TBK 620. Madde
I. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
II. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.
TBK 620. Madde Gerekçesi
Tasarının iki fıkradan oluşan 620 nci maddesinde, âdi ortaklık sözleşmesi tanımlanmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununu 520 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 520 nci maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “Ticaret Kanununda” şeklindeki dar kapsamlı ibare yerine, Tasarının 620 nci maddesinin ikinci fıkrasında “kanunla” ibaresi kullanılmıştır. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 520 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “ve” bağlacı, Tasarının 620 nci maddesinin birinci fıkrasında da, ortakların ortaklık payı olarak sadece emeklerini veya mallarını ya da her ikisini birlikte koyabileceklerini ifade etmek üzere kullanılmıştır.
Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesi, Onsekizinci Bölüm’ün başında yer alarak adi ortaklık sözleşmesinin yasal tanımını ortaya koymakta ve tüzel kişiliği bulunmayan bu en temel ortaklık biçiminin unsurlarını belirlemektedir. İki fıkradan oluşan hüküm, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 520. maddesini karşılamakta olup esaslı bir hüküm değişikliği içermemekle birlikte terminolojide önemli bir yenilik getirmiştir. Eski kanundaki "şirket" terimi, yeni düzenlemede "ortaklık" olarak değiştirilmiş ve bu değişiklik 620 ilâ 645. maddelerin tamamında tutarlı biçimde uygulanmıştır. Kenar başlıktaki "Tarifi" ibaresi de "Tanımı" olarak güncellenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bu tanımdan hareketle adi ortaklığın dört temel unsuru ortaya çıkmaktadır: kişi çokluğu (en az iki kişi), ortak amaç, katkı yükümlülüğü (emek veya mal) ve birlikte çalışma (affectio societatis) iradesi. Ortaklık amacı ekonomik olabileceği gibi ideal de olabilir; kazanç paylaşımı bir zorunluluk değildir. Kanun koyucu, bu geniş tanımla adi ortaklığı tüm ortaklık türleri bakımından genel (temel) ortaklık niteliğine büründürmüştür.
Fıkrada "emek ve mal" ifadesindeki "ve" bağlacı, gerekçede de açıklandığı üzere, ortakların ortaklık payı (sermaye) olarak sadece emeklerini ya da sadece mallarını veya her ikisini birlikte koyabileceklerini ifade etmek üzere kullanılmıştır. Dolayısıyla bir ortak yalnızca emeğini, diğer ortak yalnızca sermayesini koyabilir; her iki katkı biçimi de ortaklığın kurulması için yeterli ve meşrudur. Mal katkısı, taşınır, taşınmaz, alacak, fikri mülkiyet hakkı gibi her türlü değeri kapsayabilir; emek katkısı ise ortakların mesleki bilgi, deneyim ve iş gücünü ortaklığa sunmasıdır.
Maddenin ikinci fıkrası, adi ortaklığın hukuki sistemdeki konumunu netleştirmektedir. Buna göre bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır. Eski kanundaki "Ticaret Kanununda" ifadesi yerine "kanunla" ifadesinin tercih edilmesi, kapsamın genişletilmesi anlamına gelmektedir. Böylece yalnızca Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen kolektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif ortaklıkları değil, diğer özel kanunlarla düzenlenmiş ortaklık türlerinin de ayırt edici unsurlarını taşımayan birliktelikler adi ortaklık sayılacaktır.
Adi ortaklığın en önemli hukuki özelliği, tüzel kişiliğinin bulunmamasıdır. Adi ortaklık malvarlığı, ortakların elbirliği mülkiyetine tabi olup ortaklığın borçlarından ortaklar şahsen, müteselsilen ve sınırsız olarak sorumludur. Ortaklık kendi adına dava açamaz veya davalı olamaz; işlemler tüm ortaklar adına yapılır. Yargıtay içtihatları, uygulamada sıkça karşılaşılan inşaat, proje ortaklıkları, konsorsiyumlar, avukatlık ortaklıkları, medeni meyve paylaşım anlaşmaları gibi pek çok ilişkiyi adi ortaklık olarak nitelendirmektedir. Bu nitelendirme, ortaklar arasındaki iç ilişki ile üçüncü kişilere karşı sorumluluk rejiminin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir.
