TBK 615. Madde
I. Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilirler.
II. Hâkim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar verebilir.
III. Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.
TBK 615. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 615 inci maddesinde, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve tenkisi düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 515 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. İtiraz ve tenkis” şeklindeki ibare, Tasarıda “E. İptali ve tenkisi” şekline dönüştürülmüştür.
818 sayılı Borçlar Kanununun 515 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü cümleleri, ayrı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 615. maddesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin üçüncü kişiler lehine iptal edilebilmesi ve mirasçılar tarafından tenkis davasına konu edilebilmesi olanağını düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan hüküm, sözleşmenin yalnızca tarafları değil, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu aile bireylerini ve mirasçılarını da yakından ilgilendirmektedir. Düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 515. maddesini karşılamakta olup esaslı bir hüküm değişikliği içermemektedir.
Maddenin birinci fıkrası, nafaka alacaklılarının korunmasına yöneliktir. Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmakla kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişilere (eş, çocuklar, anne-baba, kardeşler gibi) karşı nafaka yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalan nafaka alacaklıları sözleşmenin iptalini isteyebilirler. Bu hüküm, malvarlığını üçüncü bir kişiye devrederek ailesine karşı ödemekle yükümlü olduğu nafakayı ödeyemez hâle gelen borçluyu sözleşmenin arkasına saklanmaktan alıkoyma amacını taşır.
Maddenin ikinci fıkrası, hâkime esnek bir yetki tanımaktadır. Hâkim, sözleşmenin tamamen iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere doğrudan nafaka ödemesine karar verebilir. Bu düzenleme ölçülülük ilkesinin somut bir yansımasıdır; zira sözleşmenin tamamen iptali hem bakım alacaklısını hem de bakım borçlusunu mağdur edebilecekken, kısmi bir mahsup yoluyla hem nafaka alacaklılarının hakları korunur hem de sözleşme ayakta tutulur.
Maddenin üçüncü fıkrası, miras hukuku ile borçlar hukukunun kesişim noktasında yer alan önemli bir atıf yapmaktadır. Buna göre mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır. Mirasçılar, Türk Medeni Kanunu’nun 560 ve devamındaki hükümlere dayanarak saklı paylarına tecavüz eden ölünceye kadar bakma sözleşmesine karşı tenkis davası açabilirler. Alacaklılar ise İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamındaki hükümler çerçevesinde tasarrufun iptali davası açma imkânına sahiptir.
Yargıtay içtihatlarında bu üç dava türü arasındaki ayrım titizlikle yapılmaktadır. Muvazaaya dayalı iptal davaları (özellikle mirastan mal kaçırma saiki), TBK 615 kapsamındaki nafaka temelli iptal davaları ve saklı pay ihlaline dayanan tenkis davaları farklı hukuki temellere ve farklı sonuçlara sahiptir. Özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, muris muvazaası çerçevesinde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin değerlendirilmesinde ölçüt olmaya devam etmektedir. Bu kararda, gerçek iradesi mirastan mal kaçırmak olup görünürde ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılan hâllerde sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersiz sayılacağı ilkesi benimsenmiştir. Madde 615, bu içtihat yanında bağımsız bir iptal imkânı sunarak nafaka alacaklılarını özel olarak korumaktadır.
