TBK 607. Madde
I. Ömür boyu gelir sözleşmesi, gelir borçlusunun gelir alacaklısına, içlerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmedir.
II. Sözleşme, aksine açık bir hüküm yoksa, gelir alacaklısının ömrü boyunca yapılmış sayılır.
III. Gelir borçlusunun veya üçüncü bir kişinin ömrüyle sınırlı olarak bağlanmış olan gelir, aksi kararlaştırılmamışsa gelir alacaklısının mirasçılarına geçer.
TBK 607. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 607 nci maddesinde, ömür boyu gelir sözleşmesi tanımlanmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununun 507 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Kaydı hayat ile irat / I. Mevzuu” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 507 nci maddesinin birinci fıkrasında “kaydı hayat ile tesis olunan irat, ya alacaklının veya borçlunun yahut üçüncü bir şahsın hayatı boyunca takyit olunabilir” denildiği hâlde, Tasarının 607 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir sözleşme tipi olarak, “Ömür boyu gelir sözleşmesi, gelir borçlusunun gelir alacaklısına, içlerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 607. maddesi, ömür boyu gelir sözleşmesinin tanımını ve temel unsurlarını düzenlemekte olup, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 507. maddesinin karşılığını oluşturmaktadır. Mülga Kanun’da ‘kaydı hayat ile irat’ şeklinde ifade edilen kurum, yeni düzenlemede ‘ömür boyu gelir sözleşmesi’ terimiyle karşılanarak hem dil açısından sadeleştirilmiş hem de kurumun bir sözleşme tipi olarak düzenlendiği açıkça ortaya konulmuştur. Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu’nun 516. maddesi esas alınarak hazırlanan hüküm, sosyal güvenlik sistemleri gelişmeden önce özellikle yaşlılık döneminde ekonomik güvenceyi temin etmek için başvurulan klasik bir sözleşme tipini modern terminoloji içinde yeniden düzenlemektedir.
Birinci fıkraya göre ömür boyu gelir sözleşmesi, gelir borçlusunun gelir alacaklısına, kendilerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmedir. Tanımdan sözleşmenin temel unsurları çıkarılabilmektedir: Öncelikle taraflar gelir borçlusu ve gelir alacaklısıdır. İkinci unsur, dönemsel edim yükümlülüğüdür; edim aylık, üç aylık veya altı aylık gibi belirli dönemlerde ifa edilen sürekli nitelikte bir borç olmalıdır. Edimin konusu kural olarak paradır, ancak yerine getirilmesi düzenli olan her türlü misli edim, örneğin belirli miktar buğday, zeytinyağı veya akaryakıt teslimi de olabilir. Üçüncü unsur, edimin belirli bir kişinin ömrüne bağlanmış olmasıdır. Ömrü esas alınan kişi taraflardan biri (gelir borçlusu veya gelir alacaklısı) olabileceği gibi sözleşmeye yabancı üçüncü bir kişi de olabilir. Bu özellik sözleşmeyi aleatuar (rizikolu) sözleşmeler arasında yer almasına yol açar; zira edimin toplam değeri, ömrü esas alınan kişinin ne kadar yaşayacağına bağlıdır.
Ömür boyu gelir sözleşmesi ivazlı veya ivazsız olarak kurulabilir. İvazlı olarak kurulması hâlinde gelir alacaklısı, gelir borçlusuna bir anapara, taşınmaz veya başka bir mal devretmekte, karşılığında dönemsel ödeme almaktadır. Uygulamada yaşlı bir kişinin taşınmazını devredip karşılığında ömür boyu aylık gelir alması örneği sık görülmektedir. İvazsız kurulması hâlinde ise sözleşme bağışlama niteliği taşıyabilir ve bağışlamaya ilişkin hükümlerin, özellikle bağışlamanın geri alınması, tenkis ve şekil kurallarının şartlarına da uyulması gerekir. Sözleşmenin niteliği, karşı edimin mal veya para değerini içerip içermemesine göre ivazlı-ivazsız ayrımında belirlenir ve bu ayrım miras hukuku bakımından da önem taşır; zira ivazsız tasarruflar saklı pay kuralları karşısında tenkise tabi olabilir.
İkinci fıkra, ömrü esas alınacak kişi konusunda sözleşmede aksine açık bir hüküm yoksa sözleşmenin gelir alacaklısının ömrü boyunca yapılmış sayılacağını öngörmektedir. Bu yorum kuralı, şüphe hâlinde gelir alacaklısı lehine yorum ilkesiyle bağdaşmakta ve sözleşmenin doğal amacına uygun düşmektedir. Zira ömür boyu gelir, çoğunlukla gelir alacaklısının yaşam düzeyinin güvence altına alınması amacıyla kurulmaktadır. Sözleşmede ‘eşlerin ömrü boyunca’, ‘çocukların biri hayatta kaldığı sürece’ gibi birden fazla kişinin ömrünün esas alınması da mümkündür.
Üçüncü fıkra, ömrü esas alınan kişinin gelir borçlusu veya üçüncü bir kişi olduğu hâllerde, aksi kararlaştırılmamışsa gelirin, gelir alacaklısının mirasçılarına geçeceğini hükme bağlamaktadır. Bu durum, ömrü esas alınan kişi hayatta iken gelir alacaklısı ölürse ortaya çıkar. Alacak hakkı bir varlık değeri taşıdığından alacaklının mirasçılarına intikal eder. Böylece aleatuar karakter tamamen korunurken, gelir alacaklısının malvarlığına giren hakkın kişilik gereği sona ermesi önlenmiştir.
Yargıtay uygulamasında 607. madde, çoğunlukla taşınmaz devri karşılığında ömür boyu gelir vaadinin geçerliliği, muvazaa iddiaları ve mirasçıların tenkis talepleri bakımından ele alınmaktadır. Ömür boyu gelir sözleşmesi ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi (TBK 611 vd.) arasındaki ayrımın dikkatle yapılması, edim konusunun para mı, bakım ve gözetim mi olduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır.
