TMK 101. Madde
(1) Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.
(2) Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.
(3) (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.: 2005/14, K.: 2008/92 sayılı Kararı ile.)
(4) Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.
TMK 101. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 73 üncü maddesini karşılamaktadır. 18 Birinci fıkrada, gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de vakıf kurabilecekleri (vakıf kurucusu olabilecekleri) açıkça ifade edilmiş; vakfın kurulmasının, sadece mal ve hakların özgülenmesi ile değil, “yeterli” mal ve hakların özgülenmesi ile olacağıvurgulanmıştır; yine vakfın tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olmasıniteliği de, vakfın tanımında bir unsur olarak belirlenmiştir. İkinci fıkrada, vakfedilecek malvarlığıdeğerleri arasında, bir malvarlığının bütünü, gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlügeliri, ekonomik değeri olan haklar da sayılmıştır. Üçüncüfıkrada, vakıflarda üyeliğin söz konusu olamayacağıesası getirilmiştir. Ülkemizde belirli dönemlerde söz konusu olabilen dernekleşme yerine vakıf kurma eğilimleri, böylece yeterli mal ve hakların belirli bir amaca özgülenmesinin aranması ve derneklerden farklı olarak vakıflarda üyelik olamayacağının öngörülmesi ile sınırlandırılmışolacak ve bu suretle dernek benzeri vakıflar kurulmasıdeğil, gerçek anlamda tarihi gelişimine ve işlevine uygun şekilde vakıf kurulmasıyolu, yasal güvence altına alınmışolmaktadır. Son fıkra ise, Anayasanın ilkeleri dikkate alınarak düzenlenmiştir.
Açıklama
TMK Madde 101, vakıf kavramını tanımlayan ve vakfedilebilecek değerler ile vakıf kurma yasaklarını belirleyen kurucu hükümdür. Birinci fıkraya göre vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Bu tanım vakfın üç temel unsurunu ortaya koyar: yeterli malvarlığının tahsisi, belirli ve sürekli bir amaç ile tüzel kişilik. Vakfın bir mal topluluğu olması, onu üyelik esasına dayanan dernekten ayırır; nitekim Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen üçüncü fıkra, vakıflarda üyelik olamayacağı esasını taşımaktaydı. Hüküm, vakıf senedinin içeriğini düzenleyen TMK Madde 106 ve kuruluş şeklini düzenleyen TMK Madde 102 ile birlikte vakıf hukukunun temelini oluşturur ve dernekleri düzenleyen hükümlerden ayrı bir rejim çizer.
Uygulama mekanizması bakımından madde, vakfedilebilecek değerlerin kapsamını geniş tutar. İkinci fıkraya göre bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü gelir veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir. Böylece yalnızca mevcut mallar değil, gelecekteki gelirler ve fikrî haklar gibi ekonomik değer taşıyan tüm değerler özgülemeye konu olabilir. Dördüncü fıkra ise vakıf kurma özgürlüğüne sınır getirir: Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz. Bu yasak, vakfın amacının hukuka ve ahlâka uygunluğunu zorunlu kılar; aksi hâlde kuruluş başvurusu reddedilir veya kurulmuş vakıf hakkında iptal yoluna gidilir.
Sonuçları itibarıyla amacı yasak kapsamına giren bir vakıf kurulamaz; özgülenen malvarlığı yeterli değilse veya amaç belirli ve sürekli değilse tüzel kişilik doğmaz. Yargıtay, vakfın amacının belirli ve sürekli olması ile özgülenen malvarlığının bu amacı gerçekleştirmeye yeterli bulunması gerektiğini, aksi hâlde vakfın kurulamayacağını kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: yalnızca belirli bir cemaat mensuplarına ekonomik destek sağlamayı amaçlayan bir vakıf senedi, TMK Madde 101’in dördüncü fıkrasındaki yasak kapsamına girdiğinden mahkemece tescil edilemez; buna karşılık tüm yoksul öğrencilere burs vermeyi amaçlayan ve yeterli taşınmaz tahsis edilen bir vakıf, belirli ve sürekli amaç ile yeterli malvarlığı unsurlarını taşıdığından geçerli biçimde kurulabilir. Böylece norm, vakıf kurma özgürlüğü ile kamu düzeni arasında denge kurar.
