TBK 474. Madde
I. İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.
II. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.
TBK 474. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 474 üncü maddesinde, ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunda ayıbın belirlenmesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 359 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “4. İşin kusuruna mütedair teminat / a) Kusurun tespiti” şeklindeki ibareler, Tasarıda “4. Ayıp sebebiyle sorumluluk / a. Ayıbın belirlenmesi” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 359 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “İmal olunan şeyin tesliminden sonra iş sahibi, işlerin mutat cereyanına göre imkânını bulur bulmaz“ şeklindeki ibare, Tasarıda “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz” şeklinde; aynı fıkrada kullanılan “o şeyi muayeneye ve kusurları varsa bunları müteahhide bildirmeğe mecburdur.” şeklindeki ibare ise, “eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.” şekline dönüştürülmüştür.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 474. maddesi, eser sözleşmesinde ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğu kapsamında iş sahibinin muayene ve bildirim yükümlülüklerini düzenler. İki fıkradan oluşan madde, ayıp tespitinin nasıl yapılacağını ve tarafların bu süreçte birbirlerine karşı yükümlülüklerini belirler.
Birinci fıkra, iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu düzenler. Bu hüküm, satım hukukundaki muayene ve bildirim yükümlülüğünün (TBK m.223) eser sözleşmesine uyarlanmış şeklidir.
"İşlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz" ifadesi, iş sahibine gerçekçi bir süre tanır. Muayene için beklenen zaman, eserin niteliğine göre değişir. Basit, küçük bir eser (dikilmiş bir elbise, tamir edilmiş bir ayakkabı) için birkaç gün yeterliyken; karmaşık bir yapı (bina, gemi, endüstriyel tesis) için haftalar alabilecek incelemeler gerekebilir. Teknik bir eserde uzman incelemesi gerekli olabilir; bu süreç iş akışının gerektirdiği zamanın dışında kabul edilmez.
Gözden geçirme yükümlülüğü, iş sahibinin makul dikkatle eseri incelemesini gerektirir. Bu inceleme, ortalama bir alıcının yapabileceği gözlemle sınırlıdır; uzman muayene gerektiren gizli ayıplar için derinlikli teknik inceleme değil, ama yüzey seviyesinde dikkatli bakış beklenir.
Bildirim yükümlülüğü, gözden geçirme sonucunda tespit edilen ayıpların makul süre içinde yükleniciye bildirilmesini gerektirir. "Uygun süre" kavramı esnek olup ayıbın niteliğine, eserin karmaşıklığına, tarafların profesyonel kapasitelerine göre değerlendirilir. Tipik olarak birkaç gün-bir hafta arasında değişen bir süre uygun kabul edilir; ticari iş ilişkilerinde TTK m.23 uyarınca "derhal" bildirim beklenebilir.
Bildirim yapılmaması veya geç yapılması TBK m.477/II uyarınca "zımnî kabul" sonucunu doğurur: İş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal ederse eseri mevcut durumuyla kabul etmiş sayılır ve ayıp sebebiyle sahip olduğu haklardan (TBK m.475’teki seçimlik haklar) yararlanamaz. Bu yaptırım sert olduğundan iş sahibinin muayene ve bildirim süreçlerini titizlikle yürütmesi kritiktir.
Bildirim şekli bakımından kanun açık değildir; yazılı (e-posta, iadeli taahhütlü mektup, noter ihtarı) veya sözlü yapılabilir. Ancak ispat açısından yazılı şekil tercih edilir; özellikle önemli ve pahalı eserlerde noter ihtarı en güvenli yöntemdir.
İkinci fıkra, tarafların her birine giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteme hakkı tanır. Bu düzenleme, ayıp tespitinde objektif bir ölçüt sağlar ve tarafların tek taraflı yorumlarına güvenmek zorunda kalmaması için bağımsız uzman görüşünü mümkün kılar.
Bilirkişi incelemesi, hem dava öncesi ayıp tespiti, hem de davada delil güçlendirmesi için kullanılır. Dava öncesi inceleme, taraflar arasında uyuşmazlık çıkmadan veya çıktıktan sonra ortak bir uzmana başvurularak yapılabilir. Dava sırasında ise mahkeme bilirkişisi resmi görevli olarak değerlendirme yapar.
Bilirkişi ücreti inceleyi talep eden tarafça ödenir ("giderini karşılayarak"); bu düzenleme, rastgele bilirkişi çağırma yöntemini kısıtlar ve gerçek ihtiyaç duyulan durumlarda kullanımını teşvik eder. Uyuşmazlık sonunda haklı çıkan taraf bu gideri karşı taraftan rücu edebilir.
Bilirkişi raporu objektif bir değerlendirme sunar: Ayıbın varlığı, sebebi (yüklenici kusuru mu, iş sahibi kusuru mu, mücbir sebep mi), boyutu, giderim maliyeti, eserin değer kaybı gibi soruları yanıtlar. Bu teknik değerlendirme, iş sahibinin TBK m.475’teki seçimlik haklarını (sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım) hangi koşullarda kullanabileceğini belirler.
Uygulamada inşaat, mimarlık, mühendislik, bilişim projeleri gibi teknik eserlerde bilirkişi raporu adeta zorunlu bir adımdır. Yargıtay içtihatları, tarafların bilirkişi raporuna dayanmadan ileri sürdükleri ayıp iddialarını genellikle yetersiz bulmakta; teknik dayanağı olan iddiaları kabul etmektedir.
