TBK ▸ Madde 580

TBK 580. Madde

I. İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler.

II. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır.

TBK 580. Madde Gerekçesi

Tasarının iki fıkradan oluşan 580 inci maddesinde, işletenlerin hapis hakkı düzenlenmektedir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

ONBEŞİNCİ BÖLÜM

Kefalet Sözleşmesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 483 üncü maddesiyle başlayan “Yirminci Bap / Kefalet” şeklindeki üst başlık, Tasarıda “Onbeşinci Bölüm / Kefalet Sözleşmesi” şeklinde değiştirilmiştir.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 580. maddesi, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere, alacaklarının güvencesi olarak kanuni bir hapis hakkı tanımaktadır. Madde, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 482. maddesinin karşılığı olup, metinsel sadeleştirme dışında mülga hükme göre içerik değişikliği taşımamaktadır. Bu hüküm, konaklama ve saklama ilişkilerinin özel niteliği dikkate alınarak, işletenin alacaklarını etkili biçimde tahsil edebilmesi için getirilmiş bir aynî güvenceyi düzenlemektedir. Birinci fıkra, işletenlerin hapis hakkının kapsam ve konusunu belirler. İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Hapis hakkının konusu oldukça geniştir; otel odasındaki bagaj, otoparktaki araç, pansiyondaki kişisel eşya veya ahırdaki hayvan bu kapsama girer. Hakkın doğumu için, eşyanın işletmeye getirilmiş ve işletenin fiilî egemenliğine girmiş olması yeterlidir; ayrıca bir teslim işlemi veya sözleşme hükmü aranmaz. Bu yönüyle hüküm, sözleşmeden değil kanundan doğan bir güvence hakkı yaratır ve işleten için otomatik biçimde devreye girer. Hapis hakkı yalnızca, konaklama ve saklama ilişkisinden doğan ücret ve saklama giderleri alacaklarını kapsar. İşletenin, konaklayana veya saklatana karşı sahip olduğu başka hukuki ilişkilerden doğan alacakları, örneğin ayrı bir satış sözleşmesinden doğan bedel alacağı, bu hapis hakkının konusu olamaz. Böylece hak, alacağın doğumu ile eşyanın işletmeye getirilmesi arasındaki doğal bağlantıya dayalı olarak sınırlandırılmıştır. İkinci fıkra, hapis hakkının uygulanmasında kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını öngörür. Bu atıf, Türk Borçlar Kanunu’nun 336 vd. maddelerinde düzenlenen kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümlerin işleten lehine uyarlanarak tatbik edilmesi sonucunu doğurur. Kıyas yoluyla uygulama, hapis hakkının kapsamı, üçüncü kişilerin durumu, hakkın doğmadığı mallar, saklatanın eşyayı geri çekme talebi, hakkın paraya çevrilmesi usulü ve sona erme hâlleri bakımından kiraya verenin hapis hakkının kurallarına başvurulmasını gerektirir. Özellikle üçüncü kişilere ait eşya üzerinde hapis hakkının kurulması, iyiniyetli zilyet edinme şartlarına bağlı tutulur; böylece konaklama veya park eden araç hakkındaki üçüncü kişi haklarıyla işletenin tahsil menfaati arasında denge sağlanır. Hapis hakkının kullanılabilmesi için alacağın muaccel olması ve eşya ile alacak arasında doğal bir bağlantı bulunması şarttır. Yargıtay uygulamasında, otel ücretini ödemeyen konaklayanın bagajının, otopark ücretini ödemeyen müşterinin aracının veya saklatanın hayvanının işleten tarafından kanuni hapis hakkına dayalı olarak alıkonulabileceği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Bununla birlikte, hapis hakkının paraya çevrilmesi kendiliğinden değil, icra ve İflas Kanunu’nun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip hükümleri uyarınca mümkündür. İşletenin eşyaya el koyması ve bunu paraya çevirmesi, doğrudan icra yolu kullanılmaksızın yapılırsa haksız fiil teşkil eder ve tazminat sorumluluğu doğurur. Böylece madde, işletenin alacak güvencesi ile saklatanın mülkiyet hakkı arasında dengeli bir sistem kurarak, ticari hayatın pratiğine uygun bir çözüm sunmaktadır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-580/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık