TMK ▸ Madde 471

TMK 471. Madde

(1) (Değişik:2/3/2024-7499/8 md.) Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

(2) Hapis hâlinin devamı süresince aşağıdaki şartların varlığı hâlinde vesayet sona erdirilebilir:

1. Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması,

2. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.

TMK 471. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 415 inci maddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi çıkarılmıştır. Yürürlükteki maddenin birinci cümlesini karşılayan, yeni düzenlemede, özgürlüğübağlayıcıbir cezaya mahkûmiyet sebebine dayanan kısıtlılık hâlinin, kişinin hapis hâlinin sona ermesiyle yani cezasınıçekmek veya şartlısalıverilme yoluyla cezaevinden çıkmasıyla birlikte kendiliğinden kalkacağıöngörülmüştür. Yürürlükteki 415 inci maddenin yeni düzenlemeye alınmayan ikinci cümlesi geçici veya şartlıolarak salıverilmenin vesayet hâlini ortadan kaldırmayacağınıöngörmektedir. Bu hüküm iki açıdan isabetli değildir. Öncelikle, bir kişinin şartla olsa bile salıverilmesine rağmen, kısıtlılık hâlinin devam ettiğini ve dolayısıyla fiil ehliyetinin tam olmadığınıkabul etmek bir çelişkidir. Kişi salıverildiği yani özgür kılındığıhâlde, vesayet hâlinin devam ettiğini kabul etmek özgürlüğübir başka açıdan kısıtlamaktır. Kişi salıverildiği hâlde vesayet hâlinin hâlâdevam ettiği kabul edilecek olursa, bundan haberdar olmayan iyiniyetli üçüncükişiler bu hüküm dolayısıyla mağdur olabileceklerdir. Şartla salıverilmesine rağmen, bunu gizleyerek iyiniyetli üçüncükişilerle hukukîişlem yapan kişinin, bu işlemi kendi yararına görmediği durumda “kısıtlılık hâlinin devam ettiği” iddiasıyla hukukîişlemin ehliyetsizlik nedeniyle iptalini istemesi haksız sonuçlar doğurabilecektir.

Açıklama

TMK Madde 471, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlanmış kişiler üzerindeki vesayetin sona ermesini düzenler ve 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla önemli ölçüde değiştirilmiştir. Birinci fıkraya göre, mahkûmiyet nedeniyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu hüküm, hükümlülüğe bağlı kısıtlamayı düzenleyen TMK Madde 407 ile doğrudan bağlantılıdır. Maddenin gerekçesinde, eski 415. maddenin geçici veya şartlı salıverilmenin vesayeti kaldırmayacağına ilişkin ikinci cümlesinin yeni düzenlemeye alınmadığı; çünkü salıverilen kişinin hâlâ kısıtlı sayılmasının özgürlüğü başka açıdan kısıtlayacağı ve iyiniyetli üçüncü kişileri mağdur edebileceği vurgulanmaktadır.

Uygulama mekanizması bakımından madde, 2024 değişikliğiyle hapis hâlinin devamı sırasında dahi vesayetin sona erdirilebilmesine olanak tanıyan kademeli bir sistem getirmiştir. İkinci fıkraya göre, hapis süresince iki ayrı şart altında vesayet sona erdirilebilir. Toplam beş yıldan az hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararlarında, kişinin istemde bulunması yeterlidir; burada kişinin talebi belirleyicidir. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararlarında ise yalnızca istem yetmez; ayrıca kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin de ortadan kalkmış olması aranır. Böylece daha kısa cezalarda kişinin iradesine ağırlık verilirken, daha ağır cezalarda koruma ihtiyacının fiilen sona ermiş olması koşulu eklenmiştir. Vesayet makamı, talep üzerine bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirerek karar verir.

Birinci fıkra uyarınca hapis hâli hukuka uygun biçimde sona erdiğinde vesayet kendiliğinden kalktığından, kişinin ehliyetini geri kazanması için ayrı bir karara gerek yoktur; bu, salıverilen kişiyle işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişileri de korur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, hükümlülüğe bağlı kısıtlamanın cezanın infazıyla sıkı sıkıya bağlı olduğu ve hapis hâli sona erince kısıtlılığın da son bulacağı vurgulanmaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: yedi yıl hapis cezasıyla kısıtlanan bir hükümlü, cezasını çekip tahliye olduğunda vesayet kendiliğinden ortadan kalkar. Aynı kişi infaz devam ederken malvarlığının korunması ihtiyacının kalmadığını, mallarını yönetebilecek durumda olduğunu ileri sürerek, beş yıl ve üzeri ceza için aranan koşulları ispatladığı takdirde, hapis hâli sürse dahi vesayetin sona erdirilmesini vesayet makamından isteyebilir.