TBK ▸ Madde 601
Madde 600
MADDE 601

Süreli olmayan kefalette

Madde Listesi
Madde 602

TBK 601. Madde

I. Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olunca, adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebilir.

II. Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve borç bu suretle muaccel olunca, yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını kullanmasını isteyebilir.

III. Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan kurtulur.

TBK 601. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 601 inci maddesinde, süreli olmayan kefalette, kefaletin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Mahdut olmayan zaman için kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda “IV. Süreli olmayan kefalette” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin birinci fıkrasından farklı olarak, süreli olmayan kefaletin, kefalet türlerine göre sona ermesi düzenlenmiştir. Buna göre, asıl borcun muaccel olması koşuluyla, âdi kefalette her zaman, müteselsil kefalette ise kanunun öngördüğü hâllerde, kefil, alacaklıyı bir ay içinde dava ve takip haklarını kullanması, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesi ve ara vermeden takibe devam etmesi konusunda istemde bulunabilecektir. Böylece, diğer süreli olmayan sözleşmelere benzer biçimde, kefilin, açıklanan yolu izleyerek kefalet sözleşmesini sona erdirebileceği kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yapılan çeviri yanlışlığı düzeltilerek, Tasarıda “alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa” denilmiştir.

Maddenin son fıkrası ise, 818 sayılı Borçlar Kanununun 494 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesiyle benzer içeriğe sahiptir. Ancak bu cümle Tasarıda ayrı bir fıkra hâlinde kaleme alınmış ve böylece maddenin birinci ve ikinci fıkralarını kapsayacak şekilde, kefilin, yaptığı istemlerin gereğinin alacaklı tarafından yerine getirilmemesi durumunda borcundan kurtulacağı hükme bağlanmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Maddenin düzenlenmesinde kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 511 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 601. maddesi, belirli bir süreyle sınırlandırılmaksızın kurulan kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumluluktan kurtulma yolunu düzenlemekte olup, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 494. maddesinin karşılığını oluşturmaktadır. Hüküm, kefili süresiz biçimde sorumluluk altında bırakmanın adaletsizliğini gidermek amacıyla, alacaklıya karşı yönetilebilecek bir istem hakkı tanımakta ve bu istemin gereği yerine getirilmediği takdirde kefili borçtan kurtarmaktadır. Böylece kefalet sözleşmesinin sürekli borç ilişkisi doğuran niteliği karşısında, kefile tek taraflı bir çıkış imkânı sağlanmıştır. Hükmün ekonomik arka planı, kefilin riskini sınırlandırmak ve alacaklının pasif tutumundan kaynaklanabilecek rücu imkânı kayıplarını önlemektir.

Birinci fıkraya göre süreli olmayan kefalette kefil, asıl borcun muaccel olmasının ardından alacaklıdan belirli bir takip faaliyetini başlatmasını isteyebilir. Âdi kefalette bu istem her zaman kullanılabilirken, müteselsil kefalette kanunun öngördüğü hâllerle sınırlıdır. Kefil, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve takibe ara vermeden devam etmesini isteyebilir. Bu düzenleme, alacaklının pasif davranışıyla kefilin sorumluluk süresinin uzamasına engel olmaktadır. Alacaklı, borcunu tahsil etmek için gerekli hukuki araçları derhâl harekete geçirmek zorunda bırakılarak kefilin rücu imkânlarının zayıflaması önlenmektedir. Âdi kefalette tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi defilerinin bulunması, zaten alacaklıyı önce asıl borçluya yöneltmekte; buna karşın müteselsil kefalette alacaklının doğrudan kefile gitme yetkisi bulunduğundan, 601. madde müteselsil kefaletteki dengeyi kefil lehine yeniden kurmaktadır.

İkinci fıkra, muacceliyetin alacaklının borçluya yönelteceği bir bildirime bağlandığı hâlleri düzenlemektedir. Bu durumda kefil, sözleşmenin kurulmasından itibaren bir yıl geçtikten sonra alacaklıdan bildirim yapmasını ve borç bu suretle muaccel olunca birinci fıkradaki haklarını kullanmasını talep edebilir. Böylece alacaklının bildirimi geciktirmek suretiyle kefilin sorumluluğunu süresiz uzatması engellenmiştir. Mülga Kanun’un 494. maddesinin ikinci fıkrasındaki çeviri hatası da bu fıkrada giderilmiş, muacceliyet bildiriminin alacaklıdan borçluya yönelik olduğu açıkça vurgulanmıştır. Cari hesap sözleşmesiyle bağlantılı kefaletlerde, kredi sözleşmelerine bağlı limitli kefaletlerde ve hesap kat ihtarına bağlı muacceliyet hâllerinde bu fıkra pratik önem taşımaktadır.

Üçüncü fıkra, alacaklının kefilin haklı isteklerine uymaması hâlinde kefilin borçtan tamamen kurtulacağını hükme bağlamıştır. Bu yaptırım, emredici niteliktedir ve kefili koruyan en güçlü araçlardan birini oluşturur. Yargıtay uygulamasında 601. maddeye dayalı olarak açılan menfi tespit veya istirdat davalarında, kefilin alacaklıya usulüne uygun biçimde tebligat yaptırmış olması ve bir ay içinde takip yapılmamasının tespiti aranmaktadır. Yargıtay, kefilin bu istemini noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla yapmasının ispat kolaylığı sağladığını, ancak şekle bağlı kılınmadığını kabul etmektedir. Hukuk Genel Kurulu kararlarında alacaklının takibe ara vermesinin, örneğin haciz aşamasında uzun süre pasif kalmasının da 601. madde kapsamında değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Ayrıca icra takibinin düşürülmesi, yenileme talebinin zamanında yapılmaması gibi hâllerde de ‘ara vermeden takibe devam etme’ yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır.

Maddenin uygulanmasında süreli olmayan kefalet ile süreli kefalet ayrımı önem taşımaktadır; sözleşmede geçerli bir süre kararlaştırılmışsa 600. madde, aksi hâlde 601. madde devreye girer. Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu’nun 511. maddesi esas alınarak kaleme alınan bu düzenleme, kefilin iradesinin uzun vadeli olarak bağlanmasını engelleyen bir güvence hükmü olarak işlev görmekte ve kefalet hukukunun koruyucu karakterini pekiştirmektedir. Doktrinde, kefilin bu hakkının kefalet sözleşmesinin yenilenmesi veya süre tayini ile bertaraf edilemeyeceği, aksi yöndeki anlaşmaların TBK 27. madde kapsamında kısmi butlanla malul sayılacağı kabul edilmektedir.

Madde 600
MADDE 601

Süreli olmayan kefalette

Madde Listesi
Madde 602
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-601/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık