TBK 7. Madde
Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz. Bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.
TBK 7. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “Ismarlanmayan bir şeyin gönderilmesi” kenar başlıklı yeni bir maddedir.
Tasarının iki fıkradan oluşan 7 nci maddesinde, ısmarlanmayan şeyin gönderilmesi düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasında, ısmarlanmamış bir şeyin gönderilmesinin öneri sayılmadığı ve bu şeyi alan kişinin, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü olmadığı belirtilmektedir. Böylece, bu tür taşınırları posta kutusunda veya kapısının önünde bulan ya da başka bir yolla alan kişilerin, bunları geri göndermemesi, saklamaması hattâ kullanması sebebiyle, taraflar arasında örtülü irade açıklaması sonucunda bir sözleşme ilişkisinin doğmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Maddenin son fıkrasında ise, ısmarlanmamış bir şeyin yanlışlıkla gönderildiği açıkça anlaşıldığı takdirde, onu alan kişinin, dürüstlük kurallarının bir sonucu olarak, uygun bir sürede, durumu gönderene haber vermesi gerektiği öngörülmüştür.
Maddenin düzenlenmesinde 5 Ekim 1990 tarihli Federal Kanunla kaynak İsviçre Borçlar Kanununa 6a maddesi olarak eklenmiş olup, 1 Temmuz 1991 tarihinden beri yürürlükte olan düzenlemeler göz önünde tutulmuştur. Kaynak İsviçre Borçlar Kanununda üç fıkradan oluşan söz konusu maddenin, ilk iki fıkrası birleştirilerek, iki fıkra hâlinde Tasarıya alınması uygun görülmüştür.
Açıklama
TBK md. 7, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nda bulunmayan yeni bir düzenleme olup, tüketici ve alıcının korunmasını amaçlayan koruyucu bir hüküm niteliğindedir. Madde, bir kişiye sipariş vermediği bir şeyin gönderilmesinin öneri sayılmayacağını ve alıcının iade ya da saklama yükümlülüğü altında olmadığını açıkça düzenler. Bu hüküm, modern pazarlama tekniklerine karşı alıcıya güçlü bir koruma kalkanı sağlar.
Hüküm, pazarlama pratiklerinde sıkça karşılaşılan bir soruna çözüm getirmektedir. Şirketler, ürünlerini tanıtmak amacıyla kişilere kendiliğinden mal göndermekte ve sessiz kalmayı ya da malın iade edilmemesini kabul saymaktadır. Ticari hayatta "agresif pazarlama" olarak adlandırılan bu uygulama, madde 7 ile açıkça engellenmiştir. Düzenlemeye göre ısmarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri olarak dahi değerlendirilmez; dolayısıyla kabul beklentisi doğurmaz. Alıcı açısından hiçbir sözleşme yükümlülüğü gerekmez.
Birinci cümle, gönderilen şeyin öneri sayılmadığını belirterek sözleşmenin kurulmasının önüne geçer. Alıcının sessizliği ya da iade etmemesi, TBK md. 6 kapsamında örtülü kabul olarak yorumlanamaz; zira kanun açıkça öneri niteliğini reddetmiştir. Bu durum, örtülü kabulün sınırlarını koruyan önemli bir istisnadır ve zayıf tarafın haksız yükümlülük altına sokulmasını engeller. Alıcı, gönderen kimseye karşı hiçbir bildirimde bulunmak zorunda kalmadan malın kendisine gelmiş olmasını kabul edebilir.
İkinci cümle, alıcıya önemli bir rahatlık sağlar: bu şeyi alan kişi onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir. Bu düzenleme, gönderilen malın alıcı üzerinde iade masrafları ve saklama külfeti oluşturmasını engeller. Alıcı malı elinde tutarsa dahi herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğü altına girmez; sessizliği kabul olarak yorumlanmaz. Ancak alıcı malı kullanması ya da tüketmesi gibi açık bir sahiplenme iradesi ortaya koyarsa genel irade açıklaması ilkeleri (TBK md. 1) çerçevesinde bir satım sözleşmesinin kurulduğu kabul edilebilir. Fiilen kullanım, örtülü kabul anlamına gelebilir; bu sınır önemlidir.
Madde, sadece ticari reklâm amaçlı gönderimleri değil, tanıtım materyali yollanmasını ve yazılı-basılı bilgi belgelerinin ulaştırılmasını da kapsar. Bununla birlikte ortada önceden yapılmış bir sözleşme ilişkisi varsa (örneğin taraflar arasında sürekli teslimat anlaşması mevcutsa), gönderilen malın bu sözleşme kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerekir. Burada madde 7’nin uygulama alanı dar yorumlanmalıdır; sipariş edilmeyen malın tanımı tarafların önceki ticari ilişkisi ışığında belirlenir. Abonelik sözleşmelerinde otomatik yenileme hâlinde gelen mal ve hizmetler de özel incelemeyi gerektirir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun da tüketicilere benzer bir koruma sağlar. TBK md. 7 ile bu hüküm birlikte değerlendirildiğinde, tüketicilere karşı agresif pazarlama tekniklerinin kullanılamayacağı açıkça ortaya çıkar. Ayrıca 6502 sayılı Kanun çerçevesinde ticari iletişim ve istenmeyen iletiler bakımından özel idari yaptırımlar da öngörülmüştür. Reklam Kurulu ve Ticaret Bakanlığı uygulamada bu tür ihlallere idari para cezası uygulayabilmektedir.
Doktrinde madde 7’nin ortaya koyduğu ilke, tüketicilerin haksız sözleşme yükümlülüklerine karşı korunması amacıyla getirilmiş temel güvencelerden biri olarak değerlendirilir. Yargıtay kararlarında sipariş edilmemiş malın gönderilmesi durumunda alıcının tasarrufu, saklama masraflarının tahsili talebi, malın kullanılmış olması hâlindeki sonuçlar madde 7 çerçevesinde çözümlenmektedir. Günümüzün dijital pazarlama ortamında da bu düzenleme, abonelik tuzakları ve otomatik ürün gönderimleri gibi modern sorunlar karşısında yol gösterici olmaya devam etmektedir.
