TBK 437. Madde
I. Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür.
II. Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.
TBK 437. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 345 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 436 ncı maddesinde, haklı sebeple feshin sonuçları düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 345 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “b. Tazminat” şeklindeki ibare, Tasarıda, “2. Sonuçları / a. Haklı sebeple fesihte” şekline dönüştürülmüştür.
Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 337b maddesi göz önünde tutulmuştur.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 437. maddesi, haklı sebeple yapılan feshin maddi sonuçlarını düzenleyerek hakkını kullanan tarafın uğradığı zararın nasıl karşılanacağını gösterir. İki fıkradan oluşan hüküm, haklı fesih kurumunun tamamlayıcısı niteliğindedir ve sözleşmeye uymayan tarafın sorumluluğunu belirler.
Birinci fıkra, haklı fesih sebepleri taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o tarafın, sebep olduğu zararı hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak tamamen gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu hüküm üç temel unsur içerir. İlk unsur, fesih sebebinin taraflardan birinin sözleşme ihlalinden kaynaklanmasıdır; her haklı fesih değil, sözleşmeye aykırılığa dayanan haklı fesihler için geçerlidir. Örneğin ücretin ödenmemesi nedeniyle işçinin yaptığı fesih bu kapsamdadır; deprem, sel gibi objektif zorunluluk hâlleri ise kapsam dışındadır.
İkinci unsur, zararın "hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak" hesaplanmasıdır. Bu geniş ifade, yalnızca ücret kaybını değil; yıllık izin hakkı, fazla çalışma alacağı, yıl sonu primi, yakacak yardımı, yol-yemek yardımı, sosyal güvenlik primine esas kazanç farkı, kıdem tazminatı potansiyeli gibi hizmet ilişkisine bağlı tüm parasal hakların toplam etkisini kapsar. Böylece işçi, sadece aylık maaş kaybıyla sınırlı kalmayacak; yan haklar dahil tam bir tazmin elde edebilecektir.
Üçüncü unsur, "tamamen gidermekle" ifadesinin getirdiği tam tazmin prensibidir. Sorumluluk asgari bir miktarla sınırlandırılmamış; fiili zararın tümünü karşılama yükümlülüğü öngörülmüştür. Zarar kavramı hem müspet (olumlu) hem menfi (olumsuz) zararı içerebilir; ancak haklı fesihte asıl olan sözleşme sürdürülseydi elde edilecek menfaatin kaybıdır.
İkinci fıkra, "diğer durumlarda" hâkime haklı fesihin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirme yetkisi verir. "Diğer durumlar" ifadesi, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanmayan haklı fesih hâllerini (ör. işyerinin tamamen kapanması, işverenin ciddi hastalığı gibi objektif zorluklar) kapsar. Hâkim, somut olayın bütün durum ve koşullarını göz önünde tutarak tazminatı serbestçe belirler.
Hâkimin takdirinde dikkate alacağı kriterler şunlardır: Fesih sebebinin ağırlığı, tarafların kusur oranları, hizmet süresinin uzunluğu, işçinin yaşı ve yeni iş bulma güçlüğü, işverenin ekonomik durumu ve haklı feshin sonuçlarına dayanma kapasitesi, tarafların sosyal konumu. Bu faktörler birlikte değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir sonuç bulunmaya çalışılır.
Uygulamada haklı fesih davalarında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve 437’nci maddeye dayalı tazminat ayrı başlıklar altında talep edilir. Yargıtay içtihatlarında ücretin ödenmemesi nedeniyle işçinin haklı feshi sıklıkla kabul edilen örnek olup, birikmiş alacaklar, kıdem tazminatı ve 437 kapsamındaki tazminatın birlikte hüküm altına alındığı kararlar mevcuttur. Ayrıca işçinin manevi tazminat hakkı TMK m.25 çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir.
