TMK 634. Madde
(1) Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır.
(2) Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, belirtilen süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri istenir.
(3) Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır.
(4) Tasfiye memuru, göreviyle ilgili işlerini sulh mahkemesinin gözetim ve denetimi altında yürütür. Mirasçılar ve tereke alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette bulunabilirler.
TMK 634. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 574 üncü maddesini karşılamaktadır. Konular bakımından madde dört fıkra hâ linde düzenlenmiş ve üçüncüfıkrada terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmişse, resmî tasfiyenin bu deftere göre yapılacağınıbelirten yeni bir hükme yer verilmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi dördüncüfıkra hâ line getirilmiştir. Bu fıkrada yürürlükteki metinde yer almayan şikayet süresine yer verilmiş, bu süre yedi gün olarak kabul edilmiştir. Böylece İcra ve İflâ s Kanununun 16 ncı maddesinde öngörülen benzer şikâ yet süresi ile paralellik sağlanmıştır.
Açıklama
TMK m.634, usul başlığı altında mirasçıların mirasın reddi ve resmî defter tutulmasının işleyişinde önemli bir düğüm noktasını düzenlemektedir. Maddenin açılış cümlesi — “Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır.” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 3 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 574. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece mirasçıya, tereke üzerinde sorumluluk üstlenip üstlenmeyeceği konusunda bilinçli seçim imkânı sağlayan koruma bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 4 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır.” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından ve borçlularından, beli…” kuralını içermekte; Üçüncü fıkra “Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî tasfiye bu deftere göre yapılır.” kuralını içermektetir. Kalan 1 fıkra konunun usul, istisna ve sonuçlarını tamamlar. Fıkraların birlikte okunması, terekenin borca batık olup olmadığı, sulh hâkimliğine başvuru, üç ay süre, defter tutma bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 605-639, İcra ve İflas Kanunu m.178-179, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Noterlik Kanunu ile bir bütün halinde uygulanır. usulna ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 634. maddeyi değil, TMK 605 (reddin süresi), 606 (usul), 612 (borca batık tereke), 616 (red beyanı), 619 (resmî tasfiye) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 634. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında, usul konulu davalarda maddenin koruduğu menfaatin niteliğine göre değerlendirme yapılmaktadır. Kararlarda öne çıkan ortak ölçüt; iddianın somut olayda maddenin unsurlarını tam karşılayıp karşılamadığı ve karşı tarafın savunmasının hakkaniyete uygun olup olmadığıdır. Hak düşürücü sürelerin re’sen gözetileceği, zamanaşımının ise ileri sürülmesi halinde değerlendirileceği de yerleşik kabul görmektedir.
Pratik açıdan 634. madde, hem dava açılırken hem de savunma kurulurken dikkatle işlenmelidir. usul iddiasının unsurları dilekçede sistematik biçimde sunulmalı; her unsur için hangi delile başvurulacağı HMK m.194 çerçevesinde açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın savunmasında kullanabileceği def’iler (zamanaşımı, ifa, takas, dürüstlük kuralı) önceden öngörülmeli; bilirkişi incelemesi gerektiren hususlar için usulüne uygun talep açılışta yapılmalıdır. Bu metodolojik titizlik, mirasçıların mirasın reddi ve resmî defter tutulması alanındaki davaların öngörülebilir biçimde sonuçlanmasına hizmet eder.
Son değerlendirmede usul kapsamındaki davalarda başvurulacak yöntem şu üç aşamadan oluşur: ilk olarak maddenin sözünden hareketle hükmün kapsamı belirlenir; ardından sistematik konum ve komşu hükümler (TMK 605 (reddin süresi), 606 (usul), 612 (borca batık tereke), 616 (red beyanı), 619 (resmî tasfiye)) ışığında yorum yapılır; son olarak da somut olayın koşulları hakkaniyet süzgecinden geçirilir. Bu aşamalı yaklaşım, Yargıtay’ın bozma sebeplerinden birini —maddenin dar veya geniş yorumu— ortadan kaldırır. Avukat ve hâkim için ortak nokta; maddenin lafzına sadık kalırken özünden uzaklaşmamak, öz adına lafzı bertaraf etmemektir.
