TBK 629. Madde
I. Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz.
II. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.
III. Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.
TBK 629. Madde Gerekçesi
Tasarının üç fıkradan oluşan 629 uncu maddesinde, âdi ortaklıkta yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 529 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “VI. İdare salâhiyetinin nezi ve tahdidi” şeklindeki ibare, Tasarıda “VI. Yönetim yetkisinin kaldırılması ve sınırlanması” şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun tek fıkradan oluşan 529 uncu maddesinin her üç cümlesi de, ayrı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda üç fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 529 uncu maddesinin ikinci cümlesinde kullanılan “…diğer şeriklerden her biri, idare salâhiyetini nezi ettirebilir.” şeklindeki ibare, Tasarının 629 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir.” şekline dönüştürülerek, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 539 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile uyumlu hâle getirilmiştir. Böylece, haklı sebebin varlığı hâlinde, ortaklardan her biri, en azından ilk plânda mahkeme kararına gerek olmaksızın, ortaklardan birine verilmiş olan yönetim yetkisini kaldırabilecektir.
Açıklama
Türk Borçlar Kanunu’nun 629. maddesi, ortaklık sözleşmesiyle bir ortağa verilen yönetim yetkisinin hangi koşullarda kaldırılabileceği ve sınırlanabileceğini düzenlemektedir. Üç fıkradan oluşan madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 529. maddesinin karşılığı olup, kaynak İsviçre Borçlar Kanunu’nun 539. maddesiyle uyumlu hâle getirilmiş ve uygulamada sıkça karşılaşılan yetki çatışmalarına hukukî bir zemin sağlamıştır. Düzenleme, ortaklığın istikrarı ile haklı menfaatlerin korunması arasındaki dengeyi gözetmektedir.
Birinci fıkra, ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisinin haklı bir sebep olmaksızın diğer ortaklarca kaldırılamayacağını ve sınırlanamayacağını hükme bağlamaktadır. Bu kural, sözleşmeyle yaratılan yönetim düzeninin ortaklığın işleyişi için önem arz etmesi ve keyfî müdahalelerin önlenmesi amacına hizmet eder. Sözleşmeden doğan yönetim yetkisi, kazanılmış bir statü niteliği taşımakta olup sadece karar alma yöntemiyle (624. madde) kaldırılmaz; mutlaka haklı sebebin varlığı aranır. Sözleşmeyle verilmemiş, yani 624. madde uyarınca alınan bir kararla veya kanun gereği sahip olunan yönetim yetkisi için ise bu kısıtlama geçerli değildir; bu tür yetkiler aynı yöntemle kaldırılabilir.
İkinci fıkra, ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa diğer ortaklardan her birinin yönetim yetkisini kaldırabileceğini düzenler. Mülga 818 sayılı Kanun’daki "iskat ettirebilir" ifadesi, yeni metinde "kaldırabilir" şeklinde netleştirilerek İsviçre Borçlar Kanunu’yla uyum sağlanmıştır. Bu düzenlemenin pratik sonucu son derece önemlidir: haklı sebebin varlığı hâlinde, en azından ilk plânda mahkeme kararına gerek olmaksızın, ortaklardan her biri tek başına yönetim yetkisinin kaldırılması hakkını kullanabilir. Yenilik doğurucu nitelikte olan bu hak, karşı tarafa ulaşan tek taraflı bir irade beyanıyla sonuç doğurur. Ancak yetki kaldırma beyanının haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, daha sonra yönetici ortak tarafından mahkemede denetime konu edilebilir; mahkeme haklı sebebin bulunmadığını tespit ederse, kaldırma geçersiz sayılır ve yetkisiz müdahalenin sonuçları gündeme gelir.
Üçüncü fıkra, haklı sebepler için iki örneği somut biçimde saymaktadır: yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi ve iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi. Sayma sınırlayıcı (numerus clausus) değildir; "özellikle" ibaresi kullanılmış olup uygulamada haklı sebep oluşturabilecek her durum bu kapsama girebilir. Yargıtay içtihatlarında; ortaklık defterlerinin tutulmaması, mali şeffaflığın sağlanmaması, rekabet yasağının ihlâli, güven ilişkisinin bozulması, yönetici ortağın sağlık durumunun elvermemesi, fiil ehliyetinin kısıtlanması, ciddi ekonomik kayıplara neden olan tercihler ve ortaklık menfaatini kişisel menfaat lehine feda etme gibi durumlar haklı sebep sayılmaktadır. Haklı sebebin değerlendirilmesinde, tarafların kusur durumu, zararın büyüklüğü, ortaklığın geleceği açısından yarattığı risk ve ortaklar arasındaki güvenin sürdürülebilir olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir. Yönetim yetkisinin sınırlanması, yetkinin tamamen kaldırılmasından hafif bir tedbir olarak, belirli işlem türleri veya tutarsal sınırlar getirilerek uygulanabilir.
