TMK ▸ Madde 4
Madde 3
MADDE 4

III. Hâkimin takdir yetkisi

Madde 5

TMK 4. Madde

(1) Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

TMK 4. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 4 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığı 1984 tarihli Öntasarıdan alınmış, maddede yer alan “hak ve nısfetle hükmeder.” deyimi yerine, “hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.” deyimi kullanılmıştır. Gerçekten maddede yer alan sadece “hak ve nısfetle hükmeder” ifadesi hâ kimin önüne gelen olayda, hukuku bir tarafa bırakıp sadece hakkaniyeti gözetecekmiş gibi bir kanı uyandırmaktadır. Oysa hâ kim, takdir yetkisini kullanırken önce hukuka, daha sonra hakkaniyete göre karar vermek zorundadır.

Açıklama

TMK Madde 4, hâkimin takdir yetkisini düzenleyerek kanunun bu yetkiyi tanıdığı ya da durumun gereklerini veya haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini hükme bağlar. Bu düzenleme, dürüstlük kuralını koyan TMK Madde 2 ve hukukun kaynaklarını gösteren TMK Madde 1 ile birlikte Medenî Kanun’un başlangıç hükümlerinin omurgasını oluşturur. Madde, hâkime sınırsız bir serbestî tanımaz; takdir yetkisi önce hukuk çerçevesinde, ardından hakkaniyet ölçütüyle kullanılır. Kanun koyucu pek çok hükümde “uygun bir süre”, “hakkaniyete uygun tazminat” gibi esnek kavramlar kullanarak somut olayın özelliklerine göre çözüm üretilmesini hâkimin değerlendirmesine bırakmıştır.

Uygulamada hâkim, takdir yetkisini kullanırken keyfî davranamaz; kararını nesnel ölçütlere, olayın somut koşullarına ve tarafların menfaat dengesine dayandırmak zorundadır. Örneğin TMK Madde 174 uyarınca boşanmada manevî tazminat miktarı, TMK Madde 4’e dayanılarak tarafların ekonomik durumu, kusur derecesi ve olayın ağırlığı gözetilerek hakkaniyetle belirlenir. Aynı şekilde nafaka miktarının saptanması, ortak velâyet veya kişisel ilişki düzenlemesi gibi pek çok aile hukuku kararında hâkim bu yetkiyi kullanır. Takdir yetkisinin sınırı, gerekçe gösterme zorunluluğudur; hâkim, hangi olguları ve ölçütleri dikkate alarak sonuca vardığını kararında açıkça ortaya koymak ve denetlenebilir bir muhakeme sunmak durumundadır.

Takdir yetkisinin hukuka ve hakkaniyete aykırı kullanılması, kararın bozulma sebebi oluşturur; çünkü bu yetki keyfîliğe değil, gerekçeli ve dengeli bir değerlendirmeye dayanmalıdır. Yargıtay içtihatları, hâkimin takdir hakkını kullanırken eşitlik, nesnellik ve hakkaniyet ilkelerine uymak zorunda olduğunu, takdirin denetime elverişli biçimde gerekçelendirilmesi gerektiğini vurgular. Örneğin trafik kazası sonucu yaralanan bir kişiye hükmedilecek manevî tazminatta hâkim, zararın ağırlığını, tarafların kusur oranını ve ekonomik durumlarını tartarak makul bir miktar belirler; çok düşük veya fahiş bir tutar takdir edilmesi halinde karar, hakkaniyete aykırılık nedeniyle bozulur. Böylece takdir yetkisi, hukukun esnekliği ile öngörülebilirliği arasında denge kuran bir araç işlevi görür.

Madde 3
MADDE 4

III. Hâkimin takdir yetkisi

Madde 5