TBK ▸ Madde 88

TBK 88. Madde

I. Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

II. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.

TBK 88. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 72 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 87 nci maddesinde, yasal faiz düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 72 nci maddesinde yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkrada, faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranının sözleşmede kararlaştırılmaması durumunda, bu oranın faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği öngörülmektedir. Faiz oranının, zaman içinde sıkça değiştirilebildiği göz önünde tutularak, temel bir kanun olan Türk Borçlar Kanununda sabit bir oranın belirtilmesi uygun görülmemiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, sözleşmede kararlaştırılacak yıllık faiz oranının, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamayacağı öngörülerek, bu emredici hükümle, uygulamada örnekleri sıkça görülen olağanüstü faiz oranları karşısında, borçluların korunması amaçlanmıştır.

Açıklama

TBK md. 88, faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranını ve sözleşme ile belirlenecek faize üst sınır getiren önemli bir hükümdür. İki fıkradan oluşan madde, faiz hesabında yasal ve iradi yaklaşımları dengeler ve yüksek faize karşı koruyucu bir sınırlama getirir. Düzenleme, borç ilişkilerindeki faiz uygulamasını hukuki kontrol altına alır.

Birinci fıkraya göre faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Bu kural iki aşamalı bir yaklaşım getirir. İlk aşama sözleşme iradesine öncelik verir; taraflar faiz oranını kararlaştırmışlarsa bu oran uygulanır. İkinci aşama yasal orana döner; sözleşmede oran belirlenmemişse mevzuatta yer alan yasal faiz oranı esas alınır.

Yasal faiz oranı çeşitli mevzuatlarda düzenlenmiştir. 3095 sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun" ana kaynaktır. Bu kanuna göre genel olarak yasal faiz oranı belirlenir ve Merkez Bankası politika faizi, enflasyon oranı gibi ekonomik göstergelere göre dönemsel olarak güncellenebilir.

Ticari işlerde avans faizi oranı (ticari temerrüt faizi) kural olarak yasal faiz oranından daha yüksektir. Bu oran TTK kapsamında düzenlenir ve Merkez Bankası tarafından açıklanır. Tüketici işlemlerinde ise tüketici kanunları özel oranlar öngörebilir.

Faiz borcunun doğduğu tarih önemlidir. "Yürürlükte olan mevzuat" bu tarihteki oranları gösterir. Faiz oranları zamanla değişebildiğinden doğuş tarihindeki oran uygulanır; sonraki değişiklikler kural olarak geriye yürümez.

Bu düzenleme yasal belirlilik sağlar. Taraflar özel bir anlaşma yapmamışlarsa hukuk boşluğu oluşmaz; mevzuattaki oran devreye girer. Bu, sözleşme boşluklarını doldurma tekniğinin yansımasıdır.

İkinci fıkra önemli bir üst sınırlama getirir: sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.

Bu kural taraflar arasında sözleşme özgürlüğünü sınırlar. Normalde taraflar faiz oranını serbestçe kararlaştırabilirler (sözleşme özgürlüğü, TBK md. 26). Ancak madde 88/2, bu serbestliğin sınırını yasal oranın %150’si olarak belirler.

Örnekle açıklayalım: Yasal faiz oranı yıllık %15 ise, taraflar sözleşmede en fazla %22.5 yıllık faiz kararlaştırabilir (15 × 1.5 = 22.5). Bunun üzerindeki oranlar kanun aşımı olur ve %22.5’lik üst sınıra indirilir.

Bu sınırlamanın amacı aşırı faize karşı zayıf tarafın korunmasıdır. Ekonomik güçsüz konumdaki borçlular, zor durumdan yararlanılarak çok yüksek faiz oranlarına razı olabilir. Kanun bu tür kötüye kullanımı engeller.

Yasağın yaptırımı karmaşıktır. Doktrinde farklı görüşler vardır: – Bir görüşe göre sınırı aşan oran geçersizdir; o kısım yok sayılır. – Başka bir görüşe göre faiz şartı tamamen geçersiz sayılır. – Baskın görüş, üst sınır kadar geçerli sayılması ve fazlasının indirilmesi yönündedir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulaması son görüş yönündedir; fazla kısım indirilir ve sınır kadar faiz uygulanır.

Sınırlama kapsamı önemlidir. Madde 88, akdi faizi düzenler. Temerrüt faizi için TBK md. 120 ve ilgili özel hükümler uygulanır. Ticari temerrüt faizi için TTK hükümleri gerekir. Ayrıca özel kanunlarda (kredi, sigortacılık, tüketici hukuku) öngörülen özel faiz düzenlemeleri önceliklidir.

Bileşik faiz (faizin faizi) uygulaması TBK md. 121 tarafından kısıtlanmıştır; kural olarak bileşik faiz yasaktır ancak bazı özel durumlarda (bankacılık, ticari cari hesap) kararlaştırılabilir.

Doktrinde madde 88, İslam hukukundan gelen riba (faiz) yasağının modern yorumu değildir; serbest piyasa ekonomisinde faiz yasağı değil, aşırı faize karşı koruma öngörür. Bu yaklaşım, ekonomik özgürlük ile zayıf tarafın korunmasını dengeler.

Uygulamada madde 88 çeşitli alanlarda etki eder. Bireysel kredilerde, ticari borçlarda, tüketici işlemlerinde faiz hesaplarında bu sınır gözetilir. Kredi kartı faizleri, bankacılık işlemleri, işletme kredilerinde kanunun üst sınırı dikkate alınır.

Yargıtay kararlarında üst sınırın aşılması durumunda ne yapılacağı, bileşik faiz hesabı, ticari işlerde özel rejim gibi meseleler madde 88 çerçevesinde ele alınmaktadır.

Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tbk-madde/madde-88/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık