlüğünün Anayasa ve dürüstlük kuralının öngördüğü sınırları aşmasını engelleyen caydırıcı bir yaptırım oluşturur.
Madde, "Hizmet sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükmün en dikkat çekici yönü, "üç katı" tazminat miktarının ağır ve caydırıcı bir yaptırım niteliğinde olmasıdır.
Fesih hakkının kötüye kullanılması kavramı, olağan feshin Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, TMK m.2’deki dürüstlük kuralı ve çalışma hakkının kötüye kullanılmaması ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesiyle belirlenir. Klasik örnekler şunlardır: İşçinin sendikal faaliyeti nedeniyle fesih; şikayet veya tanıklık yaptığı için misilleme amaçlı fesih; işverenin kişisel husumeti nedeniyle fesih; hamilelik, engellilik, yaş, cinsiyet, din, etnik köken gibi ayrımcı sebeplere dayanan fesih; yasal hakkını kullanan işçinin cezalandırılması amacıyla yapılan fesih. Bu ve benzeri durumlarda fesih görünüşte olağan olsa bile içeriği itibarıyla hakkın kötüye kullanılması oluşturur.
Üç katı tazminat, fesih bildirim süresine ait ücrete (ihbar tazminatı tutarına) dayalı olarak hesaplanır. Yani işçinin kıdemine göre hesaplanacak bildirim süresi ücreti (2, 4 veya 6 hafta) üç ile çarpılır. Bu tazminat kıdem tazminatından, yıllık izin alacağından ve diğer işçilik alacaklarından bağımsızdır; onlara ek olarak istenir. İşçinin iş güvencesi kapsamındaki haklardan bağımsız olarak bu tazminatı talep edebilmesi, TBK m.434’ün özgün koruyucu işlevini ortaya koyar.
Düzenleme, 4857 sayılı İş Kanunu m.17/VI’daki "kötüniyet tazminatı" ile paraleldir. Ancak iki hüküm arasında ince bir fark vardır: İş Kanunu kapsamında iş güvencesi (m.18-21) uygulanan işçiler için kötüniyet tazminatı istenmez; geçerli sebep denetimi ile iş güvencesi tazminatı arasında tercih yapılır. TBK m.434 ise iş güvencesinin uygulanmadığı hizmet ilişkilerinde temel koruma sağlar.
İspat yükü kural olarak tazminat talep eden işçidedir. Ancak işçinin fesih nedenini açıklayacak yeterli delil sunması (yazışmalar, tanık beyanı, sözlü ifadeler, zaman örtüşmeleri gibi ikna edici karineler) hâlinde, ispat yükü işverene geçer. İşveren, feshin objektif ve meşru bir nedene dayandığını kanıtlamalıdır.
Uygulamada Yargıtay, sendikal nedenli fesihleri özellikle titiz inceler; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 ile TBK m.434 birlikte uygulanır. Ayrıca kadın işçinin hamileliği, doğum izni sonrası işe dönüşü, anne olan işçinin statüsü gibi hassas durumlarda işverenin feshi daha sıkı bir denetime tabi tutulur. Tazminat miktarı, işçinin hizmet süresi arttıkça doğal olarak artar ve fesihten vazgeçirici işlev görür.
