Ticari Temsilcilerin, Ticari Vekillerin ve Diğer Tacir Yardımcılarının Yetkilerinin Sona Ermesi
Madde ListesiTBK 554. Madde
I. İşletme sahibi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerini, aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden doğan hakları saklı kalmak koşuluyla, her zaman geri alabilir.
II. İşletme sahibinin fiil ehliyetini kaybetmesi veya ölümü, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkisini sona erdirmez.
TBK 554. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 554 üncü maddesinde, ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 456 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “E. Mümessil ve diğer tüccar vekillerinin vekâletlerinin hitamı” şeklindeki ibare, Tasarıda, diğer tacir yardımcılarının da düzenlendiği göz önünde tutularak, “D. Ticarî temsilcilerin, ticarî vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 456 ncı maddesinin birinci fıkrasında “ticarî mümessiller ve ticarî vekiller”; ikinci fıkrasında ise, “ticarî mümessil ve ticari vekil” terimleri kullanılmakla yetinilmiştir. Aynı maddenin kenar başlığında kullanılan “Diğer Tüccar Vekilleri” şeklindeki ibare diğer tacir yardımcılarını ifade ettiği hâlde, madde metninde onlarla ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Bu düzenleme eksikliği Tasarının 554 üncü maddesinde, “ticari temsilci, ticarî vekil ve diğer tacir yardımcıları”na birlikte yer verilerek giderilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Havale
818 sayılı Borçlar Kanununun 457 nci maddesiyle başlayan “On Sekizinci Bap / Havale” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onüçüncü Bölüm / Havale” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun On Sekizinci Babında kullanılan “muhil” terimi, Tasarının Onüçüncü Bölümünde “havale eden”; “muhalünaleyh” terimi, “havale ödeyicisi” ve “muhalünleh” terimi ise “havale alıcısı” şeklinde ifade edilmiştir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 554. maddesi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin nasıl sona ereceğini düzenleyen temel hükümdür. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 456. maddesinin yerini almış; kapsamı genişletilerek yalnızca ticari temsilci ve ticari vekil değil, diğer tacir yardımcıları da açıkça hükme dahil edilmiştir. Böylece 818 sayılı Kanun’da kenar başlıkta yer alıp metne yansımayan bir düzenleme eksikliği giderilmiştir.
Birinci fıkra, işletme sahibine temsil yetkisini her zaman geri alma imkânı tanımaktadır. Bu kural, temsil yetkisinin güven ilişkisine dayanan niteliğinin doğal bir sonucudur. İşletme sahibi, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerini dilediği zaman geri alabilir; bunun için haklı bir neden bulunması aranmaz. Ancak bu geri alma yalnızca temsil yetkisinin iç yüzünü oluşturan yetkilendirme işlemini sona erdirir; taraflar arasındaki borç ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Nitekim hüküm, "aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden doğan hakları saklı kalmak koşuluyla" ifadesiyle bu ayrımı açıkça vurgulamaktadır. Bu çerçevede işletme sahibinin temsilcinin yetkisini geri alması, hizmet sözleşmesinin haklı nedenle feshi sayılabileceği gibi; haksız bir geri alma durumunda temsilcinin ücret, tazminat, kıdem ve ihbar gibi alacakları saklı kalır. Yetkinin geri alınması, ticari temsilcilerin ticaret siciline tescil edilmiş yetkileri yönünden ayrıca sicilden terkini gerektirir (TTK hükümleri saklıdır); üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik bakımından bu tescilin silinmesi ve gerektiğinde ilanı büyük önem taşır. Aksi hâlde görünüşe güven ilkesi uyarınca işletme sahibi iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluktan kurtulamaz.
İkinci fıkra, Türk hukukunda ticari hayatın sürekliliğini sağlamaya yönelik özgün bir kuralı barındırmaktadır. Buna göre işletme sahibinin fiil ehliyetini kaybetmesi veya ölümü, ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkisini sona erdirmez. Bu hüküm, vekâlet sözleşmesine ilişkin genel kuralın (TBK m. 513) açık bir istisnasını oluşturmaktadır; zira vekâlette vekil edenin ölümü yahut ehliyet kaybı, aksi kararlaştırılmadıkça vekâleti kendiliğinden sona erdirirken burada yetkinin devamı esası benimsenmiştir. Düzenlemenin ardındaki ratio, işletmenin bir organizasyon olarak ölüm ya da ehliyet kaybından etkilenmeksizin faaliyetine devam etmesini sağlamak; mirasçıların, vasi veya kayyımın durumu değerlendirip gerekli önlemleri alabilmesine kadar geçecek sürede işletmenin atıl kalmasını, alacaklıların zarar görmesini ve ticari ilişkilerin kesintiye uğramasını önlemektir. Mirasçılar, iradeleri doğrultusunda yetkiyi geri alma veya devam ettirme kararı verebilir. Yargıtay, bu dönemde temsilci tarafından yapılan olağan işletme işlemlerinin terekeyi bağladığını; ancak olağan olmayan ve tasarruf niteliğindeki işlemler bakımından genel temsil hükümleri çerçevesinde inceleme yapılması gerektiğini kabul etmektedir.
İşletme sahibinin iflası ayrı bir sona erme sebebi olarak 554. madde kapsamında değil; İcra ve İflas Kanunu ile TTK’nın ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Ticari temsilcinin ölümü veya ehliyet kaybı ise yetkilendirme ilişkisinin kişisel niteliği gereği yetkiyi kendiliğinden sona erdirir. Yetki geri alındıktan sonra yapılan işlemler bakımından görünüşe güven kurumu uygulanmakta; üçüncü kişinin geri almayı bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun ispatı işletme sahibine düşmektedir. Ticaret siciline tescilli yetkilerde terkin ilanıyla birlikte üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik kazandırılır; ilan yapılmadığı sürece iyiniyetli üçüncü kişiler korunmaya devam eder. Hüküm, işletmenin sürekliliği ilkesi ile yetkilendirmenin güven esasına dayanan niteliğini uzlaştıran dengeli bir düzenleme niteliği taşımaktadır.
