TBK ▸ Madde 553

TBK 553. Madde

I. Bir işletmenin bütün işlerini yöneten veya işletme sahibinin hizmetinde bulunan ticari temsilciler, ticari vekiller veya diğer tacir yardımcıları, işletme sahibinin izni olmaksızın, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin hesabına işletmenin yaptığı türden bir iş yapamayacakları gibi, kendi hesaplarına bu tür işlemleri üçüncü kişilere de yaptıramazlar.

II. Buna aykırı davranırlarsa işletme sahibi, aralarındaki hukuki ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği gibi, bunun yerine, ticari temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı veya üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını ve bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebilir.

III. E. Ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi

TBK 553. Madde Gerekçesi

Tasarının iki fıkradan oluşan 553 üncü maddesinde, rekabet yasağı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “D. Rekabet yapmak memnuiyeti” şeklindeki ibare, Tasarıda, “C. Rekabet yasağı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında kullanılan “müessese” ve “müessese sahibi” sözcükleri, Tasarıda “işletme” ve “işletme sahibi” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak, burada ticarî işletme olsun veya olmasın, bütün işletmeler göz önünde tutulmuştur.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilmeyen, “doğrudan doğruya veya dolaylı olarak” ibaresi kullanılmıştır. Ayrıca, ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin veya diğer tacir yardımcılarının, işletme sahibinin izni olmaksızın, işletmenin yaptığı türden işleri, kendi hesaplarına üçüncü kişilere yaptırmaları da, rekabet yasağının kapsamına dahil edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 455 inci maddesinin ikinci fıkrasından farklı olarak, işletme sahibinin, rekabet yasağına aykırı davranan ticarî temsilcilere, ticarî vekillere veya diğer tacir yardımcılarına karşı, aralarındaki hukukî ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, kendisine tanınan seçimlik hakları kullanabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca, işletme sahibinin, rekabet yasağına aykırı davranan ticarî temsilcilere, ticarî vekillere veya diğer tacir yardımcılarına karşı, onlar tarafından kendi hesaplarına yapılan veya üçüncü kişilere yaptırılan işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını istemesi durumunda, bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin kendisine verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 553. maddesi, bir işletmenin bütün işlerini yöneten veya işletme sahibinin hizmetinde bulunan ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları bakımından sadakat yükümlülüğünün doğal bir sonucu olan rekabet yasağını düzenlemektedir. Hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 455. maddesinin yerini almış; kapsamı genişletilerek dolaylı rekabet ile üçüncü kişilere iş yaptırma suretiyle rekabet hâlleri de yasağın içine alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası, rekabet yasağının içeriğini belirlemektedir. Buna göre bu kişiler, işletme sahibinin izni olmaksızın doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin hesabına işletmenin yaptığı türden bir iş yapamazlar; aynı şekilde kendi hesaplarına bu tür işlemleri üçüncü kişilere de yaptıramazlar. Yasak, yalnızca aynı işi bizzat yapmayı değil; başkası aracılığıyla, perde arkasında şirket kurarak veya üçüncü kişi üzerinden işlem yaparak işletme ile rekabet etmeyi de kapsamaktadır. Rekabetin "işletmenin yaptığı türden bir iş" olması şart olup sadece aynı faaliyet alanındaki rakip işler yasak kapsamındadır; işletmenin konusu dışındaki ticari faaliyetler bu yasağa girmez. Yasağın süresi, temsil yahut hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerlidir; iş ilişkisi sona erdikten sonraki rekabet yasağı ise ayrı bir sözleşmesel düzenlemeyi (TBK m. 444 vd.) gerektirir.

İkinci fıkra, rekabet yasağının ihlali hâlinde işletme sahibine tanınan hakları düzenlemektedir. İşletme sahibi, aralarındaki hukuki ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla iki seçimlik yol arasında tercih yapabilir. Birinci seçenek, uğradığı zararın tazminini istemektir. İkinci seçenek ise girdiği işlemin sonuçlarına katılmayı seçmektir; bu çerçevede işletme sahibi, ticari temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı yahut üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını, bu işler dolayısıyla alınan ücretin kendisine verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın kendisine devredilmesini isteyebilir. Bu ikinci seçenek, öğretide "işleme katlanma" veya "girme hakkı" olarak adlandırılmakta olup işletme sahibine rekabet suretiyle elde edilen ekonomik yararı kendine bağlama imkânı vermektedir.

Seçimlik hakların yanı sıra aralarındaki hukuki ilişkiden doğan haklar saklı tutulmuştur; yani işletme sahibi bağlı olarak hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir, vekâlet ilişkisini sona erdirebilir yahut sözleşmede öngörülen cezai şartı isteyebilir. Yargıtay uygulamasında rekabet yasağının varlığının ispatı işletme sahibine düşmekle birlikte ticari temsilci veya vekilin işletmenin iç bilgilerinden, müşteri portföyünden ve know-how’ından yararlandığı durumlarda ispat kolaylaştırılmakta; sadakat borcuna aykırılık ayrıca tazminat sebebi olarak değerlendirilmektedir. Hüküm, işletmenin ticari menfaatlerinin ve haklı rekabet düzeninin korunmasına hizmet etmektedir.

Rekabet yasağının zamanaşımı, seçimlik hakların niteliğine göre belirlenir; tazminat talepleri genel zamanaşımı sürelerine tabi iken girme hakkının kullanılmasında işletme sahibinin ihlali öğrendiği andan itibaren makul süre içinde hareket etmesi dürüstlük kuralı gereğidir. Rekabet yasağına aykırılığın ispatı açısından ticari temsilcinin veya vekilin yaptığı işlemlerin işletmenin faaliyet alanına girip girmediği, müşteri portföyü ile kesişip kesişmediği ve ticari sırların kullanılıp kullanılmadığı somut olay temelinde araştırılır. İşletme sahibinin bilgisi dahilinde yapılan rekabet fiilleri örtülü izin olarak değerlendirilebilmekte; buna karşılık sonradan bu duruma itiraz eden işletme sahibinin hakkını seçici biçimde kullanması çelişkili davranış yasağı çerçevesinde reddedilebilmektedir. Hüküm, sadakat ve dürüstlük borcu ile ticari menfaat arasındaki ince dengeyi koruyan temel normatif çerçeveyi oluşturur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-553/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık