Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Konusu ve Bakım Borçlusunun Yükümlülükleri
TBK 614. Madde
I. Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür.
II. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır.
III. Kabul ettikleri kişilere ölünceye kadar bakma amacıyla kurulmuş olan kurumların bakım borcunun kapsamı ve ifası, kendilerince hazırlanarak yetkili makamların onayından geçen genel düzenlemelerle belirlenir. Bu düzenlemeler, sözleşmenin içeriğinden sayılır.
TBK 614. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 614 üncü maddesinde, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin konusu düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 514 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. Mevzuu” şeklindeki ibare, Tasarıda “D. Konusu” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 514 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde kullanılan “… ailesi içinde yaşar” şeklindeki ibare, Tasarının 614 üncü maddesinin birinci fıkrasında “… aile topluluğuna katılmış olur” şeklinde ifade edilmiştir.
Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 614. maddesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin esasını oluşturan bakım ediminin kapsamını ve niteliğini ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan hüküm, sözleşmenin yalnızca maddi edimlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda aile topluluğuna katılma şeklinde tezahür eden kişisel ve manevi bir ilişkiyi de içerdiğini vurgulamaktadır. Düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 514. maddesini karşılamakta; "aile içinde yaşar" ifadesi yerine "aile topluluğuna katılmış olur" ifadesi kullanılarak kavramsal netlik sağlanmıştır.
Maddenin birinci fıkrasına göre, sözleşmenin kurulmasıyla bakım alacaklısı bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış sayılır. Bu katılma, sözleşmenin karakteristik unsuru olup hem alacaklıya hem de borçluya karşılıklı sadakat ve özen yükümlülükleri getirir. Bakım borçlusu, aldığı malların değeri ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durum dikkate alınarak hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa etmekle yükümlüdür. Bu düzenleme, bakım standardının objektif biçimde değil, somut olay özelliklerine göre belirleneceğini göstermektedir. Bakım alacaklısı daha önce üst düzey bir yaşam seviyesine sahipse, bakım da bu seviyeyi koruyacak nitelikte olmalıdır.
Maddenin ikinci fıkrası, bakım edimini somutlaştırarak bakım borçlusuna şu asli yükümlülükleri getirmiştir: uygun gıda sağlamak, uygun konut temin etmek, hastalık hâlinde gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmek. Bu sayım sınırlayıcı değil örnekleyicidir; ihtiyaca göre temizlik, giyim, psikolojik destek, sosyal ihtiyaçların karşılanması gibi hizmetler de bakım kapsamında değerlendirilir. Yargıtay içtihatlarında özellikle yaşlı ve hasta bakım alacaklılarının tedavi giderlerinin karşılanmaması, uygun olmayan konutta yaşatılması veya ihmal edilmesi durumları sözleşmeye aykırılık olarak kabul edilmekte ve feshe gerekçe sayılmaktadır.
Bakım ediminin kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliği, bakım borçlusunun bu edimi bizzat ifa etmesini gerektirir. Ancak Yargıtay, bakım borçlusunun başkaları (eş, çocuklar, bakıcı vb.) aracılığıyla bakımı sağlamasını ilke olarak mümkün görmekle birlikte, bakım alacaklısının manevi olarak ihmal edildiği veya aile ortamından dışlandığı durumları sözleşmeye aykırılık saymaktadır. Aile topluluğuna katılma yükümlülüğü, salt fiziksel bakımı aşan duygusal bir boyut taşımaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrası, Devletçe tanınmış bakım kurumları için özel bir düzenleme getirmektedir. Bu kurumlar tarafından kabul edilen kişilere yönelik bakım borcunun kapsamı ve ifa biçimi, kurumun kendisi tarafından hazırlanan ve yetkili makamların onayından geçen genel düzenlemelerle belirlenir. Söz konusu düzenlemeler sözleşmenin içeriğinden sayılır. Bu fıkra, kurumsal bakım hizmetlerinin standartlaştırılmasına ve şeffaf biçimde yürütülmesine hizmet etmektedir. Uygulamada huzurevleri, bakım merkezleri ve engelli bakım kurumları bu çerçevede faaliyet göstermektedir.
