TBK 533. Madde
I. Komisyoncu, yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmekle yükümlüdür.
II. Vekâlet verenin talimatı olmadıkça komisyoncu, sözleşmenin konusunu oluşturan şeyleri sigorta ettirmekle yükümlü değildir.
TBK 533. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 533 üncü maddesinde, komisyoncunun bildirme ve sigortalama borcu düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 417 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Komisyoncunun borçları / 1. Mecburî ihbar ve sigorta” şeklindeki ibareler, Tasarıda “II. Komisyoncunun borçları / 1. Bildirme ve sigortalama borcu” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 417 nci maddesinde kullanılan “mecburdur.” şeklindeki ibare, burada bir borcun söz konusu olması nedeniyle, “yükümlüdür.” şeklinde; “mecbur değildir.” şeklindeki ibare ise, “yükümlü değildir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 533. maddesi, komisyoncunun vekâlet verene karşı yükümlü olduğu iki temel borcu; bildirme ve sigortalama borçlarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre komisyoncu yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmekle yükümlüdür. İkinci fıkrada ise vekâlet verenin açık talimatı bulunmadıkça komisyoncunun sözleşme konusu şeyleri sigorta ettirmekle yükümlü olmadığı hükme bağlanmıştır. Düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin karşılığı olup terim sadeleştirmesi dışında hüküm değişikliği içermemektedir.
Bildirme borcu, komisyon sözleşmesinin dayandığı güven ilişkisinin doğal bir sonucudur. Komisyoncu işlemi kendi adına ancak vekâlet verenin hesabına yaptığından, vekâlet verenin ekonomik menfaati doğrudan komisyoncunun tasarruflarına bağlıdır. Bu nedenle komisyoncunun şeffaf davranması ve vekâlet vereni işlemin seyrinden, özellikle talimatın yerine getirilip getirilmediğinden haberdar etmesi zorunludur. Bildirimin ‘hemen’ yapılması gerektiği vurgusu, bu yükümlülüğün gecikmesiz biçimde ifa edilmesini gerektirir. Zira geç bildirim, vekâlet verenin fiyat dalgalanmalarından kaynaklanan yeni talimat verme, riskten korunma veya başka işlem yapma imkânını ortadan kaldırabilir.
Borsa ve sermaye piyasası gibi fiyatların dakikalık değiştiği piyasalarda bildirim yükümlülüğünün önemi daha da belirgindir. Aracı kurumun müşterinin verdiği hisse senedi alım emrini gerçekleştirmesinin ardından işlem teyidini müşteriye derhal iletmesi, hem işlem komisyonunun hesaplanması hem de müşterinin portföy stratejisini güncellemesi bakımından kritik öneme sahiptir. Nitekim Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri de aracı kurumların müşteri emirlerinin gerçekleşmesini takiben bildirim yapmasını mecbur kılmaktadır ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları bu yükümlülüğün ihlalinden doğan zararlarda aracı kurumun sorumluluğunu kabul etmektedir.
İkinci fıkrada düzenlenen sigortalama borcu bakımından kanun koyucu kural olarak olumsuz bir tutum benimsemiştir. Komisyoncu kendiliğinden sözleşme konusu malları sigortalamakla yükümlü değildir; zira sigorta primleri ek maliyet doğurur ve bu maliyetin vekâlet verenin isteği dışında üzerine yüklenmesi hakkaniyete uygun düşmez. Ayrıca her vekâlet verenin risk algısı ve sigorta yaptırma tercihi farklı olabilir. Ancak vekâlet veren açık talimatla sigorta yapılmasını isterse, komisyoncu bu talimata uymak zorundadır ve sigorta yaptırmaması hâlinde meydana gelen zarardan sorumlu tutulur.
Uygulamada sigortalama borcunun kapsamı, talimatın içeriği ve ticari teamülle belirlenir. Kıymetli maden, antika, sanat eseri gibi değerli taşınırların uzak mesafelere taşınması veya uzun süreli depolanması söz konusu olduğunda, dürüstlük kuralı çerçevesinde komisyoncunun vekâlet vereni sigorta ihtimali konusunda aydınlatması beklenir; aksi hâlde özen borcunun ihlalinden söz edilebilir. Yargıtay kararlarında da bildirim yükümlülüğünün ihlalinin tazminat sorumluluğu doğurduğu, sigortalama borcunun ise ancak açık talimatla ortaya çıkabileceği istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde oluşacak zararın hesaplanması da önem taşır. Vekâlet verenin zararı, zamanında bilgilendirilseydi gerçekleştirebileceği işlemlerle sağlayacağı menfaat ile bildirimin geç yapılması sonucu içine düştüğü durum arasındaki fark olarak belirlenir. Bu hesaplamada hipotetik piyasa fiyatları, benzer işlem kayıtları ve vekâlet verenin ispat edebileceği kaçırılmış fırsatlar dikkate alınır. Sigortalama borcunun varlığı hâlinde ise komisyoncunun bu borcu ihmal etmesi, sigorta güvencesinden yoksun kalan vekâlet verene karşı doğrudan tazminat sorumluluğu doğurur; komisyoncu sanki sigorta şirketinin yerine geçmiş gibi zararı karşılamakla yükümlü tutulur. Bu çerçeve, komisyoncunun ihtiyatlı ve şeffaf davranmasını teşvik ederek taraflar arasındaki güven ilişkisini güçlendirir.
