TMK 478. Madde
(1) Atamanın ilân edilmiş olması veya vesayet makamının gerekli görmesi hâllerinde, kayyımlığın sona erdiği de ilân olunur.
TMK 478. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 422 nci maddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmış, maddedeki “sulh hâkimi” yerine doğru olarak “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 478, kayyımlığın sona ermesinin ilân edilmesini düzenler. Hükme göre, kayyımın atanması ilân edilmişse veya vesayet makamı gerekli görürse, kayyımlığın sona erdiği de ilân olunur. Bu düzenleme, kayyım atanmasının ilânına ilişkin kurallarla simetri içindedir; nasıl ki atama belirli hâllerde üçüncü kişilerin bilgilenmesi için ilân ediliyorsa, görevin sona ermesi de aynı şekilde kamuya duyurulmalıdır. Hüküm, kayyımlığın sona erme hâllerini düzenleyen TMK Madde 477 ile doğrudan bağlantılı olup onun tamamlayıcısı niteliğindedir. Maddenin gerekçesinde, eski Kanunun 422. maddesini karşıladığı ve maddedeki ‘sulh hâkimi’ deyiminin yerine, görevin gerçek sahibi olan ‘vesayet makamı’ deyiminin doğru biçimde kullanıldığı özellikle belirtilmektedir.
Uygulama mekanizması bakımından ilânın işlevi, üçüncü kişilerin korunmasıdır. Bir kişiye temsil veya yönetim kayyımı atandığı ilân edilmişse, o kişiyle hukuki işlem yapacak üçüncü kişiler kayyımın yetkisine güvenerek hareket eder. Kayyımlık sona erdiğinde bu durum ilân edilmezse, üçüncü kişiler kayyımın hâlâ yetkili olduğunu sanarak işlem yapma ve mağdur olma riskiyle karşılaşır. İşte bu nedenle, atama ilân edilmişse sona erme de zorunlu olarak ilân edilir. Vesayet makamı, atama ilân edilmemiş olsa bile, işin niteliği veya üçüncü kişilerin korunması gereği nedeniyle sona ermenin ilânını gerekli görebilir. İlân, ilgili sicillere ve uygun görülen yayın araçlarına yapılarak durumun aleniyet kazanması ve yetki karışıklığının önlenmesi sağlanır.
Kayyımlığın sona ermesinin gereken hâllerde ilân edilmemesi, iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin sonuçlar doğurur; görünüşe güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişinin durumu TMK Madde 3’teki iyiniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi kararlarında, vesayet organlarının yetkisindeki değişikliklerin aleniyetinin üçüncü kişilerin korunması bakımından önem taşıdığı vurgulanmaktadır. Somut bir örnek: gaipliği muhtemel bir kişinin mallarını yönetmek üzere atanan ve atanması ilân edilen yönetim kayyımının görevi, kişinin geri dönmesiyle sona erer; bu sona erme ilân edilmezse, kayyımı hâlâ yetkili sanan bir alıcı onunla taşınmaz satış sözleşmesi yapabilir. Sona ermenin ilânı, bu tür yetkisiz işlemlerin ve hak kayıplarının önüne geçer.
