TBK 608. Madde
Ömür boyu gelir sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
TBK 608. Madde Gerekçesi
Tasarının tek fıkradan oluşan 608 inci maddesinde, ömür boyu gelir sözleşmesinin şekli düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 508 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Tesisin şekli” ibaresi, Tasarıda “B. Şekli” olarak değiştirilmiştir.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 608. maddesi, ömür boyu gelir sözleşmesinin geçerliliği için öngörülen şekil koşulunu düzenlemekte olup, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 508. maddesinin karşılığını oluşturmaktadır. Mülga Kanun’un ‘tesisin şekli’ şeklindeki kenar başlığı, sözleşme kavramının ön plana çıkarılmasına uygun biçimde ‘şekli’ olarak sadeleştirilmiştir. Madde, tek fıkradan oluşmakta ve ömür boyu gelir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını kesin bir şekilde ifade etmektedir. Şekil kuralı, tarafları düşünmeden bağlanmaktan koruma, ifade açıklığını temin etme ve ispat kolaylığı sağlama gibi klasik işlevleri üstlenmektedir.
Hükmün öngördüğü şekil, geçerlilik şekli niteliğindedir. Başka bir ifadeyle yazılı şekil, ispat için değil, sözleşmenin hukuken var olabilmesi için aranan bir geçerlilik koşuludur. Bu şekle uyulmaksızın sözlü olarak kurulan ömür boyu gelir sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca kesin hükümsüz olup hüküm doğurmaz. Hükümsüzlük, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından re’sen de dikkate alınır ve tarafların hükümsüzlüğe rıza göstermesi sözleşmeye geçerlilik kazandırmaz. Yazılı şeklin kapsamına hem adi yazılı şekil hem de resmi yazılı şekil girer. Kanun, resmi şekli aramadığından taraflarca imzalanmış adi yazılı bir belge de geçerli kabul edilir. Ancak taşınmaz mülkiyetinin devri karşılığında ömür boyu gelir vaadedildiği hâllerde, taşınmaz devrinin Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesi gereği resmi şekle tabi olması nedeniyle işlem resmi senetle yapılmalıdır; bu durumda sözleşmenin tamamı tapu sicil müdürlüğünde düzenlenen resmi senede bağlanır. Noter tarafından düzenlenen sözleşmeler de elbette geçerlidir ve resmi belge niteliği taşır.
Yazılı şeklin unsurları bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 14. maddesi esastır. Buna göre sözleşmenin tarafları, kendilerine borç yükleyen beyanları altında el ile imza atmalıdır. Ömür boyu gelir sözleşmesinde taraflar, gelir borçlusu ve gelir alacaklısıdır; her iki tarafın da imzası aranır. Sözleşme metninde dönemsel edimin miktarı, ödeme dönemleri, ömrü esas alınan kişi ve varsa karşı edim (anapara, taşınmaz) açıkça belirtilmelidir. Sözleşmede esaslı noktaların tamamına ilişkin anlaşmanın bulunmaması, şekle uygun dahi olsa sözleşmenin kurulmamış sayılmasına yol açar. Sözleşme değişiklikleri ve tadiller de aynı şekle uyularak yapılmalıdır; uzun süreli sözleşmelerde edim miktarının uyarlanması için yapılacak ek protokoller de yazılı olmalıdır.
Hükmün altında yatan temel amaç, tarafların özellikle gelir alacaklısının yaşa bağlı olarak risk altında bulunabileceği bir ilişkiye düşünmeden girmesini engellemektir. Ömür boyu gelir sözleşmesi uzun süreli bir borç doğurduğundan ve ekonomik sonucu baştan kesin olarak hesaplanamayacağından, tarafların iradelerinin yazılı bir belgeye aktarılması hem uyarı hem de ispat işlevi görmektedir. Ayrıca sözleşmenin kurulma anında kararlaştırılan koşulların sonradan ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda açık biçimde belgelenmiş olmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle şekil kuralı, tarafları aceleci kararlardan korur ve uzun vadeli ilişkinin temelini sağlam bir belgeye dayandırır.
Yargıtay içtihatları, şekle aykırı biçimde kurulduğu iddia edilen ömür boyu gelir sözleşmelerinin geçersizliğini kabul etmekle birlikte, uzun süre edim yerine getirilmiş ve taraflarca kabullenilmiş ilişkilerde dürüstlük kuralı (TMK 2) çerçevesinde şekle aykırılık iddiasının kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Nitekim bazı Yargıtay kararlarında, alacaklıya uzun yıllar boyunca edada bulunmuş olan borçlunun, sonradan şekil eksikliği nedeniyle sözleşmeyi geçersiz saydırmasının hakkın kötüye kullanımı oluşturacağı belirtilmiştir. Ancak bu istisnai değerlendirme, genel kuralı ortadan kaldırmaz; kural, yazılı şekle uyulmasıdır. Ayrıca şekle aykırı sözleşme çerçevesinde yapılan ifa ve karşı ifa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilir.
