TBK ▸ Madde 537

TBK 537. Madde

I. Yetkisi olmaksızın veresiye mal satması dışında, komisyoncu işlemde bulunduğu borçluların ödememelerinden ve diğer borçlarını ifa etmemelerinden sorumlu olmaz. Ancak, komisyoncu açıkça garanti vermişse veya bulunduğu yerdeki ticari teamül gerektiriyorsa sorumlu olur.

II. Garanti veren komisyoncunun bundan dolayı ayrıca ücret isteme hakkı vardır.

TBK 537. Madde Gerekçesi

Tasarının iki fıkradan oluşan 537 inci maddesinde, komisyoncunun garantisi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 421 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “5. Komisyoncunun kefaleti” şeklindeki ibare, Tasarıda “5. Komisyoncunun garantisi” şekline dönüştürülmüştür. Gerçekten, burada bir kefalet değil, garanti borcunun söz konusu olması nedeniyle, kenar başlıkta ve madde metninde “garanti” teriminin kullanılması yerinde görülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 421 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “tediyelerinden” sözcüğü, Tasarıda “ödememelerinden” şeklinde düzeltilmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde kullanılan “sarahaten kefil veya mesuliyeti mütearif olunca” şeklindeki ibare, Tasarıda “açıkça garanti vermişse” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 537. maddesi, komisyoncunun üçüncü kişilerin borçlarını ödememesinden ötürü sorumluluğunu ve bu sorumluluğun istisnalarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre yetkisi olmaksızın veresiye mal satması dışında komisyoncu, işlemde bulunduğu borçluların ödememelerinden ve diğer borçlarını ifa etmemelerinden sorumlu olmaz; ancak açıkça garanti vermişse veya bulunduğu yerdeki ticari teamül gerektiriyorsa sorumlu olur. İkinci fıkrada ise garanti veren komisyoncunun bu sebeple ayrıca ücret isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 421. maddesinin karşılığıdır. Dikkat çekici bir terim değişikliği olarak eski metindeki ‘kefalet’ kavramı, kurumun niteliğine daha uygun düşen ‘garanti’ kavramıyla değiştirilmiştir.

Maddenin temel ilkesi, komisyoncunun üçüncü kişilerin ifa davranışından kural olarak sorumlu olmamasıdır. Zira komisyoncu işlemi kendi adına ancak vekâlet verenin hesabına yapar; işlemin ekonomik riski, tıpkı kârı gibi vekâlet verene aittir. Bu nedenle alıcının bedeli ödememesi ya da satıcının malı teslim etmemesi gibi hâllerde komisyoncu prensip olarak garantör değildir; onun borcu, özenli bir karşı taraf seçmek ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmektir.

Bu genel kuralın üç istisnası bulunmaktadır. İlki 536. maddeye yapılan yollamayla ortaya çıkar: Komisyoncu yetkisi olmaksızın veresiye satış yapmışsa, alıcının ödememesinden doğan tüm zarardan sorumludur. İkincisi, komisyoncunun açıkça garanti vermesi hâlidir. Bu garanti niteliği itibariyle kefaletten ayrılır; zira kefalette ikincil (fer’î) bir borç söz konusuyken garantide komisyoncu, asıl borçtan bağımsız olarak vekâlet verene belirli bir sonucu (ödemeyi ve ifayı) taahhüt eder. Bu ayrım, kefalet hükümlerinin sıkı şekil kurallarının (TBK m. 583-584) garanti sözleşmesine uygulanıp uygulanmayacağı tartışmasında önem kazanır; hâkim görüş, ticari garantilerin kendine özgü rejime tabi olduğu yönündedir. Garantinin açıkça verilmesi şartı, iradenin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmasını gerektirir; zımni garanti kabul edilmez.

Üçüncü istisna, bulunulan yerdeki ticari teamülün garanti sorumluluğunu gerektirmesidir. Bazı sektörlerde, özellikle borsa aracı kurumlarında ve belirli emtia komisyonculuklarında komisyoncunun star del credere (delcredere) sorumluluğu teamül hâline gelmiştir. Delcredere komisyonculuğunda komisyoncu, alıcının ödemesini vekâlet verene garanti eder ve bunun karşılığında ayrı bir ücret alır. Sermaye piyasasında aracı kurumların takas garantisi de bu yapıya benzer bir işlev görür.

İkinci fıkra, garanti veren komisyoncunun ayrıca ücret talep hakkına açık biçimde işaret eder. Komisyoncu garantiyle ek bir risk üstlendiğinden, bu riskin karşılığını alması adalete uygundur. Garanti ücreti (delcredere komisyonu), olağan komisyon ücretinden ayrı olarak kararlaştırılır ve miktarı genellikle sözleşmeyle veya ticari teamülle belirlenir.

Uygulamada hüküm, özellikle aracı kurum-müşteri ilişkilerinde, faktoring ile benzerlik taşıyan ticari komisyonculuklarda ve uluslararası ticarette delcredere klozları bakımından önem taşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları, garanti iradesinin açıkça ortaya konması şartını dar yorumlamakta, şüphe hâlinde komisyoncunun sorumlu olmadığı sonucuna varmaktadır.