TBK ▸ Madde 587

TBK 587. Madde

I. Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.

II. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.

III. Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur.

IV. Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.

TBK 587. Madde Gerekçesi

Tasarının dört fıkradan oluşan 587 nci maddesinde, birlikte kefalet konusu düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “mütecezzi bir borca” şeklindeki ibare, Tasarının 586 ncı maddesinin birinci fıkrasında “aynı borca” şeklinde değiştirilmiştir. Borcun bölünebilir veya bölünemez nitelikte olması önem taşımaksızın, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda kefilin borcunun, öğretide ve uygulamada hâkim olan görüşte, tazminat borcu niteliğinde kabul edildiği göz önünde tutularak, fıkrada böyle bir değişikliğin yapılması yerinde görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılamaktadır. Buna göre, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, kural olarak borcun tamamından sorumludur. Ancak, birlikte kefillerden biri, kendisiyle daha önce veya aynı zamanda birlikte müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmemişse, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bununla birlikte, bu kefillerden birinin kendine düşen paydan fazlasını ödemekten kaçınabilmesi için, kendi payına düşeni ödemiş veya kendi payı için alacaklıya aynî güvence sağlamış olması gerekir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir ve bu hakkını, borçluya rücudan önce de kullanabilir.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin üçüncü cümlesini karşılamaktadır. Buna göre, alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayım sonradan gerçekleşmezse veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilirse, kefil kefalet borcundan kurtulacaktır.

Maddenin son fıkrasına göre ise, birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil, aksine anlaşma olmadıkça, toplam kefalet miktarındaki payı oranında, diğerlerine rücu hakkına sahiptir. Meselâ, kefil olunan asıl borç 150 lira ise ve bu borca da birbirinden bağımsız olarak, (K1) 200 lira için, (K2) 50 lira için ve (K3) de 50 lira için kefil olmuşsa, toplam kefalet miktarı 300 lira olmaktadır. (K1) 150 liranın tamamını ödediğinde, diğer kefillere olan rücu hakkının hesaplanmasında, önce kefil olduğu miktarın toplam kefalet miktarına oranı 2/3 olarak bulunacak ve (K1)’in asıl borçtan sorumluluğu, bu orana denk düşen 100 lira olacaktır. Bu durumda, (K1) fazladan ödediği 50 lira için, yine aynı hesaplamayla bulunacak 1/6 oranında, yani 25’er lira için diğer kefillerin her birine (K2 ve K3’e) rücu edebilecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 497 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 587. maddesi, aynı borca birden fazla kişinin kefil olması durumunu düzenleyen birlikte kefalet kurumunu ele almakta olup, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 488. maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrasına göre birden çok kişi aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur. Bu düzenleme, birlikte kefalette her kefilin kendi payı kadar kefaleti, diğer kefillerin paylarını ise kefile kefalet şeklinde üstlendiğini göstermektedir. Eski Kanun’daki ‘mütecezzi bir borca’ ibaresi, borcun bölünebilir veya bölünemez olmasına bakılmaksızın tüm ortak kefalet hallerine uygulanabilmek için ‘aynı borca’ şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her birinin borcun tamamından sorumlu olacağını öngörmektedir. Ancak bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bu hak, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanılabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir ve bu hak borçluya rücudan önce de kullanılabilir. Yargıtay, müteselsil birlikte kefalette alacaklının tüm kefillere birden takip yöneltmesi gerekliliğini, kefilin kendi payının üzerinde ödemeye zorlanmaması ilkesini istikrarlı biçimde korumaktadır. Maddenin üçüncü fıkrası, kefilin başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini alacaklının biliyor veya bilmesi gerekiyor olması halini düzenlemektedir. Bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur. Bu hüküm, kefilin iradesinin birlikte kefalete dayandığı durumlarda, bu varsayımın bozulmasının kefili korumayı amaçlamaktadır; alacaklı birlikte kefalet beklentisini biliyorsa, bu beklentinin gerçekleşmemesi kefaleti geçersiz kılar. Maddenin dördüncü ve son fıkrası, birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her birinin kefalet borcunun tamamından sorumlu olduğunu, ancak borcu ödeyen kefilin aksine anlaşma olmadıkça diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahip olduğunu hükme bağlamaktadır. Bağımsız kefalet, birden çok kişinin birbirinden habersiz biçimde aynı borca kefil olması durumudur; bu hal birlikte kefaletten farklı olup, her kefil ayrı bir kefalet sözleşmesiyle yükümlülük altına girmiştir. Yasanın gerekçesinde verilen örnekle açıklamak gerekirse; 150 lira asıl borca K1 200 lira, K2 50 lira ve K3 50 lira için bağımsız kefil olmuşsa, toplam kefalet miktarı 300 liradır. K1 150 liranın tamamını ödediğinde, kendi kefalet miktarının toplam kefalet miktarına oranı 2/3 olarak hesaplanır ve kendi sorumluluk payı 100 lira olur. Fazladan ödediği 50 lira için K2 ve K3’e 1/6’şar oranında, yani 25’er lira olarak rücu edebilir. Uygulamada bu hesaplama özellikle banka kredilerinde ve birden çok kefilin bulunduğu ticari ilişkilerde önemli sonuçlar doğurmakta, kefiller arasındaki iç ilişkiyi belirlemektedir. Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanunu’nun 497. maddesi göz önünde tutulmuştur.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-587/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık