TBK 66. Madde
I. Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
III. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
IV. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
TBK 66. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 55 inci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının dört fıkradan oluşan 65 inci maddesinde, adam çalıştıranın sorumluluğu düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 55 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan “C. İstihdam edenlerin mesuliyeti” ibaresi, Tasarıda “II. Özen sorumluluğu / 1. Adam çalıştıranın sorumluluğu” şekline dönüştürülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununun 55 inci maddesinde kullanılan “istihdam eden” şeklindeki ibare yerine, Tasarıda “adam çalıştıran”; “maiyetinde istihdam ettiği kimseler ve amele” şeklindeki ibare yerine de, “çalışan” terimi kullanılmıştır.
Kusursuz sorumluluk türlerinden biri olan olağan sebep sorumluluğuna ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanununun 55 inci maddesi iki fıkra, Tasarının 65 inci maddesi ise, dört fıkra hâlinde düzenlenmiştir.
Gözetimleri altındaki kişiler üzerinde, objektif özen gösterme borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğa ilişkin Tasarının 65 inci maddesinin ikinci fıkrasında da, 818 sayılı Borçlar Kanununda olduğu gibi, sorumluluktan kurtuluş kanıtına yer verilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 55 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, ayrı bir kurtuluş kanıtı olarak düzenlenmiş görünen “yahut bu dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mâni olamayacağını ispat ederse mesul olmaz.” şeklindeki hüküm, nedensellik bağının kesilmesi ile ilgili olduğu göz önünde tutularak, madde metnine alınmamıştır.
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen üçüncü fıkrasında ise, sahibi olduğu işletmede adam çalıştıranın, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat edemezse, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlü olduğu öngörülmüştür. Böylece, işletmesinde zararın doğmasını önlemeye elverişli bir çalışma düzeni kurduğunu ispat edemeyen adam çalıştıranların, Tasarının 65 inci maddesinin ikinci fıkrasından yararlanamayacakları kabul edilmiş olmaktadır. Bu yeni düzenleme, uygulama ve öğretide savunulan görüşü yansıtmış olmaktadır.
Maddenin son fıkrasında, çalıştıranın zararı vermiş olan çalışana rücu hakkı düzenlenmektedir. Ancak, rücu hakkının kapsamı zararı vermiş olan çalışanın bizzat sorumlu tutulacağı miktarla sınırlandırılmıştır.
Açıklama
TBK md. 66, modern sorumluluk hukukunun en önemli hükümlerinden biri olup adam çalıştıranın çalışanın fiilinden doğan sorumluluğunu düzenler. Dört fıkradan oluşan madde, ticari işletmeler ve işverenler için yüksek sorumluluk rejimi getirir, çalışanın kusuru aranmayan kusursuz sorumluluk standardı benimser. Düzenleme, çalışan-işveren ilişkilerindeki risk dağılımını adil biçimde düzenler.
Birinci fıkraya göre adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu kural sorumluluğun temel çerçevesini ortaya koyar.
Sorumluluğun koşulları şunlardır. Birincisi adam çalıştıran-çalışan ilişkisi bulunmalıdır. Bu ilişki iş sözleşmesiyle sınırlı değildir; vekâlet, hizmet, geçici görevlendirme gibi her türlü çalışma ilişkisi bu kapsamdadır. Kritik olan kişinin başka birinin hesabına ve bu kişinin otoritesi altında iş yapmasıdır. İkincisi zarar çalışanın iş yapması sırasında verilmiş olmalıdır; işin doğrudan yapılması veya doğal sonucu olmalıdır. Mesleki faaliyetten tamamen bağımsız davranışlar (kişisel kavga gibi) bu kapsamda değildir. Üçüncüsü zarar başkasına verilmiş olmalıdır; çalışanın kendi veya işverene verdiği zarar farklı bir rejime tabidir. Dördüncüsü çalışanın fiilinde hukuka aykırılık bulunmalıdır.
Çalışanın kusuru aranmaz. Bu, madde 66’nın en önemli özelliğidir. Kusursuz sorumluluk rejimi benimsendiği için zarar gören, çalışanın kusurunu ispat etmek zorunda değildir. Adam çalıştıran, çalışanın fiili ile zarar arasında nedensellik bağı yeterlidir.
İkinci fıkra adam çalıştırana kurtulma imkânı verir. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bu "özen karinesinin çürütülmesi" imkânıdır.
Özen yükümlülüğü dört alandadır. Seçim özeni; nitelikli, uygun ve deneyimli çalışan seçmek. Talimat özeni; işin güvenli ve doğru biçimde yapılması için gerekli yönlendirmeleri yapmak. Gözetim özeni; çalışanın davranışlarını izlemek ve kontrol etmek. Denetim özeni; işin sonucunu kontrol etmek ve gerekli düzeltmeleri yapmak.
İspat yükü adam çalıştıranda. Tüm bu özeni gösterdiğini ispat etmek zorundadır. Bu ispat çoğu durumda çok zordur. Uygulamada çoğu kazada işveren bu ispatı yapamaz ve sorumlu tutulur. Bu nedenle madde 66, fiilen bir kusursuz sorumluluk olarak işler.
Üçüncü fıkra daha ağır bir sorumluluk getirir: bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu "işletme sorumluluğu" kavramıdır.
Bu rejim organize işletmelerde özel bir ağırlaştırmadır. İşletmenin tüm çalışma düzenini güvenli ve zararları önleyici nitelikte kurmak zorundadır. Sadece tek bir çalışanın seçimi, talimatı, gözetimi değil; tüm organizasyonun kalite güvencesi sağlanmalıdır. İspat yükü yine işverende olup, ağır bir kanıt standardı söz konusudur.
Dördüncü fıkra rücu hakkını düzenler: adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. Bu kural iç ilişkiyi belirler.
Adam çalıştıran tazminat ödedikten sonra çalışana rücu edebilir. Ancak bu rücu tam ölçüde değildir; çalışanın bizzat sorumluluğu oranındadır. Çalışan ancak kendi kusurlu davranışıyla zarara yol açtığı ölçüde iç ilişkide sorumludur. Eğer zarar tamamen işletmenin organizasyon hatasından kaynaklanıyorsa (örneğin eksik eğitim, yetersiz ekipman), çalışan iç ilişkide hiç sorumlu olmayabilir.
Bu rücu sınırı çalışanın korunmasına hizmet eder. Çalışanlar ücretli personel olarak hata yapabilir; bu hataların ekonomik sonuçlarının kendileri tarafından üstlenilmesi zorunlu değildir. İşveren genellikle mali riskleri üstlenebilecek durumdadır ve sigortalanmıştır.
İş hukukunda (İş Kanunu md. 25) çalışanın kusurundan doğan zararlar için özel hükümler vardır. Bu özel hükümler TBK md. 66 ile birlikte değerlendirilir.
Yargıtay kararlarında özellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi malpraktis gibi alanlarda madde 66 sık uygulanmaktadır. Organizasyon sorumluluğu (3. fıkra) modern büyük işletmelerde ağır bir sorumluluk rejimi olarak işler.
