TBK 516. Madde
Bir kimse kendi adına ve hesabına kredi emri verenin sorumluluğu altında bir üçüncü kişiye kredi açmak veya krediyi yenilemek için emir almış ve kabul etmişse, kredi emri verilen vekâletini aşmadıkça emri veren, kredi borcundan kefil gibi sorumlu olur. Ancak, kredi emri yazılı olmadıkça emri veren sorumlu olmaz.
TBK 516. Madde Gerekçesi
Tasarının tek fıkradan oluşan 516 ncı maddesinde, kredi emri tanımlanmakta ve şekli düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 400 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. İtibar emri / I. Tarifi ve şekli” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Kredi emri / I. Tanımı ve şekli” olarak değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 400 üncü maddesi iki fıkradan oluştuğu hâlde, bu fıkralarda birbiriyle bağlantılı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 516 ncı maddesi tek fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 516. maddesi, kredi emri kurumunu tanımlayarak hem tarafları belirlemekte hem de geçerlilik için aranan yazılı şekil koşulunu düzenlemektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 400. maddesinin karşılığı olan hüküm iki fıkra yerine tek fıkra hâline getirilmiş; düzenlemenin özü korunmakla birlikte kefalete benzer sorumluluk rejimi daha anlaşılır biçimde ortaya konmuştur. Kredi emri, kredi mektubundan farklı olarak vekâletin yanında teminat işlevini de içeren karma bir enstrüman niteliğindedir ve özellikle ticari güvenceler hukukunun klasik araçlarından birini oluşturur.
Madde uyarınca bir kimse kendi adına ve hesabına kredi emri verenin sorumluluğu altında bir üçüncü kişiye kredi açmak veya krediyi yenilemek için emir almış ve kabul etmişse, kredi emri verilen vekâletini aşmadıkça emri veren kredi borcundan kefil gibi sorumlu olur. Burada üç süjeli bir ilişki kurulmaktadır: kredi emri veren, kredi emri verilen ve krediyi kullanacak olan üçüncü kişi. İlişkinin ayırt edici niteliği, kredi emri verilenin kendi adına ve hesabına hareket etmesine rağmen sorumluluğun kredi emri veren tarafından üstlenilmesidir. Vekâlet ilişkisi kredi emri veren ile kredi emri verilen arasında kurulurken, krediyi fiilen kullanan üçüncü kişi bu ilişkinin dışında kalır. Kredinin açılması veya yenilenmesi seçenekli biçimde düzenlenerek hem yeni kredinin hem de mevcut kredinin uzatılmasının kapsama alındığı açıkça vurgulanmıştır; bu tercih, rotatif ticari finansman ilişkilerinde hükmün işlerliğini artırır.
Maddenin öngördüğü sorumluluk, kefil gibi sorumluluk kalıbına bağlanmıştır. Bu nitelendirme önemli sonuçlar doğurur. Kredi emri veren, 519. maddenin açık atfı da göz önünde bulundurularak kefile tanınan def’ileri ileri sürebilir; asıl borca bağlı fer’ilik ilkesi uyarınca üçüncü kişinin borcu geçersiz ise kredi emri verenin sorumluluğu da kural olarak geçersiz olur. Ancak fer’ilik kefaletle aynı katılıkta uygulanmaz; nitekim 517. madde gereği üçüncü kişinin ehliyetsizliği kredi emri verene karşı ileri sürülemez. Kredi emri verilenin vekâletini aşmış olması hâlinde emri verenin sorumluluğu bu kısım bakımından doğmaz; dolayısıyla emri verilen, belirlenen üst sınıra ve amaca uygun kredi açmak zorundadır. Vekâletin aşılması hâlinde aşan kısım bakımından emri verilenin kendi riskine hareket ettiği kabul edilir; kredi emri verenin sorumluluğu vekâletin sınırları içinde kalır.
Hükmün son cümlesi, kredi emrinin yazılı olmadıkça emri verenin sorumlu olmayacağını hükme bağlayarak geçerlilik şartı olarak şekle bağlanmıştır. Bu yazılılık adi yazılı şekil yeterliliğindedir; noter onayı aranmaz, ancak elektronik imza kanunu çerçevesinde güvenli elektronik imza da yazılı şekli karşılar. Şekil eksikliği sorumluluğu baştan doğurmaz; teamülden hareketle sözlü emir verildiği ispatlansa bile kredi emri verenin sorumluluğuna gidilemez. Şekil koşulunun bu sıkı uygulanışı, emri verenin ciddi bir risk üstlendiği göz önüne alındığında onun iradesinin açıkça ortaya konmasını sağlama amacına hizmet eder.
Uygulamada kredi emri günümüz bankacılık pratiğinde teminat mektubu, kontrgaranti ve aval gibi araçlarla yerini büyük ölçüde bu enstrümanlara bırakmıştır; ancak holding yapılarında ana şirketin iştirakleri için bağlı bankaya verdiği kredi talimatları ve özel finans işlemlerinde bu düzenlemenin uygulama alanı bulunmaktadır. Özellikle grup içi finansman talimatlarının kefalet mi, garanti mi yoksa kredi emri mi olduğunun belirlenmesi, tarafların sorumluluk rejimi bakımından kritik önem taşımaktadır.
