TBK ▸ Madde 630

TBK 630. Madde

I. Kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabidir.

II. Ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın, ortaklığın işlerini görmesi veya bu yetkiye sahip ortağın yetkisini aşması hâllerinde, vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümler uygulanır.

III. Yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdürler. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Ortaklığı yönetenin ortaklardan birisi olmaması durumunda da aynı kural uygulanır.

TBK 630. Madde Gerekçesi

Tasarının üç fıkradan oluşan 630 uncu maddesinde, âdi ortaklıkta, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 530 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “VII. Şirketi idare eden ve etmeyen şerikler arasındaki münasebet / 1. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibareler, Tasarıda “VII. Yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişki / 1. Genel olarak” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 530 uncu maddesinin birinci fıkrasının her iki cümlesi de, ayrı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 530 uncu maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “…bâtıldır.” sözcüğü yerine, borçlar hukuku sözleşmeleri bakımından daha uygun düştüğü için, Tasarının 630 uncu maddesinin son fıkrasının ilk cümlesinde, “…kesin olarak hükümsüzdür.” ibaresinin kullanılması tercih edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 630. maddesi, adi ortaklıkta yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki iç ilişkinin hukukî rejimini belirlemekte ve yönetici ortağın hesap verme yükümlülüğünü düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 530. maddesinin karşılığıdır. Düzenleme, adi ortaklığın iç yapısının özellikle yönetim boyutunda nasıl işleyeceğini ve yönetim ilişkisinde hangi genel sözleşme tipinin hükümlerinin uygulanacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.

Birinci fıkra, kanunun bu bölümünde veya ortaklık sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça, yönetici ortaklar ile diğer ortaklar arasındaki ilişkilerin vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlere tabi olacağını hükme bağlamıştır. Böylece yönetici ortak, TBK 502 vd. hükümleri çerçevesinde özenli iş görme, talimata uygun hareket etme, şahsen ifa, sır saklama, hesap verme ve kazandıklarını devretme yükümlülükleri altına girer. Bu atıf, özellikle TBK 628/son fıkrası ile paralel biçimde değerlendirildiğinde, yönetici ortağın ücretli veya ücretsiz olmasına bakılmaksızın vekâlet hükümlerine tabi olduğunu göstermektedir. Diğer ortakların ise vekâleti veren konumunda haklara sahip olacağı; talimat verme, denetim yapma, hesap isteme ve zararların tazminini isteme yetkilerinin bu çerçevede kullanılacağı kabul edilir.

İkinci fıkra, iki özel durumu düzenleyerek vekâletsiz iş görme hükümlerinin kıyasen uygulanmasını öngörmektedir: ortaklığı yönetme yetkisi bulunmayan bir ortağın ortaklık işlerini görmesi veya yönetme yetkisine sahip ortağın yetkisini aşması. Her iki durumda da TBK 526 vd. hükümleri uygulanır. Yönetici olmayan ortağın iş görmesi, şayet ortaklığın menfaatine uygun ve objektif biçimde uygun bir iş ise, gerçek vekâletsiz iş görme olarak değerlendirilerek makul masrafların ve zararların karşılanması istenebilir; uygun olmayan veya ortağın kişisel menfaatine yönelik iş görmelerde ise haksız vekâletsiz iş görme hükümleri devreye girer ve ortaklık yoluyla elde edilen kazançlar talep edilebilir. Yetkisini aşan yönetici ortak bakımından da aynı rejim geçerlidir; yetkinin aşıldığı kısımda sözleşmesel sorumluluk yerine vekâletsiz iş görme çerçevesinde sorumluluk doğar. Yargıtay, yetki aşımının kapsamının belirlenmesinde ortaklık sözleşmesi ile ortaklar arasındaki fiilî uygulamayı birlikte değerlendirmektedir.

Üçüncü fıkra, yönetici ortakların yılda en az bir defa hesap verme ve kazanç paylarını ortaklara ödeme yükümlülüğünü düzenlemektedir. Bu yükümlülük, 622. maddedeki kazanç paylaşımı ilkesinin somut bir uygulamasıdır. Hesap dönemi, kural olarak takvim yılı veya sözleşmede belirlenen mali yıldır. Hesap verme, ortaklığın tüm gelirlerini, giderlerini, borç ve alacaklarını, aktif ve pasif varlıklarını belgeleriyle birlikte diğer ortaklara sunmak biçimindedir. Hesap döneminin uzatılmasına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür; bu emredici nitelik, ortakların denetim haklarını korumaya yöneliktir ve 818 sayılı Kanun’daki "bâtıldır" ifadesinin yerini almıştır. Ortaklığı yönetenin ortak olmayan üçüncü bir kişi olması hâlinde de aynı kural geçerlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uygulamasında, hesap vermekten kaçınan yönetici ortak aleyhine hem hesap verme davası açılabileceği hem de bu durumun güven ilişkisini sarsan haklı sebep olarak fesih istemini destekleyeceği kabul edilmektedir. Hesap vermeme, aynı zamanda yönetim yetkisinin 629. madde uyarınca kaldırılmasına dayanak oluşturan en tipik hâllerden biridir.